İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir isteminin yasal koşullarının oluşmadığını, müteveffa Ali ...'ın miras payının, murisin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1489 KARAR NO : 2025/1715 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2025 NUMARASI : 2025/512 Esas - 2025/782 Karar İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN TALEP: İhtiyati Tedbire İtirazın Reddi İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir isteminin yasal koşullarının oluşmadığını, müteveffa Ali ...'ın miras payının, murisin vefatı üzerine veraset ilamındaki oranlara sadık kalınarak ve uygun şekilde mirasçılara intikal ettirildiğini, bu intikalin şirket kayıtlarına da yasaya ve usule uygun şekilde işlendiğini, veraset ilamı resmi belge niteliğinde olup veraset ilamındaki miras payı oranlarının tüm mirasçılar için zaten bağlayıcı olduğunu, tedbir isteyen tarafın yaklaşık haklılık koşulunu sağlayabilmesi bakımından hak ihlali veya hak kaybı tehlikesinin bulunduğunu ispatlamasının gerektiğini, ancak burada davacıya yöneltilmiş hiçbir haksızlık veya davacıya yönelik hak ihlali bulunmadığını, davacının iddiasının aksine, huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davada davacının korunmaya değer bir hakkı veya menfaati olmadığı gibi, davasında bir hukuki yararı da olmadığını, ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığı verilmediği gibi, teminat alınmamasına ilişkin hiçbir gerekçeye de yer verilmediğini, haksız ve hukuka aykırı davada verilen ihtiyati tedbir kararında teminata hükmedilmediğini, mahkemeden geçici hukuki koruma talep edilmesinin, harca tabi bir işlem olup davacı tarafça harcın ödenmesi işlemi yerine getirilmediğinden talebin muteber olmadığını, davacı tarafça ihtiyati tedbir başvuru harcının yatırılmamış olması nedeniyle, ortada muteber bir ihtiyati tedbir talep ve başvurusundan söz edilemeyeceğini, usul hükümlerinin, yargılamanın temel çerçevesini oluşturduğundan ve usul esastan önce geldiğinden, usul eksikliği bulunan bir başvurunun esasının incelenmesinin mümkün olmadığını, ihtiyati tedbir kararına yönelikitirazların kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbire itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Davacıların ortaklık durumu, mirasçılar kendi arasında anlaştığına ilişkin bir iddia ve belgenin bulunmaması, sunulan deliller ve koşullar gereğince takdiren tedbir talebi teminatsız olarak kabul edilmiştir. Asıl dava ile birlikte talep edilen geçici hukuki koruma talepleri nedeniyle ayrıca harç yatırılmasına gerek bulunmadığı gibi asıl davaya ilişkin harçlar yatırıldığından harç yönünden ileri sürülen itirazlar kabul görmemiştir. Davacı ve diğer ortaklara mütevaffa Ali ...’ın payı miras olarak intikal etmiş davacı ve diğer ortaklara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar kendi arasında anlaştığına ilişkin bir belge sunulmadığından bu aşamada tedbire ilişkin yaklaşık ispt koşulu sağlanmış olduğu kanaati ile karara karşı ileri sürülen itirazların reddine ve 08/07/2025 tarihli ve 2025/7 sayılı yönetim kurulu kararının 1 nolu kararında yer alan mirasçıların paylarının şirket pay defterine işlenmesine dair kararın teminatsız icrasının tedbiren durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararına karşı ileri sürülen itirazın reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir isteminin yasal koşullarının oluşmadığını, müteveffa Ali ...'ın miras payının, murisin vefatı üzerine veraset ilamındaki oranlara sadık kalınarak ve uygun şekilde mirasçılara intikal ettirildiğini, bu intikalin şirket kayıtlarına da yasaya ve usule uygun şekilde işlendiğini, veraset ilamı resmi belge niteliğinde olup veraset ilamındaki miras payı oranlarının tüm mirasçılar için zaten bağlayıcı olduğunu, tedbir isteyen tarafın yaklaşık haklılık koşulunu sağlayabilmesi bakımından hak ihlali veya hak kaybı tehlikesinin bulunduğunu ispatlamasının gerektiğini, ancak burada davacıya yöneltilmiş hiçbir haksızlık veya davacıya yönelik hak ihlali bulunmadığını, davacının iddiasının aksine, huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davada davacının korunmaya değer bir hakkı veya menfaati olmadığı gibi, davasında bir hukuki yararı da olmadığını, ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığı verilmediği gibi, teminat alınmamasına ilişkin hiçbir gerekçeye de yer verilmediğini, haksız ve hukuka aykırı davada verilen ihtiyati tedbir kararında teminata hükmedilmediğini, mahkemeden geçici hukuki koruma talep edilmesinin, harca tabi bir işlem olup davacı tarafça harcın ödenmesi işlemi yerine getirilmediğinden talebin muteber olmadığını, davacı tarafça ihtiyati tedbir başvuru harcının yatırılmamış olması nedeniyle, ortada muteber bir ihtiyati tedbir talep ve başvurusundan söz edilemeyeceğini, usul hükümlerinin, yargılamanın temel çerçevesini oluşturduğundan ve usul esastan önce geldiğinden, usul eksikliği bulunan bir başvurunun esasının incelenmesinin mümkün olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ve tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Talep, anonim şirket yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğuna ilişkin davada yönetim kurulu kararının yürütmesinin durdurulması yönünde verien ihtiyati tedbirin itirazen kaldırılması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbirin şartlarının bulunup bulunmadığı, teminat alınması gerekip gerekmediği ve ihtiyati tedbir için harç yatırılması gerekip gerekmediği noktasındadır. İhtiyati tedbir isteyen tarafça, şirkette çoğunluk hisseye sahip Ali ...'