7. Hukuk Dairesi 2026/224 E. , 2026/598 K. "" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1740 E., 2025/2355 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/45 E., 2023/273 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tet…
7. Hukuk Dairesi 2026/224 E. , 2026/598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1740 E., 2025/2355 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/45 E., 2023/273 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme doğrultusunda davacının maliki olduğu 24 38... parsel sayılı bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davalıya devredildiğini ancak davalı tarafından davacının bakım ve gözetiminin sürekli bir biçimde ihmal edildiğini, sözleşmenin devamının çekilmez hâle geldiğini belirterek ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshini, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçelerinde; ölünceye kadar bakım sözleşmesinin davacının kusurlu davranışları neticesinde yerine getirilemediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/45 Esas, 2023/273 Karar sayılı kararıyla, davacının davasını ispatlayamadığı ve irat bağlanması koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 617/2 hükmü gereğince davacı bakım alacaklısı için ömür boyunca aylık 5.000,00 TL gelir bağlanmasına, bağlanan bu gelirin her yıl TÜFE oranında artırılmasına, hükmedilen bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildi. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2023 tarihli ve 2023/1796 Esas, 2023/2157 Karar sayılı kararıyla, hâlihazırda davalının bakım yükümlülüğünü haklı bir neden olmaksızın yerine getirmediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1 Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Dairemizce 03.12.2024 tarih ve 2024/530 Esas, 2024/5433 Karar sayılı kararıyla, davacı tarafından bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığı, taraflar arasında gerçekleşen olaylar ve dinlenen tanık beyanlarından, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilme imkânının bulunmadığının anlaşıldığı, tarafların sosyal, ekonomik ve mali durumları araştırılarak 6098 sayılı Kanun'un 614. maddesi hükmü uyarınca davacı yararına uygun bir irat bağlanması yönünde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1 Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2025 tarih ve 2025/339 Esas, 2025/604 Karar sayılı kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bakım alacaklısı davacı yararına dava tarihinden itibaren aylık 5.000,00 TL iradın aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. C.Bozma Kararı 2 Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Dairemizin 18.06.2025 tarih ve 2025/2322 Esas, 2025/3108 Karar sayılı kararıyla, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının zabıta aracılığıyla araştırılması, malvarlıklarının belirlenmesi, davalının belirli bir gelirinin olup olmadığı, dava konusu taşınmazlar dışında taşınmazı bulunup bulunmadığı, bağlanacak iradın sosyo-ekonomik durumuna göre yeterli olup olmayacağının, bilirkişi düşüncesine başvurularak saptanması, sonuçta davacı yararına sosyo-ekonomik durumuna göre aylık irat bağlanması gerektiği ve eksik inceleme ile takdiri olarak belirlenen irat miktarına hükmedilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 2 Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma sonrasında yapılan yargılamada, alınan bilirkişi raporu, tarafların sosyal ekonomik durumları, davacının yaşı, ihtiyaçları ve taşınmazın değeri dikkate alınarak davacı yararına takdiren aylık 6.000,00 TL irat bağlanması yönünde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bakım alacaklısı davacı yararına dava tarihinden itibaren aylık 6.000,00 TL iradın aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerekirken, bu yönde talep olmadığı hâlde irat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2. İstinaf mahkemesi kararında belirlenen 6.000,00 TL iradın her yıl TÜFE oranında artırılmasına dair bir ibarenin eklenmediğini, 3. Öncelikle kalan ömrü sayılı olan müvekkili yönünden Aksaray'ın en merkezi birkaç mahallesinde birinde bulunan taşınmazdaki 1/2 hissenin karşılığı belirlenen iradın çok yetersiz olduğunu, bunun dava tarihi ve sonrası için brüt asgari ücret olarak belirlenmesini, temyiz mercii farklı kanaatte ise dava tarihinden itibaren 10.000,00 TL oranında belirlenerek dava tarihinden itibaren tüfe oranında her yıl artırılmasına karar verilmesini istediğini beyan etmektedir. VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, Mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu Mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu Kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda; Mahkemece, Yargıtay bozma ilâmına uyulduğu hâlde bozma ilâmının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilâmında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 614/2 hükmündeki ölçüler kullanılmak suretiyle irat takdir edilmesi gerektiğine değinilmesine rağmen, Mahkemece bu hususlarda değerlendirme içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek ve hangi ölçüye göre takdir edildiği gerekçede gösterilmeden irat takdir edilmesi hatalıdır. Kabule göre de, paranın alım gücü ve tarafların sosyo-ekonomik konumları gözetildiğinde takdir edilen irat miktarının düşük olduğu gözetilmeden ve artırım oranı (ÜFE/TÜFE) gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY Dava ölünceye kadar bakım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; bakım yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla açılmış akdin feshi talebi ve davalı adına akit ile devredilen taşınmaz payına ait kaydın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri hâlinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 611. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan Kanun'un 612. ve Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi gereğince resmî şekilde düzenlenmelidir. Resmî şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı). Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler. TBK'nın 617. maddesinde, sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık nedeniyle ilişki çekilmez olmuşsa ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hâle gelmişse taraflardan her birinin tek yanlı olarak sözleşmeyi feshetme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması hâlinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O hâlde yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir. Aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bakım alacaklısının sözleşme anında özel bakıma muhtaç hâlde olması gerekmez. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamı ne akdin başında ne de devamı sırasında belirli olmayıp bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Somut olayda davacı, bakım borçlusu olan davalının kendisiyle ilgilenmediği, konutu terkederek ayrıldığı ve davacının sözleşmeden beklediği maddi ve manevi desteğin davalı tarafından sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, 6098 sayılı Kanun'un 617. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şartların da oluşmadığı hâlde yazılı şekilde verilen kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken farklı gerekçe ile verilen bozmaya gerekçe itibarıyla iştirak etmiyorum.