T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/555 - Karar No:2026/302 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/555 KARAR NO : 2026/302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2024 NUMARASI : 2021/37 E-2024/50 K DAVALARIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2026 Eser sözleşmesinden…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/555 - Karar No:2026/302 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/555 KARAR NO : 2026/302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2024 NUMARASI : 2021/37 E-2024/50 K DAVALARIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: davacının taraflar arasında imzalanan 17.02.2018 tarihli sözleşme ile ... mevkiinde inşa edilecek olan çimento fabrikasının ön ısıtıcı binası, döner fırın ayakları, klinker soğutma binası, farin değirmeni binası ünitelerinin yapımı işini üstlendiğini, sözleşmenin 7. maddesinde her bir ünitenin işe başlama tarihleri ile imalat sürelerinin belirlendiğini, davalı şirket proje müdürünün 10.08.2018 tarihinde taşeronlara ve malzeme tedarikçilerine gönderdiği iletide, ülkenin yaşadığı derin ekonomik sıkıntılardan bahsederek, yatırımı rölantiye aldıklarını, gelişmelere göre ilerde karar vereceklerini belirterek, 18.08.2018 tarihinde işçileri bayram tatiline gönderdiklerini, dönüşte 27.08.2018 tarihinde işçilerin şantiyeye alınmadığını, buna rağmen iskele ile ilgili sorunlar ileri sürülerek 28.08.2018 tarihli ileti ile sözleşmenin feshedildiğini, oysa tüm imalatın ve iskele kurumu ve sökülmesi işlerinin şartnamelere uygun olarak, davalı şirket kontrol mühendislerinin gözetim ve denetiminde yapıldığını, yine davalının fesih için ileri sürdüğü, işin süresinde bitirilemeyeceği yönündeki gerekçesinin de, 2 yıllık sözleşme süresinin henüz 4~5 aylık kısmının geride kalmış olduğu nazara alındığında kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davacının keşide ettiği ihtarnamelerde, sözleşmenin haksız feshedildiği, uğranılan zarar ve kar kayıpları ile 3 no‟lu hakediş alacağı olan 589.439,31TL'nin ödenmesinin, kendilerine ait malzemelerin iade edilmesinin istendiğini, davalının cevabi ihtarnamelerinde, sözleşmenin haklı gerekçeyle feshedildiğini, demirbaşların işler bitene kadar iade edilmeyeceğini, alacaklarının olmadığını, hakediş alacağının hesaplanması için kendilerine başvurulmasını, inşaat sahasındaki malzemelerin geri alınması hususlarını bildirdiğini, ancak talep etmelerine rağmen malzemelerin ne zaman teslim edeceklerini bildirmediği gibi davalının hala malzemeleri teslim etmediğini, hakedişi düzenlemediğini, inşaat sahasında toplam 483.633,19 TL tutarındaki malzemelerine el konulduğunu, 3 no‟lu hakediş alacaklarının yanı sıra 107.837,84 TL nakit teminat kesintisinin de ödenmediğini, Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/3 D. İş sayılı dosyası ile iskele hesapları, imalat kalitesi ve kalıplarla ilgili bir kısım taleplerinin tespit edilmesinin istenildiğini, ancak bilirkişi kurulunun, talepleri ile ilgisi bulunmayan konuları inceleyerek rapor tanzim ettiğini, raporu kabul etmediklerini mahkemeye bildirdiklerini, raporda ön ısıtıcı binasının şakulünden 15 cm kaçık yapıldığı belirtilmesine rağmen yeni taşeronun hata düzeltilmeden bina inşaatına devam ettiğini, başka bir ifade ile hatanın çok ciddi boyutta olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik, haksız fesih sebebiyle oluşan zarar ve kar kayıplarına karşılık 10.000,00 TL, el konulan malzemelere karşılık 10.000,00 TL, hakediş ve nakit teminat kesintisi alacağına karşılık 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00TL' nin 28.08.208 fesih tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: davacı ile davalı arasında 17/02/2018 tarihli sözleşme akdedildiğini ... mevkiinde inşa edilecek 6000 TPD Klinker üretim kapasitesine sahip ... Fabrikasının sözleşmede sayılı bir kısım işlerini davalı eli ile yaptırılması hususunda anlaşma sağlandığını, ancak davalı tarafından sözleşme ile yüklenilen işler savsandığını, işlerin geciktirildiğin, ayıplı işler yapıldığını, bir kısım işlerin yapılmadığını, davalı firma tarafından işçilerin tedarikçilerin ve diğer alacaklıların borçlarının ödenmediğini, anlaşma gereklerine uyulmadığını, yazılı ve şifahi tüm uyarılara rağmen işlerin gerektirdiği gibi yapılmadığını, geciktirildiğini, ayrıca davalının işçi alacaklarını ödemediğini, davalı işçilerin şantiyede davalı şirket yöneticileri ile arbede yaşadığını Jandarmanın olaya müdahale ettiğini, Yığılca gibi küçük bir ilçede alış veriş yaptığı esnafların ödemelerini yapmadığını, üçüncü kişi kurum ve kişilere ödemelerini yapmayarak davacı firmanın davalı alacaklıları ile sıkıntı yaşamasına sebebiyet verdiğini, çimento fabrikasının riskli ve ehemmiyetli bir iş olduğunu inşaatın yüksek kalite ile riskleri bertaraf edecek şekilde ve süratle yapılması gerektiğini, söz konusu fabrikanın günlük üretim ve maliyetleri dikkate alındığında işin gecikmesi veya kötü inşaatı işin yapılmaması için eksik ve hatalı yapılması sebebiyle davacı firmanın fahiş zararlara uğradığını, işlerin yapılmaması sebebiyle davacının defalarca ihtar ve ceza bildirmek zorunda kaldığını, Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak davalının sözleşme kapsamında edimleri hakkında tespit talebinde bulunulduğunu, 2018/2 D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu alındığını, davalı tarafından da Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunularak tespit davası açıldığını 2018/3 D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu alındığını belirterek davanın kabulü ile davacı firmanın kar kaybı, fiyat farkı, fazla ödenen bedellerin iadesi, ayıplı ve eksik imalat bedelleri olmak üzere davacının uğradığı tüm maddi zararların belirlenerek sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davacıya ödenmesine, iş bu davanın Mahkemenin 2021/37 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili özetle; davacı ile davalı arasında 17/02/2018 tarihli sözleşme akdedildiğini ... mevkiinde inşa edilecek 6000 TPD Klinker üretim kapasitesine sahip ... Fabrikasının sözleşmede sayılı bir kısım işlerini davalı eli ile yaptırılması hususunda anlaşma sağlandığını, ancak davalı tarafından sözleşme ile yüklenilen işler savsandığını, işlerin geciktirildiğin, ayıplı işler yapıldığını, bir kısım işlerin yapılmadığını, davalı firma tarafından işçilerin tedarikçilerin ve diğer alacaklıların borçlarının ödenmediğini, anlaşma gereklerine uyulmadığını, yazılı ve şifahi tüm uyarılara rağmen işlerin gerektirdiği gibi yapılmadığını, geciktirildiğini, ayrıca