İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 23.06.2015 tarihli ön sözleşme ile davalı adına kayıtlı Nevşehir- Ürgüp ilçesi Sivritaş Mahallesinde bulunan ...ada ... parselde kayıtlı bulunan fabrika tesis ve arsanın içinde bulunan makine teçhizât ve ekipmanların 3.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1693 KARAR NO : 2025/1584 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2022 NUMARASI : 2020/151 Esas 2022/401 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/02/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 23.06.2015 tarihli ön sözleşme ile davalı adına kayıtlı Nevşehir- Ürgüp ilçesi Sivritaş Mahallesinde bulunan ...ada ... parselde kayıtlı bulunan fabrika tesis ve arsanın içinde bulunan makine teçhizât ve ekipmanların 3.200.000-USD karşılığında 28.07.2015 tarihinde müvekkili şirkete devrinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde ödemenin 200.000-USD'lik kısmının 15.07.2015 tarihine kadar kapora olarak ödeneceğinin belirtildiğini, ancak kaporanın ödeme günü geldiğinde davalının ödemenin bekletilmesini talep ettiğini, tarafların imzaladıkları ticari ön sözleşme, davalının kusuru nedeniyle gerçekleştirilemediğinden 16.09.2015 tarihinde taraflarca bu kez gayrimenkul devir sözleşmesi ön protokolü düzenlendiğini, protokolün 2. maddesinde satış bedelinin vergiler ve harçlar hariç net 3.200.000-USD olduğu, alıcının tapu devri öncesinde en geç 16.10.2015 tarihine kadar 300.000-USD bedelli kaporayı toplam satış bedelinden düşmek kaydıyla ödeyeceği, kalan 2.900.000-USD'nin ise en geç 15.03.2016 tarihine kadar ödeneceğinin belirtildiğini, ödemenin yapılacağı hesabı belirlemek için 14.10.2015 tarihli ek protokol imzalandığını, müvekkili şirketin ek protokolde belirtilen hesaba 23.12.2015 tarihinde 60.000-Euro, 20.01.2016 tarihinde ise 234.450-USD ödeme yaptığını, bu ödemelerden sonra tarafların 18.05.2016 tarihinde tekrar bir araya gelerek ek bir protokol daha imzaladıklarını, müvekkili şirketin 18.05.2016 tarihli ek protokolde belirtilen ödeme günü geldiğinde satış bedelinin kalan kısmını ödemek için davalı şirket ile iletişime geçtiğinde, protokole konu taşınmazın ve menkullerin devrinin yapılamayacağını öğrendiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini, ancak davalının aldığı parayı iade etmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul 35. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye riayet etmesine rağmen davalının kusuru nedeniyle maddi kayba uğradığını, müvekkilince davalıya ödenen para kapora niteliğinde olduğundan sözleşmenin yerine getirilmediği veya sözleşmenin şekil şartı noksanlığı nedeniyle geçersiz sayıldığı durumlarda iade edilmesinin gerektiğini, taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin resim şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı ödenen paranın iadesi gerektiğini, sözleşmeye dayalı alacakta zamanaşımı süresi 10 yıl olup alacağın zamanaşımına uğramadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında düzenlenen sözleşmede davacının asli edim yükümlülüklerinin 16.10.2015 tarihine kadar 300.000-USD kaparo ödemek, tapu devrinden evvel 06.11.2015 tarihine kadar 2.900.000-USD teminat mektubu teşlim etmek, 15.03.2016 tarihine kadar teminat mektubunu geri alma karşılığında 2.900.000-USD ödeme borcunu ifa etmek olduğunu, bu edimlerini yerine getirmeden müvekkilinden tapu devrini talep edemeyeceğini, ancak davacının ekonomik olarak darboğaza girdiğini ve temerrüte düştüğünü, devam eden süreçte davacı şirketin müvekkili şirkete 23.12.2015 tarihinde 60.000-Euro ve 20.01.2016 tarihinde 234.450-USD ödediğini, gecikmiş ifa karşısında müvekkili şirketin iyi niyetli bir davranış sergileyerek ön