T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1524 KARAR NO:2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/07/2025 NUMARASI:2022/857 Esas - 2025/542 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DA…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1524 KARAR NO:2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/07/2025 NUMARASI:2022/857 Esas - 2025/542 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası kapsamında takip alacaklısı olduğunu, karşı yanın ise takip borçlusu olduğunu, mezkur takibin evveliyatta kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılmışsa da 13/05/2022 tarihindeki talepleri ile 2004 Sayılı İİK'nın 43/2 maddesi kapsamında iflas yolu ile takibe çevrildiğini, iflas yolu ile kambiyo senetlerine mahsus takip kapsamında her türlü itirazın ve şikayetin icra müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğini, buna rağmen Örnek No:12 iflas ödeme emrini 13/06/2022 tarihinde tebellüğ eden borçlunun süresi içerisinde icra müdürlüğüne itiraz ya da şikayette bulunmadığını, borçlu tarafından yasal süreler içerisinde borç ödenmediği gibi takip aleyhine usulüne uygun itiraz da edilmediğini, davacının ziyadesiyle mağdur olduğunu, zira borçlu tarafın hileli hareketler ile mal kaçırmakta olduğunu, borçlarını ödememeyi adet haline getirdiğini, nitekim borçlu yetkilisi sanıklar aleyhine yapılan yargılamanın İstanbul 21. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/515 Esas sayılı dosyası derdest olduğunu, bir an için bu sebeplerin davalının iflası için yeterli olmadığı kanaatine varılırsa da somut olay bakımından 2004 Sayılı İİK'nın 177. maddesinde düzenlenmiş "doğrudan iflas" sebeplerinin de gerçekleştiğini, davalı hakkında açılmış çok sayıda icra takibi ve birden fazla tasarrufun iptali davası bulunduğunu, borçlunun bu sebeple de iflasına karar verilmesi gerektiğini, mahkemece ilk talepleri yerinde görülmez ve iş bu ikinci talepleri yönünden inceleme yapılmasına karar verilirse davalı şirket yetkilisinin İİK'nın 177 hükmü gereğince isticvap edilmesini de talep ettiklerini, tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece resen gözetilecek diğer nedenlerle; davanın kabulünü, borçlu davalı ... Şirketi'nin örnek no:12 ödeme emrine usulüne uygun itiraz etmemiş olması sebebiyle (Eski Ünvan: ... Şirketi) iflasına karar verilmesini, bu talepleri yerine görülmezse borçlu davalı ... Şirketi'nin (Eski Ünvan: ... Şirketi) doğrudan iflas sebeplerinin gerçekleşmiş olması sebebiyle (İİK m.177 vd.) iflasına karar verilmesini, yargılama giderlerinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacı şirkete karşı hiçbir borcu bulunmadığını, bununla birlikte usulsüz yapılan işlemler için İstanbul 45. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/146 Esas sayılı dosyası ile dava açılarak itiraz edildiğini, yine icra dosyası incelendiğinde davacı şirketin yaptığı haciz ile asıl alacak miktarının çok daha fazlasını aldığını, fakat ikame edilen iş bu davanın kötü niyetle açıldığını, iş bu davanın ikame edilebilmesi için İİK'nın 177. maddesinde yer alan şartların bulunması gerektiğini, öncelikle müvekkili şirketin yerleşim yerinin belli olduğunu ve faaliyetini sürdürdüğünü, ödemelerini tatil etmesi ve/veya mal kaçırması yahut mallarını saklamasının da söz konusu olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete açtığı icra takiplerinin de tahsil ile kapandığını, tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda müvekkili şirketin davacı şirkete bir borcu bulunmadığı gibi; İİK'nın 177. maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığını, bu kapsamda davacının kanuna aykırı iş bu davasındaki talebinin reddi gerektiğini, bununla birlikte müvekkili şirket adına yürütülen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/140 Esas sayılı dosyası ile yürütülen 'doğrudan iflas' talepli davası bulunduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine İİK 173/3 maddesine göre bu olmadığı takdirde ise ödemelerin tatil edildiği gerekçesine dayalı olarak İİK 177.maddesi kapsamında iflas davasıdır. Uyuşmazlık, İİK'nın 173. ve İİK'nın 177. maddeleri kapsamında davalının iflasına karar verilmesi için gereken şartların oluşup oluşmadığı, iflasına karar verilmiş şirketin yeniden iflasının talep edilip edilemeyeceği, dava şartlarının mevcut olup olmadığı konularından ibarettir.