T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1836 Esas KARAR NO: 2026/448 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/567 Esas - 2023/465 Karar TARİHİ: 06/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1836 Esas KARAR NO: 2026/448 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/567 Esas - 2023/465 Karar TARİHİ: 06/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan cari hesap bakiyesi alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu alacak iddiası taraflar arasında hesap bakiyesine ilişkin yapılmış bir mutabakata dayanmadığı gibi davalı şirketin ticari kayıtları ile de uyumlu olmadığını, bu nedenle davalı şirket tarafından haklı olarak icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafça ikame edilen itirazın iptali davasında, alacak iddiasının dava dilekçesi Ek'inde dosyaya sunulan 7 adet faturaya dayandırıldığını, ancak itirazın iptali davaları dayanağı olan takip ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacı icra takibinde herhangi bir fatura belirtmeksizin cari hesap alacağı bulunduğunu belirttiğini, bu durumda tüm cari hesap ilişkisinin değerlendirme konusu yapılmasının zorunlu olduğunu, dilekçe Ek'inde yer alan 7 adet fatura için davalı şirket ile davacı arasında bir ihtilaf bulunmamakta olup, bu faturaların tamamıznz davacı şirket tarafından cari hesaba davacı lehine alacak olarak işlendiğini beyan ederek; davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/06/2023 tarih ve 2020/567 Esas - 2023/465 Karar sayılı kararında; ".........Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; Davacının navlun hizmetini eksiksiz olarak ifa ettiğini ispatladığı, davalı tarafça iade faturalarının iade nedenlerinin ispat edilemediği, dava ve takibe konu edilen alacağın davacının düzenlediği faturalardan kaynaklandığı, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin hangi faturaya istinaden yapılmış olduğunun belirtilmediği, yapılan ödemelerin cari hesap borcundan mahsubu ile davacının davalıdan 45.210,56 TL tutarında alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜNE, Davalının İst..........İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-Davalının asıl alacağın %20'si olan 9.042,11 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava türü olduğunu, takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebine bağlı olduğunu, takibe konu alacak sebebi değiştirilemeyeceği gibi icra takibinin dayanağı olan belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağını, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunu, ayrıca takip ve dava faturaya dayandırıldığı takdirde mahkeme tarafından faturalarla sınırlı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılabileceğini, davacı şirketin icra takibinde açıklama kısmına cari hesap alacağı yazmış olmasına rağmen alacağını ödeme emri ekindeki 7 adet faturaya dayandırmış olması nedeniyle, söz konusu 7 adet faturadan kaynaklı bir alacak olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hükmün gerekçesinde esas alınan bilirkişi raporunda tüm cari hesap ilişkisinden kaynaklanan ticari defterlerin incelendiğini, 2 seçenekli olarak bir değerlendirme yapıldığını, bu değerlendirmelerden ilk seçeneğe göre 04.02.2019 - 25.11.2019 tarih aralığında düzenlenen 12 adet 56.853,37 TL tutarlı iade faturalarının davacının iddia ettiği alacaktan mahsup edilemeyeceğinin kabulü halinde davacı alacağının 43.066,74 TL olduğu, 45.210,56 TL'lik tutarın 2.183,82 TL'sinin poliçe giderlerinden oluştuğunu, ikinci seçeneğe göre 4.02.2019-25.11.2019 tarih aralığında düzenlenen 12 adet 56.853,37 TL tutarlı iade faturalarının davacının iddia ettiği alacaktan mahsup edileceğinin kabulü halinde davalı müvekkilin davacıya borcu olmayıp 13.786,63 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, ancak 12 adet iade faturasının işbu davanın konusu olmadığını, ancak farklı bir davanın açılması durumunda incelenebilecek iddialar olduğunu, bu nedenle bilirkişinin davacının iddia ettiği alacağın 7 adet faturadan kaynaklanan bir alacak olup olmadığını incelemesi gerekirken 12 adet iade faturasının inceleme konusu yapılmış olmasının hatalı olduğunu, aksi düşünülse dahi davacının ticari defterlerinden dava konusu olan alacağın iddia edilen 7 adet faturadan kaynaklandığı anlaşılamadığını, her ne kadar bilirkişi tarafından alacağın takibe kaynaklı 7 faturadan kaynaklandığı kabul edilmişse de tüm değerlendirmelerin cari hesap alacağı üzerinden yapıldığını ve alacağın neden 7 faturadan kaynaklandığına dair raporda bir açıklama yapılmadığını, bu nedenle söz konusu raporun eksik hazırlanmış olduğunu ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği yüzün üstünde fatura bulunmakta olduğunu, bu rapor doğrultusunda takip konusu alacağın herhangi bir faturadan kaynaklandığı sonucuna da ulaşılabileceğini, işbu davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacının bu iddiasını da ispat edemediğini, bu nedenle de söz konusu ilk derece mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Müvekkilin dava konusu 7 adet faturadan kaynaklı yaptığı ödemelerin dikkate alınmadığını, söz konusu 7 adet faturanın toplam tutarının 51.485,27 TL olduğunu, işbu faturaların 21.10.2019 - 12.11.2019 tarihleri arasında düzenlendiğini, ancak ticari defter kayıtlarından da açıkça görüleceği üzere müvekkilin bu 7 faturanın da ödemeleri dahil olmak üzere 26.12.2019 tarihine kadar davacıya birçok ödeme yaptığını, dosya ve tarafların ticari defterleri detaylıca incelendiğinde dava konusu 7 faturanın son tarihinin 12.11.2019 olduğu, bu tarihten itibaren müvekkil tarafından davacıya birçok defa ödemenin yapıldığı ve dava konusu faturalardan sonra davacı tarafından müvekkile toplam değeri 38.516,90 TL olan 6 adet