protokolün 2.2 maddesi gereği kaporayı irat kaydedip akdi sona erdirme yerine davacıyı zor duruma düşürmemek adına 21.01.2016 tarihinde imzalanan ek protokolde müvekkili şirket tarafından, davacı şirketin ifa etmekle yükümlü olduğunu ancak ifa edemediği 06.11.2015 tarihine kadar 2.900.000-USD teminat mektubunu teslim etme borcunun ifasından vazgeçildiğini ve 15.03.2016 olan 2.900.000-USD ödeme borcunun vadesinin 30.03.2016 olarak tadil edildiğini, buna göre davacının 30.03.2016 tarihine kadar 2.900.000-USD ödeme borcunu ifa etmeden müvekkili şirketten tapu devrini talep edemeyeceğini, ayrıca ön protokolün 2.2. maddesinin son paragrafında belirtilen kaporanın hiçbir koşulda davacıya iade edilmeyeceği hususunun 21.01.2016 tarihli ek protokolün "hükümler" başlığının 1. maddesinde de vurgulandığını, ancak davacının 30.03.2016 tarihine kadar ödeme borcunu ifa edemeyerek temerrüte düştüğünü, imzalanan 18.05.2016 tarihli protokolde alıcı tarafından satış işlemlerinin geciktirildiği ibaresi ile devrin davacının kusuru yüzünden gerçekleştirilemediğinin belirtildiğini, davacının sözleşmenin şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu iddiasının dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, şekil noksanlığına bilerek sebep olan tarafın daha sonra bu eksikliğe dayanarak sözleşmenin butlanını talep edemeyeceğini,alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 23.06.2015 tarihinde, davalının maliki olduğu fabrika tesis, arsa ve içindeki makine ve ekipmanların 3.200.000-USD karşılığında satışına ilişkin ticari ön sözleşme imzalandığı, satışa ilişkin koşul ve şartların belirlenmesi için 16.09.2015 tarihli ön protokol imzalanmış olup, bu protokolün 2. maddesinde 16.10.2015 tarihine kadar 300.000-USD kapora ve geriye kalan 2.900.000-USD bedelini 15.03.2016 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı ve kapora bedelinin her ne suretle olursa olsun alıcıya iade edilmeyeceğinin kararlaştırıldığı, 14.10.2015 tarihinde ek protokol imzalandığı, daha sonrasında alıcı olan davacı tarafça 23.12.2015 tarihinde 60.000-Euro ve 20.01.2016 tarihinde 234.450-USD ödeme yapıldığı, taraflarca 21.01.2016 tarihinde yeniden bir ek protokol imzalanmış olup, bu protokolün 1. maddesinde, kapora/ön ödemenin alıcı tarafından tamamen ödendiği, alıcının her ne suretle olursa olsun kaporanın kendisine iade edilmeyeceğini açık iradesi ile taahhüt ettiği hususlarının hüküm altına alındığı, taraflarca 18.05.2016 tarihinde 3. ek protokol imzalandığı ve bu protokolün 2. maddesinde, 300.000-USD olarak belirlenen kapora bedelinin alıcı tarafından satış işlemlerinin geciktirilmesi nedeniyle 600.000-USD bedele yükseltildiği, bu bedelin cayma akçesi kapsamında kabulü ile alıcıya geri iade edilmeyeceğinin taahhüt edildiği, davacı tarafın, taşınmaz devrine ilişkin sözleşmenin şekle aykırılık nedeniyle kesin hükümsüz olup, kaporanın iade edilmesi gerektiğini öne sürdüğü, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, hem taşınmaz hem taşınır satışına ilişkin karma bir sözleşme olduğu, taşınmaz devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerekmekte olup, taraflar arasında yapılan sözleşme adi yazılı şekilde imzalanmış olduğundan şekle aykırılık söz konusu ise de, tarafların 23.06.2015 tarihinde sözleşmeyi imzaladıktan sonra 16.09.2015, 14.10.2015, 21.01.2016 ve 18.05.2016 tarihlerinde sözleşmenin eki olarak imzaladıkları ön ve ek protokollerle sözleşmeyi ayakta tutmaya çalıştıkları, 18.05.2016 tarihli ek protokolde "alıcının satış işlemlerini geciktirmesi" nedeniyle cayma akçesinin yükseltildiğinin taraflarca açıkça beyan edildiği ve herhangi bir ihtirazi kayıt dercedilmediği, buna göre sözleşmede üzere düşen