davalının işçi alacaklarını ödemediğini, davalı işçilerin şantiyede davalı şirket yöneticileri ile arbede yaşadığını Jandarmanın olaya müdahale ettiğini, Yığılca gibi küçük bir ilçede alış veriş yaptığı esnafların ödemelerini yapmadığını, üçüncü kişi kurum ve kişilere ödemelerini yapmayarak davacı firmanın davalı alacaklıları ile sıkıntı yaşamasına sebebiyet verdiğini, çimento fabrikasının riskli ve ehemmiyetli bir iş olduğunu inşaatın yüksek kalite ile riskleri bertaraf edecek şekilde ve süratle yapılması gerektiğini, söz konusu fabrikanın günlük üretim ve maliyetleri dikkate alındığında işin gecikmesi veya kötü inşaatı işin yapılmaması için eksik ve hatalı yapılması sebebiyle davacı firmanın fahiş zararlara uğradığını, işlerin yapılmaması sebebiyle davacının defalarca ihtar ve ceza bildirmek zorunda kaldığını, Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak davalının sözleşme kapsamında edimleri hakkında tespit talebinde bulunulduğunu, 2018/2 D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu alındığını, davalı tarafından da Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunularak tespit davası açıldığını 2018/3 D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu alındığını belirterek davanın kabulü ile davacı firmanın kar kaybı, fiyat farkı, fazla ödenen bedellerin iadesi, ayıplı ve eksik imalat bedelleri olmak üzere davacının uğradığı tüm maddi zararların belirlenerek sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davacıya ödenmesine, karar verilmesinin talep ve dava etmiştir Davalı vekili özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, belirsiz alacak olarak talep edilebilecek bir talep ve iddianın olmadığını, davacının iddialarını kabul etmediklerini, gerek sözleşme, gerekse taraflar arasındaki yer teslim tutanakları incelendiğinde herhangi bir gecikmenin olmadığının görüleceğini, dava dilekçesinde belirtilen borçların ödenmediğini anlaşma gereklerine uyulmadığını, işçiler ve davalı şirket arasında arbedenin yaşandığını, alacaklıların sıkıntıya uğradığı iddialarının sorumlusunun davacı olduğunu, bütün bunların sorumlusunun davacı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin 10/08/2018 tarihinde tüm taşeron ve tedarikçilere mail göndermesi üzerine bu olayların meydana geldiğini, işçiler arasında huzursuzluk oluştuğunu, işin yürütülmesinde aksamaya sebebiyet verenin davacı yan olduğunu, davacının hatalı işleri yüzünden davalının zarar gördüğünü malzemelerinin toprak altında kaldığını, davacının hakedişlere ödeme yapmadığını, inşaatta davalı tarafından temin edilen teknik elamanların bulunduğunu, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına azami derecede riayet edildiğini, en ufak bir iş kazasının dahi olmadığını, işin ifası ile ilgili olarak bir takım küçük segragrasyonlar olabileceğini, bunların küçük boyutta ve normal düzeyde olduğunu, davacı tarafından hiç bir sebep yok iken ve inşaat tekniği açısından iş devam etmekte iken mevcut personelin şantiyeyi terk etmesi istenildiğini, tüm malzeme ve ekipmanlara haksız yere el konulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, sözleşmenin haksız feshi ve buna bağlı olarak kar kaybı tazminat alacağı yönünden Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/233 Esas, 2018/2134 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davacının kar kaybı alacağını talep edebilmesi için sözleşmenin feshinde kusursuz olması gerektiği, alınan bilirkişi raporlarından davacının iş programının gerisinde kaldığı anlaşıldığından sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu anlaşılmakla bu alacak kalemi yönünden reddine karar verildiği, şantiye alanında kalan malzemelere yönelik olarak ise, davacı-birleşen davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra işten el çektirildiği ve malzemelerin davalının iş sahasında kaldığı ve davacıya teslim edilmediği taraf kabullerinde olduğu, fesih tarihinden bir süre sonra malzemeler üzerinde hak iddia eden dava dışı kişiler tarafından teslim alındığının davalı kabulünde olduğu, davalı- birleşen davacı şantiye alanında kalan malzemeleri TBK 107. Maddesine uygun olarak tevdi mahalli tayini talep etmeksizin dava dışı 3. Kişilere vermiş olmakla şantiyede kalan malzemeler yönünden borcundan kurtulmadığı davacı tarafından kalan malzeme bedellerini talep etme hakkı bulunduğu, bu nedenle davacının talebi bakiye alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü ile 10.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiği, bakiye iş bedeli alacağı yönünden ise, davacının 2 nolu hakedişten sonra sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar imalata devam ettiği anlaşılmakla iş bedeli alacağı yönünden de yine zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, birleşen davaya konu alacak miktarları yönünden ise, ayıplı imalat kalemleri yönünden ise dosya kapsamında sunulan tespit raporlarının davalı-birleşen davacı tarafından ikmal ihalesi yapıldıktan sonra yapıldığının anlaşıldığı ve davalı - birleşen davacı tarafından ayıp iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, sözleşme, davalı-birleşen davacı tarafça feshedilmiş olup sözleşmeyi fesheden tarafın müspet zarar talebinde bulunamayacağı, kaldı ki zararın da ispatlanması gerektiği açık olmakla müspet zarar talebinin ve yine dosya kapsamında ispatlanamaması nedeniyle fiyat farkı ve de diğer alacak kalemlerinin reddine karar verildiği, ancak fazla ödenen iş bedeli yönünden hükme esas bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının fazla ödenen iş bedeli alacağı olduğu kabul edildiği zamanaşımı hükümleri nazara alındığı, temerrüt başlangıcı yönünden asıl davada davacı tarafından Ankara 16. Noterliği'nin 27.02.2019 tarih 3430 yevmiye sayılı ihtarı dikkate alınarak davalı-birleşen davacı yönünden ise temerrüt tarihi dava tarihi olarak kabul edilmekle karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davada; kar mahrumiyeti talebinin reddine, malzeme bedeli yönünden davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin, iş bedeli alacağı yönünden 10.000,00 TL’nin 09.