11. Hukuk Dairesi 2009/3988 E. , 2010/10295 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.10.2008 tarih ve 2008/94-2008/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma
**11. Hukuk Dairesi 2009/3988 E. , 2010/10295 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.10.2008 tarih ve 2008/94-2008/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankanın İstanbul Kumkapı Şubesi' nde 24.03.1992 tarihinde 409,00USD ve 08.12.1992 tarihinde 1.352,00 USD yatırarak mevduat hesabı açtırdığını, daha sonra askere gittiği için uzun süre bankaya uğramadığını, ancak askerlik sonrası bankaya gittiğinde kendisine 17.05.1994 tarihinde hesabın kapatıldığının söylendiğini, oysa kendisinin para çekmediğini ileri sürerek, toplam 1.761,00 USD'nin karşılığı 2.310,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, bilirkişi raporu alınarak, tarafların müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, güven kurumu olan davalı bankanın imza karşılığı ve hesap cüzdanının ibrazı ile çekilen para işlemleri sırasında davacının imzası ile parayı çeken kişinin imzasını dikkatlice karşılaştırması, hesap kapatıldığından hesabı kapatanın hüviyetini de incelemesi gerektiğinden % 50 oranında kusurlu olduğu, davacının ise hesap cüzdanını özenle saklamadığı, paranın ise hesap cüzdanı ile çekildiği sabit olduğundan % 50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.685,40 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında üçüncü kişiye ödenmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Bu durumda, mahkemece, hüviyet kontrolü yapmayan, ödeme yaparak imza kontrolü yapmaksızın hesabı kapatan ve güven kurumu olan davalı bankanın kusur oranının, hesap cüzdanını özenle saklamayan davacıdan daha fazla olacağı nazara alınmak suretiyle, bilirkişi heyetinden kusur oranına ilişkin ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 3-Kabule göre, dava kısmen kabul edildiğine göre, kendisine vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bu yönde karar verilmeyip, davalı yararına iki defa vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 40,27 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.