İSTİNAF KARAR TARİHİ : 10/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 10/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.2022 tarihinde ........ plakalı aracın seyir hal…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 10/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALILAR : 1- ........ 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 10/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 10/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.2022 tarihinde ........ plakalı aracın seyir halindeyken kayması sonucu davacı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan (poliçe ekte sunulmuştur) ........ sevk ve idaresindeki ........ aracın içinde bulunduğu çok araçlı, maddi hasarlı trafik kaza meydana geldiğini, meydana gelen kazada davalılar 2918 sayılı KTK'nın 52/1-B ve 56/1-A maddelerinin ihlali sebebiyle asli kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde davacı sigorta şirketi tarafından 14.12.2022 tarihinde ödenen tazminat, 194.101,33 TL tutarında rücu edildiğini, davacı şirket tarafından ödenen tazminat bedelinin kusuru sebebiyle sorumlu olan davalı taraftan TTK m.1481 kapsamında rücuen tazmin etme zorunluluğu doğduğunu, davanın kabulüyle, davaya konu Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 208.794,53 TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 14.12.2022 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dosyanın tensibi ile birlikte davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle; dava konusu var olduğu iddia edilen alacak zamanaşımına uğradığını, davacı sigorta şirketinin davalılara herhangi bir dava yönetmesi hakkı söz konusu olmayıp huzurdaki davada davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kazada davalıların kusurunun bulunmadığını, ........ plakalı otobüs sürücüsü ........'ın ise meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, söz konusu kaza tespit tutanağında kusur tespitine ilişkin değerlendirme eksik ve hatalı olduğunu, trafik kazaları kusur analizi uzmanı ........ tarafından hazırlanan 20/02/2023 tarihli uzman mütalaası ve Sigorta Tahkim Komisyonu ......E... – K-........ ve 15/03/2024 tarihli dosyada yer alan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, meydana gelen kazaya, davacı sigorta şirketince sigortalı aracın Karayolları Trafik Kanunu’na aykırı hareketlerinin neden olduğunu, meydana gelen kazada sürücü ........'in asli ve tam kusurlu olduğunu, söz konusu kazada, ........ A.Ş. nezdinde sigortalı araç sürücüsü ........'in yolun sağ tarafında duran davalı müvekkil ........’yi farkedememiş olmasının ve kendisi için tehlike oluşturabilecek bu durum karşısında icra inkâr tazminatı taleplerinin her durumda reddi gerektiğini, ayrıca, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatina hükmedilmesi gerektiğini, çaresiz kalmasının en büyük nedeninin yüksek hız olduğu aşikâr olduğunu, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenlerle; haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak açılmış olan iş bu davanın reddine, davacı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Dava; rücuen tahsil için başlatılan icra takibine davalıların itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir. Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ........ A.Ş., borçlularının ........ ile ........ olduğu, sigorta şirketince sigortalanan ve düzenlenen poliçe kapsamında ........ rücu nolu dosyası ile tazminata konu olayda belirlenen kusur oranınca rücuen tazminat talepli olarak toplam 208.794,53 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür. Mahkememizce takip konusu trafik kazasına ilişkin olarak kusur ve hasara ilişkin Adli Trafik Bilirkişisi ile Makine Mühendisi bilirkişisinden rapor alınmış, 24/03/2025 tarihli raporda sonuç olarak; ........ Plakalı Mercedes-Benz Marka 2004 Model Ticari Çekici ve Buna Bağlı ........ Plakalı Yarı Römork sürücüsü ........’nin; bu kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 – 56'de bahsedilen Trafik Kurallarına Uymadığından dikkat etmediğinden sebep olduğu meydana gelmiş olan Yaralanmalı ve maddi hasarlı zincirleme çok araçlı Kazada; %60 oranında kusurlu olduğu, ........ Plakalı 2022 Model Man Marka Çekici ve Buna Bağlı ........ Plakalı Yarı Römork sürücüsü ........’in; bu kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 – 56 de bahsedilen Trafik Kurallarına Uymadığından dikkat etmediğinden sebep olduğu meydana gelmiş olan yaralanmalı ve maddi hasarlı zincirleme çok araçlı kazada; %40 oranında kusurlu olduğu, ........ Plakalı 2021 Model Mercedes-Benz Marka Beyaz Renkli Otobüs sürücüsü ........’