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, asıl davaya yönelik fazlaya yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine, birleşen dava yönünden 1.000,00 TL fazla ödenen iş bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa dava tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, birleşen davaya ilişkin fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Sözleşmenin davalı tarafça haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla ve huzurda dinlenen yeminli tanık beyanları ile ispatlanmış vaziyetteyken' müvekkilinin, iş programının gerisinde kaldığından bahisle kar kaybı taleplerinin ,reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ,müvekkilinin iş programının gerisinde kaldığına yönelik olarak mazur görülebilecek bir gecikme olduğuna dair dosya kapsamında alınmış bilirkişi raporu olmasına ve gecikmenin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla gecikme varsa dahi bu gecikmelerin müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, dolayısıyla müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğinin sabit olduğunu dosya kapsamında yer alan 16.03.2023 tarihli dilekçe ile izah olunduğu üzere; Sözleşmenin fesihle ilgili olan 9. maddesi, kanuna aykırı olması sebebiyle yok hükmünde sayılması gerektiğini ,dolayısıyla ortada geçerli bir fesihten söz edilemeyeceğini , fesih tarihinde işin ilerleme seviyesinin mevcut iş programının önünde olduğunun davalı tarafın hatalı dinamit patlatması sonucunda bir kısım malzeme ve imalatın zarar gördüğünü, davalı tarafın sözleşmeyi feshinde asıl gerekçe (ayıbı ve geç ifayı vs kabul anlamına gelmemek kaydıyla) iş programının gerisinde kalınması olmadığını müvekkili şirkete gönderilen ve içeriği dosya kapsamında da mevcut olan ekonomik birtakım gayeler olduğunu davalı şirketin ekonomik sebeplerle işi durdurduğunu fesih tarihine kadar ayıpla ilgili herhangi bir tespit dahi yapılmamışken sözleşmenin feshinde ayıbın öne sürülmesinin davalı tarafın haksız feshi haklılaştırma çabasından ibaret olduğunu ,davalının 3. bir firma ile anlaşarak işe devam ettiğini tespit edildiğini edilecek ayıpların hangi firmaya ait olduğu hususu da net olarak belirlenebilir olmadığını kaldı ki müvekkilinin 26. kota kadar çalıştığını ,kottan sonraki ayıplardan müvekkilinin zaten sorumlu tutulamayacağını ayıplı ifa olduğunu öne süren davalı tarafın TBK'da yer alan seçimlik haklarını kullanabilmesi için öngörülen sürelerde ayıbı bildirmesi gerekirken davalı tarafın bildirimde bulunmaksızın başkaca sebepler göstererek müvekkili şirketin işçilerini şantiyeye almayarak işten el çektirdiğini , oysaki herhangi bir ayıbın mevcut olması durumunda müvekkili şirket tarafından mevcut eksiklikler, ayıplar giderilebilecekken davalı şirketin sözleşmeyi direkt feshetme yolunu seçerek aslında fesih iradesi altında yatan sebebin işçilik maliyetlerinin çok yükselmesi gibi ekonomik sebeplerken işin zamanında teslim edilmediği gibi hususları öne sürerek dürüstlük ilkesiyle bağdaşmayacak harekette bulunduğunu , fesih bildiriminin de usulüne uygun olarak ihtar çekilmek suretiyle yapılmadığını ,işin belirlenen sürelerde teslim edilmediğini kabul etmemekle birlikte aksi halde dahi huzurda dinlenilen tanık beyanı ile de izah olunduğu üzere; gerek davalı şirketin hatalı dinamit patlatması gerekse 2019 yılı genel seçimleri sebepleriyle işin teslimi süresinin uzamış olabileceğini ancak bu uzama veya aksaklığın müvekkili şirkete kusur olarak atfedilemeyeceğini ,19.11.2021 tarihli celsede huzurda dinlenilen tanık ... yeminli beyanında;"Ben 2018 yılında 4-5 ay süre ile davacıda şantiye şefi olarak çalıştım, ... Madenciliğin hatalı patlatma yapması nedeniyle davacıya ait tim ekipmanlar moloz altında kaldı kullanılmaz halegeldi demirlerde moloz altında kaldı yaklaşık bir hafta temizleme süresi oldu, bir hafta sonra yeni ekipmanla işleme devam ettik, ayrıca 2019 genel seçimlerinden dolayı imalat süresi uzamak zorunda kaldı çünkü işçileri yasa gereğince adreslerine gitmek zorunda idi. Davacı uhdesindeki malzemelerin akıbetini bilmiyorum, bize hiç bir gerekçe olmaksızın 15-20 gün iş süresi gecikti bu nedenle imalat sahasını terk edin denildi. Fakat biz terk etmedik imalata devam ettik. Bayram öncesinde tarihi hatırlayamamakla birlikte işçiler gelmesin bize de şantiyeyi terk etmemizi istediler oradaki ekipmanları bize teslim etmediler. Terk edin dendikten sonra 15 gün yine orada kaldım ancak şantiyede bırakılan malzemeleri bize teslim etmediler, sözleşmenin feshi için herhangi bir haklı gerekçe yoktur, ancak bize gönderilen e postada ülke ekonomisi kötüye gidiyor, işi yavaşlatın dediler bu de işçiler arasında yayılmıştı işçilerde paralarını alamayacakları endişesine kapılarak işi yavaşlattılar," şeklinde olduğunu ,bu hususa binaen; birleşen davaya konu alacak miktarları yönünden yapılan incelemede, ayıplı imalat kalemleri yönünden dosya kapsamında sunulan tespit raporlarının davalı-birleşen davacı tarafından ikmal ihalesi yapıldıktan sonra yapıldığının anlaşıldığını ve davalı-birleşen davacı tarafından ayıp iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacının taleplerinin reddine karar verildiğini ,Mahkeme kararında da belirtildiği üzere ayıp iddiasının ispatlanamadığını ,bu doğrultuda müvekilinin kusurlu olduğundan da söz edilemeyecek olmasına rağmen kar kaybı taleplerinin reddi , gerekçesi ile davalı tarafın diğer alacak taleplerinin reddine dair verilen kararın gerekçesi açıkça birbiri “ile çeliştiğini ,ayıp iddiası ispatlanamadığından, davalı tarafın fesihte haksızlığı ortaya çıkmıştır bu hususa binaen müvekkilinin müspet ve menfi zararlarının tazmini gerektiğini , imalatların kabule icbar edilebilecek vasıfta olduğu hususu bilirkişi raporunda da değerlendirildiğini davalı tarafın sözleşmeyi feshinin açıkça haksız olduğu ispatlandığını, davalı işverenin sözleşmeyi feshederken, eksiklik ve ayıplara ilişkin haklarını da saklı tutmadığının görüldüğünü, Yığılca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/3d. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını delil tespitinde tespit edilen ayıplı imalatın davacının iş terkinden sonra gelen dava dışı yükleniciler tarafından yapılan imalatlardan kaynaklandığının tespit edildiğini , dava dışı ... İzalasyon Makina Sanayi Tic. Ltd.