İİK 173/1.maddesinde, iflas yoluyla yapılan takipte ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde alacaklının takip borçlusunun iflasını isteyebileceği belirtilmiştir ve İİK 158.maddesinde de, iflas takibinin kesinleşmesi halinde açılan iflas davasında İİK 166/2. maddesindeki usulle ilanların yapılacağı açıklanmıştır. İflas avansının yatırıldığı,İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasının tetkikinden İİK 176 m. atfı ile İİK 173 ve 156/4. maddesi uyarınca, iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın ikame edildiği, iflası istenilen şirketin sicil kaydından dava tarihi itibari ile kayıtlı olduğu adresin mahkememizin yargı çevresinde bulunduğu bu nedenle mahkememizin işbu davaya bakmakta yetkili olduğu, İİK 178/2. ve 166. maddeleri doğrultusunda yazılı basında ve sicil gazetesinde ilanların yaptırıldığ anlaşılmıştır.Davalı hakkında İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/140 Esas ,2023/213 K. sayılı kararla iflas kararı verildiği, iflas kararının işbu yargılama sırasında 29.05.2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İflasta yurt içinde birlik ( vahdet) ilkesi geçerlidir. Bu nedenle borçlu hakkında muhtelif iflas davalarının açılması eşyanın tabiatı icabı ise de ancak tek iflas kararı verilebilir. İflasın tekliği prensibi sadece yurt içinde geçerli olup borçlunun muamele merkezindeki ticaret mahkemesinde birden fazla iflas davasının derdest bulunması durumunda, bu davalardan birisinde iflas kararı verildiği takdirde, diğer iflas davalarının iflas kararının kesinleşmesini bekletici sorun yapmaları zorunluluğu vardır. Bu zorunluluğun nedeni, bir borçlu hakkında birden fazla iflas kararı verilemeyeceği ve mameleki hakkında birden fazla iflas tasfiyesi açılamayacağı esasına dayanmaktadır. Bu durum birlik (vahdet) ilkesinden kaynaklanmakta ve iflasın inşai karakterinin doğal sonucunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte borçlu hakkında verilen iflas kararı Yargıtayca bozulduktan sonra, daha önce iflas kararının kesinleşmesini bekletici sorun yapan diğer iflas davalarına bakan mahkemelerin artık bekletici sorun hakkındaki ara kararlarını kaldırarak yargılamayı sürdürmeleri gerekir. Şu kadar ki; iflasa daha önce karar veren ve kararı Yargıtayca bozulan hüküm mahkemesinin direnme kararı vermesi de ihtimal dahilinde olduğundan bozma hakkında yerel mahkemece verilecek karara kadar diğer mahkemeler bekletici sorun hakkındaki ara kararını sürdürmeli, bozmaya uyulması halinde kendi mahkemelerindeki iflas davasına ilişkin yargılamayı devam ettirmelidirler. Direnme kararı doğrultusunda yeniden iflasa karar verilmesi durumunda ise daha önce oluşturulan bekletici soruna dair kararın sürdürülmesi gerektiğinde kuşku yoktur.(Türk İflas Hukuku, Sümer Altay, Sayfa 132) Somut davada, müflis şirket hakkında İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/140 Esas ,2023/213 K. sayılı kararla iflas kararı verildiği, iflas kararının işbu yargılama sırasında 29.05.2024 tarihinde kesinleştiği, emsal Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2023/867 Esas, 2023/857 K sayılı ilamında belirtildiği üzere iflas koşullarının oluşmaması durumunda davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın reddine " dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki istinaf incelemesine konu edilen karara ilişkin davanın 08.11.2022 tarihinde ikame edildiğini, davalı hakkında başka bir dosyadan, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, tarafımızca söz konusu dava ikame edildikten sonra,iflas kararı verildiği ve işbu kararın 29.05.2024'te kesinleştiğinin belirtildiğini, iflasın tekliği ilkesi gereğince, borçlu aleyhine açılmış birden fazla iflas davalarından biri sonucunda borçlunun iflasına karar verilirse, mahkemece bu iflas kararının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davalının diğer tüm alacaklıları da iflas kararından yararlanacak olup, aynı davalı hakkında yeniden iflas kararı verilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın konusuz hale geldiğini, dava ikame edildiğinde davalı hakkında verilmiş ve/veya kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmadığını, davanın açılmasında kusur bulunmadığından vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, iflas ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.Dosya kapsamında yapılan incelemede, istinafa konu edilen iş bu davanın 08/01/2022 tarihinde açıldığı ve İİK nun 177. Maddesi uyarınca davalı hakkında iflas kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/140 E 2023/213 K sayılı ilamının incelenmesinde, 13/03/2019 tarihinde davalı ..... A.Ş. (eski ünvan:... A.