T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 21/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1- ........ 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI :…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 21/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1- ........ 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALILAR : 2- ........ 3- ........ İHBAR OLUNAN: ........ DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 21/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 21/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.08.2023 tarihinde müvekkili ........'ın sevk ve idaresindeki ........ plakalı sayılı araç ile davalı ........'ın sevk ve idaresindeki, ........'ın maliki olduğu ........ plaka sayılı çekici ve ........ plakalı dorsenin çarpışması sonucu meydana gelen kazada müvekkili ........ ve yolcu olarak bulunan eşi ........'ın ağır şekilde yaralandıklarını, meydana gelen kazada müvekkillerinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı ........'ın asli kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ile belirlendiğini, ........ plaka sayılı çekicinin davalı sigorta şirketi (zmms) tarafından ........ poliçe numarası ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine tazminat için başvurduklarını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, trafik kazası sonucu oluşan zararlardan dolayı müvekkilleri ........ ve ........ için 500'er TL sürekli işgöremezlik, 500'er TL geçici işgöremezlik, 500'er TL tedavi gideri, 500'er TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 4000 TL maddi tazminatın (belirsiz alacak davası); ........'a ait ........ plakalı sayılı araç pert olduğu için 400 TL den az olmamak üzere bakiye araç rayiç bedelinin ve 100 TL ikame araç bedelinin (belirsiz alacak davası); ........ için 75.000 manevi tazminat, ........ için 75.000 TL manevi tazminatın ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davacıların müvekkil şirkete maluliyet raporu sunmadığını bu nedenle davanın başvuru şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6704 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca zarar gören, dava ikame etmeden veya tahkim yoluna müracaat etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlü olduğunu, davacıların dayandığı delillerin tarafımıza tebliğe çıkarılması gerektiğini, esasa ilişkin olarak; poliçe ve teminat limitinin belirtilmesi gerektiğini, dosyanın bilirkişiye gönderilerek kusur durumunun tespitinin gerektiğini, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından zmms genel şartlarına çerçevesinde yapılmasını, hesaplamada trh-2010 mortalite tablosunun esas alınmasını, hesaplamada 2918 sayılı karayolları trafik kanunu uyarınca genel şartlar ile belirlenen trh-2010 mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının esas alınmasını, geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri tazminatının zmms poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacıların kaza tarihi itibariyle 71 yaşında oluğundan pasif dönemlerinde olduğunu, dolayısıyla geçici iş göremezlik tazminatı istemelerinin mümkün olmadığını, 6111 sayılı yasa gereği talep edilen tazminat kalemleri tedavi gideri olarak değerlendirilmekte olup SGK’dan talep edilmesi gerektiğini, ayrıca taleplere ilişkin olarak ödeme yapılıp yapılmadığının da sorulmasını, “bakıcı gideri” tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığı komisyon aracılığıyla seçilecek tarafsız hekim bilirkişilerce tespit edilmesini, poliçe tanzim tarihi itibariyle tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, yapmış olduğu ödeme dolayısıyla bakiye tazminat borcunun kalmadığını, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini belirterek davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki talepler bakımından nihai sorumluluk trafik ZMM sigartacısı ........ A.Ş. ile ihtiyari mali mesuliyet sigortasını da kapsayan kasko sigortacısı ........ A.Ş.'de olduğunu, kazaya karışan ........ plaka sayılı çekici için ........ A.Ş. nezdinde 01/11/2022 - 01/11/2023 tarihleri arasında geçerli ........ /... poliçe numarasıyla Genişletilmiş Kasko Poliçesi düzenlenmiş “etep-poliçede 3.000.000.00 TL limitli ihtiyari mali-mesuliyet teminatının da bulunduğunu, davacılar tarafından ZMM sigortacısı ........ A.Ş. davalı olarak davaya dahil edilmişse de ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı ........ A.Ş. davalı olarak gösterilmediğini, davanın ihtiyari mali mesuliyet sigorlacısı ........ A.Ş.'ne ihbarını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ........ plakalı çekici şoförü ........'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun TRAFİK KAZALARINDA SÜRÜCÜ KUSURLARININ TESPİTİ ve ASLİ KUSUR SAYILAN HALLER başlığı altındaki 84. maddesinin h bendinde belirtilen Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak.” kuralı ihlal ettiğinden %100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU olduğu,........ plakalı kamyonet sürücüsü ........'ın ise meydana gelen kazada KURAL İHLALİNİN (KUSURUNUN) olmadığı, dosya kapsamında alınan 11/09/2024 tarihli raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacıların geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri taleplerine yönelik yapılan incelemede; Davacı ........'ın dava konusu kaza neticesi yaşadığı yaralanmada sürekli iş göremezlik oranının %16 olduğu, iyileşme sürecinin 9 ay olduğu ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilerek kişinin bu dönemde %100 malul olduğu, bakıcı ihtiyacının 3 ay olduğu, tedavi giderinin 18.000,00 TL olduğu dosya kapsamında alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 25/07/2024 tarihli maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı ........'ın dava konusu kaza neticesi yaşadığı yaralanmada sürekli iş göremezlik oranının %42 olduğu, iyileşme sürecinin 18 ay olduğu ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilerek kişinin bu dönemde %100 malul olduğu, bakıcı ihtiyacının 6 ay olduğu, tedavi giderinin 36.000,00 TL olduğu dosya kapsamında alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 25/07/2024 tarihli maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacıların her ikisininde kaza esnasında kemerinin takılı olmadığı bu hususun kaza tespit tutanağında belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ve reddedilen tutar üzerinden davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları dikkate alınarak, davacıların sürekli iş göremezliği, geçici iş göremezliği maddi zararları yönünden talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacıların manevi tazminat taleplerine yönelik yapılan incelemede;6098 sayılı TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların yaralanması, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı ........'