Şti. tarafından kendilerine işin teslim edilmesinden 1 ay sonra -üstelik müvekkiline ait malzemeler kullanılarak- inşaatın bitirildiği ve davalıya teslim edildiğinin görüldüğünü ,1 ayda bitirilecek bu inşaat için projenin bitimine aylar olmasına rağmen müvekkilinin el çektirilmesinin de kötü niyetli olduğunu kar kaybı talebimizin reddine dair verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılarak, müvekkili tarafından uğranılan zararların tazmini ile kar kaybı tazminatı taleplerimizin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin İş bedeli alacağı yönünden zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak 10.000-TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesine yönelik olarak bakiye iş bedeli alacağı yönünden ise, müvekkilinin 2 nolu hakedişten sonra sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar imalata devam ettiği anlaşılmakla ilgili alacak kaleminin ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi durmuş olması gözetilmeyerek, iş bedeli alacağı yönünden 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin, hatalı olduğunu, ülkede büyük kayıplara sebebiyet veren Covid-19 salgını sebebiyle sürelerin belirli dönemlerde belirli aralıklarla durduğunu ,7226 Sayılı Kanunla, dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve gerekli idari başvuru süreleri 13 Mart 2020'den 30 Nisan 2020'ye kadar durdurulduğunu ,devamında "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararının , 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini kararda, “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (butarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır” şeklindeki kararlar ile. sürelerin 13.03.2020-30.04.2020 tarihleri ile 01.05.2020-15.06.2020 tarihleri arasında toplamda 92 gün süre ile durduğunu sürelerin durmasına istinaden ilgili tarihler bakımından zamanaşımı sürelerinin kesildiğini her ne kadar sözleşmenin fesih tarihi-28.08.2018 olarak addedilmiş olsa davalı tarafın sözleşmenin feshine yönelik iradesi, ... MADENCİLİK A.Ş. Vekilinin 11.11.2018 tarihli ihtarnamesi ile ''Muhatapça sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği, kesin teminatın ve İş programının verilmediği, sözleşmenin haklı gerekçelerle feshedildiği, sahadaki iskele malzemeleri, makine ve ekipmanların taraflarınca bedelsiz kullanılarak işin bitirileceği" hususu ihtar edildiğini ,Zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak uygulanacağı varsayımında dahi; Covid 19 düzenlemeleri kapsamında duran zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dikkate alındığında resmi fesih tarihi olan 11.11.2018 tarihinden itibaren henüz 5 yıllık sürenin dolmadığının aşikar olduğunu ,kaldı ki TBK MADDE 149- ''Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.''Müvekkilinin alacağının belirli ve muaccel hale gelebilmesinin ancak tarafların mutabakata oturması, 3.hakediş raporunun onaylanması, şantiyede kalan malların birlikte tespit edilerek imza altına alınması, müvekkili adına yapılmış/yapılacak ödeme var ise bununla ilgili müvekkilden muvafakat alınması gibi sair hususulara bağlı olduğunu ,davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak bu iş ve işlemleri gerçekleştirmediğinden alacağın muaccel hale gelmesi için; Ankara 16.Noterliği 27.02.2019 tarih ve 03430 yevmiye numaralı ihtarname ile 3 No.lu hakedişten kaynaklı alacaklar ile şantiyede kalan malzemeler ya da bedellerinin iadesi davalı şirketten talep edilerek alacağın muaccel hale getirildiğini ,müvekkili şirket işçilerinin 3. Hakedişleri ile ilgili gerekli bilgi ve belgeleri vermesine karşın davalı şirket, 3. hakedişleri onaylamadığını , hakedişlerin ise davalı şirket tarafından onaylanmaları ile muaccel hale geleceklerinin sabit olduğunu , davalı şirketin, 31.12.2018 tarihli cari hesap ekstresi ile cari hesabı kapattığını bu tarih itibarıyla işçilerin 3. Hakedişlerinin ödenmeyeceği hususunun sabit olduğunu ,Mahkemenin işçilerin 3. Hakedişleri ile ilgili olarak davalının cari hesaplarını kapatış tarihini dikkate alması gerektiğini ,taraflar arasında Akdedilen Sözleşme Karma Nitelikte olduğunu dolayısıyla alacak taleplerinin 10 Yıllık Zamanaşımına Tabii olduğunu ,tarafların akdettikleri sözleşmenin karma yapılı bir sözleşme olduğunu ,tarafların, bu sözleşme ile çimento fabrikasının ön ısıtıcı binasını, döner firın ayaklarını, klinker soğutma binasını, farin değirmeni binasının ünitelerini kuracaklarını ve aynı zamanda sözleşme niteliği itibariyle gerek iskelelerin temini için kiralama yapılması gerek işçilerin temini edimleri bulunması sebebiyle işbu sözleşmenin karma yapıda olduğunun aşikar olduğunu ,dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklı alacak talepleri Türk Borçlar Kanununda yer alan 10 senelik genel zamanaşımına tabi olduğunu ,bu kapsamda; on yıllık zamanaşımını düzenleyen TBK md. 146 hükmü “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça,. her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” şeklinde olduğunu ,yukarıda izah olunduğu üzere Mahkeme zamanaşımı süresinin genel zamanaşımı süresi olan 10 senelik süreye tabi olmadığı kanaatinde ise; gerek davalı birleşen davacının resmi olarak sözleşmeyi feshettiği tarih olan 11.11.2018 tarihi gerekse müvekkilİ tarafından alacağın resmi olarak talep edilerek muaccel hale getirildiği 27.02.2019 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığının görüldüğünü ,davalı ... Madencilik, müvekkili adına bir kısım işçilik-SGK ödemesi yapmış olmasına karşın bu ödemelerin müvekkilinin 3.hakedişinden kesilmek üzere yapılmış ödemeler olduğunu ,dolayısıyla imalatlara ilişkin 3. hakedişlerin onaylanıp faturası kesilip, ... Madencilik tarafından defterlerine borç kaydedilmesi gerekmekte iken kaydedilmemiş ancak müvekkili adına yapılan ödemelerin kaydedilerek davalı kendisini alacaklı olarak gösterdiğini , işçi puantaj ve izin kayıtlarının müvekkili tarafından tutulduğunu işçilerin Ağustos sonu bayram tatiline çıkmış olmaları ve dönüşte şantiyeye alınmamalarına karşın tam maaş ödemesi yapılarak müvekkilinin zarar uğratıldığını, ... Madencilik ticari defterlerinde 320.01.E11 nolu ... Mühendislik cari hesabında 15.08.2018 tarihinde ...'e yapıldığı gözüken 209.275, 00TL ödemenin ... Mühendislik'e borç kaydedildiğini, bilirkişi hesabında da bu hususun bu şekilde gösterildiğini, ancak ...'ün ... Madencilik'in personeli olduğu, SGK kayıtlarından da bu durumun görüleceğini, işçi ödemelerinin tamamının bizzat işçi hesaplarına yapıldığını, SGK ödemesinin SGK hesaplarına yapıldığını, ... adına yapılan ödemenin müvekkili ile bağlantısı kurulamadığı halde bunun defterde yapılan bir hata olarak kabul edilmesi gerektiğini ,davalının kendi personeli olan ...'e yaptığı ödeme çıkışını müvekkili adına işçi ödemesi olarak borç düştüğünü ,halbuki hangi işçiye ne kadar ödendiğinin tablosunun dosya kapsamında mevcut olduğunu ...'e yapılan ödemenin iş alacaklarının ödenmesi için yapılan ödeme olduğu kabulünde işçilere mükerrer ödeme yapılmış olduğu sonucu çıkacak olup bu husus hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ,hiçbir işverenin işçisine hak ettiğinden daha fazla tutarda ödeme yapmayacağı açıkken davalı şirketin müvekkilinin işçilerine hakedişlerinden daha fazla ödeme yaptığı hususunun müvekkili şirketten haksız menfaat elde etmeye yönelik olduğunu , müvekkilinin 3. no.lu hakediş tutarı dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere (548.043,.48TL *-KDV>) 646.691,31TL olduğunu davalı/karşı davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını müvekkilinin defaatle talep etmesine rağmen davalının müvekkiline ait malzemeleri iade etmediği, iskele kalıplarını işe devam ettirilen ... şirketinin imalatını tamamladıktan sonra 27.11.2018 tarihinde hakkı olmadığı halde 3. Kişiye teslim ettikleri hususunun izahtan vareste olduğunu ,nitekim dosya kapsamında dinlenmiş tanık beyanlarının da bu hususu doğrular nitelikte olduğunu , 19.11.2021 tarihli celsede dinlenen tanık ... huzurdaki yeminli ifadesinde;"Bayram öncesinde tarihi hatırlayamamakla birlikte işçiler gelmesin bize de şantiyeyi terk etmemizi istediler oradaki ekipmanları bize teslim etmediler. Terk edin dendikten sonra 15 gün yine orada kaldım ancak şantiyede bırakılan malzemeleri bize teslim etmediler," ifade ettiğini ,müvekkili şirket, sözleşme gereklerinin yerine getirilebilmesi maksadıyla gerekli olan malzemeleri şantiyeye sevk ettiğini , ancak davalı tarafın, sözleşmeyi haksız olarak feshetmesinin akabinde malzemeleri şantiyede haksız yere tuttuğunu ve malzemeleri müvekkili şirkete iade etmeyerek malzemelere el koyduğunu ,müvekkilinin, inşaat sahasına sokulmayarak malzemeleri alması engellendiğini ,kaldı ki ... Madencilik tarafından keşide edilen 11.11.2018 tarihli ihtarnamede de işin müvekkiline ait alet ve ekipman ile bitirileceği, daha sonra iade edileceği belirtildiğini imalatta malzemenin ve kalıplarının kullanıldığı hususunun artık bilinen bir gerçek olduğunu ,dolayısıyla müvekkilinin malzemeleri alma yönünden temerrüdünün oluşmadığının açık olduğunu ,şantiyede haksız olarak tutulan malzemelere ilişkin faturaların 20.01.2021 tarihli dava dilekçesi ekinde sunulduğunu olup toplam 516.139,42-TL tutarında malzemenin davalı şirketten defalarca istenmesine karşın taraflarına teslim edilmekten kâçınıldığını müvekkili Şirket yetkilisi ...'ın 24.11.2023 tarihli beyan dilekçesinde de ifade edildiği üzere; Davalı ... Mühendislik, Müvekkilin bilgisi dışında ve rızası olmaksızın inşa sürecinde kullanılan ve yüksek bedelli plywood kalıpları ve dokalarıYığılca İera Müdürlüğü'ne sorulduğunu ve müvekkilinin borcuna mahsuben verildiği iddia edilen malzemenin müvekkilinin borcuna mahsup edilmediğinin tespit edildiğini, şantiye alanında kalan malzemelere yönelik olarak; davacı-birleşen davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra işten el çektirildiği ve malzemelerin davalının iş sahasında kaldığı ve davacıya teslim edilmediğinin taraf kabullerinde olduğunu ,21.11.2018 tarihinde davacıya şantiyedeki malzemelerin alınmasının talep edildiğini, yine bu malzemelerin üzerinde hak iddia eden firmalar olduğunun belirtildiğini, davacının malzemeleri almaması üzerine malzemelerin sahiplerine iade edildiği iddiasının gerçeklikle bağdaşmadığını ,davalı- birleşen davacı şantiye alanında kalan malzemeleri TBK 107. Maddesine uygun olarak tevdi mahalli tayini talep etmeksizin dava dışı 3. Kişilere vermiş olmakla şantiyede kalan malzemeler yönünden borcundan kurtulmadığını ,davacı tarafından kalan malzeme bedellerini talep etme hakkı Bulunduğunu ,işbu alacak kaleminin zamanaşamına uğramadığı hususunun sabit olmasına rağmen yerel mahkemece eksik inceleme yapılarak usul ve yasaya bağdaşmayan karar verildiğini ,zira 21.11.2018 tarihinin muacceliyet tarihi olduğu kabulünde yukarıda yer alan zamanaşımının durduğu durumların gözetilerek, 28.12.2023 tarihi olan ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığının sabit olduğunu ,işbu alacak kaleminin de davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini ,asıl dava tarihi olan 20.01.2021 tarihinden itibaren gerek davalı tarafın yargılamayı uzatmaya yönelik hareketlerinin, gerekse dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının yetersizliği sebebi ile uyuşmazlığa konu alacak kalemlerinin belirgin hale gelebilmesi için takriben 2 senelik bir zaman gerektiğini,Yerel Mahkemece alınan 08.06.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle: "Esas Davada; Davacının 3 Nolu Hakediş Bedelinden kaynaklanan 548.043,48 TL4 98.647,838 TL KDV olmak üzere toplam646.691,31TL alacağının bulunduğu, Takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacının ayrıca şantiyeye bırakmış olduğu malzemelerden dolayı 161.342,30 TL alacağının bulunduğu, Toplamda davacının alacağının (1 ve 2 numaralı paragraf toplamız) 808.033,61 TL olduğu Karşı davada; Davalının255.121,72 TL alacağının bulunduğu... Tespit ve hesaplanmış olup," şeklinde görüş bildirdiğini ,alacak kalemlerinin 08.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ile ancak belirgin hale geldiğinden bu hususun da müvekkilinin hak kaybına uğramaması maksadıyla Mahkemece gözetilmesi gerektiğini beyanla yerel Mahkemece verilen 26.01.2024 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararın asıl dava yönünden kaldırılarak; müvekkili şirketin zararlarının tazmini ile kar kaybı tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini, 28.12.2024 tarihli değer artırım dilekçeleri doğrultusunda asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Birleşen davada belirsiz alacak davasının niteliklerini taşıdığını yerel mahkeme tarafından davanın kısmi dava olarak yorumlanması, takas/mahsup taleplerimizin göz ardı edilmesi ve talep edilen kalemlerin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu ,huzurdaki davada birleşen davada "haklı belirsiz alacak davamızın kabulüne ve müvekkil firmanın kar kaybı, fiyat farkı, fazla ödenen bedellerin iadesi, ayıplı ve eksik imalatlar bedelleri, yapılan masraf vs. bedellerinin ödenmesi, karşı yan yerine ve adına ödenen bedeller olmak üzere müvekkil firmanın Uğradığı tüm maddi zararın belirlenerek, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile müvekkil firmaya ödenmesine; huzurdaki davanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/37 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, Ankara 13. Asiye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/37 E. Sayılı dosyası ile huzurdaki dosyada her iki yan için alacak çıkması halinde alacaklar nezdinde takas / mahsup hükümlerinin uygulanmasına," talebi ile belirsiz alacak davası açıldığını, mahkemenin talebi ile davaya konu taleplerin kuruşlandırılması talep edildiğini ,bu ara kararın ifası için talepleri "- müvekkil firmanın kar kaybı için şimdilik 3.000,00 TL; - fiyat farkı için şimdilik 1.000,00 TL; - fazla ödenen bedellerin iadesi için şimdilik 1.000,00 TL - ayıplı ve eksik imalatlar bedelleri için şimdilik 3.000,00 TL- yapılan masraf vs. Bedelleri için şimdilik 