Ş.) hakkında İİK madde 177 uyarınca iflas istemli açılan dava açıldığı, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 03/04/2023 tarihinde şirketin iflasına karar verildiği ve iş bu kararın 29/05/2024 tarihinde kesinleştiği mahkeme tarafından düzenlenen kesinleşme şerhinden anlaşılmaktadır.İstinafa konu edilen davada mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:"İflasın Tekliği" kuralı gereği hakkında iflas kararı verilen ve kesinleşen şirket hakkında yeniden iflas kararı verilemeyecektir.Yargıtay 23 .Hukuk Dairesi'nin 21.04.2015 gün ve 2014/4751 E. 2015/2783 K sayılı ialmında da belirtildiği üzere iflasa tabi bir kişi veya şirket hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı varken, ikinci bir iflas kararı verilmesi mümkün değildir.''İflas davası devam ederken başka bir davada, ticaret mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmesi halinde mahkemenin, iflasa karar veren mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemeli ve kararın kesinleşmesi halinde karar vermelidir. Bu halde, uygulamada, ''konusu kalmayan davanın reddine'' veya '' karar verilmesine yer olmadığına'' şeklinde karar verilmektedir. (bkz. Mahmut Bilgen, Konkordato İflas ve Yargılama Usulü, s:603)''... Keza , bir mahkemede iflas davası devam ederken başka bir mahkeme tarafından aynı kişi hakkında iflas kararı vermesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde de konusu kalmayan dava hakkında '' hüküm kurulmasına yer olmadığına'' karar verilmelidir. İlk kararın bozulması halinde ikinci mahkeme iflas davasına devam ederek nihai kararını vermelidir. '' (bkz. Mahmut COŞKUN, İflas ve Konkordato, s:464) ''4)İflas kararının diğer iflas davalarına etkisi: Bir alacaklının takibi ve davası üzerine verilmiş iflas kararından , borçlunun diğer bütün alacaklıları da yararlanacağından, borçlunun iflasına karar verildikten sonra, artık borçlu (müflis) aleyhine yeni bir iflas davası açılmasında hukuki yarar yoktur; bu nedenle, müflis aleyhine yeni bir iflas davası açılamaza.Aynı nedenle, aleyhine açılmış birden fazla iflas davalarından biri sonucunda borçlunun iflasına karar verilirse, bu iflas kararının kesinleşmesine kadar ikinci bir iflas kararı verilmesinde hukuki yarar bulunmadığından , bu iflas kararı kesinleşinceye kadar diğer iflas davalarına bakılamaz. Diğer iflas davaların bakan mahkemeler, daha önce verilmiş olan iflas kararının kesinleşmesini, baktıkları iflas davaları için bekletici sorun (HMK m. 165) yaparlar. İflas kararı kesinleşirse, diğer iflas davaları konusuz kalır. (bkz. Prof.Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı s:1125-1126) Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 31.05.2012 gün ve 2012/1261 E. 2012/3826 K sayılı içtihadında ''.....Bir kişi hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı varken, ikinci bir iflas kararı verilmesi yasaya uygun değildir. Mahkemece davalı şirketin, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/ 102 E. sayılı dosyasıyla iflasına karar verildiği belirtilerek, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği denetlenmeden davalı şirketinin yeniden iflasına karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir. Bu uygulama doğru olmayıp, mahkemece kararın kesinleşip kesinleşmediğine bakılmalı; kesinleşmiş olması halinde şimdiki gibi yeniden iflasına karar vermeye yer olmadığına, kesinleşmemiş olması halinde ise daha önce verilen iflas kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılmalıdır.'' belirtilmiştir.Emsal mahiyette yer alan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2012 gün ve 2012/6671E. 2012/ 2553 K. sayılı ilamında da ''....Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takibe itirazın iptali ve iflas istemine ilişkindir. Mahkemece karar verilmeden önce, iflası istenen kooperatif ... Kooperatifi'nin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.12.2010 tarihli, 2010/138 Esas, 2010/905 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek 20.03.2012 tarihinde iflasın kesinleştiği anlaşıldığından, mevcut davanın konusu kalmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği halde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, öte yandan, davanın konusuz kalması halinde iflas davalarının niteliği gereği maktu ücreti vekalet takdir edilmesi gerekirken, davanın bu niteliği de gözardı edilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.'' belirtilerek daha önce verilen iflas kararının kesinleşmesi halinde mevcut davanın konusu kalmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Her ne kadar dairemizin 2023/1544 E. 2025/87 K. sayılı dosyasında yargılama devam ederken şirketin iflasına karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıda yer alan bilgiler ve içtihatlar nazara alınarak bu örüşümüzden dönülmüştür.Somut davada, davalı şirket hakkında daha önce açılan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2025 tarih ve 2022/857 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 2025/542 K. sayılı kararıyla iflasına karar verilip iş bu verilen iflas kararının, uyuşmazlığa konu edilen iş bu davanın yargılaması devam ederken kesinleştiği anlaşıldığından mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yargılamayı yapan mahkeme tarafından davanın reddine dair karar verilmesi yerinde değildir.Yargılama giderleri yönünden inceleme: Esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderleri 6100 sayılı HMK'nin 331. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve hükmeder.''... Konusuz kalma nedeniyle esas hakkında karar verilmeyen hükümlerde yargılama gideri dava tarihindeki haklılık durumuna göre gözetilir. Somut uyuşmazlıkta dava tarihi itibariyle davacının imzasını havi kambiyo senedinin dayanağını teşkil eden asıl borç ilişkisinde davalı alacağının halen devam ettiği ve dava tarihinden sonra, davacı yanında fer'i müdahil ... A.Ş. tarafından yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumdan davalının dava tarihi itibarıyla haklı olduğu gözetilerek yargılama harç ve giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davalı aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.'' (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4806 E. 2020/5210 K. sayılı ilam) Öncelikle belirtilmelidir ki, Uyap sisteminde yapılan incelemede, ... Şti. tarafından İstanbul 45.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/146 E. Sayılı dosyasında icra takibinde usulsüz yapıldığı iddia olunan işlemler nedeniyle açılan davada , mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verildiği , anılan kararının 07/11/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.Somut olayda, mahkemece tarafların HMK'nin 331 maddesi uyarınca haklılık durum ve oranının belirlenerek yargılama giderlerine hükmetmesi gerektiği açıktır. Dava dilekçesi ekinde yer alan belgeler incelendiğinde, davacının davalı aleyhine İstanbul 34.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin 13/05/2022 tarihinde İİK madde 43/2 kapsamında iflas yolu ile takibe çevrildiği, ödeme emrinin davalıya 13/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği ancak süresi içinde itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, iflas ödeme emrini alan borçlunun (davalının) ödeme emrinde yazılı müddet içinde süreyi itirazsız olarak geçirmesi halinde ödeme emri kesinleşir. Bu durumda alacaklı (davacı) , ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl içinde yetkili ticaret mahkemesinden '' borçlunun iflasına karar verilmesini '' isteyebilir.HMK nun 331. Maddesinin amir hükümleri uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilecektir. İstinafa konu edilen iş bu davada, kendisi aleyhine başlatılan takibe yönelik itiraz hakkını kullanmamak bir kusur veya davalının haksız olduğunu ispatlayan eylem değildir.Ancak, davanın açıldığı tarihte başlatılan iflas yolu ile takibe yönelik itiraz edilmediği ve iş bu nedenle davacının davalı aleyhine İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davası açıldığı göz önünde bulundurulduğunda davanın açılmasında davacının haklı olduğuna karar verilerek yargılama giderinden davalının sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.İş bu nedenle; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın davanın konusu kalmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi ve 355.maddesi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2025 tarihli 2022/857 Esas - 2025/542 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, -Konusuz kalan davanın ESASI HAKKINDA YER OLMADIĞINA, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 651,30 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yapılan toplam 2.996,00 TL yargılama gideri ve 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.076,70 TL'nin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 ve 6/1 maddelerine göre hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazine'ye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan ilk derece mahkemesince tahsiline, c-Davacı tarafından sarfedilen 615,40 TL istinaf karar harcı, 1.683,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 460,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.758,80 TL istinaf harç ve giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/03/2026