10. Ceza Dairesi 2023/13571 E. , 2024/25772 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 06.09.2021 tar…
**10. Ceza Dairesi 2023/13571 E. , 2024/25772 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 06.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 23.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/33214 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65340 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65340 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ilk kez 05/08/2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2015 tarihli ve 2015/4632 soruşturma, 2015/113 sayılı sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev'iden suç işlediğinden bahisle Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 30/05/2018 tarihli ve 2018/1037 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli ve 2018/414 esas, 2018/570 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde 08/10/2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanarak Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2021 tarihli ve 2021/260 esas, 2021/459 sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve verilen bu kararın 06/09/2021 tarihinde kesinleştiği, Sanığın 08/10/2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli kararı gözetilerek erteleme kararı verilmeksizin, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 01/12/2019 tarihli ve 2019/2450 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonunda Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2020 tarihli ve 2019/592 esas, 2020/267 sayılı mahkûmiyet kararının verildiği, anılan kararın 23/10/2020 tarihinde kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2015 tarihli ve 2015/4632 soruşturma, 2015/113 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 25/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2021 tarihli ve yine anılan Mahkemenin 15/10/2020 tarihli kararları ile Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2015 tarihli ve 2015/4632 soruşturma, 2015/113 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmediğinden durma kararları vermeleri gerekirken yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 05.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2015 tarihli ve 2015/4632 Soruşturma, 2015/113 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 25.12.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, 2. Şüphelinin 04.10.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının belirlenmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2018 tarihli ve 2016/5966 Soruşturma, 2018/1037 Esas, 2018/875 sayılı iddianamesi ile Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/414 Esas, 2018/570 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı itiraz edilmesi üzerine, itirazın reddine ilişkin mercii Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2018 tarihli ve 2018/1476 değişik iş sayılı kararı ile anılan kararın kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içerisinde 08.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.07.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, 06.09.2021 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 08.10.2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2019 tarihli ve 2019/6619 Soruşturma, 2019/2450 Esas, 2019/2149 sayılı iddianamesi ile Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, 2. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.10.2020 tarihli ve 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, 23.10.2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2015 tarihli ve 2015/4632 Soruşturma, 2015/113 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda itiraz süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 25.12.2015 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, Karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 172 ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresi şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği gibi, 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 10/2. maddesinde yer alan; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddeleri ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, şüpheli hakkında Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak şüpheliye 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren, 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir erteleme kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası erteleme kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, erteleme kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Erteleme kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Somut olayda, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda itiraz süresinin 7 gün olarak belirtilmesi ve kararın tebliğinin usulüne uygun olmaması nedeniyle kesinleşmediği, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesince (2021/260 Esas sayılı dosyası), kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren tebliğ tarihinden itibaren, 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği, bu nedenle Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/592 Esas sayılı davasında da kovuşturma şartının gerçekleşmediği, anlaşılmıştır. Davaya konu 08.10.2019 tarihli eylem, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlendiğinden, erteleme kararı kesinleşinceye kadar işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni olarak kabul edileceğinden, artık bu dava yönünden kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, Mahkemesince, Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/260 Esas sayılı dosyasının kanun yararına bozma sonrası alacağı yeni esas numarası tespit edilerek, davanın bu yeni esasa birleştirilmesine karar verilmesi, tüm eylemlerin birlikte değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı ile Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2019/592 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.