11. Hukuk Dairesi 2013/5841 E. , 2013/12341 K. MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN ASIL DAVADA DAVALI-BİRLEŞEN BİRLEŞEN DAVADA Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2010 gün ve 2007/43-2010/66 sayılı kararı bozan Daire’nin 30/10/2012 gün ve 2010/12162-2012/16915 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı - birleşen davada davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi iste…
**11. Hukuk Dairesi 2013/5841 E. , 2013/12341 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN ASIL DAVADA DAVALI-BİRLEŞEN BİRLEŞEN DAVADA Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2010 gün ve 2007/43-2010/66 sayılı kararı bozan Daire’nin 30/10/2012 gün ve 2010/12162-2012/16915 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı - birleşen davada davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, kimyevi maddelerin üretimi alanında faaliyet gösteren müvekkilinin ‘EUROKİM’ ibareli tescilli markanın sahibi olduğunu, ortağı Süleyman Kaya ile davalının hakim ortağı ...’in yakın ticari ilişkilerinin bulunduğunu, müvekkili ortağının sahibi olduğu iki ayrı şirketteki hisselerini davalının anılan ortağına devir ettiğini, kimyevi maddelerle ilgili olarak davalı şirketi kurmaya karar verdiklerini, davacı şirketin varlığı ve haksız rekabet olmaması düşüncesiyle ilk etapta müvekkili şirketin ortağının davalı şirkette ortak görünmediğini, müvekkili şirketin tasfiyesine kadar ortaklığının ertelendiğini, %1 pay sahibi ortağın kayın biraderi, %99 pay sahibinin ise davalı şirketin belirtilen ortağı olacak şekilde faaliyete geçirildiğini, davalının kiraladığı taşınmaza müvekkili ortağı Süleyman Kaya’nın kefil olduğunu, genel koordinatörlük ve satış görevini üstlendiğini, Konya Şubesinin müdürü bulunduğunu, yüksek miktarlı kredinin tek kefili olduğunu, İran’da da faaliyet gösterecek şirketi kurduklarını, ortak olduklarını, ücretsiz şekilde müvekkili şirketin tüm değerlerinin davalı şirkete intikal ettirildiğini, davalı şirketin ortağı Şadi Gündoğan Tuncer’in hilesine maruz kaldığını, İran’daki şirketin faaliyet göstermediğini, müvekkili markasının, önceden müvekkilde çalışan, sonradan davalı nezdinde çalışmaya başlayan, istifaya zorlanan ve ancak sosyal hakları verilmeyen Ayşe Yüce’nin alacaklarına karşı devir edildiğini ileri sürerek, bu devir sözleşmesinin hile nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının markasını usulüne uygun şekilde müvekkiline devir ettikten sonra dava dışı kişiye devir ettiğini, davacı ve akidine karşı dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait markayı 30.06.2003 tarihinde bedelini ödeyerek devir aldığını, tescil için başvurduğunda aynı markayı diğer davalıya tekrar devir ettiğinin ortaya çıktığını, devir alan davalının, devir eden davalı şirketin çalışanı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiyi bildiğini, zarar vermek amacıyla bu sözleşmenin yapıldığını, müvekkilinin devirden sonra markayı kullandığını açıklayarak, taraflarca yapılan muvazaalı devrin iptaline, müvekkili adına tesciline, 10.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, aralarında uyuşmazlık konusu marka dahil müvekkilinin tüm mal varlığının davacının yetkilisinin hilesiyle ele geçirildiğini, bu yönüyle dava açıldığını, iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, ‘EUROKİM’ ibareli markanın davacı-birleşen davanın davalısı adına tescilli olduğu, 30.06.2003 tarihinde yetkili müdürü tarafından davalı-birleşen davanın davacısı şirkete noter vasıtasıyla devir edildiği, yine aynı markanın davacı-birleşen davanın davalısı tarafından TPE’de tescil edilmemesi nedeniyle 07.03.2006 tarihinde birleşen davanın davalıs...ye noterde tekrar devrinin yapıldığı, ilk devirden sonra devir alan davalı-birleşen davanın davacısının markayı kullanmaya başladığı, ikinci devir sözleşmesinde markayı devir alan daval...nin devir eden şirkette çalıştığı, 2005 yılında işten ayrıldığı, 2003 yılındaki devirden haberdar olduğu, ticari faaliyetinin bulunmadığı, markayı kullanmadığı, maddi tazminat isteminin atiye bırakıldığı, markanın devrinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu, devrin sicile işlenmesinin kurucu olmadığı, davacı-birleşen davanın davalısı şirketin yetkilisinin yaptığı devrin TTK’nun 556. ve 321. maddeleri kapsamında kaldığı, markanın şirketin tek malvarlığı kabul edilemeyeceği, demirbaşları, şubeleri v.s değerlerinin bulunduğu, markanın mülkiyetinin 30.06.2003 tarihi itibariyle davalı-karşı davacı şirkete geçtiği, ikinci devir alanın iyiniyetli kabul edilemeyeceği, devrin 2003 yılında yapıldığı, davanın 2007 yılında açıldığı, ileri sürülen hileli davranışın kanıtlanmadığı, manevi tazminattan davacı-birleşen davanın davalısı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 25.01.2006 tarihli devir sözleşmesinin iptaline, 5.000 TL manevi tazminatın birleşen davanın davalısından tahsiline, maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davacının markanın kendi adına tesciline isteyebileceğine dair verilen karar asıl davada davacı-birleşen davanın davalısı şirket vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.10.2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. Asıl davada davacı-birleşen davanın davalısı şirket vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davacı - birleşen davada davalı şirket vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı - birleşen davada davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 13/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.