T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 03/03/2023 DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 03/03/2023 DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif tarafından 25/06/2022 tarihinde genel kurul yapıldığını, yapılan kurulda alınan kooperatif yönetim ve denetim kurulunun ibrasına dair gündemin 4.maddesinde alınan kararların kooperatif kanunu ve ana sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, davalı kooperatifin yönetim kurulu bir firma ile kooperatif adına, kooperatife ait arsalar üzerinde inşaat yapılmak üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını belirttiğini, müvekkilleri dahil tüm üyelerin ısrarlı taleplerine rağmen sözleşme yapılan firma ve sözleşme içeriğinin ve şartları hakkında bilgi verilmediğini, kooperatif genel kurullarının kooperatifin en yetkili organı olduğunu, yönetim ve denetim kurullarının genel kurulda kooperatif adına yürüttükleri her türlü faaliyet hakkında eksiksiz ve tam olarak bilgi vermekle yükümlü olduklarını, davalı kooperatifin genel kurulunda alınan ve gündemin 4. maddesinde yapılan görüşme ve genel kurula ve üyelere bilgi verildiği şeklindeki tutanağa geçirilen kayıt, hilafı hakikat olduğunu, davalı kooperatif yönetim ve denetim kurullarınca genel kurula ve üyelere bilgi verilmediğini, davalı kooperatifin 25/06/2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin ibrasına dair genel kurul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı yönetim kurulunca kooperatifler kanunun 24. maddesi ve ana sözleşme hükümlerine açıkça aykırı davranıldığını, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme hükümlerine aykırı surette üyelere ve genel kurula bilgi verilmeyen hususa ilişkin yapılan ibra oylamasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bütün üyelerin ısrarlı taleplerine rağmen, yüklenici ile yapılan sözleşmede gizlilik maddesi olduğundan bahisle kooperatif üyelerinden anlaşma şartlarını gizleyen kooperatif yönetim kurulu üyeleri görevlerini kötüye kullandıklarını, genel kurulda yapılan oylamada 16 kabul oyuna karşı 7 red oyu ile alınan kararın açıkça usul ve kanuna aykırı olduğunu, yönetim kurulunun gizli faaliyetlerini yöntemince denetlemeyen ve genel kurul ve üyelere bu anlaşma ve şartları hakkında bilgi sunmaktan imtina eden denetim kurulunun ibrasının da usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile, davalı kooperatifin 25/06/2022 tarihli genel kurulda alınan yönetim ve denetim kurulunun ibrasına dair 4. Maddede alınan kararların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil kooperatifin ortağı olduğunu, 25/06/2022 tarihli olağan genel kurula katıldığını, davaya konu gündemin 4.maddesinin oylaması sırasında olumsuz oy vererek karara muhalif kaldığını tutanağa geçirtmediğini, Kooperatifler Kanununun 53.maddesi 1.fıkrası, 1.bendinin "Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten" şartının tam olarak gerçekleşmediğinden dava hakkının bulunmadığını, ortağın bilgi edinme hakkının 24.madde de sayılanlar ile sınırlı olduğunu, bu hakkın sınırının 25.madde ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kooperatifin 17/06/2021 günü yapılan olağan genel kurulunda bütün ortakların bilgisine sunulan "...önsözleşmedeki şartlar gerçekleştiğinde kat karşılığı sözleşme imzalamaya, yüklenici firmadan yeterli ve gerekli teminatı almaya, kooperatife ait olacak inşaat alanı, toplam inşaat alanının enaz %45-50 si oranında, toplam inşaat alanı artışlarında ise artırılan bölümün maliyeti genel maliyete oranlanarak bulunacak miktardan az olmamak kaydıyla inşaat yapılması için hertürlü sözleşme imzalamaya yönetim kuruluna oybirliği ile yetki verildi" ibaresinin mevcut olduğunu, genel kurulun bu kararı kaldırmadığı takdirde bu karar kapsamında yönetim ve denetim kurullarına herhangibir talepte ve kusur atfında bulunmanın doğru olmayacağını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm vermeye yeterli ve elverişli görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu genel kurulun gerek çağrı, gerek ilan, gerekse toplantı ve karar nisapları itibariyle usulüne uygun gerçekleştirildiği fakat, genel kurulda kooperatifin inşaat yapımı için sözleşme imzaladığı şirket ve sözleşme ile ilgili herhangi bir bilgi verilmeden raporların oylanarak kabul edildiği, 