faturanın gönderildiğinin görüleceğini, müvekkilin takip yapılmadan önce yaptığı ödemelerin vadesi ilk önce gelmiş borçlar için yapıldığı kabul edilerek bir hesaplama yapılması gerekirken bu hususa dikkat edilmeden bir rapor hazırlanması ve bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının açıkça bir bozma nedeni olduğunu, hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Netice olarak; davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunun işbu davanın konusu 7 adet faturadan kaynaklanmakta olduğunu, müvekkil tarafından iade edilen 12 adet faturanın başka bir davanın konusu olduğunu, bu davada inceleme konusu yapılmış olmasının hatalı olduğunu, TBK m. 102 gereği müvekkil ödemeleri açıklamada bulunmadan yaptığı ve takip başlatılmadan önce ödediği için ödemelerin, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilin dava konusu 7 adet faturaların son tarihinden itibaren birden çok defa ödeme yapmış olması ve bu 7 faturadan sonra müvekkile 6 farklı faturanın daha kesilmiş olduğu hususları dikkate alındığında hükmün gerekçesi olarak kabul edilen bilirkişi raporunun eksik ve kanuna aykırı olduğu dikkate alınarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan bakiye açık hesap (cari hesap ) alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İtirazın iptali davası, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türüdür. Bu nedenle takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebine bağlılık esastır. İcra takibine etkili itirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve itiraza konu olan alacaktır. İtirazın iptali davasında takibe konu alacak sebebi değiştirilemez. İtirazın iptali davalarında alacaklı, icra takibinin dayanağı olan belgeler dışında başka belgelere dayanamaz.Somut olayda davacı taraf, davaya konu icra takibinde takibe konu alacağın dayanağını cari hesap alacağı olarak belirttiği, dava dilekçesinde ise, cari hesap alacağını dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 7 adet faturaya dayandırıldığı görülmektedir. Davacı icra takibinde herhangi bir fatura belirtmeksizin cari hesap alacağı bulunduğunu belirtmiştir. İtirazın iptali davası takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olduğundan bu durumda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin başlangıcından takip tarihine kadar olan tüm cari hesap ilişkisinin incelenip değerlendirmesi gerekmektedir. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; Davacı şirketin ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirketten olan alacağının 45.210,56 TL olduğu, davalı şirketin ticari defterine göre takip ve dava tarihi itibariyle davacı şirketten olan alacağının 43.524,98 TL olduğu, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde, 88.735,54 TL tutarındaki farklığın; Davacının, 14.09.2019 tarihinden 24.09.2019 tarihine kadar düzenlemiş olduğu 12 adet 79.696,50 tutarlı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından, davalının 04.02.2019 -25.11.2019 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu 11 adet 56.853,37 TL tutarlı iade faturalarının, davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından, ayrıca davacının defterlerinde kayıtlı olup, davalın defterlerinde kayıtlı olmayan 2.143,82 TL poliçe giderlerinden ve taraf deflerindeki 1.006,10 TL tutarlı kur farkından, davalının defterlerinde kayıtlı olmayıp, davacının defterlerinde kayıtlı olan 27.11.2019 tarihli 51.045,31 TL tutarlı davalı ödemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Yine Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet tesliminin faturayı düzenleyen tarafından, somut olayda davacı tarafından geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Somut olaya döndüğümüzde; Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkını oluşturan davalı tarafça düzenlen 11 adet 56.853,37 TL. Tutarlı iade faturalarının iade nedenlerinin ispat edilemediği, gerekçesiyle kabul edilmemiş ise de, bilirkişi raporunda belirtilen davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan ve taraf defterleri arasındaki cari hesap farklılığını oluşturan davacının, 14.09.2019 tarihinden 24.09.2019 tarihine kadar düzenlemiş olduğu 12 adet 79.696,50 tutarlı faturaların içeriklerinin ne olduğu, bu faturalara konu hizmetin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği ve bu faturalardan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmemiştir. Yine davalın defterlerinde kayıtlı olmayan 2.143,82 TL poliçe giderlerinden ve 1.006,10 TL tutarlı kur farkından kaynaklı davacının alacaklı olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmemiştir.Bu durumda mahkemece, taraf defterleri arasındaki cari hesap farklılığını oluşturan davacı tarafından davalı adına14.09.2019-24.09.2019 tarih aralığında düzenlenen bilirkişi raporunda tarih, numara ve miktarları belirtilen 12 adet toplam 79.696,50 tutarlı faturaların ve dayanak belgelerinin ve yine davalın defterlerinde kayıtlı olmayan 2.143,82 TL poliçe giderleri ve 1.006,10 TL tutarlı kur farkı alacağına dayanak belgelerin dosyaya ibrazın sağlanarak bu faturaların içeriklerinin ne olduğu, bu faturalara konu hizmetin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği ve bu faturalardan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tartışılıp değerlendirilerek ve cari hesabın başlangıcından takip tarihi olan 23/06/2020 tarihine kadarki tarafların BA/BS kayıtlarının getirtilerek ve tarafların tüm ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle inceletilip takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, miktarı yönünden istinaf denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../06/2023 Tarih ve 2020/..... Esas - 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.