T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1091 KARAR NO : 2025/1836 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/02/2022 NUMARASI : 2020/618 E. - 2022/115 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1091 KARAR NO : 2025/1836 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/02/2022 NUMARASI : 2020/618 E. - 2022/115 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının madeni yağ ve oto bakım ürünlerinin imal ve pazarlaması işi ile iştigal ettiğini, davalı ile devam eden ticari ilişki içinde davacının ürettiği bir kısım ürünlerin ambalaj tedariği için davalıdan fiyat teklifi istediğini, davalının 22.06.2020 tarihli proforma fatura tanzim ederek ilettiğini, davacının proforma faturada belirtilen KDV dahil 21.844,17-TL bedeli avans olarak davalının hesabına havale ettiğini, davalı bu bedelini ticari defterlerine avans olarak kaydettiği halde davacıya sipariş ettiği ambalaj ürünlerini teslim etmediği gibi avans bedelini de iade etmediğini, bu sebeple davacının sözleşmeyi fesih ederek icra takibi başlattığını, Beykoz İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına davalı yanca itireaz edildiğini, davalı itirazının haksız odluğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı davalıdan 150 adet tapalı sac varil satın aldığını, davacının, davalının malları Manisa'da bulunan fabrikasından, 01.07.2020 tarihinde kendi nakliyesi ile teslim aldığını, nakliyesinin davalıya ait olmadığını, ambarlardan gelen nakliye kamyonunda, farklı müşterilerin farklı kargolarının birleştirilebildiğini, bu sebeple gerekli özenin gösterilmemesi halinde, farklı sertlikteki ürünlerin birbirine teması ile birtakım hasarların meydana gelebildiğini, davacının Manisa fabrikada tıra yüklenen varillerin, sonrasında, nakliyecinin talebi ve davacının bilgisi ile başka bir kamyona nakledildiğini, ikinci yüklemenin istiflemeye özen gösterilmeden dökme tabir edilen, bağsız biçimde yapıldığını ,Turgutlu daki fabrikadan davacının Denizli adresine kadar 2 saatlik geçen sürede iddia edilen hasarın meydana geldiğini, ancak hasarın oluşumunda davalının kusuru bulunmadığını, profarma faturada açıkca ''nakliye davacı tarafa aittir. '' yazılı olduuğunu, davalının kusuru olmamasına rağmen, hasarın giderilmesi için geri gönderilen ürünleri teslim aldığını, hasarlarını giderdiğini, ürünlerin davalının fabrikasında beklediğini, davanın nakliye ayarlayıp gönderdiğinde yüklemelerinin yapılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı tarafça talep edilen avans iadesi alacağının davacı ve davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar, davalı ticari defterlerinde davacının alacaklı olan avans miktarının 2015 yılı sonu 126 numaralı mahsup fişi ile cari hesabı kapattığı alınan bilirkişi raporundan anlaşılmakta ise de, davalı tarafından mahsup fişine ve geçerliliğine ilişkin dosya kapsamına sunulmuş herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmış, davalının mahsup fişine ilişkin kaydın geçerliliğini ispatlayamaması sebebiyle itibar edilmemiştir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile arasındaki ticari ilişkiyi ve avans olarak gönderilen alacağın iade edilmesi gerektiğini yöntemince ispat ettiği, davalı tarafça dosyaya konu borcun sona erdiğine ve mahsup fişinin geçerliliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve delilin sunulmadığı, alınan bilirkişi raporunu davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından süresi içerisinde itirazda bulunulmaması sebebiyle HMK 94/3 maddesi gereğince bilirkişi raporuna itiraz hakkından vazgeçmiş sayılması gerektiği, anılan bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış, davanın kabulüne, davalının Beykoz İcra Dairesi'nin ...esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, 21.844,17-TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. (Adem Albayrak, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 basım, sf; 1287 ) Dosyaya konu alacağın avans ödemesine ilişkin olması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacak miktarı (Yargıtay 9. HD. 12.10.2020 tarih 2016/26775 Esas 2020/11341 Karar sayılı ilamı) üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Beykoz İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, 21.844,17-TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına, hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının, gizlediği ve hiç bahsetmediği gerçeğin mahkeme tarafından da araştırılmadığını, davacı davalıdan 150 adet tapalı sac varil satın aldığını, davacının, davalının malları Manisa'da bulunan fabrikasından, 01.07.2020 tarihinde kendi nakliyesi ile teslim aldığını, ambar vasıtası ile nakliye yapıldığını, ambarlardan gelen nakliye kamyonunda farklı müşterilerin farklı kargoları birleştirilebildiğini, bu