ın bu kazanın oluşumunda; kusurunun olmadığı, ........ plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının kaza tarihinde KDV dahil 655.419,55 TL olduğu, davacıya hasar miktarı olarak dosya kapsamına göre ödeme yapılıp yapılmadığının belli olmadığı, davacının davalıların kusur oranına göre talep edeceği miktarın 655.419,55 x %60 = 393.251,73 TL olduğu belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede;15/10/2022 tarihin de ........ plakalı araç ile ........ plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazsı nedeniyle davacının 14/12/2022 tarihinde 194.101,33 RL ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali için davacının dava açtığı, Mahkememizce aldırılan kusur ve hasara ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davacının talebinde haklı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın KABULÜNE, Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile 194.101,33 TL asıl alacak ve 14.693,20 TL faiz olacağı olmak üzere toplam 208.794,53 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, Takibe konu asıl alacak olan 194.101,33 TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu var olduğu iddia edilen alacağa ilişkin zamanaşımı itirazında bulunmakla yerel mahkemece bu hususta bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, hükmün bu yönüyle eksik ve hatalı olduğunu, huzurdaki dosyada sigorta şirketinin müvekkillerine karşı dava yöneltme hakkı olmayıp davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının eksik inceleme sonucunda verildiğini, dosyada mevcut raporların çelişkili olduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda eksik ve hatalı değerlendirmede bulunulmuş olup söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, KASKO sigortası kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin sorumlulardan rücuu talebi ile yapılan icra takibine itirazın iptali istemidir. 1-Zamanaşımı itirazında; TTK 1472 maddede düzenlenen halefiyet yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onunu halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargıtay'ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz. Somut olayda, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği tarih ile dava tarihi arasında iki yıllık yıllık süre dolmadan davacı sigorta tarafından davalı aleyhine icra takibi yapılmış ve itiraz üzerine eldeki davanın açılmış bulunduğu görülmekle, açıkça dayanaksız ve yersiz olduğu görülen itirazın reddi gerekmiştir. (Bkz. aynı yönde Emsal YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/12992 ESAS, 2017/6501 KARAR; YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2018/5730 ESAS, 2018/12574 KARAR sayılı ilamları) 2-Husumete itirazda; Dava, Sigorta sözleşmesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkindir. Davacı, sigortalısının halefi olarak işbu davayı açmıştır. Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu 6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesi (6762 sayılı TTK madde 1301) gereğince rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilecek, olup ........ plakalı araç sürücüsü ve işleteni olan davalılara husumet yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Husumete yönelik itirazlar yerinde değildir. 3-Davalıların kusura itirazında: 15.10.2022 tarihinde, sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı çekici ve ........ plakalı dorsenin kayarak, bir kısmı yolda kalacak şekilde durduruğu, aynı istikamette seyretmekte olan sürücüsü dava dışı ........ olan ........ plakalı çekicinin davalıya ait çekicinin dorsesine çarptığ, sonrasında yolda seyreden davacı sigorta şirketince KASKO sigortası ile sigortalı ........ plakalı otobüse çarptığı kazada sigortalı araçta hasar oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan, adli trafik bilirkişisi ve makine mühendisi bilirkişinden alınan 24/03/2025 tarihli raporda, ........ Plakalı Mercedes-Benz Marka 2004 Model Ticari Çekici ve Buna Bağlı ........ Plakalı Yarı Römork sürücüsü ........'nin; Bu kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 — 56 de bahsedilen Trafik Kurallarına Uymadığından dikkat etmediğinden sebep olduğu meydana gelmiş olan Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Zincirleme Çok araçlı Kazada; %60 (YÜZDE ALTMIŞ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU, ........ Plakalı 2022 Model Man Marka Çekici ve Buna Bağlı ........ Plakalı Yarı Römork sürücüsü ........'in; Bu kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 — 56 de bahsedilen Trafik Kurallarına Uymadığından dikkat etmediğinden sebep olduğu meydana gelmiş olan Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Zincirleme Çok araçlı Kazada; %40 (YÜZDE KIRK) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU, ........ Plakalı 2021 Model Mercedes-Benz Marka Beyaz Renkli Otobüs sürücüsü ........'ın Bu kazanın oluşumunda; KUSURUNUN OLMADIĞI, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamında bulunan Sigorta Tahkim Komisyonu ........ E.sayılı dosyasından alınan 17/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacısı ........ A.Ş., davalıları dosyamız davalıları olan Afyonkarahisar .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E.sayılı dosyasından alınan 22/01/2025 tarihli raporda, davalılarca sunulan 20/02/2023 tarihli Uzman Görüşünde ise 3 aracın karıştığı kazanın 1.kaza ve 2.kaza olarak ayrılarak, gerek kendi içlerinde gerekse, hükme esas alınan kusur raporundan farklı kusur oranlarının belirlendiği, anlaşılmış ise de; Dava dışı KASKO sigortası ile sigortalı ........ plakalı otobüs sürücünün meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığı dosya kapsamına göre sabit bulunmakta olup, davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle ödediği hasar bedelini halefiyet esasına göre davalılardan rücuen talep etmektedir. Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür. Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir. Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır. Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir. Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, sigortalı ........ plakalı otobüs sürücünün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, oluşan zararı sigortalısına ödeyene davacı sigorta şirketi, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K ) Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; Davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça sürücünün kusuruna düşen kısma dayandığından, ........ plakalı çekici sürücünün ve ........ plakalı çekici sürücünün kusur oranları yönünden, TBK'nın 56.maddesi uyarınca oluşan zararın tamamını müteselsil sorumluların her birinden isteyebileceği, buna göre bu araç sürücülerinin kusur oranının davacı yönünden önem arz etmediği açıktır. Müteselsil sorumluların iç ilişkide birbirinin kusuru ve ödeme miktarı üzerinden rücu imkanı bulunduğu, kuşkusuzdur. Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir. 4- İcra inkar tazminatı itirazının incelenmesinde: Tazminat alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, tazminatın da önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur. İİK'nun 67.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itiraz ettiği alacağın likit bir alacak olması gerekir. O halde, somut olayda icra takibine konu alacak yargılama sonucu belirleneceğinden likit kabul edilemez. Bu durumda mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup buna yönelik davalı itirazının da yerinde olduğu görülmüştür. (İcra İnkar Tazminatı yönünden davalının itirazında) ise; Tazminat alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, tazminatın da önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur. İİK'nun 67.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itiraz ettiği alacağın likit bir alacak olması gerekir. O halde, somut olayda icra takibine konu alacak yargılama sonucu belirleneceğinden mahkemece icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. İtirazın kabulü gerekmiştir. Bu nedenle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; 1-Davanın KABULÜNE, Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile 194.101,33 TL asıl alacak ve 14.693,20 TL faiz olacağı olmak üzere toplam 208.794,53 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 3-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 208.794,53 TL olduğunun kabulü ile) alınması gereken 14.262,75 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.521,72 TL harcın mahsubu ile kalan 11.741,03 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 2.521,72 TL peşin harç gideri, 427,60 TL başvuru harcı gideri, 593 TL tebligat ve posta gideri, 6.400 TL bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 9.942,32 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 208.794,53 TL olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 33.407,12 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.800 TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 9-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, 10-Davalı ........ tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 11-Davalı ........ tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 14-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 10/11/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.