11. Hukuk Dairesi 2012/1114 E. , 2013/3559 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Asliye Ticaret (... 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 30.06.2011 tarih ve 2009/1158-2011/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar…
**11. Hukuk Dairesi 2012/1114 E. , 2013/3559 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Asliye Ticaret (... 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 30.06.2011 tarih ve 2009/1158-2011/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı şirketin 31.07.2009 tarihinde yapılan olağan genel kuruluna müvekkillerinin usulünce davet edilmediklerini, ayrıca toplantı gündeminde yer almamasına rağmen şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, bu karar ile şirket ortaklarının taahhütleri artırıldığından ...'nın 388/1. maddesi uyarınca ancak oybirliği ile böyle bir kararın alınabileceğini, karardan geçmiş sermaye borçlarının ödenip ödenmediğinin de anlaşılamadığını, ...'nın 392. vd maddelerine aykırı olarak artırılan sermayenin tamamının sonraki bir tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, iflas erteleme için mahkemeye müracaat eden ve henüz talebi kabul edilmeyen davalının sermaye artırımına karar vermesinin doğru olmadığını ileri sürerek, buna ilişkin 31.07.2009 günlü genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin borca batık olması nedeniyle mahkemeye başvurarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğunu, talep ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporundaki açıklamalar çerçevesinde şirket sermayesinin artırılması için mahkemenin müvekkiline mehil verdiğini, iptali istenilen sermaye artışının mahkemenin ara kararına dayandığını ve şirketin iflasını engellemeye yönelik olduğunu, şirket ortaklarının ... ve anasözleşme hükümlerine uygun olarak toplantıya çağrıldıklarını, genel kurulun yeterli çoğunlukla toplandığını ve oybirliği ile de karar aldığını, sermayenin artırılması kararının ortakların pay taahhütlerinin artırılması olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenilen sermayenin artırılması kararı ile ilgili olarak kanunun aradığı toplantı ve karar nisabının sağlandığı, ancak söz konusu genel kurulda sermaye artırımı yanında ayrıca mevcut pay sahiplerinin sermaye taahhütlerinin de artırılmasının kararlaştırıldığı, davacıların bu şekilde sermayenin artırılmasına razı olmadıkları, ...'nın 388/1.fıkrası uyarınca pay sahiplerinin taahhütlerinin arttırılması hususundaki kararların oybirliği ile alınabileceği, karar yeter sayısı oluşmadığından iptali istenilen kararın yok hükmünde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, şirket sermayenin artırılmasına yönelik anonim şirket genel kurul kararının iptaline ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, pay sahiplerinin sermaye taahhütlerinin artırılmasına dair genel kurul kararının, mülga ...'nın 388/1. maddesi uyarınca oybirliğiyle alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Anonim şirketlerde, anasözleşme değişikliklerinde uygulanması gereken toplantı ve karar nisabı, 6762 sayılı ...’nın 388. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, sermaye artırımına ilişkin anasözleşme değişiklikleri için özel bir nisap öngörülmediğinden bu nitelikteki değişikliklerin maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen nisaba uyularak yapılması gerekmektedir. Ancak, sermaye artışının salt payların itibari değerlerinde husule getirilen yükseltme suretiyle yapılmak istenilmesi halinde, bu durum, ortakların şirkete ve şirket alacaklılarına karşı paylarıyla sınırlı olarak sorumlu olmaları biçimindeki taahhütlerinin artırılması anlamına gelmekte olup, pay sahipleri iradeleri hilafına buna zorlanamayacaklarından, bu nitelikteki bir sermaye artışının ...’nın 381/1. maddesi uyarınca, ortakların oybirliği ile verecekleri bir karar ile alınması gerekir. (bkz. Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, güncelleştirilmiş 9. Bası, sh. 742, paragraf 1390 vd.) Somut olayda, 1.500.000 TL olan şirket sermayesi, 1.840.000 TL'ye yükseltilmiş olup payların itibari değerinde ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bu durumda, iptali istenilen sermaye artırımına ilişkin anasözleşme değişikliği kararının oybirliği ile alınması gerekmemektedir. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Bununla birlikte, iptali istenilen söz konusu karar ile sermaye artırımının yanısıra artırılan sermayeden şirket ortaklarına yeni pay verilmesi de kararlaştırılmıştır. Mülga ...'nın 394. maddesinde, esas sermayenin artırılması halinde pay sahiplerinden her birinin, yeni hisse senetlerinden şirket sermayesindeki payı ile mütenasip miktarını alabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, pay sahipleri için tanınmış bir hak olup yükümlülük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğer bir deyişle, anılan madde uyarınca şirket ortaklarına zorla önalım (rüçhan) hakkı kullandırılamaz. O halde, iptali istenilen genel kurul kararı ile davacılara, 6762 sayılı ...'nın 394. maddesinde düzenlenen önalım hakkının zorla kullandırılması sonucu yaratıldığından davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabul edilmiş olması doğru değil ise de verilen karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/son maddesi uyarınca davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.