T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:07/10/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:07/10/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 30/06/2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nın 4. maddesi kapsamında 01/07/2017 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin yürürlülük tarihinin 1 yıl olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin iş güvenliği ve iş yeri hekimliği hizmeti vermeye başladığını, ancak sözleşme şartları ve yükümlülükleri müvekkili şirket tarafından aynen yerine getirilmesine rağmen, davalı tarafça hizmet bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz ederek icra takibinin durdurulduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile, takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı taraf ile hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin davacı şirketten hizmet almaya devam ettiğini, 01/01/2018 tarihinde sözleşmenin yenilendiğini, davacı şirket tarafından hazırlanan ilk sözleşmede sözleşme tarafı ... olarak yazıldığını bu kişinin adı çizilerek müvekkili şirketin adının yazıldığını, bu sözleşmeye dayanılarak da 3 yıl boyunca hizmet alınmaya devam edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa hizmet bedellerini düzenli olarak yatırdığını ve davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın üzerine düşen edim ve görevleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, örneğin davacı İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı olan İSG-Katip programına müvekkili şirketin yaptığı işten ve aldığı SGK sicil numarasından dolayı doktor ve uzman (mühendis) ataması yapılması gerekirken sadece 01/01/2018 tarihinde doktor ataması yapıldığını, daha öncesinde gerekli bu atamalar yapılmadığı gibi zorunlu olmamasına rağmen hemşire ataması yapıldığını, İSG-Katip programına uzman ve doktor ataması yapmamış olmasına rağmen bunun da müvekkili şirketten parasını aldığını, kanunen hazırlaması gereken tespit ve öneri defterinin 01/01/2018 tarihinden itibaren tutulmaya başlandığını, müvekkili şirketin güvenlik hizmeti veren bir şirket olduğunu, güvenlik hizmeti sunduğu her iş yeri için ayrı SGK sicil numarasının bulunduğunu, davacı şirketin her SGK sicil numaralı iş yeri için ayrı ayrı risk analizi ve acil eylem planı hazırlaması gerekmekte iken sadece iki tane hazırlandığını, hazırlanan dosyaların da müvekkili şirketin talebi ile hazırlandığını, taraflar arasında düzenlenen 01/01/2018 tarihli sözleşmenin 7.2. maddesinde davacı şirketin ayda iki kez iş yerinde saha çalışması yapacağı yer alıyor olmasına rağmen davacı tarafın bunu yerine hiç getirmediğini, İSG-Katip programına atama yapmadığı gibi acil eylem planı da yapmadığını, ayrıca bu hususların iş sağlığı ve güvenliği ve öneri defterine yazılması gerekirken hiçbir şekilde bu hususlar ile ilgili bir kayıt bulunmadığını, müvekkili şirketin 03/07/2018 tarihinde yeni bir ... firması olan ... İş Güvenliği Mühendislik ... Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. ile anlaştığını ve bu tarihten sonra söz konusu defter kullanılmaya başlandığını, tespit ve önerilerin yazılmaya başlandığını, yine sözleşmenin 7.3. maddesinde tehlike sınıfına uygun sürelerde işveren veya işveren vekilinin başkanlık edeceği İş Güvenliği Kurulu'nun toplanacağı düzenlenmişken bu kurulun hiç toplanmadığını, 7.4. maddesinde de tüm işe girişlerde işe girecek personel için davacı şirkete ait iş yerinde işe giriş muayenesi tetkikleri ve tetanos aşısı yapıldıktan sonra çalışabilir raporu aldıktan sonra işe başlayabileceği düzenleme altına alınmışken bu hususun da hiçbir zaman yapılmadığını, benzer düzenlemelerin önceki sözleşmede de bulunduğunu, davacı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini sadece fatura düzenleyip müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin ödemelerini yaptığını, bu nedenle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Mahkemece, TTK'nın 18. maddesi uyarınca tacirler arası sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılacağının düzenlendiği, somut olayda, davacının her ne kadar yeni bir ... firmasını görevlendirdiği bazı belgelerden anlaşılmakta ise de davalı ise arasındaki sözleşmenin sonlandırıldığını kesin olarak ispat edememiştir. Davalıya görevlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğine dair bir ihtarı mevcut değildir. Ayrıca cezai şart her ne kadar kusurdan bağımsız olarak talep edilebilir ise de olayda davacının asli kusurlu olduğu , 7 aylık süre içerisinde kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu görülmüştür. Cezai şart hükümlerine göre, cezai şart, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi durumunda borçlunun ödemesi gereken ve alacaklıya ispat yükü olmadan zararını alabilme imkanını sağlayan fer'i nitelikte bir edimdir. Bu maddede üç türlü cezai şart düzenlenmiş olup, bunlar; seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifayı engelleyen bir başka deyişle dönme cezası niteliğindeki cezai şarttır. Olaydaki dönme cezası niteliğindeki cezai şarttır. