T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1475 - 2025/1239 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2020/1475 KARAR NO : 2025/1239 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/12/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1475 - 2025/1239 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2020/1475 KARAR NO : 2025/1239 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/12/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2013/64E., 2019/1048K. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25/12/2025 YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili özetle; davalıların kooperatif yöneticisi olduklarını, 03/04/2010 tarihinde yapılan 2009 yılı olağan genel kurulda ibra edilmediklerini ve bilanço, gelir, gider hesapları ve faaliyet raporlarının da reddedildiğini, ... adada davalıların kararı ile kooperatife ait olmayan bir arazide yaptırılan işçi koğuşları, mutfak ve yemekhane için yasa ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı biçimde fahiş fiyatlarla 452.834,24 TL harcama yapıldığını, 18983 ada 2 parselde yaptırılan kooperatifin bir kısım işlerinin yapımında Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/42 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiği üzere yükleniciye yapılan tespit sonucunda 790.830,00 TL fazla ödeme bulunduğunu, yükleniciye %1 KDV ödenmesi gerekirken %18 KDV ödenmiş olmakla kooperatiften 368.328,53 TL fazla ödendiğini, kooperatifin 24/04/2011 tarihli olağan genel kurulunda 4.maddede sayılan zararlar için dava açılması yönünde TTK m.341 gereğince denetim kuruluna yetki verildiğini ileri sürerek, asıl davada şimdilik 10.200,00 TL , birleşen 2013/628 E sayılı dosyada %1 yerine %18 oranında KDV nedeniyle 376.232,18TL fazla ödeme için şimdilik 15.000,00TL, birleşen 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/651 E sayılı dosyasında 18958 adada yaptırılan ve Şehitler Parkı olarak adlandırılan parkın yapımında fahiş harcamalar-ödemeler nedeniyle 245.977,00 TL alacağın 10/01/2008 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; asıl davada 09/04/2012 tarihli ıslah dilekçesinde, dava değerini 1.601.793,00 TL artırarak 1.611.993,00 TL'nin dava tarihinden avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalılardan ... ve ... asıl davada özetle; ... adada davalıların kararı ile kooperatife ait olmayan bir arazide yaptırılan işçi koğuşları, mutfak ve yemekhanenin genel kurul kararı ile yapıldığını, 22/06/2005 tarihli genel kurula geniş bilgi verildiğini, harcamaların sıralandığını ve raporun oybirliğiyle kabul edildiğini, 17/06/2006 tarihli genel kurulda da raporun oybirliğiyle kabul edildiğini, fiyatların fahiş olmadığını, ihalede en düşük teklif edilen bedel olduğunu, ... parselde yaptırılan kooperatifin bir kısım işlerinin yapımında fazla ödeme yapıldığının iddia edildiğini ancak bunun doğru olmadığını, istihkakların yapılan imalatlara uygun olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Davalı ... özetle; 15/02/2010 tarihinde istifa ile ayrılan ...’un yerine yönetim kurulu üyeliğine geldiğini ve 03/04/2010 tarihli genel kurulda ayrıldığını, 47 gün yönetim kurulu üyeliği yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaların reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "... Kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan bir sorumluluk davasının görülebilmesi için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi hükmüne göre, genel kurulca sorumluluk kararı alınması ve davanın denetçilerin tümü tarafından ya bizzat ya da vekâlet vererek avukat aracılığı ile açılıp, takip edilmesi gerekmektedir. Ancak, bu hususlarda eksiklik bulunması hâlinde, bunlar dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabilen usuli eksiklik niteliğinde olduğundan, dava hemen reddedilmemelidir. Bu nedenle, asıl dava ve birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/651 E., 2011/538 K. sayılı dosyasında; S.S. ... KYK’nın 24/04/2011 tarihli 2010 yılı genel kurulunda eski yöneticiler aleyhine TTK’nın 341.maddesine göre işlem yapılması hususunda denetim kuruluna yetki verildiği; oysa kooperatifin 03/04/2010 tarihli genel kurulunda denetim kurulu asıl üyeliğine ... ile ...’in seçildiği, davanın denetim kurulu tarafından açılması gerekmekte iken ... tarafından verilen vekâletname ile açıldığı belirlenmiş ve bilahare denetim kurulu üyesi ...'nın da vekâleti alınmakla eksiklik giderilmiş kabul edilmiştir. Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/651 E., 2011/538 K. sayılı davası yönünden, Kooperatif eski yöneticileri aleyhine KK’nın 98.maddesi yollamasıyla eski 6762 sayılı TTK’nin 341.maddesine göre açılan kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasına bağlı sorumluluk davasında kooperatif genel kurulu tarafından sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ve davanın da denetçiler tarafından açılması gerekir. Ancak, S.S. ... KYK’nın 24/04/2011 tarihli 2010 yılı genel kurulu toplantısının 12. maddesinde “18958 adada inşa edilen PARK ile ilgili ödemelerin görüşülmesi ve TTK’nın 341.maddesi gereğince işlem yapılıp yapılmaması hususunda, yönetim kurulunca hesaplarda inceleme yapılarak bu incelemeye göre işlem yapılması hususunda yönetim kuruluna oy birliğiyle yetki verildi” denilmiştir. Kararda sözü edilen park 18958 adada inşa edilen Şehitler Parkı'dır. Bu kararda genel kurul tarafından eski yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmemiş, sadece yönetim kuruluna bu konuyu inceleme yetkisi tanınmıştır. Yönetim kurulunun konuyu inceleyip genel kurula sunması ve dava açılmasına genel kurul tarafından karar verilmesi gerekirken bu davanın, yönetim kurulu üyeleri ... tarafından verilen vekâletname ile açıldığı, gözlenmiştir. Eski yöneticiler hakkında dava açılması konusunda usulüne uygun genel kurul kararı bulunmadığı kanaatine varılmış, yargılama sırasında davacı kooperatif vekili 29/10/2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ibraz etmiştir. Bu kararda, "Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/64 sayılı dosyasında görülen sorumluluk davasında (...) dava konusu işlemler ile ilgili olarak eski TTK 341.maddesine uygun bir karar alınması konusunun görüşülerek karara bağlanması konusuna geçildi: (...) açılmış davanın devam ettirilmesi hususu genel kurulun onayına sunuldu, oybirliğiyle kabul edildi" şeklinde karar alındığı ve asıl ve birleşen davayı da kapsar şekilde eksikliğin giderildiği, gözlenmiştir. Asıl ve birleşen Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/651 E., 2011/538 K. sayılı davası, kooperatif yönetim kurulu eski üyelerinin sorumluluğuna ilişkindir. Yönetim kurulu üyeleri kendi kusurlarından doğan zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk kooperatifin fiilen uğradığı zararla sınırlıdır. Yönetim kurulu eski üyeleri kanun ve anasözleşmelerin kendisine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmadıkları takdirde, müteselsil sorumlu olurlar. Ancak kooperatifi zarara uğratan eylemlerin vuku bulduğu tarihte, yönetim kurulu üyesi sıfatı bulunmayan veya görevde olmayan veya yapılan işleme karşı çıkan veya zararlandırıcı karara katılmayan üyeler sorumluluktan kurtulabilecektir. Kooperatif Ana Sözleşmesinin 48/6 maddesinde, “yönetim kurulu üyeleri kendi kusurlarından meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu olup, kooperatife tazmin etmekle yükümlüdürler." hükmü ile, 48/7 maddesinde, “Kusurlu olmadığını ispat eden üyeler ile karara muhalif kalıp durumu hemen denetim kuruluna yazılı olarak bildiren veya özürü nedeniyle toplantıda hazır bulunmayan üyeler sorumluluktan kurtulurlar” düzenlemesi bulunmaktadır. Kooperatifin 22/04/2007 tarihli genel kurul toplantısında 3 yıllığına yönetim kurulu asil üyeliklerine Davalı ..., dava dışı ..., Davalı ..., Davalı ... ve dava dışı ... seçilmişler; yedek üyeliğe ise, birinci yedek olarak Davalı ... beşinci yedek olarak Davalı ... seçilmişlerdir. Yönetim Kurulu Başkanı ... 15/02/2010 tarihli yazısında, Davalı ...’e boşalan yönetim kurulu üyeliğine atanması sebebiyle toplantıda hazır bulunmasını bildirmiş, kooperatifin 03/04/2010 tarihli genel kurul toplantısında ise yeni yönetim kurulu seçimi yapılmakla adı geçenin görevi sona ermiştir. Buna göre Davalı ...’