İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/12/2025 tarih ve 2024/453 E - 2025/1119 K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ın davacı kooperatifin ... numaralı üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam etmekte…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/605 KARAR NO: 2026/750 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/12/2025 NUMARASI: 2024/453 E. - 2025/1119 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/12/2025 tarih ve 2024/453 E - 2025/1119 K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ın davacı kooperatifin ... numaralı üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam etmekte olduğunu, davalının 29.02.2024 tarihine kadar ödemesi gereken aidat tutarı toplamını 468.000,00 TL olduğunu, davacı kooperatifin genel kurul tutanakları incelendiğinde 140m2 ve 170 m2 daireler şeklinde aidat ödemesi ayrımı yapıldığı görülmekte olduğunu ancak kooperatifçe yapılan tüm daireler 170 m2 olup 140m2 daire bulunmamakta olduğunu, bu nedenle hesaplamada 170 m2 daireler dikkate alınarak yapılmış olduğunu, davacı kooperatifin 28/06/2014 tarihli genel kurulun 8. Maddesinde aidat ödemesini geciktiren üyelerin %5 gecikme faizi alınması kararlaştırıldığını, 2009-2014 yılları arasında faiz kararı olmaması nedeni ile bu dönemlere ilişkin borçlara kanuni faiz uygulanmış olup, 28/06/2014 yılından sonraki aidat borçlarına ise TBK m. 120 ye uygun olarak yıllık %18 oranında faiz işletilmiş olduğunu, buna ilişkin olarak Y.11. HD. 2006/14472 E., 2008/1401 K ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacı kooperatifçe aidat ödemelerine ilişkin alınan genel kurul kararlarının dava dilekçesinde açıklandığı gibi olduğunu, dosyaya sunulan tablodan da anlaşılacağı üzere tüm genel kurul kararları incelenerek ödemesi gereken tutarlar ay ay işlenmiş daha sonra davalının ödediği dönemler hesabına girilmiş ve bakiye asıl alacak ve faiz borcu hesaplanmış olduğunu, dava her ne kadar kısmi olarak açılmış olsa da davalının ödemekle yükümlü olduğu aidat tutarları GK’ larca belirlenmiş olması nedeni ile davalının temerrüde düşmüş olup her bir aidat döneminin temerrüt tarihi farklı olduğunu, bu nedenle kesin tarihli borç içeren aidat ve diğer akçeli hükümlerde temerrüt tarihinden itibaren faiz tahakkuk ettirilmesi gerekmekte olduğunu, sunulan tabloda açıkça görüleceği üzere davalı yanın 2024 Mart ayına kadar toplam 468.000,00 TL ödeme yapması gerekirken 360.956,09 TL ödeme yapmış olup; 107.043,91 TL anapara 10.500,48 TL faiz olmak üzere toplam 117.544,39 TL borcu bulunmakta olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile şimdilik, Davalı yandan 107.043,91 TL anapara 10.500,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.544,39 TL tahsiline, her bir aidat döneminin sonundan itibaren işleyecek faiz ile ( %5'i geçmemek üzere kanuni faizin iki katı üzerinden) ile tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davalının, davacı kooperatifin ... numaralı üyesi olduğunu ve aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğinin belirtmekte olduğunu, bu tesbitin yerinde olmadığını, davacı kooperatif ... tarihinde "konut Kesin Maliyet Raporunu" çıkartmış üye itirazları ile birlikte yeni değerlendirme yapılarak 20.11.2020 tarihinde kesin maliyet hesapları kesinleştirilmiş olduğunu, Kooperatif yönetimince inşaat maliyeti daire başı 314.627,00.-TL olarak hesap edilmiş olduğunu, Kooperatif yönetimi diğer üyelerle birlikte davalıya da inşaat maliyetinin % 10 fazlasının erken ödeme ile ödenmesi halinde hem tapusunun verilmesi hem aidat yükümlülüğünden kurtulma yolu açılmış olduğunu, davalının 09.12.2020 tarihinde hesaplanan toplam maliyet açığı ve % 10 fazla olmak üzere toplam 152.968,20.