T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/538 - 2025/1184 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/538 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/531 E - 2023/72 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/10/2025 YAZILDIĞI TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/538 - 2025/1184 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/538 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/531 E - 2023/72 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/10/2025 YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı şirket tarafından keşide edilerek müvekkili tarafından tahsile konulan 30/09/2018 keşide tarihli 88.500,00 TL bedelli ve 30/08/2018 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli çeklerin karşılığının çıkmadığını, yapılan takibin de semeresiz kaldığını, davalı bankanın Çek Kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediğini, çek hesabı açılmaması gereken şirket adına çek hesabı açarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlendiği aşamada HMK m.107 hükmü gereğince arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL’nin öncelikle çekin karşılıksız çıktığı zararın doğduğu keşide tarihlerinden itibaren aksi halde dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talep artırım dilekçesi ile toplam talebini 75.150,00 TL'ye yükseltmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle; çek ve üzerindeki bedele göre talep edilecek alacak belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili bankanın çek karnesi vermeden önce detaylı bir şekilde Ticaret Sicil Gazetesi incelemesini ve sosyo-ekonomik durum araştırmasını yaptığını, müvekkili bankanın özen sorumluluğunu yerine getirmediğini kabul etmemekle birlikte çek ile ilgili alacaklarda çek karnesini veren bankaya başvurulabilmesi için ilgili bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmemesine ek olarak alacağın başka bir yolla temin edilememesi gerektiğini, davacı tarafın tüm cirantalara başvurup başvurmadığı, ticari ilişkiye girdiği kişi ya da kişileri seçmekte özenli davranıp davranmadığı hususlarında herhangi bir delil sunulmadığını, davacının doğrudan müvekkili bankaya başvurmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında cevap dilekçesini ıslah ederek ayrıca zamanaşımı def'inde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu edilen çek yapraklarının üzerindeki çeklerin ibraz tarihleri olan 05/09/2018 ve 03/10/2018 tarihinden sonra dava dışı şirkete farklı/yeni çek karnesi teslim edilmediği, ancak 15/03/2017 tarihli banka içi e-posta yazışmalarında ... Bilgilendirme Ekibi tarafından dava dışı şirket yetkilisi ...ın adli sicil kaydının çözümlenerek şube yetkililerine gönderildiği, ilgili e-postada "Müşterinin adli sicil kaydında, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/328 E, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1169 E, Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/235 E, İstanbul 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/528 E sayılı dosyalarından kesinleşmiş hüküm giydiği anlaşılmaktadır. Bu dosya içerikleri tarafımızca bilinmeden, müşteriye çek karnesi verilmesi uygun değildir." denildiği; yine aynı ekip tarafından 21/03/2017 tarihinde şube yetkilisine gönderilen e-postada "... Bey merhaba, kararlardan şahsın sahtecilik konusunda sabıkalı olduğu görülmektedir. Gerçekten bu konuda sabıkası olan bir kişiye çek karnesi verilmek istenip istenmediği ilgili tahsis birimince değerlendirilmelidir. Müşterinin çek düzenleme yasağı yok görünüyor ancak sosyo ekonomik durumunu da göz önünde bulundurma zorunluluğumuz vardır. Bu nedenle sahtecilik hususunu da göz önünde bulundurarak karar verilmedilir" denildiği, bu uyarılara karşın şube yetkililerince firma ile Çek Taahhütnamesi imzalanmak sureti ile çek karnesinin verildiği, davalı bankanın Çek Kanunu 2. maddesi gereğine yasanın kendisine yüklediği araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmeyerek kusurlu olduğu, çekle ödemeyi kabul eden davacı hamilin de tacir olduğu bu nedenle ticari ilişki kurduğu kişilerin ekonomik/mali durumlarını, ticari çevredeki tanınmışlıklarını, ticari işletmesindeki emtiasını, çekin doğrudan keşideciden alındığı da göz önüne alınarak çeki imzalayanı araştırması ve sonucuna göre basiretli bir tacir olarak ilişki kurması zorunluluğu olduğu, ancak dava dosyası muhteviyatında davacının, dava konusu çeki aldığı dava dışı şirket hakkında gerekli araştırma ve istihbarat yapıp yapmadığına dair belge ve bilgi bulunmadığı, bu nedenle kendisinin çek vasıtası ile yapılan ödemeye karşı duyduğu güvenin haklı ve makul sebeplere dayandığı tespit edilememekle müterafik kusurlu olduğu, davacının zararının karşılıksız çıkan çeklerde ödeme yapılmayan miktar toplamı 150.300,00 TL olduğu, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca davacıya atfedilebilecek müterafik kusur oranının %30 olmasına rağmen davacı vekilinin talep arttırım dilekçesindeki kabul ettiği kusur oranı ve tazminat talep miktarı ile bağlı kalınmakla, davacının davalının kusuru oranında zararının tazminini talep edebileceği, davalı vekilinin ıslah dilekçesi ile öne sürdüğü zamanaşımı itirazının Anonim Şirketlerde hukuki sorumlulukta zamanaşımına ilişkin olup, davaya konu zararla ilgili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; çeklerin üzerindeki bedellere göre talep edilebilecek alacağın belirli olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili bankanın çek karnesi verirken gerekli özeni gösterdiğini, kabul etmemekle birlikte bankaya başvuru yapılabilmesi için bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranmasına ek olarak alacağın başka yolla temin edilememesi ve yasal yolların tüketilmesi gerektiğini, davacının tüm cirantalara başvurup başvurmadığı, ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte özenli davranıp davranmadığına ilişkin delil sunulmadığını, doğrudan müvekkili bankaya başvurulmasının hukuka aykırı olduğunu, çek karnesi verilmeden önce detaylı şekilde Ticaret Sicil Gazetesi incelemesi ile sosya-ekonomik durum araştırmasının yapıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğu olup alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davalı bankanın dava dışı borçlu şirkete çek karnesi verirken 5941 sayılı Kanun 2.maddesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, davacının bu bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 5941 sayılı yasanın 2. maddesi kapsamında davalı bankanın sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davaya konu çeklerin davalı bankanın Pursaklar Şubesine ait olduğu, çeklerin 30/09/2018 keşide tarihli, 88.500,00 TL bedelli, 30/08/2018 keşide tarihli, 65.000,00 TL bedelli olduğu, çeklerde keşidecinin dava dışı ... İnş. Taah. Gıda Tur. Teks. San. Ve Tic. Ltd Şti., lehtarın davacı şirket olduğu, davacı şirket tarafından çeklerin 03/10/2018 ve 05/09/2018 tarihlerinde bankaya ibraz edildiği, çeklerin karşılığının bulunmadığına dair çek arkasında bankanın kaşesinin bulunduğu görülmüştür. Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/11556 Esas Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, 09/10/2018 tarihinde davacı alacaklı tarafından dava dışı borçlu ... İnş. Taah. Gıda Tur. Teks. San. Ve Tic. Ltd Şti. aleyhine dava konusu çeklere dayalı olarak toplam 167.473,29 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, tahsilat bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan raporda özetle; davalı bankanın çek hesabı açıp hesap sahibine çek yapraklarını teslim ederken yasanın kendisine yüklediği araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğinden kusurlu olduğu, ancak davacının da dava konusu olayda kendisine düşen araştırma ve özeni gösterdiği tespit edilemediğinden mahkemenin takdir edeceği oranda müterafik kusur atfedilebileceği kanaatine varıldığı, davacının toplam zararının 30/08/2018 keşide tarihli, 05/09/2018 tarihinde ibraz edilen çekin karşılıksız kalan tutarından kaynaklı 63.400,00 TL ve 30/09/2018 keşide tarihli, 03/10/2018 tarihinde ibraz edilen çekin karşılıksız kalan tutarından kaynaklı 86.900,00 TL olduğu yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Davacı, dava dışı keşideci şirket hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 5941 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak tazminat isteminde bulunmuştur. Bir banka yada özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Yukarıda anılan Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası "Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmüne, 3. fıkrası ise "Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir." hükmüne haizdir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle HGK 16/05/2019 Tarih, 2016/22-1166 Esas, 2019/576 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere belirsiz alacak davası koşullarının bulunmaması, kısmi dava koşullarının bulunması halinde davaya kısmi dava olarak devam edilmesinin mümkün olmasına, denetime elverişli bilirkişi raporundaki ayrıntılı inceleme içeren tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine ve mevzuata uygun olmasına, davalı bankanın çek karnesi verirken kanuni düzenlemelere riayet ederek üzerine düşen özen yükümlüğünü yerine getirmemiş olmasına, icra dosyasında tahsilat yapılamamasına, yine HGK 06/02/2020 Tarih, 2017/9-2782 Esas, 2020/87 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunamayacak olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.133,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.386,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.746,64 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 17/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."