1.000,00 TL- karşı yan yerine ve adına ödenen bedeller için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere müvekkili firmanın uğradığı tüm maddi zararın belirlenerek, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile müvekkil firmaya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz." şeklinde kuruşlandırıldığını ,dava takas/ mahsup talepli olarak ikame edildiğini yani asıl davada var ise davacının bir alacağı bu alacağın tespiti ile müvekkilinin alacağından takas/mahsup edilmesi talebi ile açılan davada; davacının açtığı asıl davada varsa alacağı belirlenmeden müvekkili alacağının hesaplanmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin haklı sebeple fesh edildiğinin kesinleştiği bu davada, davacı/davalının sözleşme edimlerini gereği gibi yerine getirmediğinin netlik kazandığını, buna göre de davacı/davalının sözleşmeyi ihlal etmesi sebebi ile müvekkilinin zarara uğradığını, davacı/davalı iş programının gerisinde kaldığını ve bu sebeple müvekkili firma faaliyetlerinin gecikmesine fabrikanın faaliyete geçmemesine sebebiyet verdiğini ,davacı/davalının fabrikanın faaliyete geçmesini geciktirmesi ise kar yani kazanç kaybına sebebiyet verdiğini mahkeme yargılamasında; ticari defter ve kayıt incelemelerinde müvekkili fabrikanın davacı / davalı firmanın kusuru sebebi ile faaliyete başlamak için geciktiği sürenin tespiti ile bu sürede ortalama belirlenecek günlük kazancının çarpılmasıyle belirlenmesi gerekir iken bu yönde bir değerlendirme ve inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu alacağın belirlenebilir olma vasfı olmadığını sözleşmenin feshi ile kar kaybı talep edilmesinin mümkün olamayacağı yönündeki değerlendirmenin ise tamamı ile hukukilikten uzak olduğunu ,zira sözleşmenin devam ettirilmesinin beklenemeyecek bir hal aldığını ve bir tarafın kusuru netleşmiş ise sözleşmenin sona erdirilerek kusurlu tarafın ediminden ileri gelen kar kaybının talep edilmesi mümkün ve muteber olduğunu ,sözleşme konusu işin davacı tarafından yapılmayan kısımları için yeni anlaşılan firma ile yapılan sözleşme ve hak edişlerinin dosyaya kazandırıldığını bu birim fiyatlardan ve yeni firmanın yaptığı işler karşılığında ödenen bedellerden, davacının hak ediş talepli dava açmış olması sebebi ile, davacıya ödenen ve asıl dava yargılamasında ödenip ödenmeyeceğine kanaat getirilecek yani yargılama safhasında tespit edilecek bedellerin mahsubu ile belirsiz olan fiyat farkının hesaplanması gerekmekte iken yapılmadığını ve müvekkili firmanın haklarına kavuşmasının engellendiğini, fazla ödenen bedelin ise, davacının var ise alacağı tespit edilmeden fazla olup olmadığı nasıl belirlenebilir bir alacak olacağını ,bu bedelin ortaya çıkmasının ancak ve ancak davacının davasının neticesi ile ortaya çıkmış ve çıkacak olduğunu fazla ödenen bedele dair taleplerinin ise belirsiz alacak/istirdat talebi iken kısmi alacak olarak değerlendirilip zamanaşıma uğradığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını , mahkeme tarafından, taraflarına davaya belirsiz alacak davası olarak devam edilmemesi halinde süre verilip harcın tamamlamak için süre verilmesi gerekirken hak kaybına uğrayacak şekilde bu hakkı kullandırılmamasının kabul edilemez olduğunu ,ayıplı ve eksik imalat bedelleri ile yapılan masraflara dair alacak kalemlerinin ise tespit raporu ile de sabit iken ve mahkemece mahallinde keşif yapılmayarak ispat edilmediği beyan edilerek reddedildiğini ve Anayasal anlamda bir gerekçeye yer verilmediğini ,davacının sözleşme konusu işleri eksik bırakıp işi bıraktığını ,ön ısıtıcı binasında tespit raporu ile de belirli ciddi bir eğim olduğunu , mahkemece bunların göz ardı edilmesi ile eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğinin göstergesi olduğunu ,taleplerinin z hak ediş alacağı olmayıp 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve dava tarihinde zamanaşımı durduğunu açıklandığı üzere de tüm taleplerinin, asıl dava incelemesi ile belirlenebilir vasfı mevcut olduğunu davanın kısmi alacak olarak yorumlanarak reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından yaptırılan her bilirkişi incelemesinde müvekkilinin alacağının farklı hesaplandığını ,Örneğin; 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin alacağı olarak fazla ödemenin 318.771,10 TL olduğu, teminat bakiyesinin 63.644,48 TL hesaplandığını , 07.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili alacağının 255.121,72 TL hesaplandığını bu raporlar ile belirlenen bedellerin farklılığının müvekkili alacağının belirli olmadığını ortaya koyduğunu bu sebepler ile yerel Mahkeme yargılamasında, müvekkilin alacak taleplerinin hesaplanmaması, incelenmemesi ve neticede kısmi alacak davası olarak değerlendirilerek taleplerimizin reddi hatalı olduğunu ,taraflar arasındaki sözleşmenin 7.5 madde düzenlemesi doğrultusunda davacıya yapılan fesih bildiriminde davacı tarafından tamamlanmayan işlerin davacı nam ve hesabına yapılmasına kadar sözleşme düzenlemesi doğrultusunda bedelsiz kullanılacağı yazılmış ise de davacının kendisine ait olduğu tüm bu iskeleleri borç karşılığı kiraladığı ve bedellerini ödemediği anlaşıldığından davacıya yapılan bildirimler ile tüm malzemelerinin ve iskelelerinin şantiye sahasından alınması için bildirimde bulunulduğunu , bu durumun, keyfi durum ve davranışlar olmadığını ilk olarak 7.5 sayılı sözleşme hükmünün uygulanması, akabinde ise davacının kendisine ait olduğunu bildirerek getirdiği malzeme, iskele ve emtiaların borç karşılığı alınıp bedellerinin ödenmediğinin yani söz konusu malzeme, iskele vs. tüm emtia üzerinde 3. kişilerin belgeli mülkiyet iddiası olduğunun anlaşılması üzerine zorunlu bir hal aldığını ,davacının alacaklılarının ise müvekkili firmaya defaten başvurarak malzeme ve iskele ve sair emtiaların kendilerine teslim edilmesinin talep edildiğini ancak müvekkilinin müteaddit kereler davacıya şantiyede bulunan tüm emtialarını alması için bildirim yaptığını ,davacı yanın dilekçesinde yanıltıcı olarak beyanda bulunduğu şekilde malzeme, iskele vs. tüm emtialar bakımından bir ayrım yapılmadan alması talep edildiğini ,davacının ise müvekkili firmaya, müvekkili firma şantiyesine yapılan yazılı bildirimlere ve defaten telefon aramalarına rağmen gelmediğini teslim alma davetlerine icabet etmediğini davacının haksız kazanç elde etmek maksadı ile teslim almadığı emtilar yönünden teslimde almakta temerrüde düştüğünü, gerekçeli kararda ise, müvekkili firmanın davacıya yaptığı yazılı bildirimlerin ve dosyaya sunulan tutanaklar ile iş bu malzemelerin zorunlu olarak sahiplerine teslim edilmesinin müvekkilini