Hukuk Genel Kurulu 2015/1606 E. , 2019/213 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Denizli 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.03.2013 tarihli ve 2009/680 E., 2013/120 K. sayılı karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.11.2013 tarihli ve 2013/11476 E., 2013/21703 K. sayılı kararı ile, "…1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gere…
**Hukuk Genel Kurulu 2015/1606 E. , 2019/213 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Denizli 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.03.2013 tarihli ve 2009/680 E., 2013/120 K. sayılı karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.11.2013 tarihli ve 2013/11476 E., 2013/21703 K. sayılı kararı ile, "…1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine. 2-Dava, 16.07.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %32 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat davasının reddine, 35.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 16.07.2004 tarihindeki zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle davacının %32 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda %35 oranında davalı şirketin, %65 oranında ise kazalının kusurlu olduğu ve hükme esas alınan hesap raporunda bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.