ın araç mahrumiyet ve pert bedeli talebine yönelik yapılan incelemede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik hale gelen içtihatları uyarınca araç mahrumiyet zararı ise hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre belirlendikten sonra belirlenen tamir süresi içinde emsal nitelikteki bir araç için ne kadar masraf yapılacağı ( kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt, amortisman vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) tespit edilmek suretiyle hesaplanacaktır. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporu ile kusur durumu dikkate alındığında davacının talep edebileceği mahrumiyet bedelinin 12.000,00TL olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının kusurunun olmadığı, davacıya ait araçta oluşan hasarın boyutu dikkate alındığında perte ayrılmasının daha ekonomik olacağı ve bu bedelin 90.500,00 TL olduğu, davacının yeni bir araç alımı için gerekli sürede araçtan mahrum kalmasından kaynaklı zararının 12.000,00 TL olduğu, davacının araç mahrumiyet tazminatı isteminin ve pert bedeli talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, 08/01/2024 tarihli arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmemesine rağmen, trafik kazalarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı konusunda farklı yargı kararları olması nedeniyle hakkaniyet gereği, bu giderlerin yargılama gideri olarak değerlendirilerek kabul/ret oranına göre taraflara yükletilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacıların Maddi Tazminat Davasının KABULÜ ile; 299.999,60 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 101.494,40 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı,32.194,80TL bakıcı gideri zararı tazminatı,14.400,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 448.088,80 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı ........ Şirketinden 08/12/2023 den itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, diğer davalılar; ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACI ........'A VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 892.522,91 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 229.338,78 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı,103.594,04 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 28.800,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 1.254.255,73 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı ........ Şirketinden 08/12/2023 den itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, diğer davalılar; ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACI ........'A VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ........ manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 75.000 TL’nin davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACI ........ VERİLMESİNE, Davacı ........ manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 75.000 TL’nin davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACI ........ VERİLMESİNE, Davacı ........'in Maddi Tazminat Davasının KABULÜ ile; 90.500,00 TL araç pert bedeli, 12.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 102.500,00 TL maddi tazminatın davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACI ........ VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine Kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, herhangi bir dayanak olmadan sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur atfedilerek müvekkili şirket aleyhine tazminat hesaplanmasının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların maluliyetinin tespitine ilişkin raporun dosyaya sunulmadığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Mortalite Tablosunun esas alınması gerektiğini, hesaplamanın hatalı yapıldığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacıların kaza tarihi itibariyle 71 yaşında olduğundan pasif dönemlerinde olduklarını, dolayısıyla geçici iş göremezlik tazminatı istemelerinin mümkün olmadığını, bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığının komisyon aracılığıyla seçilecek tarafsız hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, davacının ihmali sebebiyle meydana gelen müterafik kusur durumunun kusura etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin daha önce yapmış olduğu ödeme dolayısıyla bakiye tazminat borcunun kalmadığını, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 25/07/2024 tarihli maluliyet raporunda müvekkillerinin kalıcı sakatlık oranları ve iyileşme sürelerinin az hesaplandığını, maluliyetlerinin çok daha yüksek, iyileşme sürelerinin çok daha uzun olduğunu, bilirkişi raporuyla davacı müvekkilleri için tazminat miktarlarının az hesaplandığını, olay yerine gelen kolluk ekiplerince müvekkillerinin emniyet kemeri takmadıklarına ilişkin gerçeğe ve usule aykırı bir tutanak tutulduğunu, bu tutanağı kabul etmediklerini, kemerin takılıp takılmadığının tespiti için yerel mahkeme tarafından ATK'dan rapor alınması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesine ve müvekkili lehine karar verilmesine, bu neticede hakkaniyet indiriminin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklı, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi giderine, araç hasarına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkinidir. Mahkemece yazılı şekilde verilen karara karşı, davacılar vekili, davalı ........ A.Ş. vekili, aşağıdaki sebeplerle istinaf isteminde bulunmuşlardır. 1-Davalının Kusura İtirazında; 11.08.2023 tarihinde sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ........ plakalı yarı römork ile tarla yolundan 42-4 (Cihanbeyli-Yunak) Karayoluna sola dönüş manevrası yaptığı esnada yarı römorkun sol yan arka teker kısmı ile Yunak istikametinden 42-4 (Cihanbeyli-Yunak) Karayolunu takiben doğru istikamette seyir halinde olan sürücüsü davalı ........ Kaplan olan ........ plakalı kamyonetin ön kısmına çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece, adli trafik bilirkişinden alınan 11/09/2024 tarihli raporda, ........ plakalı çekici şoförü ........, tarla yolundan (izden) iki yönlü karayoluna çıkışını dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde yaparak (karayolundan gelmekte olan aracın geçişini beklemeden karayoluna çıkış yaparak) kazaya sebebiyet vermiştir. Kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı kamyonet iki yönlü karayolunda doğru istikamette seyir halinde iken tarla yolundan çıkan araçla çarpıştığı kazada kural ihlalinin bulunmadığı görüşünün bildirildiği, raporun denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, kaza tespit tutanağı ve olayla ile uyumlu olarak hazırlandığı, hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddi gerekmiştir. 2-Sigorta şirketine davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüde düşürülmediği istinafı; 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir. Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır". HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup Somut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketin tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı sigortanın istediği belgeler maluliyet tazminat talebi için Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir. Keza Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davalı sigortacı için temerrüt faizinin temerrüt tarihinden işletilmesini talep edebilir. İtiraz yersizdir. 3-Zamanaşımına itirazda; 11/08/2023 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle, 06/03/2024 tarihinde Belirsiz Alacak Davası olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davacılarca 21/02/2025 tarihinde değer artırım dilekçesi sunularak maddi tazminat taleplerinin artırıldığı anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davacılar yaralanmış olup, yaralama fiili bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre taksirle yaralama suçu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamındadır ve dava zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK’nun 66/e maddesi uyarınca 8 yıldır. Olayın gerçekleşme ve ıslah tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir. 4-Tarafların Maluliyete ve davalı sigortanın aktüeryaya itirazı yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK, Dairemizin ... ve ... esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli ... esas ... karar ve ... esas ve ... sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen, bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle, BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”, - 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, - 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. 11/08/2023 tarihinde gerçekleşen somut olaya ait kaza nedeniyle maluliyet raporunun da “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre hazırlanması gerekmektedir. Somut olayda bu yönetmeliğe göre davacı ........'ın %16 oranında, davacı ........'ın %42 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına neden olabilecek nitelikte olduğunun belirtildiği görülmektedir. NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 25/07/2024 tarihli maluliyet raporlarının usul ve yasalara uygun düzenlendiği, Yine ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi yerinde görülerek, itirazlarının yerine olmadığı anlaşılmıştır. 5-Davalı ........ A.Ş. vekilinin kabul edilen bakıcı gideri, kaçınılmaz tedavi gideri ve Geçici iş göremezliğin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR Bu halde davalı vekilinin geçici iş göremezlik, kaçınılmaz tedavi gideri ve bakıcı giderlerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. 6-Davalı sigortanın, davacıların yaşı nedeniyle Geçici iş göremezlik olmayacağı itirazının incelenmesinde: Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacılar 72 yaşında olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.) 7-Davalı sigorta vekilinin Bakıcı gideri hesabına, itirazında; Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2014/21822 E , 2017/5957 K, 2017/1726 E 2017/11442 K ) 8-Tarafların Müterafik kusura itirazında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında yada artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz (17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, kaza nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında, ........ plakalı araçta sürücü olarak bulunan davacı ........'ın ve aynı araçta yolcu olarak bulunan davacı ........'ın emniyet kemerinin "takılı değil" olarak işaretlenmiş olduğu, davacıların yaralanması ile emniyet kemeri takılmaması arasında illiyet bağı bulunduğu, İDM'ce bu nedenlerle hükmedilen tazminatlada %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmasında bir yanlışlık bulunmadığından, davacı tarafın itirazının reddi gerekmiştir. Ayrıca belirtildiği şekilde mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmış olduğundan, davalı sigortanın buna yönelik itirazının yerinde değildir. Bunlar dışında, davalı sigorta şirketince, davadan önce, araç hasarı nedeniyle teminat limiti kadar ödeme yapılmış olduğu, mahkemece araç hasarına ilişkin hükmedilen tazminatta, davalı sigorta ödemesinin gözetilmiş olduğu anlaşıldığından, itiraz yerinde değildir. Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacılar vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıların istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 1.464,00 TL (732,00 TL x2) alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 1.230,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 233,20 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 116.287,15 TL harçtan peşin alınan 29.071,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 87.215,37 TL harç giderinin davalı ........'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, HMK'nun 361. maddesi gereğince; davacı ........ ve davalı ........ A.Ş. yönünden kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davacı ve davalılar yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/04/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.