sorumluluktan kurtarmayacağı belirtilmiş ise de; davacının basiretli tacir olduğunu kendisine yapılan yazılı davete rağmen malzemeleri almak üzere sahaya gelmemesinin , bu malların 3. kişilere ait olduğunu teyid etmesi ve sahiplerine iade edileceği bildirimlerine itiraz etmemesine yani zımnen muvafakat etmesine rağmen müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilebilir olmadığını ,davacının bedelini ödemediği kiralama ve malzeme bedelleri sebebi ile müvekkili firmanın icra tehdidi altında kaldığını ,netice olarak ise davacı yanca şantiyeye getirilen malzemeler ve iskelelerin dosyaya taraflarınca sunulan tutanaklar karşılığında davacı firma yetkililerinin telefonla verdiği onaya ve malzemelerin kendisine ait olduğunu belgeleyen firmalara tutanak karşılığında teslim edilmek zorunda kaldığını davacının kendisine defaten yapılan bildirimlere itiraz etmeyerek bunların sahiplerine teslimine muvafakat ettiğini ,bu sebeple müvekkilinin malzeme bedellerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ,ayrıca sadece sözleşmeden sonra alındığının beyan edilip fatura ibrazı bu malzemelerin müvekkilinde olduğuna ispat etmeye yeterli olmadığını müvekkilinin sahasına bu malzemelerin getirilip getirilmediğini ispat eden tutanaklar sunulması gerektiğini bu faturaların gerçek fatura olduğunun-satışın gerçekleştiğinin de ispatı zorunlu olduğunu ispat edilmeyen malzeme bedellerinin müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını ,davacının ödenmemiş iş bedeli alacağı olmadığını ,davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği hak ediş alacağı olmadığını ,davacının hak edişleri ve faturalarının ödendiğini , 021369 nolu 30.05.2018 tarihli 1. Nolu hak ediş faturası ve ekindeki hak ediş raporu ve belgeleri; 21370 nolu 31.07.2018 tarihli 2. Nolu hak ediş faturası ve ekindeki hak ediş raporu ve belgelerinin dosyaya ibraz edildiğini ,hatta davacı adına yapılan ödemeler ile birlikte müvekkili firma davacıya fahiş ve fazla ödeme yaptığını ,hatta ve hatta bilirkişi raporları ile müvekkilinin davacıya fazla ödeme yaptığı sabit hale geldiğini ,dosyaya davacı adına/ yerine yapılan ödemelere dair belgeler kazandırıldığını Mahkeme kararında hiç yer verilmemiş ise de; 15.08.2018 tarihinde ...' e davacının yazılı talebi üzerine yapılan ödemenin davacı/davalı ... firmasının yazılı talimatı ile ... işçilerine ödeme yapmak üzere teslim edilen ödeme olduğunu müvekkili firma ve davalı firma ticari defter kayıtlarında bu ödemelere dair dökümler yer aldığını ,ancak bu bedelin davacıya yapılmış ödemelere bilirkişi raporlarında eklenmediğini ,15.08.2018 tarihinde ... Mühendislik İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi ... ... müvekkili firmaya imza sirküleri 2 sayfalık ödeme listesi ekleyerek sunduğu dilekçesi ile "EKLİ LİSTEDE YER ALAN 79 KİŞİNİN FİRMAMIZ ... MÜHENDİSLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ.' den alacağı olan toplam 209.274,00 TL' nin şirketimiz adına ödenerek alacağımızdan düşülmesini arz ederiz." beyan ve talep edildiğini ,dosyaya bu belgelerin ibraz edildiğini , Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, asıl dava davacısının ticari defter ve kayıtlarına müvekkili firma tarafından yapılan ödemeleri kaydetmediği tespit edildiğini bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde müvekkili firmanın asıl dava davacısından fazla ödemeler sebebi ile alacaklı olduğu ve son belirlenen miktarın 255.121,72 TL olduğu (tarafımızdan itiraz edilmiştir) hesaplandığını, mali müşavir bilirkişi raporuna itirazlarında yer verildiği üzere 25.11.2021 tarihinde davacı firma adına müvekkili firma tarafından SGK ya ödeme yapıldığını , 25.11.2021 tarihli SGK prim ödemesi/SGK IPC açıklaması ile davacı firma yerine SGK' ya müvekkili tarafından 3.500,00 TL, 25.11.2021 tarihli SGK prim ödemesi/SSK Geçmiş dönem açıklaması ile davacı firma yerine SGK' ya müvekkili tarafından 95,90 TL ödeme yapıldığını ancak bu ödemelerin dikkate alınmadığını bu ödemelerin de hesaplamalarda dikkate alınması neticesinde davacı firmanın müvekkili firmaya teminat, depozito vs. dışındaki bakiye borç miktarının 322.262,10 TL olduğu görüldüğünü ,yani müvekkil firmanın karşı taraftan alacağı sabit iken borçlu olması mümkün olmadığını ,taraflar arasındaki 17.02.2018 tarihli sözleşme hükümlerine, karşı yanın yanın aykırı edimleri sebebi ile müvekkili firma büyük zararlara uğradığını kar kaybı, fiyat farkı, mahrum kalınan kar, fazla ödenen bedellerin iadesi, ayıplı ve eksik imalatlar bedelleri, yapılan masraf vs. bedellerinin ödenmesi, karşı yan yerine ve adına ödenen bedeller vs. tüm uğranılan maddi zararın belirsiz alacak davamız ile hesaplanması talep edildiğini ,bu hesaplamaların ancak ve ancak müvekkili firma ticari defter ve kayıtları ile dosyadaki tespit raporlarının incelenmesi ile belirlenebilir nitelikte olduğunu ,karşı tarafça eksik, hatalı ve yarım kalan işler, ... izalasyon makina sanayi tic. ltd.şti. tarafından tamamlanmıştır. bu firma tarafından yapılan işlere dair hak ediş belgeleri, faturalar ve kayıtlar dosyaya sunulmuştur. yine ticari defter ve kayıtlarımızda işlidir. karşı yan tarafından sözleşme ile yükümlenilen ancak yapılamayan eksik, ayıplı, yarım kalan işler ... izalasyon makina sanayi tic. ltd. şti. tarafından tamamlandığını ve yapıldığını davacının işi bıraktığı tarihteki inşaat seviyesinin dosyada sunulmuş olan 2 ayrı tespit raporu ile sabit olduğunu ,davacı/davalının yapmadığı ve hatalı yaptığı işler yine bu raporlarda belirtildiğini yani davacının kendisi tarafından yapılmayan iş bedellerini talep ettiğini, açıklanan sebepler ışığında; Yerel Mahkeme tarafından davacı yanın zamanaşımına uğramış zımni taleplerinin kısmen kabulü ile belirsiz alacak davalarının hukuki olmayan gerekçeler ile kısmi dava olarak yorumlanması ve kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu , Mahkeme yargılamasında eksik inceleme ve değerlendirmeler ile hüküm verildiğini ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri ve birleşen davanın belirsizliği göz ardı edildiğini beyanla asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili katılma yoluyla birleşen dava yönünden istinaf dilekçesinde; Davalı-karşı davacı tarafça talep edilen alacak kalemleri belirli/belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini yerel mahkemece karşı davacının dava dilekçesinde davasının 'belirsiz alacak davası' olarak açıldığı belirtmiş olması gözetilmeksizin davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi hatalı olduğunu ,davalı/birleşen dava davacısı yanın haksız ve mesnetsiz taleplerini kabul etmemekle birlikte, karşı davalı tarafça müvekkili şirketten talep edilen kalem miktarlarının, zarar miktarının vs. bilinmemesi, belirlenememesi mümkün olmadığını davacının fiyat farkı, kar kaybı, fazladan ödenen bedellerin iadesi, ayıplı ve eksik imalat bedellerinin iadesi, yapılan masraf vs. bedel ödemelerinin makbuz ve evrak karşılığı olduğundan belirsiz alacak talebinde bulunulamayacağının sabit olduğunu , HMK’nın 107. maddesi “Belirsiz alacak davası” başlığı ile; ''Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.'' hükmedildiğini belirleyememe hâlinin ise davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanması gerektiği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile ortaya konduğunu , Kar kaybı, fiyat farkı talebi, fazla ödeme farkı talebi, ayıplı ve eksik imalat bedellerinin talebine ilişkin olarak yaklaşık 13 aylık süre kararlaştırılan inşaat işinde işin başındaki kısa gecikmelerin ilerleyen günlerde rahat kapatılabilir durumda olduğunu, ayrıca bu durumun üretim kaybıyla bir ilgisinin de bulunmadığının açık olduğunu , sözleşmenin davalı-birleşen davacı tarafça tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğinden, sözleşmeyi fesheden tarafın müspet zarar talebinde bulunamayacağı, kaldı ki zararın da ispatlanması gerektiği açık olmakla müspet zarar talebinin ve yine dosya kapsamında zararın ispatlanamaması nedeniyle alacak kalemlerinin reddine yönelik verilen kararda herhangi bir isabetsizlik olmadığı kanaatinde olduklarını ,karşı yanın, asıl dava yargılamasında ödenip ödenmeyeceğine kanaat getirilecek hak ediş bedellerinin mahsubu ile fiyat farkının hesaplanması gerektiğini ifade ederek fiyat farkı talebinin de belirsiz alacak olduğunu iddia etmekte ise de sözleşme konusu işin, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkili tarafından yapılamayan kısımları için yeni anlaşılan firma ile yapılan sözleşme ve hak edişleri karşı tarafça dosyaya kazandırıldığını bu birim fiyatlardan ve yeni firmanın yaptığı işler karşılığında ödenen bedeller bizzat görüldüğünden karşı tarafça talep edilen fiyat farkı alacak kalemi miktarının belirli nitelikte olduğunu belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini ,karşı yanın, müvekkili şirkete fazla ödemeler yapmış olduğuna yönelik beyanına ilişkin olarak ise; dosya kapsamında mübraz fatura vs. ile gösterilmekte olduğunu (işbu ödemelerin mükerrer olmasına yönelik beyanımızı tekrar etmek ile birlikte) alacağın miktarının davalı tarafça tam olarak belirlenebilmesi bu talep miktarı bakımından da açıkça mümkün olduğunu müvekkili şirkete yapılmış ödemelerin mahsup edildiğinde dahi taraflarının bakiye alacağının olduğunun da ispatlandığını ,ayıplı ve eksik imalatı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, karşı yanın işbu masraflara dair mahallinde keşif yapılmayarak talebin hukuka aykırı olarak reddedildiğini beyan etmekse ise de müvekkili firmanın işten el çektirildikten sonra işe başka şirket ile devam olunduğu gözetildiğinde, mahallinde yapılacak olan keşfin uyuşmazlığı aydınlatma noktasında öneme haiz olmayacağı açık olduğunu ayıplı imalatların birleşen dava davacısı tarafından ikmal ihalesi yapıldıktan sonra yapıldığının anlaşılması ve davalı-birleşen davacı tarafından ayıp iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle taleplerinin reddine dair verilen karar isabetli olduğunu ,Nitekim ayıplı ifa olduğunu öne süren davalı tarafın TBK'da yer alan seçimlik haklarını kullanabilmesi için öngörülen sürelerde ayıbı bildirmesi gerekirken bildirimde bulunmaksızın başkaca sebepler göstererek müvekkil şirketin işçilerini şantiyeye almayarak işten el çektirdiğini, oysaki herhangi bir ayıbın mevcut olması durumunda müvekkili şirket tarafından mevcut eksiklikleri giderilebilecekken karşı yanca sözleşmeyi direkt feshetme yolunu seçilerek aslında fesih iradesi altında yatan sebep işçilik maliyetlerinin çok yükselmesi gibi ekonomik sebeplerken işin zamanında teslim edilmediği gibi hususları öne sürülerek dürüstlük ilkesiyle bağdaşmayacak harekette bulunulduğunu ,birleşen dava davacısının başlangıçta belirli/belirlenebilir olan taleplerini değer artırım dilekçesi ile artırması ve davasının belirsiz alacak davası olduğunu iddia etmesinin hukuki garabet olduğunu karşı yanın, açıkça iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı davrandığını davalının davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki yarar olmadığı da açık olduğundan davanın usulden reddedilmesi gerekmekteyken Yerel Mahkemece; ''Davalı-birleşen davacı davasını belirsiz alacak davası olarak adlandırmış ise de; alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davacı açılamayacağı, ancak belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.'' (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2013 gün 2012/6728 Esas 2013/4521 Karar sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2016 gün 2014/15 Karar 2014/439 Esas, 2016/207 Karar sayılı ilamları) şeklinde gerekçe gösterilerek dava kısmi dava olarak değerlendirilip hüküm kurulduğunu karşı yanın, dava dilekçesinde davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiğini , istinaf dilekçesinde dahi belirsiz alacak davası açtığını defaatle belirttiğini ,davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen alacak kalemlerinin belirli olduğu sabit olduğundan somut olayda belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığı değerlendirildiğini ancak davanın kısmi dava olduğu yönünde usul ve yasaya aykırı değerlendirme yapıldığını mahkemenizce yapılacak incelemede öncelikle bu hususun gözetilerek birleşen davanın kısmi dava olarak açılması gerekirken belirsiz alacak davası olarak açıldığından bahisle hukuki yarar yokluğunun dava şartı olduğu gözetilerek; usul yönünden reddine karar verilmesine, ancak her koşulda talep edilen kalemlerin gerçek durumla bağdaşmayan, haksız menfaat sağlamaya yönelik talepler olduğundan reddine karar verilmesini talep ettikilerini , şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz alacak davası mı yoksa belirli alacak olmakla birlikte kısmi dava mı olduğu anlaşılamıyorsa, bu durumda 6100 sayılı Kanunun 119/1-ğ. maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu belirtilmemiş olacağını beyanla karşıyanın istinaf dilekçesinde halen davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın asıl davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 1.366,20 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL + 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 511 TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır