T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1181 KARAR NO:2025/1957 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:22.09.2021 NUMARASI:2017/254 Esas - 2021/615 Karar DAVA:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1181 KARAR NO:2025/1957 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:22.09.2021 NUMARASI:2017/254 Esas - 2021/615 Karar DAVA:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve davacı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ürettiği ...markalı su bardaklarının üstünün kaplanması için davalıdan alüminyum folyo satın aldığını, alınan folyoların 15.12.2016 tarihli 1.345,92 TL bedelli, 20.12.2016 tarihli 46,640,70 TL bedelli ve 16.12.2016 tarihli 4.720,00 TL bedelli faturalarla birlikte gönderildiğini, satım karşılığı davalıya 21.04.2017 düzenleme tarihli ... nolu ve 52.706,00 TL tutarlı... Bankasına ait çekin verildiğini, 200 ml bardaklar için gönderilen folyolarda bir sorun olmadığı için kullanıldığını, ancak 250 ml bardaklar için gelen folyoların bardağın üzerine uygulandıktan sonra açıldığında bardakta yoğun kimyasal kokular yaratması nedeniyle ayıplı emtianın kullanılamadığını, bu emtianın düzenlenen iade faturası ile birlikte iade edildiğini, ayıplı olan 250 ml bardaklar için üretilen folyoların değerinin faturada 22.512,30 TL olarak belirtildiğini, ayrıca bu ürün için klişe bedelinin ise 2.360,00 TL olarak belirtildiğini, yine 32 kg için 1.345,92 TL olarak kesilen fatura için de iade faturası düzenlendiğini, bu durumda müvekkilinin 27.266,28 TL borçlu olunmadığını, iade faturalarının mahsubu ile müvekkilinin 25.439,70 TL borçlu olduğunu, bu miktarın vadesinde ödeneceğini, ancak müvekkilince verilen çek tutarı içinde ayıplı malların bedellerinin de bulunduğunu, müvekkilinin çek bedeli olan 52.706,00 TL'nin 27.266,28 TL'sinden borçlu olunmadığının tespiti gerektiğini, davalının sözlü olarak kusurlu üretimi kabul ettiğini, ayıplı olan 250 ml bardaklar açıldığı anda yoğun bir kimyasal kokuya maruz kalındığını, ürünlerin kullanılmasının mümkün olmadığı gibi, ürünleri paketleyen makinelerin bu ayıplı ürün yüzünden çalışmaz duruma geldiğini ve müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını ileri sürerek, 52.706,00 TL tutarlı çekin 27.266,28 TL'si kadar borçlu olmadığının tespitine, dava konusu 21.04.2017 tarihli, ... nolu ve 52.706,00 TL bedelli çekin iptaline, çekin tahsilinin tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin 21.10.2016 tarihli 11.151,00 Euro bedelli sipariş kabul formu ile 500 kg ...ile 500 kg ... siparişi verildiğini, davacının talebi ile üretimini yaptığı folyoların 16.12.2016 tarihli 1.345,92 TL bedelli ve ...numaralı satış faturası ile 32,7 kg 250 ml miktarında, 20.12.2016 tarihli 46.640,70 TL bedelli ve ... fatura numaralı satış faturası ile 551,6 kg 250 ml ve 591,2 kg 200 ml olarak, 24.02.2017 tarihli 1.252,95 TL bedelli ve ... numaralı satış faturası ile 30,7 kg 250 ml miktarında folyoyu davacıya gönderdiğini, davacı şirketin 13.02.2017 tarihinde 200 ml olan üst folyolarda herhangi bir sorun bulunmadığını, ancak 250 ml olan üst folyolarda sorun olduğunu bildirdiğini, sorunun müvekkilince incelenebilmesi için davacı şirketten, problemli olduğu (acı tat bulunduğu) iddia edilen folyolar ile kapatılmış su örneklerinin istendiğini, ancak bu numunelerin müvekkiline gönderilmediğini, bunun üzerine ayıplı olduğu belirtilen malzemenin müvekkilinin fabrikasına istendiğini ve ürünlerin 23.02.2017 tarihinde müvekkiline ulaştığını, davacıya gönderilen 24.02.2017 tarihli mailde belirtildiği üzere söz konusu ürünlerde solvent kalıntısı testi yapıldığını ve folyolarda herhangi bir sorun olmadığının belirlendiğini, ürünlerin diğer ürünlerle aynı üretim aşamasından geçtiğini ve hiçbir problem tespit edilmediğini, davacının şüphesini ortadan kaldırmak adına yeni bir ürünün 23.02.2017 tarihinde kargo ile davacıya gönderildiğini, uzun süre talep edilmesine rağmen davacının ancak 14.03.2017 tarihinde sorunun devam ettiğini beyan etmesi üzerine, müvekkilinin yeniden bu ürünle kaplanan su bardaklarını istediğini, gönderilen