sebeple gerekli özenin gösterilmemesi halinde, farklı sertlikteki ürünlerin birbirine teması ile birtakım hasarlar meydana gelebileceğini, Manisa fabrikada tıra yüklenen varillerin, sonrasında, nakliyecinin talebi ve davacının bilgisi ile başka bir kamyona nakledildiğini, ikinci yüklemenin istiflemeye özen gösterilmeden dökme tabir edilen, bağsız biçimde yapıldığını, Turgutlu'dan, davacının Denizli adresine kadar 2 saatlik geçen sürede iddia edilen hasarın meydana geldiğini, ancak hasarın oluşumunda davalının kusurunun bulunmadığını, nakliyenin davalının sorumluluğunda olmadığını, profarma faturada açıkca görüleceği üzere ''nakliye davacı tarafa aittir.'' yazdığını, davalının kusuru olmamasına rağmen, hasarın giderilmesi için geri gönderilen ürünleri teslim aldığını, hasarlarını giderdiğini, hasarları giderilmiş ürünlerin ddavalının fabrikasında beklediğini, davacının nakliye ayarlayıp gönderdiğinde yüklemelerinin yapılacağını, ancak davacının kötüniyetle satın aldığı ürünlere, hasarına kendisi sebebiyet vermesine rağmen sahip çıkmadığını, mahkemenin, bu yöndeki delillerini araştırmaması, irsaliyede imzası bulunan tanıklarını dinlememesinin usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, itirazlarının, davacı yanca gönderilen para karşılığında malların teslim edilmiş olduğuna ilişkin olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu malların teslim edilmemesi sebebiyle avans ödemesinin geri tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalıdan satın aldığı 150 adet tapalı sac varil için davacının avans ödemesi yaptığını, ancak malların davalı yanca teslim edilmediğini ileri sürerek ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. Davalı vekili ise; söz konusu malların nakliyesinin davacı yana ait olması sebebiyle 01.07.2020 tarihinde davacının malları kendi nakliyesi ile teslim aldığını, 01.07.2020 tarihli e-irsaliyenin bulunduğunu, daha sonra davacının malları ayıplı olduğunu iddia ederek davalıya geri gönderdiğini, davalının ksuruu olmasa da malların hasarını giderdiğini, malların halen davalının fabrikasında beklediğini, davacının nakliye ayarlayıp göndermesi halinde yüklemesinin yapılacağını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Beykoz İcra Müdürlüğünün ...Esas (Denizli 4. İcra Müdürlüğünün yetkisizlik sebebiyle Beykoza gelen ... Esas sayılı dosyası) sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 21.844,17 TL asıl alacak yönünden 07.08.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 21.844,17 TL tutarındaki cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 09.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 04.09.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında, 22.06.2020 tarihli proforma faturaya göre, 21.844,17 TL bedel karşılığında 150 adet tapalı sac varili alım satımı konusunda ticari satım ilişkisi bulunduğu ve söz konusu bedelin davacı yanca davalıya ödendiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, malların davacıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı yanca sunulan 01.07.2020 tarihli e -irsaliyeye göre malların davacıya teslim edildiği, davacı yanca irsaliyedeki teslim alan imzasına bir itirazının bulunmadığı görülmektedir. Davalı cevap dilekçesinde malların teslim edildikten sonra ayıplı olduğundan kendisine iade edildiğini, ayıpların giderildiğini, malları davacının teslim almadığını, nakliyenin davacıya ait olduğunu, malların fabrikada bekletildiğini savunmuştur. Bu savunmaya göre, malların davalı nezdinde bulunduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davacı yanca, dava konusu ödemenin malların tesliminden önce 23.06.2020 tarihinde davalı banka hesabın yapıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı, malların davacı yanca teslim alınıp hasarlı olduğundan iade edilmesi sonrasında hasarlarını gidererek teslime hazır hale getirmesine rağmen davacının teslim almadığını savunduğuna göre, davalının bu yöndeki savunmasını ispatla yükümlü olduğu, ancak davalının hasarı gidererek malları davacıya teslime hazır hale getirdiğini, davalıya bu yönde bir bildirimde bulunmasına rağmen davacının malları teslim almadığını ispata yarar delil sunamadığı, bu durumda davacının ödediği bedelin davalının elinde bedelsiz kalmış olup iadesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bir diğer deyişle, satımda edimlerin birlikte ifası esas olup, davalı teslim borcunu yerine getirmediğine ve teslime hazır olduğuna dair davacıya bildirimde bulunup onu alacaklı temerrütüne düşürmediğine göre, aldığı bedeli iade etmekle yükümlüdür. Bu nedenle mahemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.118,18 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.11.2025 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.