ün, 15/02/2010-03/04/2010 tarihleri arasında 47 gün yönetim kurulu üyeliği görevinde kalmış olup anılan yönetim kurulu kararında ve birleşen dosya yönünden, yüklenici ile yapılan sözleşmede imzası bulunmadığı gibi dava konusu edilen ödemelerde daha önce gerçekleştirildiğinden ve dolayısıyla dava konusu zarar iddiası davalının yönetim kurulunda yer almasından önceki döneme ait olduğundan, bu davalının sorumluluğunun olmadığı, sonucuna varılmıştır. Davalı ... ise, 22/04/2007-03/04/2010 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış ve 15/04/2009 tarih ve 1171/86 sıra nolu yönetim kurulu toplantısına katılarak imza etmiş; dolayısıyla dava konusu zarar iddiasına esas olan karara iştirak etmiş ise de, kooperatifin 28/04/2013 tarihli genel kurul toplantısında, eski yönetim kurulu üyesi ... hakkındaki davadan feragat edilmesi hususunda oybirliğiyle yönetim kuruluna yetki verildiği; ardından, 04/06/2013 tarih ve 9 sayılı yönetim kurulu toplantısında, ... avukatının vekâlet ücreti talep etmeyeceğine dair taahhüdü alındıktan sonra davasından vazgeçilmesine karar verildiği ve kooperatif vekilinin 04/06/2013 tarihli dilekçesinde ve 05/06/2013 tarihli oturumda Davalı ... yönünden davadan feragat ettiği, belirlendiğinden; bu davalı yönünden açılan davaların feragat nedeniyle reddine karar verilmelidir. Diğer davalı vekilleri müteselsil sorumluluk gereğince feragatin diğer davalı yönetim kurulu üyelerine de sirayet edeceklerini ifade etmişlerdir. Dava, davacı kooperatifin yönetim kurulu üyelerine karşı, kooperatif zararının tazmini için açılan sorumluluk davasıdır. Davalı ..., yönetim kurulu üyeleriyle birlikte kooperatife verilen zarardan müteselsilen sorumludur. Mülga 818 sayılı BK’nın 50 ve 51.maddesinde bir zarardan müteselsilen sorumlu olanların sorumluluklarının kapsam ve sınırları belirlenmiş olup, Mülga BK’nın 145.maddesine göre de sorumlulardan birinin zararı ödemesi hâlinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Diğer bir deyişle, alacaklının müteselsil borçlulardan birinden alacağını tahsil etmesi veya müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı ileri sürdüğü takas veya borcu söndüren başka bir işlemle borcun bir kısmının ıskat edilmesi hâlinde diğer borçlular da ıskat olan oranda borçtan kurtulmuş olur. Bu bakımdan, davacı kooperatifin Davalı ... hakkında davadan hangi nedenle feragat ettiği önemlidir. Dosya kapsamından, Davalı ...'in davacı kooperatif yönetimini uyaran Ankara 13.Noterliğinin 25/12/2009 tarih ve 53535 sayılı ihtarı bulunmaktadır. Bu nedenle kooperatifin 28/04/2013 tarihli genel kurul toplantısında 12.maddede, Yönetim Kurulu Eski Üyesi ... hakkındaki davadan feragat edilmesini oyladığı ve oybirliği ile yönetim kuruluna feragat için yetki verildiği gözlenmiştir. Feragat, ödeme ve takas gibi borcu sona erdiren işlemler nedeniyle yapılmış ise, diğer davalıların da sorumluluktan bu oranda kurtulacakları tabiidir. Somut olay bakımından, feragatin ödeme, zarar tazmini veya takas gibi nedenlerle yapılmadığı anlaşıldığından, Mülga BK’nın 145. maddesinin uygulanması koşulları bulunmadığından, feragat diğer davalı yönetim kurulu üyelerine sirayet ettirilmemiştir. (Benzer Yargıtay 23. HD'nin 30/01/2012 tarih ve 2011/2130 E., 2012/532 K. sayılı ilâmı). Asıl dava dosyası yönünden: Asıl davada üç iddia ileri sürülmüştür. Birinci iddia, ... adada davalıların kararı ile kooperatife ait olmayan bir arazide yaptırılan işçi koğuşları, mutfak ve yemekhane için yasa ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı biçimde fahiş fiyatlarla 452.834,24 TL harcama yapıldığı, iddiasıdır. İkinci bilirkişiler kurulu, yapılan işlerin yaklaşık maliyeti olan 371.937,86 TL bedelin uygun bedel olacağını belirtmişlerdir. Ayrıca ağaçlandırma ve etrafı düzeltme ile mutfak malzemeleri için yapılan masrafında uygun olduğu, teknik görüş olarak açıklanmıştır. 