ürünlerde yapılan analizde koku veya acı tat tespit edilemediğini, ürünlerde ayıp bulunduğuna ilişkin müvekkiliinin yazılı veya sözlü beyanı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından; taraflar arasında satıma dayalı ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafça satışa istinaden düzenlenen toplam 52.706,62-TL bedelli 3 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının satışa istinaden ödeme aracı olarak davaya konu ... Bankası... şubesine ait ... nolu 21.04.2017 keşide tarihili ve 52.706,62-TL tutarlı çeki davalıya vermiş olduğu, sonrasında satıma konu ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğu bildirilerek davacıya iade edildiği ve davacı tarafından düzenlenen toplam 27.266,28 TL bedelli 3 adet iade faturasının davalı defterlerine de kayıt edilmiş olduğu, alınan teknik rapor ile satışa konu kapaklardaki kokunun nihai tüketiciler tarafından tercih edilmeyen bir duruma sebep olacağının kaçınılmaz olduğunun tespit edilmiş olduğu, davalı tarafça iade faturaları ticari defterlerine kayıt edilerek ayıp hususunun davalı tarafça da kabul edilmiş olduğu göz önünde tutularak davacının ayıplı ürün bedelinden sorumlu olmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ... Bankası ... şubesine ait ... seri nolu keşidecisi ... Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. olan 21.04.2017 keşide tarihli ve 52.706,62 TL bedelli çekin 25.440,34 TL'lik kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının çekin iptali talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ve davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Talimat üzerine Çorlu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Talimat numaralı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile uyuşmazlık konusu numunelerde ayıp veya koku bulunmadığının belirlendiğini, satıma konu 200 ml ve 250 ml’lik test ürünlerinin makine nezdinde işlem ve deneye tabi tutulurken makinenin sıfırlandığı, yani iki numunenin birbirlerine herhangi bir şekilde sirayet etme imkanının bulunmadığını, 250 ml’lik kapaktaki kokunun davacı tarafça kabul edilen ve kokusuz olduğu belirtilen 200 ml’lik kapaklardan daha ağır kokulu olmasının teknik olarak mümkün olmadığın bilirkişilerce belirlendiğini, raporda ayrıca denekler üzerinde duyusal bir test yapıldığı ve 250 ml’lik kapaklarda tanımlanamayan bir koku olduğunun deneklerce söylendiğinin belirtildiği, oysa 200 ml ve 250 ml‘lik kapaklar arasında teknik olarak koku farkının olamayacağını gösterir bir değerlendirme mevcutken duyusal olarak 250 ml’lik kapaklarda koku olduğunu belirtilmesi mümkün olmadığını, koku tespitinin duyusal bir test olup bilimsel bir karşılığı bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi raporunda kapakların ayıplı olmadığı belirlendiğini, bilimsel test ile duyusal (koku) testi arasındaki farkın anlaşılması açısından bu farkın nedeninin de bu dilekçede açıklandığını,Kimya mühendisi bilirkişilerin keşif esnasında gözlemlediği üzere ürünün ayıplı olmadığını, davacının kabul ettiği 200 ml’lik örnekler ile ayıplı olduğu belirtilen 250 ml’lik örneklerin üretimden sonra bu testler yapılana kadarki 2.5 yıl boyunca bekletildiği ortamların farklı olduğunu, ayıplı olduğu iddia edilen 250 ml’lik kapakların müvekkilinin fabrikasında üretim bandının içerisinde her türlü dış etkiye açık bir şekilde incelemeyi beklediğini, bilirkişilerin bunlardan örnek aldığını, koku bulunmayan 200 ml’lik kapakların ise müvekkilinin laboratuvarında sakladığı numune içerisinden bilirkişilere verildiğini, üretim ortamında uzun süre bekletilen ürünlere koku sinebileceğini, bu nedenle bilimsel testlerde her iki ürün arasında bir fark bulunmadığının, buna rağmen subjektif değerlendirme ile bir kısım ürünlerin iade edildiğini, mali müşavir bilirkişinin bu itirazları değerlendirmeden önceki raporu aynen tekrar ettiğini, sadece müvekkiline düzenlenen iade faturalarının baz alınarak, ayıp iddiası kapsamında yapılan bilirkişi incelemeleri dikkate ve değerlendirmeye alınmaksızın, iade faturasına ilişkin 8 günlük itiraz süresine dayalı açıkla ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama neticesinde ayıplı bir ürünün olmadığı belirlenmiş olup bu bağlama ürünün iade edilemeyeceği ortaya çıktığını, davacının kötü niyeti ortaya çıktığından söz konusu iade faturasının düzenlenmesi ve kabul edilmesi gibi yorumların hukuken yanlış olduğunu, bilirkişinin kronolojiyi doğru okuyamadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece menfi tespit talebinin kabul edilmesine rağmen hüküm kısmında 27.266,28 TL yönünden menfi tespit talebinin kabulü yerine sehven 25.440,34 TL yönünden talebin kabul edildiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda müvekkilinin 27.266,28 TL borçlu olmadığının belirlendiğini, maddi hatanın düzeltilmesi isteminin mahkemece reddedildiğini, davalının istinaf başvurusunun yerinde olmadığını, iade faturasının alınarak ticari defterlerine işleyen davalının esasında ayıp iddiasını da kabul ettiğini, alınan rapor ile ürünün ayıplı olduğu ve tüketici tarafından kabul edilemeyeceğinin belirlendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın düzeltilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72.maddesi uyarınca, satım sözleşmesine konu emtianın bir kısmının ayıplı olması nedeniyle sözleşme kapsamında verilen çekin 27.266,28 TL kısmından davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, tarafların vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında davalının 15.12.2016 tarihli 1.345,92 TL bedelli, 20.12.2016 tarihli 46,640,70 TL bedelli ve 16.12.2016 tarihli 4.720,00 TL bedelli faturalara konu emtiayı davacıya teslim ettiği sabittir. Bu sözleşme kapsamında davacı fatura borçlarının ödenmesi için davalıya 21.04.2017 düzenleme tarihli ... nolu ve 52.706,00 TL tutarlı... Bankasına ait çekin verildiği sabittir. Çekin keşidecisi davacı olup, çek davalı emrine düzenlenmiştir. Satım konusu emtia, davacı tarafından üretilen bardak suların üzerine yapıştırılan alüminyum folyo emtiasıdır. Davacı 200 ml'lik bardaklar için satın alınan folyolarda hiç sorun bulunmadığını ancak 250 ml bardaklar için üretilen toplam 27.266,28 TL bedelli folyolarda ayıp bulunduğunu, bu emtiaların iade faturası düzenlemek suretiyle davalıya teslim edildiğini, ancak bu miktarda çekin davalının elinde olması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.Davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde, üretimde kullanılan ayıplı ürünlerin yerine yeni ürünler alınarak üretimin tamamlandığının belirtildiği görülmüştür. Mahkemece alınan 25.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği, üç adet 52.706,62 TL bedelli satım faturası ve aynı miktarda çekin davalı defterinde kayıtlı olduğu, iade faturalarının davalı defterinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece kimya mühendisi bilirkişilerden alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacı tarafından, davalıya iade edilen ürünler üzerinde yapılan incelemede, 200 ml'lik ürünlerin ayıpsız, 250 ml'lik ürünlerin ise ayıplı olmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle bu kapaklarda koku bulunduğuna ilişkin iddianın doğru olamayacağı belirtilmiştir. Ancak dosya içerisinde bulunan ... tarafından yapılan koku testinde, iade edilen numunelerde daha ağır bir koku bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davalı vekili bu kokunun, inceleme konusu ürünlerin fabrikadaki saklama koşullarından kaynaklandığını savunmuştur. Ancak emtianın iadesine ilişkin faturanın teslim alınarak davalı defterlerine kayıt edilmiş olması, ürünün davalı uhdesinde muhafaza edilmesi ve deneklerle yapılan koku testinde, günlük kullanılan su emtiasında kullanılacak alüminyum folyoda farklı bir koku bulunmasının tüketici nezdinde oluşturacağı itibar erozyonu dikkate alındığında satım konusu emtianın üretilecek sularda kullanılması davacıdan beklenmemelidir. Mahkemece mali müşavir bilirkişi tarafından alınan 05.04.2021 tarihli raporda, önceki bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar da incelenmiş ve davacının sonuç olarak 27.266,28 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Raporda davalı alacağının, değerlendirildiği kısımda 25.440,34 TL tespit edilmiş ise de sonuç olarak satılan emtia ve ayıplı olan 250 ml'lik alüminyum folyolar nedeniyle davacının 27.266,28 TL borçlu olmadığı belirlenmiştir.