-TL.lik ödemeyi ekli makbuz ile yapmış olup her ihtimale karşı borcu bulunmadığı ve maliyetin % 10 fazlasını ödediğine dair 09.12.2020 tarihli kooperatif yetkilisi olduklarını beyan eden ... ve ... imzalı ekli tutanağı davalıya vermiş olduklarını, yani davalıya, davacının kendisine ilettiği kooperatif inşaatının bittiği, dairelerin ve tapuların hazır hale geldiği, dilerse bu güne kadar yaptığı ödemelerin üzerine bakiye kesin hesap miktarı ile toplam bedelin % 10'u oranında ödeme yaparsa tapusunu alacağı ve kooperatif üyeliğinden ayrılabileceği teklifi kendisine yapılmış olduğunu, bu teklifi davalının kabul ettiğini, davalının ödemeyi yapmış ve kooperatif yetkililerinin ihtirazi kayıt sunmaksızın ödemeyi kabul etmiş olduklarını, davalının yurt dışında yaşadığını, Kooperatifle ilgili bilgisi kooperatife olan bütün yükümlülüklerini yerine getirdiği ve üyeliğinin sonlandığı şeklinde olduğunu, Davacı vekilinin dosyaya sunmuş bulunduğu dava dilekçesi ekindeki vekaletnamenin kooperatif yetkilisi olduğu belirtilen ... ve ... imzalı olduğu görülmekte olduğunu, yani kooperatif idaresinin ve iradesinin aynı şekilde devam ettiğinin kabulü gerektiğini, Davacı tarafın objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak davalı ile yaptığı anlaşmayı mahkeme nazarından kaçırma gayretinde olduğunu, davalının ödeme listesi sunulurken 2020 yılının 12. Ayı itibarı ile aylık aidat miktarının 2.500.-TL olduğu, yıllık aidat ödemesinin 30.000.-TL olduğu gözetildiğinde davalının 61 aylık aidatı peşin ödemesinin bir mantığı olması gerektiğini, ola ki bir yanlışlık olduğunu, davalının bu parayı yanlışlıkla ödediğini, bu bedelin dava tarihine kadar olan karşılığı yani bileşik faiz hesaplaması şu şekilde yapılacağını, bu hesaplamanın formülünün cevap dilekçesinde açıklandığı şekilde olduğunu, A = 152968,20 ( 1 + 0.6/12 ) 12 X 4 = 152968,20 x 12/4 = 1.918.843,92 toplam nemalandırılmış değer 1.918.843,92 - 240.000,00 (aidat eksiltmesi) = 1.678.843,92.-TL davacı kooperatifin davalıya ödemesi gereken denkleştirme bedeli olduğunu, yani bir şekilde davalının irade fesadına uğratılarak kooperatif üyeliğinin sonlandırıldığına inandırılmış ve bu para kendisinden alınmış ise bunun TCK karşılığı 158- 1/h uyarınca suç olduğunu, diğer şekilde kooperatif yönetimi yetki tecavüzü şeklinde böyle bir işlem yapmış ise kooperatif üyelerinin eşitliği nedeni ile kendisine 1.678.843,95-TL.nin sebepsiz zenginleşme yolu ile bu bedelin iadesi gerekmekte olduğunu, Yapı kooperatiflerinin inşaat aşaması bittikten sonra tasfiye süreçlerinin uzaması, genel kurul toplanma faaliyeti giderleri, yönetim huzur hakkı giderleri, kooperatif yöneticileri, çalışanları, avukatlık ve muhasebe giderlerini minimize etmek adına, genel kurullarda Kooperatifler kanunun 23 maddesi sevki le kooperatif ana sözleşmesi değiştirilerek üyelerden kesin maliyet hesabının % 10 fazlası alınmak sureti ile üye kooperatiften ayrılmakta tasfiye sürecindeki yükümlülüğü yerine getirdiği varsayılarak üye ibra edilmekte olduğunu, yaklaşık 2011 yılından beri bu sistem fiili olarak uygulanmakta olup bu güne kadar bir sıkıntısı çıkmamış olduğunu ancak yargıya taşınan uyuşmazlıklar nedeni ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/1227 esas ve 2023/1045 karar sayılı içtihadında kesin hesap ve % 10 erken ödeme koşulunu kooperatif inşaatlarının bitmiş olması şartına bağlamış olduğunu, davacı dilekçesinden, ne kooperatifin ne zaman kurulduğu, ne kaç üyesi olduğu, ne ne kadar daire ürettiği, inşaatların bitip bitmediği, kooperatifin tasfiye sürecine girip girmediği hususları anlaşılamamakta olduğunu, bu soruların cevabına göre ortada "erken açılan dava" definin ileri sürülüp sürülemeyeceği, kooperatif yönetiminin usülüne uygun işlem yapıp yapmadığı eğer işlemler usûlüne uygun değilse yönetim işlemlerinin yetki tecavüzü mü yoksa dolandırıcılık babında mı değerlendirileceği hususunun dava dilekçesi açıklatıldıktan sonra cevap verebileceğimiz hususlar olduğunu, sonuçta davalının davacı kooperatife bir aidat veya denkleştirme borcu olmadığını, davalının kooperatif üyeliği devam ediyor ise denkleştirme kuralı gereğince davalının davacı kooperatiften dava tarihi itibariyle 1.678.443,95-TL alacağı olduğunu, iş bu alacağımızın talep hakkı konusunu mahfuz tutmakta olduklarını, davalının yurt dışında olması nedeni ile dava dilekçesi açıklattırıldıktan sonra yeni cevap ve delil bildirme hakkı tanınmasını talep etmekte olduklarını belirterek, Davacının dava dilekçesinin açıklattırılmasına, davalının yurt dışında olması nedeni ile cevap ve delil bildirme süremizin 1 ay uzatılmasına, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "... Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davalının davacı kooperatifle üyelik ilişkisi nedeni ile Kooperatifinin Genel Kurul kararları doğrultusunda 2024 yılının Mart ayına kadar davacıya birikmiş borcu olup olmadığının tespiti için delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 31/10/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış olup raporda, davacının dava dilekçesinde belirttiği 01.03.2024 tarihi itibariyle ödenmesi gereken tutarın 468.000 TL olduğu, davalı ödemesi olan 360.956 TL’nin ödenmesi gereken tutardan mahsup edildiğinde 107.044 TL davacının anapara alacağı kaldığı, Davacı kooperatifin davalıyı 01.03.2024 tarihi itibariyle ibra ettiği için bu dönemden sonraki borçlar için faiz hesaplanmış olduğu ve buna göre davalıdan talep edilebilecek faiz tutarının 10.399,61 TL olduğu, kooperatifçe davalı üyeye kesin hesap yapılıp ibra belgesi verildiği ve borcum yok algısı oluşturulduğu için ibraname tarihinden sonraki borçların davalıya bildirildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği ve derdest dava kapsamında faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğinin belirtildiği görülmüş olup, bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olması nedeni ile rapordaki değerlendirmelere itibar edilmiş ve böylece, Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile, 107.043,91-TL Ana para ve 10.399,61-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.443,52-TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağı dava tarihinden itibaren işleyecek %5'i geçmemek üzere kanuni faizin 2 katı üzerinden faizin uygulanması ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 107.043,91-TL Ana para ve 10.399,61-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.443,52-TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağı dava tarihinden itibaren işleyecek %5'i geçmemek üzere kanuni faizin 2 katı üzerinden faizin uygulanması ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın en temel hukuki sakatlığının hesaplama yönteminde olduğunu, müvekkilinin, ... tarihinde, Kooperatif Yönetim Kurulu'nun kendisine sunduğu "Kesin Maliyet Hesabı" ve "Erken Ödeme İndirimi" teklifini kabul ederek, o günkü koşullarda çok ciddi bir meblağ olan toplam 360.956,09 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin 152.968,20 TL'lik kısmının o tarihte "kesin hesap bedeli" adı altında defaten ödendiğini, yerel mahkeme ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun, 2020 yılında ödenen bu parayı, 2024 yılında hesaplanan borçtan birebir (nominal) rakam olarak düştüğünü, oysa ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücündeki fahiş kayıp dikkate alındığında, 2020 yılındaki 1 TL ile 2024 yılındaki 1 TL aynı değerde olmadığını, davacı kooperatif, müvekkilinin ödediği parayı yıllarca kullandığını, nemalandırdığını, şimdi ise sanki bu para hiç değer kaybetmemiş gibi ana paradan düşerek fahiş bir alacak çıkardığını, bu durumun, davacı lehine sebepsiz zenginleşme, müvekkili aleyhine ise telafisi güç bir mağduriyet yarattığını, Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları, kooperatiften ayrılan veya ibra edilen, yahut ödeme yapan ortağın ödemelerinin, borçtan mahsup edilirken mutlaka güncellenmesi gerektiğini emrettiğini, denkleştirici adalet ilkesine aykırı hesaplama içeren bilirkişi raporuna dayalı hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin, 09.12.2020 tarihinde kooperatif yetkilileri (... ve ...) tarafından imzalanan bir tutanak ile ibra edildiğini, tutanakta; müvekkilinin kesin maliyet bedeli ve erken ödeme farkı dahil toplam 360.956 TL'yi eksiksiz ödediği ve "başkaca borcu kalmadığı"nın açıkça belirtildiğini, yerel mahkemenin, inşaatların bitmemiş olması gerekçesiyle bu kesin hesabın geçersiz olduğunu kabul etse de, müvekkilinin "borcu yoktur" belgesine güvenerek hareket ettiği gerçeğini göz ardı ettiğini, Kooperatif yönetiminin, müvekkilinde borcun bittiği inancını oluşturduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, kimse kendi kusurundan hak elde edemeyeceğini, Kooperatifin, kendi düzenlediği belgeyi yok sayarak, müvekkilini temerrüde düşmüş gibi gösteremeyeceğini, davacı kooperatifin talep ettiği bedellerin "aidat" mı yoksa "ek ödeme/finansman gideri" mi olduğunun, genel