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde, "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü düzenlenmiştir. Borçlu sözleşmenin ihlalinde kendisine bir kusur yükletilemeyeceğini ispat ederek ceza koşulunu ifadan kurtulabilir. Olayda davacının hizmeti kontrol etmemiş olması ile iş güvenliği uzmanı raporu gereği asli kusurlu olması ve sözleşmenin feshini TTK'nın 18. maddesi gereklerine uygun yerine getirmemiş olması ile TBK'nın 182/3. maddesi gereği ceza koşulu şartları oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın 03/07/2018 tarihinde diğer bir ... firması olan ... İş Güvenliği Mühendislik ... Hizmetleri isimli firma ile anlaşmaya vardığını ve bu tarihten sonra iş güvenliği hizmetinin bu firma tarafından sağlandığını, zımni olarak müvekkili ile olan sözleşmesini haklı bir sebep olmadan ve sözleşmenin 6. maddesinde bulunan feshin şekil şartlarına uymadan feshettiğini, bu durumun cevap dilekçesinde davalı tarafından da kabul edildiğini, o halde feshin haklı olduğunun ispat yükünün davalı tarafa düştüğünü, ortada usulüne uygun ve geçerli bir fesih yokken, başka bir firmadan hizmet alınması durumunda müvekkilinin haksız fesihten kaynaklanan 1 yıllık hizmet bedeli tutarınca alacaklı olduğunun kabulü gerektiğini, bu alacağın hukuki dayanağının, davaya ve takibe konu 17/07/2017 tarihli sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen ve cezai şart niteliği taşıyan hükümden kaynaklandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlara yer verilmediğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde tanzim edilen rapora itibar edilerek hukuka aykırı olarak karar verildiğini, müvekkilinin asli kusurlu olduğu ve 7 aylık süre içerisinde kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediği tespitinin gerçek dışı olduğunu, kusur yönünden yapılan haksız değerlendirmenin yeniden incelenmesi ve müvekkilinin sözleşmede yer alan tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi gereği sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği, edildi ise 1 yıllık ücretin cezai şart alacağı olarak talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Davacı hizmet veren, davalı ise hizmet alan konumundadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6 .1. nolu maddesi; "Taraflar sözleşme şartlarına riayet etmediği takdirde sözleşmede belirtilen adreslere noter vasıtası ile yazılı ihtarname göndermek şartı ile sözleşmeyi tek taraflı fesh edebilir. Haklı bir nedenle fesih gerekçesi göstermeden sözleşme fesih edilemez aksi takdirde taraflar 1 yıllık ücreti peşin ödemeyi kabul eder." şeklindedir. İlk derece mahkemesince; "TTK'nın 18. maddesi uyarınca tacirler arası sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılacağının düzenlendiği, somut olayda, davacının her ne kadar yeni bir ... firmasını görevlendirdiği bazı belgelerden anlaşılmakta ise de davalı ise arasındaki sözleşmenin sonlandırıldığını kesin olarak ispat edememiştir." şeklindeki gerekçe ve kabule dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira dosya kapsamına göre yeni bir ... firmasını görevlendirerek sözleşmeyi zımnen fesheden davacı değil davalı taraftır. Davalı taraf sözleşmeyi feshederken sözleşmenin 6.1. nolu maddesindeki usule uymadığı da sabittir. Buna göre sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat yükü davalı tarafta olmasına rağmen yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunun kabulü ile tarafların ticari defter ve kayıtları, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, İSG-KATİP sistemi kayıtları, İŞKUR kayıtları celp edilerek, arasında iş güvenliği uzmanının bulunduğu bilirkişi heyetinden tarafların tüm iddia ve itirazlarını karşılar mahiyette, denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...