T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:04/10/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:04/10/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Müvekkili şirketin, sektöründe maruf endüstriyel mutfak ekipmanları imalatı ve toptan-perakende satışı ile iştigal eden bir firma olduğu, davalı şirket tarafından 2021 Nisan ayından Ağustos ayına kadar geçen süreçte muhtelif zamanlarda siparişler verildiği, bu siparişlere konu ürünlerin müvekkili şirket tarafından tamamlanarak davalı şirket tarafından teslim alındığı, ancak davalı şirket tarafından bahsi geçen fatura bedellerinin ödenmediği, müvekkili şirket tarafından davalı yan ile arasında ticari ilişki ile ilgili tüm edimlerin yerine getirilmiş olmasına karşın davalı şirket tarafından fatura bedelleri ödenmediğinden davalı şirket aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, ancak davalı şirket tarafından bu icra takibine de haksız ve kötüniyetli şekilde itiraz edildiği, takibin durdurulduğu, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulduğu, taraflar arasında bir netice sağlanamadığı, davalı şirket tarafından dava konusu faturalara itiraz edilmediği gibi herhangi bir iade faturasınında kesilmediği, davalı yan tarafından 1 yılı aşkın süredir müvekkili şirkete ödeme yapılmamış olması ve davalı şirketin piyasaya ciddi ölçüde borçlanmış olduğu durumları nedeniyle davalı yanın mal kaçırma imkan ve ihtimali bulunduğundan davalıya ait taşınır, taşınmaz mallara ve banka hesaplarına ivedilikle teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı yan aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Davacı taraf ile ticari alım satımdan kaynaklı bir ilişki bulunduğunu, davacıdan alınan ürünlerin dava dışı üçüncü şahıslara satıldığını ancak üçüncü şahıslar tarafından ürünlerin ayıplı ve kullanılamaz halde olduğunun müvekkiline bildirildiğini, ürünlerin gizli ayıp mı olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Davalı faturaya konu ürünlerin teslim edildiğini ancak ürünlerin ayıplı olduğunu beyan etmiştir. Davalı tarafa ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin yemin delili hatırlatılmış olup, davalı yemin deliline dayandığından davacı şirket yetkilisinin yeminli beyanı alınmıştır. Davacı şirket yetkilisi yeminli beyanında bir kaç ürün için ayıp ihbarında bulunulduğunu ikrar etmiştir. Bu nedenle davalının bir kaç ürün yönünden ayıp ihbarında bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak davacı taraf sadece bir kaç ürün yönünden ayıp ihbarında bulunulduğunu kabul etmekle; davacı vekili 4. celse vermiş olduğu beyanında servis probleminin müvekkili tarafından çözüldüğünü beyan etmiş ve buna ilişkin belgeleri sunmuştur. Dolayısıyla davalının ayıplı olduğunu ispatlayabildiği birkaç ürün yönünden davalının onarım hakkını kullandığı davacı tarafından sunulan servis formları esas alınarak mahkememizce kabul edilmiştir. Bu nedenle davacının fatura bedellerini davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır. Ancak işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürüldüğüne yönelik bir delil sunulmadığından işlemiş faize yapılan itirazın iptali talebi red edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacak likit ve davalı takibe itirazında haksız bulunduğundan hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Red edilen kısım yönünden ise davacının kötü niyetli takip başlattığı ispat olunamadığından davalının tazminat talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine tesis edilen icra takibine karşı haksız ve kötü niyetli itirazda bulunulduğunu, davacının müvekkiline karşı Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile takip başlattığını, müvekkili tarafından dava konusu faturalara itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği gibi, müvekkilinin piyasada ciddi borçlanması nedeniyle mal kaçırma ihtimali bulunduğundan sair malvarlıklarına ihtiyati haciz konulmasının talep edildiğini, davacı yanın yeminli beyanında ayıp ihbarında bulunulmadığını ancak servis vasıtasıyla şikayetlerin giderildiğini belirttiğini, müvekkilin ise sunduğu delillerle özdeş tezgahların farklı boyutta olduğunu, bazı ürünlerin ayaklarının dağıldığını, bir ocağın iş kazasına sebebiyet verdiğini ve bazı ürünlerin iade edildiğini bildirdiğini, müvekkilin gizli ayıpları ortaya çıktığı anda bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının hem ayıp olmadığını iddia edip hem de onarım beyanında bulunmasının çelişkili olduğunu ve ayıbın giderildiğini ispat yükünün davacı yanda olduğunu, müvekkil yetkilisinin isticvabında onarımın davacının bilgisi dahilinde servis aracılığıyla yapıldığını ancak davacı şirketin servis formlarını kabul etmediğini, iade edilen 3 adet ürün için iade faturası kesilmemesinin davacının geçiştirmesi nedeniyle sürüncemede kaldığını beyan ettiğini, yerel mahkemenin yalnızca birkaç ürün için ayıp ihbarının kabul edildiği ve servis ile onarılanların çözüldüğü gerekçesiyle kısmen kabule karar verdiğini, ancak davacı tarafından sunulan ve onarıma ilişkin olduğu iddia edilen evrakların onarımın davacı tarafından yapıldığını ispatlamadığını, sunulan servis formlarının yalnızca ikisinde imza bulunduğunu, onarım bedelinin kendileri tarafından ödendiğini bu konuda tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, TTK ve TBK hükümleri uyarınca ticari satışlarda gizli ayıpların müvekkil tarafından öğrenildiği anda davacıya bildirildiğini, tacirler arasındaki satışta her türlü ihbar kanalının kullanılabileceğini, Yargıtay içtihadına göre de gizli ayıbın öğrenildiği anda ihbarın derhal yapılması gerektiğini ve müvekkilinin davacıya gizli ayıplı ürünler satılması nedeniyle borçlu olmadığını, müvekkilinin ücretsiz onarım yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının ayıp ihbarında şekil şartına uyulmadığı iddialarının atıf içerdiğini ve müvekkilinin davacıya hiçbir şekilde borçlu olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça düzenlenen fatura konusu ürünlerin davalıya satılıp teslim edildiği, düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edildiği ve bu faturalar bakımından iade faturası düzenlenmediği hususları taraflar arasında ihtilaflı değildir. Davalı da bu ürünleri üçüncü kişilere satmıştır. Davalı, ayıp savunmasında bulunmuş olup, davacının ayıbı kabul etmediği durumda ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapıldığını ispat yükü davalıya aittir. Davalı delil olarak teknik servis formları, fotoğraflar ve whatsApp yazışmalarını ibraz etmiştir. Yazışma içeriklerinde ürünlere ilişkin şikâyetlere yer verilmiş ise de, bu yazışmaların ayıbın kapsamı bakımından belirleyici olmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, yemin deliline dayanılması üzerine davacı şirket yetkilisinin alınan yeminli beyanında, yalnızca birkaç ürün yönünden şikâyet iletildiğinin kabul edildiği görülmektedir. Bu beyan, sadece bir kaç ürün yönünden ayıp ihbarının yapıldığının kabul edildiğini ortaya koymaktadır. Davacı tarafça sunulan teknik servis formlarında, söz konusu ürünler bakımından onarım işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmakta olup, davalı bu onarımın bedellerinin kendisi tarafından ödendiğini yazılı delillerle ispat edemediği gibi, bu konuda davacıya yansıttığı bir faturadan da söz etmemiştir. HMK'nın 200.maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan konularda tanık dinlenmesinin sonuca etkili bir yönü bulunmadığından davalının tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalının ticari defterlerin incelenmesine yönelik açık ve somut bir istinaf sebebi de bulunmamaktadır. Bu itibarla; ayıp ihbarının yalnızca sınırlı sayıda ürün yönünden yapıldığı, bu ürünler bakımından onarımın gerçekleştirildiği ve davalının fatura bedellerini ödemekten kaçınmasını haklı kılacak ispatlanmış bir ayıp savunmasının bulunmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.175,65 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.774,15 TL nispi 269,85 TL maktu harçların mahsubu ile bakiye 6.131,65 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...