kurul kararlarının bu ödemeleri kapsayıp kapsamadığı hususları yeterince irdelenmediğini, özellikle müvekkilinin yaptığı toplu ödemenin, sonradan talep edilen "eşitleme" bedellerini karşılayıp karşılamadığı, paranın zaman değeri dikkate alınarak hesaplanmadığını, yerel mahkeme kararının müvekkili aleyhine bir fakirleşme, davacı lehine ise haksız kazanç tesis ettiğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesini beyan ederek istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/12/2025 tarihli ve 2024/453 E., 2025/1119 K. sayılı kararının kaldırılmasına, müvekkilinin 09.12.2020 tarihinde yaptığı 360.956,09 TL tutarındaki ödemenin, ödeme tarihinden dava tarihine kadar paranın satın alma gücündeki değişim oranında güncellenerek (endekslenerek) borçtan mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek, dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine veya Dairemizce yapılacak inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde davalının kooperatifin üyesi olduğunu davacı kooperatifin davalı üyeden 07.11.2009 -10.06.2023 Tarihli genel Kurul kararlarında alınan kararlar uyarınca 107.043,91 TL aidat 10.500,48 TL faiz alacağı olduğunu beyan ederek eldeki davayı açtığı görülmüştür. Davalı davacı kooperatifin kendisini ibra ettiğini, davacı kooperatifi olan tüm borçlarını ödediğini taşınmazın kendi adına tescil edildiğini edildiğini belirterek davacının kendisinden aidat alacağını talep edemeyeceğini ileri sürmüştür. Davacı davalının 360.956,09 TL ödeme yaptığını kabul etmiştir. Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar) Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar) Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği sabittir. Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar) .Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar) Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe zaman aşımı işlemeyecektir. Kooperatif genel kurul kararları bütün üyeler için bağlayıcı niteliktedir. Kooperatif genel kurulu tarafından usulüne uygun şekilde alınan kararlar neticesi üyeler ara ödeme taleplerinden sorumlu olacaklardır. ( Yargıtay 6. H.D 2023/4418 Esas 2024/375 Karar; Yargıtay 6. HD 2023/361 Esas 2024/612 Karar; 2023/3162 Esas 2024/2432 Karar, 23. H.D 2021/271 Esas 2012/2407 Karar ) Tüm bu açıklamalar ışığında davacının dilekçesinde aidattan başka bir de ara ödeme, kura katılım bedeli, maliyet hesabı,ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark talebinde de bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece öncelikle davacı vekilinden dava dilekçesinde talep ettiği ödemelerin tam olarak neye ilişkin olduğu sorulup açıklattırılarak, davacı Kooperatifin somut olarak hangi genel kurul ya da kurullarında alınan kararlar doğrultusunda talep ettiği ve içeriğinin de neye ilişkin olduğu (Kesin maliyet, ek maliyet,ek ödeme inşaat ve finansman gideri vs ) tam olarak belirlenerek kararın, ortakların mali sorumluluğunu arttırıcı ek ödeme/ek maliyet niteliğinde olup olmadığı,ilgili genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davası olup olmadığı,varsa sonucunun ne olduğu, eşitlik ilkesine göre tüm üyelerden talep edilen bir alacak/ara ödeme olup olmadığı hususlarında ilgili tüm kooperatif kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle aynı bilirkişiden ara ödeme, teslim sırasında ödeme, maliyet hesabı, ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark, kesin maliyet alacağı talep edip edemeyeceği hususlarının değerlendirilmesinin uyuşmazlığın açığa kavuşturulması açısından zorunluluk arz etmekte olup davacının davalıyı ibra edip etmediği belirlenmeden ibranın olduğunun anlaşılması halinde davacının bu tarih öncesinde aidatları aldığının kabulü ile bu tarihten sonra aidat borcu hesaplaması yaptırılarak ve davalının rapora itirazların karşılar surette bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.(Yargıtay 6. HD 2023/361 Esas 2024/612 Karar; 2023/3162 Esas 2024/2432 Karar, 23. H.D 2021/271 Esas 2012/2407 Karar) Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalının istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/12/2025 tarih ve 2024/453 E - 2025/1119 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 08/04/2026