01/01/2008-31/12/2008 tarihli bilançoda "personel yemekhanesi yapım, bakım ve onarım giderleri" olarak 74.184,00 TL harcamaya yer verildiği ve 2008 yılı hesaplarının görüşüldüğü 17/01/2009 tarihli genel kurulda yönetim kurulunun ibra edildiği, izlenmiştir. Genel kurulda bilançoda yer verilen ve görüşülen, ağaç bedelleri için 74.184,00 TL ile şantiye tesisleri mutfak ihtiyaçları için alınan 6.000,00 TL'lik fatura bedelinin ilavesiyle 452.121,86 TL ödeme bilirkişilerce hesaplanmıştır. Dolayısıyla, 452.121,86 TL tutar, iddia konusu edilen 452.834,24 TL'ye kıyasla uygun bir harcama miktarı olup, kısmi farklılık kabul edilebilir niteliktedir. Bu sebeple, anılan talebe ilişkin sübut bulmayan istemin reddine karar verilmelidir. İkinci iddia ise, ... parselde yaptırılan kooperatifin bir kısım işlerinin yapımında Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/42 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiği üzere yükleniciye yapılan tespit sonucunda 790.830,00 TL fazla ödeme yapıldığı, hususudur. Yaklaşık maliyete fazladan yapılan imalatların bedeli ile KDV bedelinin eklenmesi sonucu bilirkişiler 2.581.464,223 TL tutar hesaplamışlardır. Bilirkişiler kooperatif yönetim kurulu tarafından yapılan 3 blok inşaata ödenen bedellerin serbest piyasa rayiçleri kapsamında değerlendirilebileceğini, belirtmişlerdir. Ancak raporda belirtildiği gibi yapılan toplam ödeme 2.611.494,04 TL olup, bu tutar ile bilirkişilerce belirlenen 2.581.464,23 TL'nin tenzilinde 30.029,82 TL fark ortaya çıkmaktadır. Bu tutar, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektirmektedir. Anılan istem yönünden, 30.029,82 TL için davanın kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmelidir. Üçüncü iddia ise, ... parselde yaptırılan inşaatlarda yükleniciye %1 KDV ödenmesi gerekirken %18 KDV ödenmiş olmakla kooperatiften 368.328,53 TL fazla ödeme yapıldığı, hususudur. Bilirkişi raporları arasında ve ayrıca ikinci bilirkişiler kurulunun kök ve ek raporu arasında farklılık bulunmaktadır. Konu esas itibariyle hukukî bilgiyle çözümlenebilir niteliktedir ve yeniden rapor alınmasını gerektirmemektedir. Şöyle ki: Dosyaya getirtilen Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 56 sayılı Sirküler’ine göre: “KDV Kanunu’nun geçici 15‘inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir. 29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (1) sayılı listenin 12’nci sırası uyarınca %1 oranında KDV’ye tabidir Yapı ruhsatının ‘yapı sahibi’ bölümünde adı yer alan konut yapı kooperatiflerine verilecek inşaat taahhüt işleri, bu bölümde başkaca bir gerçek ya da tüzel kişinin adına yer verilmemiş olmak ve yukarıda sayılan diğer şartları taşımak kaydıyla istisna veya indirimli oran uygulamasından yararlanacaktır. Öte yandan, kat karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim (birincisi arsa sahibinin müteahhide arsa teslimi, ikincisi müteahhidin arsa sahibine konut teslimi) söz konusudur. Dolayısıyla, bu kapsamdaki işlemler teslim mahiyetinde olduğundan kat karşılığı inşaat işlerinde konut yapı kooperatiflerine ifa edilen bir inşaat taahhüt işinden söz edilemez. Örneğin ‘yapı müteahhidi’ bölümünde yer alan bir konut yapı kooperatifi ile kat karşılığı anlaşması durumunda yapı sahibi kooperatife konut teslimi söz konusu olduğundan istisna ya da indirimli oran uygulanmasından söz edilemeyecektir” denilmiştir. Dosya arasında bulunan inşaat yapı ruhsatı örneğinde, Yapı Sahibinin "S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi" ve Yapı Müteahhidinin "S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi" olduğu fark edilmiştir. Ruhsat onay tarihi ise 30/10/2008 tarihidir. Bu bilgiler karşısında gerekli koşulların bulunduğu ve 29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlar nedeniyle 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (1) sayılı listenin 12’nci sırası uyarınca %1 oranında KDV’ye tabi olduğu düşünülebilir. Ancak, ikinci bilirkişiler kurulunun kök raporunda, yapı kooperatifinin satış ve yeni üye alınması amacıyla yaptığı konutların alanlarının 150 m²’den (Net alanları bahçe dubleksi 173 m², ara kat daire 185 m², 3.kat dubleksiz 