T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/645 KARAR NO : 2026/873 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2021/616 E. - 2023/479 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar ar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/645 KARAR NO : 2026/873 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2021/616 E. - 2023/479 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/06/2023 tarih ve 2021/616 E. - 2023/479 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili kurum ile davalıların oluşturduğu ...-... İş Ortaklığı arasında 15.000.000 ton marn, taban kili, kömür, heyelanlı ve şlamlı malzemenin yüklenilmesi, elektronik taşıt kantarları ile tartılarak harman ve kömür sahasına taşınması, boşaltılması ve serilmesine ilişkin Hizmet Alımı İşi Sözleşmesi yapıldığını, sözleşme uyarınca yürütülen dekapaj (madencilik ve inşaat sektörlerinde, cevher veya yapı temeli üzerindeki örtü tabakasının kazılarak uzaklaştırılması, taşınması ve düzeltilmesi işlemlerinin bütünü) işi kapsamında çalışan işçiler tarafından ...-... İnşaat Mühendisi Ortak Girişimi davalı gösterilerek işe iade ve işçilik alacağı ile davalar açılmış olup anılan davaların işçiler lehine sonuçlanması ve başlatılan icra takipleri nedeniyle asıl işveren sıfatıyla müvekkili tarafından toplam 997.506,25 TL tutarında ödeme yapıldığını, yapmış olduğu bu ödemeler nedeniyle müvekkilinin davalılar hakkında Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2020/5095 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları" başlıklı 22. maddesinin "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." hükmünü içerdiğini, bu hüküm ile atıf yapılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin "Çalışanların Özlük Hakları" başlıklı 38. maddesinin 4. paragrafında "Personel alacakları, hakediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki (işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların 3 aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez." düzenlemesinin yer aldığını, anılan bu hükümler uyarınca işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olduğunu, yine Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 28. maddesine göre ise "sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça işin yönetimine ilişkin bütün giderler yükleniciye aittir" hükmünün bulunduğunu bütün bu hükümler gereğince işçi alacaklarından davalıların sorumlu olduğu hususunun açıkça anlaşıldığını, dolayısı ile müvekkili kurumun yasal zorunluluklar nedeniyle davalıların oluşturduğu iş ortaklığının işçilerine yapmış olduğu ödemeleri talep etme hakkının bulunduğunu ileri sürerek davalıların Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2020/5095 sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ve yetkisinin ise Erzurum mahkemelerinde bulunduğunu, müvekkilleri ile yapılan sözleşmenin 410 gün süre ile sınırlı olduğunu, işçilerin davacı tarafından belirlendiğini, aynı işçilerin müvekkillerinin oluşturduğu iş ortaklığı öncesinde ve sürenin bitiminden sonra yeni müteahhit döneminde de çalışmaya devam ettiğini, dolayısı ile işçilerin müvekkillerinin değil, davacının işçisi olduğunu, işe iade davalarının kabul edildiği tarihte 410 günlük sözleşme süresi sona erdiğinden müvekkillerinin işe başlatma imkanının bulunmadığını, ihale şartnamesinde ve davacı kurum ile müvekkiller arasında imzalanan ihale sözleşmesinde işçi ücret ve sair haklarının yükleniciler tarafından karşılanacağına dair bir hüküm olmadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre işçi hak ve alacaklarına ilişkin mesuliyetin asıl işveren üzerinde olduğunu, sözleşmede ayrıca belirtilmediği sürece yükleniciye bir sorumluluk yöneltilemeyeceğini, davacının rücuya konu alacak için ticari avans faizi talebinde bulunamayacağını, alacak miktarı ihtilaflı olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini ve ... - ... İnşaat Mühendisi Ortak Girişimi ile yapılan sözleşmenin eki niteliğindeki noter onaylı ortak sorumluluk düzenlemesinde ...'nın payı %0,01 olarak belirlendiğinden bu müvekkilinin ancak bu payı oranında sorumlu tutulabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı kurum ile davalı yükleniciler arasında 31/10/2013 tarihli hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında çalışan işçiler tarafından davacı ve davalı yükleniciler aleyhine İş Mahkemelerinde işçilik alacağı ve işe iade istemli açılan davaların işçiler lehine sonuçlanması üzerine başlatılan icra takipleri nedeniyle davacı kurum tarafından ödemelerde bulunulduğu, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında akdedilen sözleşmede işçilik alacaklarından asıl işverenin sorumlu olacağına dair sözleşme hükmünün bulunmaması halinde asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarının tamamının rücu konusu yapılabileceğine değinildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı kurumun davalı yüklenicilerden talep edebileceği alacak miktarının likit olup 991.244,72 TL asıl ve 78.924,66 TL faiz alacağından olmak üzere toplam 1.070.169,38 TL'den oluştuğu gerekçesiyle davalıların Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5095 E sayılı dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazlarının kısmen iptali ile takibin 1.070.169,38 TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına ve hükmolunan tutarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu, 410 günlük düzenlenen hizmet alım sözleşmesinin sona ermesinden sonraki işe iade taleplerinin yerine getirilmemesinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre işçi hak ve alacaklarına ilişkin mesuliyetin asıl işveren üzerinde olduğunu, sözleşmelerde aksine hüküm bulunmadığından tarafların en azından yarı yarıya sorumlu olduğunu, ticari avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, idareye verilen teminat mektubunun idareye karşı yükümlülükler yerine getirildiğinden iade edilmiş olup bu durumun müvekkillerinin işçi alacaklarından sorumlu tutulmayacağına ilişkin karine oluşturduğunu, işçiler tarafından müvekkilleri aleyhine açılan davaların reddedildiğini, müvekkillerine rücu edilebilecek bir alacağın bulunmadığını, alacağın likit olmadığını ve buna bağlı olarak icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın iptali (ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanmasının gerektiği (Bkz Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2024 tarih, 2023/3356 Esas, 2024/2105 Karar sayılı kararı), somut olayda işçiler tarafından yüklenici aleyhine açılan işçi alacaklarına ilişkin davalar sonucunda hüküm altına alınan alacakların ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibi sonucu davacı kurum tarafından işçilere yapılan ödeme nedeniyle yüklenici iş ortaklığını oluşturan davalılara rücu edilmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesi ile atıf yapılan Hizmet Alım İşleri Genel Şartnamesinin 38. maddesi uyarınca mümkün olduğu ve davacı kurum tarafından yapılan ödemelerin miktarı ve buna bağlı olarak takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 73.103,27-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 18.275,82-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 54.827,45-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...