10. Ceza Dairesi 2023/13345 E. , 2024/19527 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/618 E., 2020/443 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası
**10. Ceza Dairesi 2023/13345 E. , 2024/19527 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/618 E., 2020/443 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 11.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34558 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58672 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58672 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 14.06.2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 22.01.2016 tarihinde kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde 04.09.2019 tarihinde adı geçen sanığın incelemeye konu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle sanık hakkında Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararıyla mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, incelemeye konu 04.09.2019 tarihli eylemin, evvelce Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli niteliğinde olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, bu eylemlerden dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ilk suça ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veren Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 04.09.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2019 tarihli ve 2019/13849 Soruşturma, 2019/5365 Esas, 2019/3956 sayılı iddianamesi ile Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 saylı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, B. Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 03.11.2020 tarihli ve 2019/618 Esas, 2020/443 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararının incelenmesinde; 1. Sanığın 14.06.2015 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 tarihli ve 2015/5194 Soruşturma, 2015/1978 Esas, 2015/144 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22.01.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 3. Kanun yararına bozma istemine konu Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararıyla ihbarda bulunulması üzerine, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin kararı istinaf ettiği, 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli ve 2021/2108 Esas, 2022/2327 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.", sekizinci fıkrasında "Bu Kanun'un; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." ve dokuzuncu fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemelere yer verildiği, Somut olayda, sanığın ilk suçu olan 14.06.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 08.07.2015 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22.01.2016 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 17.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanması ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararıyla kesinleştiği, sanığın 04.09.2019 tarihli ikinci eyleminin, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2016 tarihinde kesinleşen zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın ihlâli niteliğinde olduğu, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 04.09.2019 olması ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle, sanık hakkında ayrı bir kovuşturma konusu yapılarak yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan; Sanığın 04.09.2019 tarihli eylemini, Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 22.01.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ihlâli sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca "düşme" kararı verilip mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Mahkemesince "düşme" kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; mahkûmiyet kararı ile birlikte zaten ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2019/618 Esas, 2020/443 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.06.2024 tarihinde karar verildi.