261 m²) fazla olduğu saptanmıştır. Dosyaya sunulan 2005-2006 yıllarına ait 22/04/2007 tarihinde yapılan genel kurulda (10.) maddede: "imar planının kesinleşmesi sonucunda fazladan kazanılan toplam 22 adet yeni dairenin satışı ya da bu bağımsız bölümler için belirlenecek bir bedel karşılığında yeni ortak kaydı konusunda yönetim kuruluna oy birliğiyle yetki verildi" denildiği izlenmiştir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; 17'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının (k) bendinde ise konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 28'inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak belirlenen ve 30/07/2002 tarih ve 24831 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan katma değer vergisi oranlarına ilişkin 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca söz konusu Kararname Eki (I) sayılı listenin 11'inci sırasında yer alan, net alanı 150 m2 kadar konut teslimleri ile anılan listenin 12'inci sırasında yer alan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri %1 oranında, Kararname Eki listelerde yer almayan 150 m2 'yi aşan konut teslimleri ve işyeri teslimleri ise genel oranda (%18) katma değer vergisine tabi tutulmuştur. Bu açıklamalar çerçevesinde; kooperatifin 29/07/1998 tarihinden önce inşaat ruhsatı almış olması durumunda kooperatifçe yapılacak inşaat taahhüt islerine katma değer vergisi uygulanmayacaktır. Ruhsatın bu tarihten sonra ki somut olayda 30/10/2008 tarihinde alınması nedeniyle kooperatife yapılacak inşaat taahhüt işleri %1 oranında katma değer vergisine tabi olacaktır. Kooperatif tarafından üyelere yapılacak konut teslimleri katma değer vergisinden istisna olacaktır. Ancak, üyeler dışında üçüncü şahıslara yapılacak 150 m2'ye kadar konut teslimlerine %1 oranında, 150 m2'den büyük konut teslimleri ile işyeri teslimlerine ise genel oranda katma değer vergisi uygulanacaktır. Dolayısıyla ikinci bilirkişiler kurulunun gerek, yapı kooperatifinin satış ve yeni üye alınması amacıyla yaptığı konutların alanlarının 150 m²’den (Net alanları bahçe dubleksi 173 m², ara kat daire 185 m², 3.kat dubleksiz 261 m²) fazla olduğunun saptanması ve gerekse 22/04/2007 tarihli genel kurul toplantısının (10.) maddesindeki 22 adet yeni dairenin satışı yolundaki karar nedeniyle üyeler dışındaki üçüncü şahıslara yapılacak satışa ilişkin işlem nedeniyle %18 KDV uygulamasının yerinde olduğu, kanaatine varılmış, ikinci bilirkişiler kurulunun ek raporundaki düşüncesinin dosyaya ve mevzuata uygun olmadığı anlaşılmış ve istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dolayısıyla üyeler dışında üçüncü şahıslara yapıldığı bilirkişi görüşlerinden anlaşılan konut teslimlerinde %18 KDV uygulanması gerekecektir. Sonuç olarak, üçüncü iddia yönünden yapılan %18 KDV ödemesinin yerinde olduğu ve istemin reddi gerekmiştir. Birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/628 E., 2014/503 E. Sayılı dava dosyası yönünden: Az yukarıda KDV yönünden yapılan açıklama ve ulaşılan sonuç %18 KDV ödemesinin yerinde olduğu ve istemin reddi gerektiğini göstermiştir. Bu sonuç birleşen dava dosyası yönünden de bağlayıcıdır. Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/651 E., 2011/538 E. Sayılı dava dosyası yönünden: Mülkiyeti kooperatife ait olmayan kamuya ait ... adada davalıların müşterek kararları ile yaptırılan ve Şehitler Parkı olarak adlandırılan parkın yapımında da fahiş harcamalar-ödemeler yapıldığını ve kooperatifin 245.977,00 TL zarara uğratıldığı, ileri sürülmüştür. Öncelikle, kooperatifin 01/01/2008-31/12/2008 tarihli bilançosunda "18958 ada yürüyüş yolu ve spor alanı ve yeşil alan düzenlemesi" için 2008 yılı hesaplarının görüşüldüğü 2009 yılı genel kurulunda yönetim hakkında ibra kararı verilmiştir. Genel kuruldaki bu görüşme en azından "18958 ada yürüyüş yolu ve spor alanı ve yeşil alan düzenlemesi" işinin genel kurulun bilgisi dâhilinde olduğunu gösterir. Bu tespit doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. İkinci bilirkişiler kurulunun ek raporunda, Şehitler Parkıyla ilgili toplam harcamanın 