yükümlülüğü yerine getirmeyen davacı taraf olup, şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, Yargıtayın yerleşik içtihatları ile sabit olduğu üzere hakkın kötüye kullanımının, şekle aykırılığı ileri sürme hakkı yönünden bir sınır oluşturduğu, somut olayda davacı tarafın, şekle aykırılığı bile bile sözleşmeyi ve protokolleri imzaladığını, ön ödemeyi gerçekleştirdiği, fakat bakiye ödemeleri yapamayarak satış işlemlerini geciktirdiği için yani kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getiremediğinden şekle aykırılığa dayanmakta olup, açıkça hakkın kötüye kullanımının söz konusu olduğu, hukuken şeklin koruyucu etkisinin somut davada uygulanamayacağı, sözleşmenin geçerli olduğu ve gerek sözleşme gerekse protokollerde açıkça beyan ve taahhüt edildiği üzere cayma akçesinin iade edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemece hukuki değerlendirme gerektiren konuda bilirkişi raporu alınmasının ve hukuki görüş bildiren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, taşınmaz devrini içeren sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, tarafların tacir olmasının, sözleşmeyi resmi şekilde yapmaya gerek duymamasının veya sözleşmeyi hazırlamak için uzun bir süre görüşme yapmalarının, kanunda açıkça belirtilen şekil şartını ortadan kaldırmayacağını, taşınmaz devrini içeren adi yazılı sözleşmeler geçersiz olduğundan, tarafların aldıklarını iade etmek zorunda olduğunu,şekle aykırı sözleşmede, tarafların edimlerini kısmen ifa etmelerine rağmen, geri kalan kısmı ifaya hazır değillerse, kısmen ifa ettikleri edimlerin iadesini isteyebilmeleri gerektiğini, bu bağlamda şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığını, müvekkili şirket tarafından taşınmaz devri için kapora bedeli ödendiği, taşınmazın davalı tarafından devredilmediği, TBK'nın 177. maddesi gereği müvekkili tarafından ödenen bedelin koşulsuz iadesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taşınmaz ve taşınır satışına ilişkin adi yazılı sözleşme kapsamında ödenen kaporanın iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında, davalıya ait taşınmaz ile üzerindeki fabrika tesislerinin 3.200.000-USD bedelle davacıya satışına ilişkin 23.06.2015 tarihli ön sözleşme, 16.09.2015, 14.10.2015, 21.01.2016 ve 18.05.2016 tarihli ek protokoller düzenlendiği, sözleşme ve ek protokoller kapsamında davacı tarafça davalıya 23.12.2015 tarihinde 60.000-Euro ve 20.01.2016 tarihinde ise 234.450-USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. 23.06.2015 tarihli ön sözleşmede; toplam satış bedeli 3.200.000-USDnin taşınmazın tapuda devrini takiben aynı gün 28.07.2015 tarihinde davalıya ödeneceği, 200.000-USDnin 15.07.2015 tarihine kadar kapora olarak ödeneceği, davacının satış tarihinde kalan bakiyeyi ödememiş olması halinde ödemiş olduğu kapora bedelinin satıcı davalıda kalacağı ve alıcının kapora üzerinde hak beyan etmeyeceği düzenlenmiştir. 16.09.2015 tarihli ön protokolde;tapu devrinin en geç 06.11.2015 tarihinde yapılacağı, alıcının tapu devri öncesi en geç 16.10.2015 tarihine kadar 300.000-USD kaporayı satış bedelinden düşmek kaydıyla ödeyeceği, kalan 2.900.000-USD'nin ise en geç 15.03.2016 tarihine kadar ödeneceği, alıcının kaporanın her koşulda iade edilmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, tapu devrinin 2.900.000-USD tutarlı, süresiz veya30.03.2016 tarihinden önce olmayacak şekilde süreli teminat mektubunun satıcıya teslimi ile yapılacağı ve satışın en geç 06.11.2015 tarihine kadar yapılacağı, alıcının teminat mektubu tutarını 15.03.2016 tarihine kadar satıcının hesabına nakit yatıracağı,yatırılması halinde satış esnasında teminat mektubunun alıcıya iade edileceği belirtilmiştir. 