11. Hukuk Dairesi 2020/1309 E. , 2020/5092 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.11.2019 tarih ve 2014/493-2019/1233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket vekili ve davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 32.970 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygul…
**11. Hukuk Dairesi 2020/1309 E. , 2020/5092 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.11.2019 tarih ve 2014/493-2019/1233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket vekili ve davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 32.970 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Kombassan grubu tarafından yüksek faiz garantisi ve paraların her istendiği an geri çekilebileceği taahhüdüyle davalıların mevduat topladığını, tahsilatın şirket adına çalışan ve bu işle görevlendirilen şirket temsilcileri eliyle yürütüldüğünü, para karşılığında müvekkiline ve diğer mağdurlara sadece "ortaklık durum belgesi" veya "tahsilat makbuzu" ibareli belge verildiğini, mevduat toplama faaliyetinin Bankacılık Kanunu, TTK, Sermaye Piyasası Kanunu ve BK maddelerine açık aykırı olması nedeniyle tahsil edilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ödenmesinin gerektiğini, Kombassan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri hakkında kamu davası açıldığını, ayrıca grup tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında da açıkça anlatıldığını, esasen müvekkilinin taraf olduğu ve kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirket ile geçerli şekilde kurulmuş ortaklık ilişkisinin olmadığının tespitine, davalılara verilen 98.595 DM'den şimdilik 5.000.- TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.