356.191,46 TL hakediş ödemesi + 335.650,10 TL faturalı malzeme/işçilik harcamaları olmak üzere 691.841,56 TL olduğunu tespit etmişlerdir. Diğer yandan davacı kooperatif vekilince zarar miktarının nasıl hesaplandığına dair beyan/hesap tablosu/harcama belgeleride sunulmamış, sadece 245.977,00 TL fazla ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. Bilirkişi heyetinin teknik üyesi tarafından mahallinde yapılan incelemede; dosya kapsamı, projeler, hakediş faturaları ile malzeme ve işçilik faturaları içerikleri üzerinde teknik yönden yapılan hesaplamada, dava konusu şehitler parkı inşaatı için yapılan toplam 691.841,56 TL harcamanın makul bir harcama olduğunu fazla bir ödeme olmadığını, belirtmiştir. Bilirkişiler kurulunun teknik tespitine ilişkin fazla harcama olmadığına yönelik düşüncesi Mahkeme heyetimizce de benimsenmiş ve sübut bulmayan bu davanın reddine ..." karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yüzeysel ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu beyan ederek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılardan ..., ..., ... ve ... İnşaat Taahhüt Turizm ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin taraf olmadığı ... .. Ltd. Şti ile davacı arasında yapılan 4. AHM'nin 2010/42 D. İş dosyasının hükme esas alınmak suretiyle karar verildiğini, hükme esas alınan bu tespitin hüküm vermeye yeterli bir karar olmadığını, mahkemece tayin edilen bilirkişilerin tamamının verdikleri raporlarda, hükme dayanak teşkil eden 4. Asliye Hukuk Hakimliğince yaptırılan bu raporun ek ve dayanaktan yoksun olduğunu raporlarında belirttiklerini, ilk derece mahkemesince bu rapor esas alınarak hüküm verilmiş olmasının doğru olmadığını, müvekkillerinin tedbirli bir tacir gibi davrandıklarından dolayı kendilerine izafe edilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ...'in bu inşaatlar yapılırken Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, dava açıldıktan sonra davacı kooperatif tarafından hakkında açılan davadan feragat edildiğini, kararda onun hissesine isabet eden1/4 oranında mahkemenin kabulüne göre 7.507 TL'nin müvekkillerinin sorumluluğundan düşülmesi gerekirken bu hususunda gözetilmediğini, eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, ... vekilinin vekalet ücreti istemeyeceğine dair beyanına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, ... İnşaat Şirketi yönünden dava reddedildiği halde lehe ücreti vekalete hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, bütün bunlara ilaveten açılan dava ile birleşen davalarda takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan ederek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar; kooperatif yöneticilerinin sorumluluğu gereği tazminat istemine ilişkindir. I- 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmış, aynı Yasa’nın 98'nci maddesi yollamasıyla TTK'nın, kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında genel olarak iddialarla ilgili bedellerin gerçeğe uygun olup olmadığı hususları tartışılmış olup, Kooperatif Hukuku kapsamında kast veya kusurlarının tartışılmadığı, yapılan işlemlerin dayanaklarının ve genel kurul kararlarına uygun olup olmadıklarının tartışılmadığı, farklı görülen miktarlara doğrudan hükmedildiği anlaşılmıştır. Kooperatifler konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten kooperatif kayıt ve defterleri de incelenmek suretiyle, davalıların kast veya kusurları, yapılan işlem ve ödemelerin hukuka aykırılığının tartışılması, eksik incelemenin giderilmesi için davalıların istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. II-Kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) a)Yukarıda I nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.a.6 gereğince, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/64E., 2019/1048K. sayılı dava dosyasında verdiği 17/12/2019 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, b)Yukarıda II nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-) Peşin alınan istinaf karar harçlarının iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip