11. Hukuk Dairesi 2022/4821 E. , 2023/5958 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;…
**11. Hukuk Dairesi 2022/4821 E. , 2023/5958 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.06.2013 tarihli hisse devir vaadi sözleşmesi uyarınca ... Proje Mob. İnş. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki tüm hisselerinin toplam 35.000,00 USD bedel ile davalılara satışı konusunda anlaştığını, müvekkilinin sözleşme sebebi ile üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalılara edimlerini yerine getirmeleri için ihtarname gönderildiğini, ancak sonuçsuz kaldığını, İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğü'nün 2015/25019 E. sayılı dosyası ile davalılar hakkında takibe geçilerek sözleşmeden doğan ödemelerin talep edildiğini, davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların itirazının iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, hisse devir sözleşmesine konu 35.000,00 USD'nin 10.000,00 USD.lik kısmının noterde hisse devrinin yapıldığı tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, hisse devir işleminin yapıldığı 04.06.2013 tarihinde müvekkillerinden ...'in Akcanlar Döviz Ticaret AŞ.ye talimat vererek saat 14:51'de davacının Garanti Bankasındaki hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırılmasını sağladığını, buna rağmen davacının 11.07.2013 tarihinde ihtarname göndererek ödeme yapılmadığını iddia ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davacının sözleşmeyi feshetmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşme feshedilmeseydi müvekkilleri tarafından diğer ödemelerin vadesinde yapılacağını, ancak davacının sözleşmeye aykırılık iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesinden ötürü bakiye tutarın ödenme imkanının da kalmadığını, gönderilen 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle bu durumun davacıya bildirilip bundan sonrasına davacı tarafça sözleşmenin aynen uygulanmaya devam edileceğine ilişkin yeni bir beyan göndermemesi halinde ödeme yapılmayacağının ancak ödeme yapılmamasının muhatabın sözleşmeyi feshi ve sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, taahhütlerinin ihlali anlamına gelmediğinin de ihtaren bildirildiğini, davacının bu ihtarnameden sonra sözleşmenin aynen uygulanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, öte yandan Ağustos ve Eylül 2013 tarihlerinde ödenecek hisse devir bedelleri davacı tarafça ihtarnameyle talep edilmiş olmakla birlikte bu tarihler itibariyle kendilerinin de davacıdan alacaklı olduklarını, davacının borç miktarının 25.000,00 USD'yi bulduğunu, bu nedenle kendi alacaklarından mahsup edilerek davacıya hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borçları bulunmadığının da kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2017/1381 E., 2018/611 K. sayılı kararıyla davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeyle öngörülen cezai şartın talep edildiği, davacı yanca bu ihtardan sonra fesih iradesinden vazgeçildiğine dair bir ihtarın da davalıya gönderilmediği, sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğuracağı, sözleşmenin feshi iradesinin karşı tarafa ulaşmasından sonra bu iradeden tek yanlı olarak dönülmesinin mümkün olmadığı, nitekim davalı tarafın savunmasında da aynı hususların belirtildiği, sözleşmenin davacı tarafça feshi karşısında fesihten sonra hisse devir bedelinin icra takibi yoluyla talep edilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli ve 2018/1411 E., 2019/1823 K. sayılı kararıyla davacının edimini yerine getirerek sahip olduğu hisseleri devrettiğinin anlaşıldığı, keza dosyada davalının devir bedelinin ilk taksitini ödediğine dair dekontun da yer aldığı, ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun (6098 sayılı Kanun) 235 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, satılanın zilyetliği, satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise alıcının temerrüdü sebebi ile satıcının dönme hakkını kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının sözleşmeyle dönme hakkını saklı tuttuğu, davacının hisse devir sözleşmesini feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu ilamsız icra takibinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.02.2021 tarih, 2020/1478 E., ve 2021/620 K. sayılı kararıyla davacının sözleşme gereği olarak hisselerini devrettiği, akabinde ise taksitler halinde ödenmesi öngörülen devir bedelinin ilk takdisinin ödenmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, 6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasanın sözleşmeler için öngördüğü şeklin geçerlilik şekli olduğu belirtilerek bu şekle uyulmadan akdedilen sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenleme altına alındığı, taraflar arasındaki hisse devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı, yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğu, bu nedenle mahkemece, geçersiz olan sözleşmede dönme hakkının saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmediği, öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesinde, satıcının, alıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmadığından sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm kurulması da doğru görülmediği, bu itibarla, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği gözetilerek ve tarafların devir bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin iddia ve savunmaları da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesinin yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği, taraflar arasındaki Hisse Devir Vaadi Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin birinci maddesine göre; "davacı 100.000,00 TL olan hissesinin 90.000,00 TL'sini davalı ...'e, 10.000,00 TL'sini Nejat Celal Yaba'ya devredeceği, 4/2 fıkrasında; hisse devir toplam bedelinin 35.000,00 USD olduğunun belirtildiği, davalıya devredilen hissenin % 90 olduğu görüldüğünden 35.000,00 USD toplam devir bedelinin ( 35.000,00 USD x % 90 = 31.500,00 USD) 31.500,00 USD 'sinden davalının sorumlu olduğu", davacı tarafın davalının 10.000,00 USD ödeme yaptığını kabul ettiği, davalının bakiye bedeli de ödediğine ilişkin herhangi bir makbuz, dekont vb delil sunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hisse devir bedelinin tamamını ödediğini ispatlayamadığı, mükerrer mahsup olmaması amacıyla Nejat Celal Yaba yönünden de bu 10.000,00 USD'nin mahsubunun yapılıp yapılmadığının tespiti açısından yetkisizlikle giden dosya incelendiği ve 10.000,00 USD ödemenin mahsubunun yapılmadığı, mezkur davanın reddine karar verildiği, davacının 21.500,00 USD bakiye alacağının bulunduğu, davalıya hisse devir bedelini ödemesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 28.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının 8 gün sonrası 07.07.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihinin 15.12.2015 olduğu, davacının 07.07.2013-15.12.2015 tarihleri arasında 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca resen yapılan faiz hesaplama sonucu 1.828,16 USD olduğu, alacak miktarı belli olduğundan hükmedilen tutarın takip tarihindeki karşılığı hesaplanmak suretiyle davacı lehine bu bedelin %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararında " davacı tarafın davalının 10.000,00 USD ödeme yaptığını kabul ettiği" şeklinde yapılan gerekçelendirme ile alacaktan mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, yargılama aşamalarında bu iddianın hiç bir zaman kabul edilmediğini, davalının yapmış olduğunu iddia ettiği ödemeyi hisse devrine yönelik yaptığını ispatlayamadığını, anılan döviz firması ile arasında eskiden beri devam eden para alışverişi olduğunu, davalı ihtarnamesinde anılan parayı elden ödediğini iddia ettiğini bu sefer yargılama aşamasında ise döviz firması hesabından aktarıldığını iddia ettiğini, davalı iddiaları arasında çelişki olduğunu, davalı tarafından hisse devrine ilişkin yazılı delille ödemeye ilişkin her hangi bir delil sunmadığından kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedar bulunduğu şirket hesaplamalarının tutulduğu 2013 yılına ilişkin dökumanda davacının borçlu olduğunu, bu borca binaen mahsuplaştırıldığından davacıya borçları bulunmadığını, hisse devir sözleşmesinde davacının hisse bedelinin davalılar tarafından nakden ve tamamen ödemesi nedeniyle devir ve temlik ettiğini açıkça beyan ettiğini, bu hususun davacıya karşı bir borçları kalmadığının kayıt altına alınmış delili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,taraflar arasında akdedilen hisse devir vaadi sözleşmesiyle kararlaştırılan devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2.Taraflar arasında 04.06.2013 tarihli sözleşmede belirlenen 35.000,00 USD’nin, hisse devir bedeli olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen adi yazılı sözleşme geçerli değilse de daha sonra taraflarca şekil şartlarına uygun olarak noterde hisse devir sözleşmesi gerçekleştirilerek devir işlemi tamamlanmıştır. Bu durumda adi yazılı sözleşmede kararlaştırılan 35.000,00 USD’ nin hisse devir bedeli olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki davalı da, cevap dilekçesinde ve dosya kapsamındaki beyanlarında bu bedelin bir kısmını üçüncü kişi havalesiyle ödediğini, kalan kısmının ise davacıdan alacaklarına mahsuplaşmak suretiyle ödendiğini savunmuştur. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının mahsuplaşma savunması, usulüne uygun delillerle ispatlanamadığından anılan ödeme savunmasına itibar edilmemiştir. Davalının, hisse devir işleminin yapıldığı tarihte döviz bürosundan talimat verilerek davacının hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırıldığı savunması da usulüne uygun ve karşı taraftan sadır yazılı bir belgeyle ispat edilememiştir. Döviz bürosu tarafından davacıya gönderilen belgede göndericinin döviz bürosu olduğu, ne amaçla gönderildiği açıklanmayan, bu belgeye itibar edilemeyeceği gibi döviz bürosunun tek taraflı olarak mahkemeye hitaben verdiği ve davalı delili olarak sunulan belgeye dayanılarak davacının yapılan ödemeyi kabul ettiği değerlendirilmesi usulen mümkün olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilin tüm, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.