21.01.2016 tarihli ek protokolde; ön protokolde belirtilen ve 16.10.2015 tarihinde yapılması kararlaştırılan kapora ödemesinin 21.01.2016 tarihi itibariyle yapıldığı, alıcının kaporanın her ne surette olursa olsun kendisine iade edilmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, yine ön protokolde 06.11.2015 olan satış tarihinin 30.03.2016 olarak tadil edildiği, 30.03.2016 tarihinde alıcının 2.900.000-USD bakiye ödeme yaptığında satışın yapılacağı kararlaştırılmıştır. Son olarak imzalanan 18.05.2016 tarihli ek protokolde; ön protokolde 300.000-USD olarak belirlenen kaporanın 600.000-USD'ye yükseltildiği, bu bedelin cayma akçesi kapsamında kabulü ile her ne surette olursa olsun alıcıya iade edilmeyeceği, alıcının 300.000-USD bakiye kapora bedelini en geç 20.05.2016 tarihinde ödeyeceği, daha önce 06.11.2015 olarak belirlenip 30.03.2016 tarihine ertelenen satış tarihinin bu kez 24.06.2016 olarak belirlendiği, bu tarihte alıcının bakiye 2.600.000-USD bedeli nakit ödemesini takiben satışın yapılacağı, ön protokol ve ek protokol ile belirlenen ve alıcı tarafından taahhüt edilen yükümlülüklerin ihlali halinde satıcının cayma akçesine ilişkin haklarının saklı olduğu, 24.06.2016 itibariyle satışın gerçekleşmemesi halinde 600.000-USD'nin satıcı lehine irat kaydedileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından; taraflarca imzalanan ilk sözleşmede belirlenen kapora bedelini davacının ödeyemediği, bu nedenle ödeme ve tapu devir tarihlerini ileri tarih olarak düzenleyen ön protokolün düzenlendiği, davacının ödemelerini yapamaması nedeniyle tarafların sözleşmeyi ayakta tutma çabasıyla imzaladıkları protokoller ile sürekli olarak davacının ödeme ve sonrasındaki tapuda satış tarihini öteledikleri, sonuçta davacı ödeme yapamadığından satışın gerçekleşmediği sabittir. Davacı tarafça satışın davalının kusuru nedeniyle gerçekleşmediği ileri sürülmüş olsa da, davalının kusuruna ilişkin delil ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça, sözleşme ve eki protokollerin şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle davalı tarafa ödenmiş olan bedelin iade edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller, taşınmaz satışını da içermesine rağmen resmi yazılı şekle uyulmadan yapılmıştır. Kanunda öngörülen resmi şekle riayet edilmeden yapılan sözleşmeler geçersiz olmakla birlikte, bu noktada hak sahibi olan davacı tarafından sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Şekle aykırılığı ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilebilmesi için, somut olaya göre değişmekle birlikte karşı tarafın kendi borcunu ifa edip etmediği araştırılmalıdır. Eldeki davada davalı tarafça yüklenilen tek edim, davacının ön sözleşme ve protokoller ile belirlenen kapora ödemesi ve teminat mektubu verilmesi gibi edimlerini yerine getirmesi halinde taşınmazın tapuda resmi devrini gerçekleştirerek taşınmazı davacıya teslim etmekten ibarettir. Davacının süresinden sonra olsa da ek protokoller ile ertelenen ön ödemeyi yaptıktan sonra da bakiye satış bedelini ödemediği sabittir. Davacının ödeme yapamamasına rağmen taraflar her defasında bir araya gelerek yeni ödeme ve satış takvimi belirlemiş,sözleşmeyi ayakta tutmaya çalışmıştır. Bu durumda geçersiz olduğunu bilerek tapu devrini içeren adi yazılı sözleşme ve protokolleri imzalayan davacının, kendi edimlerini yerine getirmedikten sonra bu kez sözleşme ve protokollerin geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle, sözleşme ve ek protokollerde açıkça belirlenip davacı alıcı tarafından da kabul edildiği üzere, davacı tarafından davalıya ödenmiş olan dava konusu bedellerin, davacıya iadesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025