1163 sayılı kooperatifler kanunu 24.maddesine aykırı olarak yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço, gelir gider farkı hesapları ve denetçilerin 66. ve 69. madde yükümlerine uygun olarak tanzim edecekleri raporlar genel kurulu yıllık toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren 1 yıl süre ile kooperatif merkezinde ve elektronik ortamda incelemeye hazır tutulur hükmüne aykırı olarak ortakların bilgi edinme ve inceleme haklarının kısıtlandığı, kooperatifin tek amacı olan inşaat yapımına ilişkin sözleşme ile ilgili yönetim kurulu kararı ile ortaklara bilgi verilmediği, tamamen gizli tutulduğu, ortaklara ağır yükümlülükler getiren sözleşmenin gizli tutulduğu, sözleşme ile ilgili bilgi verilmediği halde yönetim kurulu ve denetim kurulu faaliyet raporlarının oylanarak kabul edildiği, üyelerin bilgi sahibi olmadan oy kullandıkları anlaşılmakla.." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptal edilen kararın yönetim kurulu kararı olduğunu, yönetim kurulu kararlarının yargı denetimine tabi olmadığını, mahkemenin talepten başka şeye karar verdiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kooperatif sırlarının ifşa edilmesi anlamına gelecek derecede bilgi isteyenin ... temsilcisi ... iken, bu davayı açanın ... olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53/1. maddesi uyarınca, genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için, ret oyu kullanmış ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına kaydettirmiş olmaları gerekmektedir. Emredici nitelikte olan ve dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiri getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gerekmektedir. Red oyu verdiği halde, üyenin muhalefet şerhini oylama sonrasında yazdırması gerektiği gözetilmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/2404 E-2014/5673 K sayılı kararı). Genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin davada, dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama sonrasında ve oylama sonucuna ilişkin olarak yapılması gerekmekte olup muhalefette gerekçe dahi belirtilmesine gerek yoktur (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/2654 E- 2012/1628 K sayılı kararı). Davacı her bir gündem maddesinin oylanmasından sonra muhalif kaldığını belirttir ise ayrıca toplantı sonunda da yeniden muhalefet şerhi yazması gerekmez. Bu durumda mahkemece usulüne uygun muhalefet şerhi bulunduğu kabul edilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2013/12250 E-2014/2149 K sayılı kararı). Muhalefet şerhinin mutlaka gerekçeli olması şart olmayıp muhalefet iradesinin tutanaktan anlaşılması yeterlidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/23-121 Esas 2013/1674 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta, 25/06/2022 tarihli genel kurulda alınan (4) numaralı karara karşı dava açıldığı, kooperatifin 25/06/2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinden 4. maddesinde "2021 yılı yönetim kurulu raporları ve denetim kurulu raporları ayrı ayrı okundu. 2021 yılı bilanço envanter ve gelir gider hesapları okundu. Yönetim kurulu raporu okunduktan sonra kooperatif üyelerinden .. un vekili .. un kooperatifin yaptığı anlaşma için neden gizlilik kararı alındığını sordu. Kooperatif yönetim kurulu başkanı ... kooperatif menfaatleri doğrultusunda bu kararı aldıklarını belirtti. Yönetim kurulu raporu oylandı 16 kabul oyuna karşılık 7 red oyuyla kabul edildi. Denetim kurulu raporu oylandı 17 kabul oya karşılık 5 red oyuyla kabul edildi. Raporları okunup oylandı 21 oyla oy çokluğuyla kabul edildi." ibaresinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Söylemek gerekir ki; Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Yokluk ve butlan halleri, mahkemelerce kendiliğinden göz önüne alınması gereken hallerdir(Tanım, Tahvil ve hakkın kötüye kullanılması yönünden farklı kurumlar olduğu konusunda bkz; Moroğlu, Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017). Yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, 14. Bası, Beta, İstanbul,2020,s.198). Yoklukta, hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378). Yokluğun bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Somut uyuşmazlıkta, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu gösterir bir bilgi veya belge yoktur. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden biri olan butlan ise, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/11-674 Esas, 2022/1291 Karar). İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının toplantıya asaleten katıldığı ancak dava konusu olan gündem maddesi oylamasında davacının olumsuz oyuna ve karara muhalefet kaldığına ilişkin bir belirleme yoktur. Bu yönüyle iptal davası açılması için gereken dava şartı eksikliği mevcuttur. Dosyada, alınan genel kurul kararı, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olduğundan, "yokluk" hukuki yaptırımının uygulanması da söz konusu değildir. Yargılama makamınca re'sen kontrol edilmesi gereken ("yokluk" gibi), butlan hukuki yaptırımı yönüyle bakıldığında ise, ilk derece mahkemesi gerekçesinde; "kooperatifler kanunu 24.maddesine aykırı olarak yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço, gelir gider farkı hesapları ve denetçilerin 66. ve 69. madde yükümlerine uygun olarak tanzim edecekleri raporlar genel kurulu yıllık toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren 1 yıl süre ile kooperatif merkezinde ve elektronik ortamda incelemeye hazır tutulur hükmüne aykırı olarak ortakların bilgi edinme ve inceleme haklarının kısıtlandığı, kooperatifin tek amacı olan inşaat yapımına ilişkin sözleşme ile ilgili yönetim kurulu kararı ile ortaklara bilgi verilmediği, tamamen gizli tutulduğu, ortaklara ağır yükümlülükler getiren sözleşmenin gizli tutulduğu, sözleşme ile ilgili bilgi verilmediği halde yönetim kurulu ve denetim kurulu faaliyet raporlarının oylanarak kabul edildiği, üyelerin bilgi sahibi olmadan oy kullandıkları" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Genel kurulca alınan dava konusu kararda, kooperatifin yaptığı anlaşma için gizlilik kararı alındığının, devamında yönetim ve denetim kurulu raporlarının oylandığının ve kabul edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir (1163 sayılı kanun m. 1) ve kooperatifler tacir sıfatına da sahiptirler (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 2020/2 E. 2021/3 K.). 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun m. 98 hükmündeki atıfla kooperatifler hakkında da uygulanacak olan 6102 sayılı TTK'nın 447 maddesinde de; "Genel Kurulun, özellikle; A)Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, B) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, C)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." düzenlemesi mevcutttur. TTK gerekçesinde, bütün emredici hükümlere aykırılığın butlan sonucu doğurmadığı ve m. 447 de sayılanlar dışında genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespitinde ise butlanın ikincilliği ilkesinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Emredici hükümlere aykırılığın hangi hallerde kesin hükümsüzlüğe (mutlak butlan) ve hangi hallerde iptal edilebilirliğe yol açabileceği konusunda; hükmün kesin emredici nitelikte olup olmadığına bakılmalıdır. Bir kısım emredici hükümler doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin bulunan ve bu sebeple belli bir davranışı, ilgililerin iradelerini hiç bir surette nazara almaksızın emreden kesin anlamda emredici hükümlerdir. Bu hükümlerden doğan hak ve yetkilerden baştan ve sonradan feragat edilebilmesi mümkün değildir. Hangi şekilde olursa olsun aykırılığın hukuki sonucu kesin hükümsüzlüktür. Genel kurul kararının varlığı için gerekli unsurlara, kooperatifin temel niteliğine ve kooperatif alacaklıları ile sermayenin ve müstakbel pay sahiplerinin çıkarlarının korunmasına dair hükümler mutlak emredici hükümlerdir. Ortağın bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun için verdiği ölçü dışında sınırlandıran ve kooperatifin temel yapısını bozan veya mal varlığının korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları mutlak butlanla batıldır (Coşkun, Mahmut, Kooperatifler Hukuku, Seçkin yayınevi, 3. Baskı, Ankara 2023, s. 818-819). Kooperatiflerde, ortakların bilgi edinme hakkı, ana sözleşme veya kooperatif organlarından birinin kararıyla bertaraf edilemez veya sınırlanamaz (1163 sayılı kanun m.24/son). Kooperatifler kanununun 24/son fıkrası ile kooperatif ortaklarına "bilgi edinme" hakkı emredici mahiyette mutlak olarak tanınmıştır. Bilgi edinme hakkı, Kooperatifler Kanununun 24 ve 66'ıncı maddelerinde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Ancak bu düzenlemeler genel olarak bilgi alma ve inceleme hakkı ile ilgili olup genel kurulun yapıldığı sırada bu hakkında kullanımını içermemektedir. İşte TTK'nın 437'nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir.... Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz......... (üçüncü fıkra) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir". Anılan madde kooperatifler için de uygulanabilir. Ayrıca, TTK'nın 437/5'nci fıkrasında bilgi alma ve inceleme hakları pay sahibine tanınan dava hakkı ile güçlendirmiştir. Pay sahibi sadece açık bir ret halinde değil, taleplerinin cevapsız bırakılması veya cevabın ertelenmesi durumunda da hem bilgi alma hem de inceleme hakkını mahkeme kararı ile başarıya ulaştırabilir. Talebin cevapsız bırakılması yetersiz, hesap verme ilkesine uymayan cevapları da kapsar (Coşkun, s. 551-552). Davaya konu genel kurulda, kooperatifin yaptığı sözleşme içeriği konusunda gizlilik kararı alındığı ve gizlilik kararının neden alındığına ilişkin soruya "kooperatif menfaatlerinin gereği" şeklinde bir cevap verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun m. 98 hükmündeki atıfla kooperatifler hakkında da uygulanacak olan 6102 sayılı TTK'nın 447 maddesinde açıkça bilgi alma hakkının sınırının ortaklık sırrı ve korunması gereken ortaklık menfaati olduğu belirtilmektedir. Yönetimin hiç gerekçe göstermeden, talep edilen bilgilerin şirket sırrına girdiğini ileri sürüp, bilgi vermeyi ret etmesi yeterli değildir. Bu yoldaki iddianın kabul edilebilmesi için, şirketin menfaatlerinin tehlikeye düştüğü somut bir şekilde ortaya konulmalı ve ileri sürülen tehlikenin gerçekleşmesi de muhtemel olmalıdır (Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Adalet yayınevi, 6. Baskı, 2020, s. 580-581). Somut uyuşmazlığa konu genel kurulda, gizlilik kararının nedenleri bu şekilde ortaya konmadan, "kooperatif menfaatlerinin gereği" denilerek, ortaklardan bilgi saklanması hukuken yerinde değildir. Davalı kooperatifin amacının, ortakların konut ihtiyacının karşılanması olduğu anasözleşmede açıkça yazmaktadır. İnşaat faaliyetlerine ilişkin yapılan/yapılacak anlaşmalar, yapılacak olası anlaşma sürecine ilişkin hususlar doğrudan kooperatif ortaklarının menfaatlerini ilgilendirmektedir. Ancak, genel kurulda, ortaklara, kooperatifin amacı da olan ortakların menfaatlerini ilgilendiren bu hususta gerekli bilgilendirme yapılmadığı, kanunun izin verdiği sınırda bir gerekçenin de sunulmadığı, kooperatifler kanununun amacına, kooperatiflerin temel yapısına aykırı olacak şekilde kooperatif ortaklarının mutlak haklarının (bilgi alma, denetleme, inceleme) engellendiği anlaşılmakla, alınan kararın mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) ile malul olduğu anlaşılmaktadır. Anlatılan sebeplerle, ilk derece mahkemesince, 25/06/2022 tarihle genel kurulda alınan (4) nolu karar mutlak butlanla batıl olduğuna karar vermek gerekirken, yazılı şekilde iptale karar verilmesi yerinde olmamıştır. Belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeple kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçe ile kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2- A-Davanın KABULÜ İLE; Davalı kooperatifin 25/06/2022 tarihli genel kurulda alınan (4) numaralı gündem maddesinin MUTLAK BUTLANLA BATIL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, B-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan, peşin olarak alınan 534,70.-TL harcın mahsubu ile kalan 99,20.-TL harcın davalıdan ALINMASINA, C-Davacı tarafça yapılan dava ilk masrafı 80,70.-TL, tebligat gideri 76,75.-TL, bilirkişi ücreti 800,00.-TL olmak üzere toplam 957,45.-TL yargılama giderleri ve mahkememizde peşin olarak alınan harç gideri 80,70.-TL olmak üzere toplam 1.038,15.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, D-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iade edilmesine, E-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen (istinaf edenin sıfatı da dikkate alınarak) 9.200,00.-TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalı tarafın istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 149,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 641,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...