Çek bir ödeme vasıtası olarak, muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Çek temel ilişkide soyut bir borç ikrarı olup, kural olarak temel bir ilişkiye bağlanamaz. Ancak dava konusu olayda, davacı tarafından davalıya verilen dava konusu çek miktarı olan 52.706,00 TL bedelli çekin dava dilekçesinde yazılı olan 3 adet fatura konusu 200 ve 250 ml'lik su bardaklarının kapakları olan alüminyum folyolar için verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bu hususta bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Bu durumda çekin temel ilişkiden soyut olma özelliği ortadan kaldırılmış olup, çekin bu üç fatura borcu için verildiği anlaşılmaktadır.Satım sözleşmesine konu 250 ml'lik alüminyum folyoların ayıplı olması nedeniyle iade faturasının davalı tarafa iade edildiği ve ayıplı olan emtia bedelinin de 27.266,28 TL olduğu tarafların ticari defterlerindeki iade faturalarından anlaşılmaktadır. Davacı, TTK'nın 23/1.c maddesine göre süresi içerisinde ayıplı olan emtiayı iade faturasıyla davalıya iade etmiştir. Davalı ayıp hususunu benimseyerek iade faturalarını ticari defterlerine kayıt etmiştir. Dosyada bulunan kimya bilirkişilerinin raporunda satım konusu 200 ve 250 ml'lik ürünlerden birinin ayıplı olduğunun teknik olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiş ise de dosyada bulunan Tübitak test raporunda 250 ml'lik ürünlerde koku bulunduğu yapılan denek incelemeleri sonunda anlaşılmıştır. Davalı vekili, uzun süre davalının fabrikasında saklanan bu ürünlerin saklama koşulları nedeniyle kokusunda değişim olabileceğini belirtmiştir. Ancak ürünlerin davalı tarafından iade alınarak saklandığı, bu süre içerisinde davacının ayıpsız ürün temin ederek kullandığı, davalının uygun saklama koşullarına rağmen yapılan denek testlerinde emtiada koku olduğunun tespit edildiği, bardak su gibi sürekli şekilde tüketilen ve tüketicilerin hijyen, koku gibi özellikleri dikkat edecekleri bir üründe ayıplı bir emtianın kullanılmasının davacının markasına zarar vereceği, standart dışı bir koku veya görünümü bulunan su gibi temel bir tüketim malında kullanılmasının davacıdan beklenemeyeceği, iade faturaları ve Tübitak analiz raporları beraber değerlendirildiğinde, mahkemece emtiadaki ayıbın tespit edilerek mücerretliği ortadan kalkan çekin ayıplı mala denk gelen kısmı kadar, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; alınan bilirkişi raporları, iade faturaları ve ayıplı olan mal miktarı dikkate alındığında, davacının borçlu olmadığı miktarın açıkça 27.266,28 TL olarak belirlendiği, bu durumda mahkemece bu miktar üzerinden menfi tespit kararı verilmesi gerekirken 25.440,34 TL üzerinden menfi tespit kararı verildiği, ancak davacının talebi ile hükmedilen miktar arasında 1.825,94 TL'lik bir fark bulunduğundan, davanın reddedilen kısmı bakımından kararın, HMK'nın 341/2. maddesi uyarıncabelirlenen kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılmıştır. Zira HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile dava tarihi olan 2017 yılı itibariyle 3.110,00 TL'ye baliğ olmuştur. Dava dilekçesinde dava değeri 27.266,28 TL olmakla birlikte ilk derece mahkemesince, davanın 25.440,34 TL'lik miktarı yönünden kısmen kabulüne, bakiye kısmın reddine karar verilmiştir. Reddedilen kısım yönünden karar, dava tarihinde miktar itibariyle davacı yönünden kesin niteliktedir.HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür.Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın reddedilen kısmının, dava tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle davacı taraf yönünden istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 346. maddesi gereğince reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçcelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca reddine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.303,35 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.