ın vefatı üzerine usulüne uygun çağrı ile toplanmayan yönetim kurulunca mirasın taksimine ilişkin bir anlaşma olmadan, tereke mahkemesinin tedbir kararına aykırı olarak alınan yönetim kurulu kararının icrasının durdurulması için tedbir verilmesi talep edilmiş ve mahkemece talep yönetim kurulunun 1 nolu kararı bakımından kabul edilmiştir.Bunun üzerine ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usul ve esasa yönelik şartlarının oluşmadığı iddiasıyla ihtiyati tedbirin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 391. Maddesinde, yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir. Ancak TTK'da şirket yönetim kurulu kararının butlanı davasında talep edilecek ihtiyati tedbirlere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu halde, söz konusu davada istenecek ihtiyati tedbirler hakkında genel nitelikteki düzenleme olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. Maddelerinin uygulanması gerekir.HMK'nın 389/1. maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davalı şirketin 08.07.2025 tarih ve 2025/7 sayılı yönetim kurulunun 1 nolu kararı ile, Yönetim Kurulu Başkanı Ali ...'ın vefatı nedeniyle, Beşiktaş 14. Noterliği tarafından düzenlenen 09.05.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine istinaden, pay sahiplerinden ...... ile ...'ün talebi üzerine merhumun sahip olduğu payların, mirasçıları adına şirketin pay defterine işlenmesine oyçokluğuyla ile karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun payların bölünememesi başlıklı 477. maddesinde, “Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur. Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla, esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak, itibarî değerleri daha küçük olan paylara bölmek veya payları itibarî değerleri daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek yetkisine haizdir. Şu kadar ki, payların birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme onay vermesi gerekir.” hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 494/2. maddesinde de “Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.” hükmünü içermektedir. Davacı ve diğer ortaklara mütevaffa Ali ...'ın payı miras olarak intikal etmiş olmakla birlikte, davacı ve diğer ortaklara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden ve TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığından terekeye temsilci atanması gerekmektedir(Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı).İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/382 Tereke sayılı dosyasında, 02/06/2025 tarihli tensip ara kararı ile 1-İstanbul Ticaret Odasına müzekkere yazılarak murisin ortağı ve yetki olmadığının sorulması ile var ise Tereke Tedbir Şerhi işlenmesine, karar verilmiştir.Somut olayda, TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında henüz taksime ilişkin anlaşma bulunmadığı ve elbirliği mülkiyeti başka bir surette de çözülmediği nazara alındığında, şirket kayıtları, mirasçılık belgesi ve dava konusu yönetim kurulu kararına göre dava konusu yönetim kurulu kararının icrasının geri bırakılması kararı verilmesi yönünden yaklaşık ispat şartının sağlandığının kabulü gerekir. Bu halde ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça ihtiyati tedbirde teminat alınmamasına da itiraz etmiştir. HMK'nın 392. Maddesinde koşulların gerektirmesi halinde mahkemece gerekçesi açıklanarak teminat alınmamasına karar verebileceği düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince istinafa konu 09/09/2025 tarihli kararında, davacıların ortaklık durumu, mirasçılar kendi arasında anlaştığına ilişkin bir iddia ve belgenin bulunmaması, sunulan deliller ve koşullar gereğince takdiren tedbir talebi teminatsız olarak kabul edildiği açıklanmıştır. Bu haliyle ilk derece mahkemesinin teminata ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir talebinde bulunulursa talep edenden bir tek dava açarken ödemesi gereken başvurma harcı ile karar ve ilam harcı alınır. İhtiyati tedbir talebi için ayrı bir başvurma ile karar ve ilam harcı alınmaz. Bu nedenle, davalı tarafın bu husustaki itirazı da yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025