T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/681 - 2026/694 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/681 KARAR NO : 2026/694 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2026 NUMARASI : 2025/972 E. - 2026/57 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticare…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/681 - 2026/694 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/681 KARAR NO : 2026/694 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2026 NUMARASI : 2025/972 E. - 2026/57 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/01/2026 tarih ve 2025/972 E. - 2026/57 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 11.03.2024 tarihinde davalı ... Müdürlüğüne ait otobüsün, diğer davalı sürücüsü ... idaresinde seyir halinde iken şarampole kayarak devrildiğini, müvekkilinin devrilen otobüsün içinde yolcu olup ağır şekilde yaralandığını, kaza sonrası hazırlanan Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/13256 Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalı sürücünün tamamen kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, 250.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekili davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, kazanın müvekkilinin sevk ve idaresindeki otobüsün tekerleklerindeki ve teknik aksamındaki bir arıza nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilin kazadan birkaç gün önce araçtaki sorunu fark edip kuruma bildirmesine rağmen aynı aracın kendisine kullandırıldığını, bu nedenle asıl sorumlunun araç bakımından sorumlu olan ... Genel Müdürlüğü olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İhbar olunan ... A.Ş. vekili, davalılar yanında fer'i müdahale talebinde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece dosyanın 24/11/2025 tarihinde mahkemenin esasına kaydedildiği, davacının 28/11/2025 tarihinde arabulucuya başvurduğu ve son tutanağın 09/12/2025 tarihinde düzenlendiği, davanın ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi ve kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 31/10/2025 tarihli kararıyla uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ticari bir dava olduğunun tespit edilerek dosyanın mahkemelerine gönderildiği, bu suretle davanın ticari dava niteliğinde olduğunun kesinleştiği, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğu ve bu hususun HMK'nın 114. maddesi uyarınca bir dava şartı bulunduğu, davacının 25/03/2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, bu tarihte arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir belgenin dosyada bulunmadığı, davacının ancak dosyanın görevli mahkemeye tevzi edilmesinden sonra arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşamama tutanağını dosyaya sunduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve kanunun lafzı uyarınca arabuluculuğa başvuru dava şartının davanın açılmasından önce yerine getirilmesinin gerektiği, dava açıldıktan sonra bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olmadığı, davanın açıldığı tarih ve dosyanın mahkemenin esasına alındığı 24/11/2025 tarihi itibarıyla dava şartının mevcut olmadığı anlaşıldığından, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davanın esasına girilmeksizin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrası ile HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava şartlarının varlığının dava tarihine göre değil, bu konuda incelemenin yaptığı tarihe göre belirlenmesinin gerektiğini, HMK 115. maddesinin dava açılırken bu dava şartlarının bulunmasını bir önşart olarak öngörmediğini ve tamamlanabilme, tamamlandığında dikkate alma esasına göre bu dava şartlarını getirdiğini de açıkça ortaya koyduğunu, somut olaydaki dava şartında ise yasa koyucunun bu genel ilkeden ayrıldığını ve arabuluculuk dava şartını, davanın görülebilmesi için değil, davanın açılabilmesi için bir şart olarak getirdiğini açıkça düzenlediğini, bazen arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığı hususuna dikkat edilmeksizin davaya devam edilmiş olabileceğini, hakimin bunu fark ettiğinde davacının, dava açıldıktan sonra başvurduğunu ve anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı sunduğunu beyan etmiş ise HMK 115/3. maddenin devreye gireceğini, bu durumda inceleme tarihinde arabuluculuk süreci tamamlanmış ve bir eksiklik kalmamış olduğu için davanın sürdürülmesinin mümkün hale geldiğinin kabul edilmesinin gerektiğini, bu durumun tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin tamamlanmasından değil, dava şartından beklenen amacın gerçekleşerek davanın görülmesine engel kalmamış olmasından kaynaklandığını, bu şartın her ne kadar davanın açılabilirliğine ilişkin bir şart ise de yargılama sürecinde eksiklik farkedilmeyerek anlaşmaya varılmadığını gösteren tutanağın sunulmuş olmasının, davanın açılabilirliğine ilişkin şartın aranması gereğini de ortadan kaldırmış sayılmalısının ve davanın görülebilmesinin gerektiğini, somut olayda da 25.03.2024 tarihinde asliye hukuk mahkemesine açılan davada 14.11.2025 tarihinde asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinden hemen sonra 24.11.2025 tarihinde başvurulan arabuluculuk sürecinin, 09.12.2025 tarihinde anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, dosyanın görevli mahkemenin esasına kaydedildiği tarihin 24.11.2025 olduğunu, mahkemece görevsizlik kararı ile dosya geldiğinde dilekçeler aşamasını başlatan tebliğ işlemleri yapıldığını, ancak dava şartı eksikliğinin her aşamada incelenebilir iken, bu yönde bir karar verilmeksizin ön inceleme duruşma günü tebliğ edildiğini, arabuluculuk dava şartı eksikliğine dayalı usulden ret kararının ise ön inceleme duruşmasının yapıldığı 26.01.2026 tarihinde verildiğini, dava tarihinde zorunlu arabuluculuğa ilişkin anlaşmama tutanağının bulunmadığı için dava şartı eksikliği bulunmakta ise de dava tarihinden sonra arabulucuya başvurulduğunu ve mahkemece belgenin sunulması için süre verilmeden önce de bu belgenin sunulmuş olduğundan, dava şartı eksikliğinin ortadan kalkmış ve davanın görülebilmesi için bir engel kalmamış bulunduğunu, esasa ilişkin olarak da davanın haklı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının 25/03/2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, dosyanın 24/11/2025 tarihinde eldeki kararı veren mahkemenin esasına kaydedildiği, davacının 28/11/2025 tarihinde arabulucuya başvurduğu ve son tutanağın 09/12/2025 tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla davacının dosyanın görevli mahkemeye tevzi edilmesinden sonra arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşamama tutanağını dosyaya sunduğu, arabuluculuğa başvuru dava şartının, davanın açılmasından önce yerine getirilmesinin gerektiği, dava açıldıktan sonra bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta da davanın açıldığı tarih ve dosyanın mahkemenin esasına alındığı 24/11/2025 tarihi itibarıyla arabuluculuk dava şartının mevcut olmadığı, dolayısıyla mahkemece 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davanın esasına girilmeksizin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, Yargıtay'ın emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. HD.'nin 17/10/2023 tarih ve 2022/2421 E.- 2023/5898 K., Yargtay 6. HD.'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/4107 E.- 2023/4318 K.) anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.