4. Ceza Dairesi 2017/19098 E. , 2017/24958 K. Tehdit suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 62, 52/1-2 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Küre Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2017 tarihli ve 2017/23 esas, 2017/45 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26/09/2017 …
**4. Ceza Dairesi 2017/19098 E. , 2017/24958 K.** **"İçtihat Metni"** Tehdit suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 62, 52/1-2 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Küre Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2017 tarihli ve 2017/23 esas, 2017/45 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26/09/2017 gün ve 94660652-105-37-8399-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2017 gün ve 2017/56093 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Mükerrir olan sanığın üzerine atılı hakaret suçu nedeniyle hakkında uygulanan 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde hapis veya adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki “Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezası hükmolunur.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak seçimlik ceza olarak hapis cezası yerine adlî para cezasına hükmedilmesinde, 2-Sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmesi karşısında Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan hükmün bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Tehdit suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 62, 52/1-2 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Küre Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2017 tarihli ve 2017/23 esas, 2017/45 sayılı hükmünün, "Mükerrir olan sanığın üzerine atılı hakaret suçu nedeniyle hakkında uygulanan 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde hapis veya adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki “Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezası hükmolunur.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak seçimlik ceza olarak hapis cezası yerine adlî para cezasına hükmedilmesinde, 2-Sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmesi karşısında Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesinde, isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: TCK'nın 58. maddesindeki düzenlemeler karşısında, sanık hakkında seçimlik cezalar öngörülen suçta adli para cezasının tercih edilmesinde ve sonuç olarak belirlenen adli para cezasında, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesinde isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir. Bölge Adliye Mahkemeleri 20/07/2016 tarihinde faaliyetine başlamış, 5271 sayılı Yasa'da olağan kanun yolları arasında sayılan istinaf kanun yoluna ilişkin düzenlemeler bu tarihte yürürlüğe girmiştir. Anılan Yasanın istinaf kenar başlıklı 272. maddesi" (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir. (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Ancak; a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz." biçimindedir. ./.. .3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/6-250 E.-2015/409 K. sayılı ve 17.11.2015 tarihli kararında belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesinde; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirleri, davanın reddi, davanın düşmesi kararlarının hüküm olduğu belirtilmiş, maddenin son fıkrasında; "adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı"nın kanun yolu bakımından da hüküm sayılacağı açıkça vurgulanmıştır. Sayılan hükümlerin verilme şartları da maddede ayrıntılı olarak hüküm altına alınmış, altıncı fıkrada; "yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunacağı" belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nun 2. maddesinde güvenlik tedbirleri yönünden de kanunilik ilkesinin geçerli olduğu vurgulandıktan sonra, 53 ila 60. maddeler arasında "güvenlik tedbirleri" düzenlenmiştir. TCK'nun 53. maddesinde "belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma", 54. maddesinde "eşya müsaderesi", 55. maddesinde "kazanç müsaderesi", 56. maddesinde "çocuklara özgü güvenlik tedbirleri", 57. maddesinde "akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri", 59. maddesinde "sınır dışı edilme", 60. maddesinde ise "tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri" ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Güvenlik tedbirleri anılan maddelerde sayılanlarla sınırlı olmayıp, özel kanunlarda da kanunilik ilkesine uyulmak şartıyla farklı güvenlik tedbirlerine yer verilmesi mümkündür. 5237 sayılı TCK’da yaptırım olarak ceza ve güvenlik tedbirlerine yer verilmiş olup, 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde de güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine ilişkin kararların hüküm sayılacağı açıkça belirtilmek suretiyle, tedbir kararlarının da temyiz yeteneğinin bulunduğu ortaya konulmuştur. Bu nedenle, gerek mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikte bulunan hükümlere her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır. Adli para cezasının yanında ayrıca hükmolunan tekerrür konusu, TCK’nun birinci kitabının üçüncü kısmında "güvenlik tedbirleri" başlığını taşıyan ikinci bölümünde düzenlenmiş olup, kanunun 58. maddesinde mükerrirler hakkında, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği öngörülmüştür. Tekerrürün maddi ceza hukuku yönü bulunsa da, güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinde de şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kesin nitelikteki adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri niteliğinde bulunan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, hükmün temyizinin mümkün olduğu kabul edilmelidir. İncelenen dosyada; Sanık sanık ... hakkında 26/05/2014 tarihinde 106/1-2. cümle, 53 ve 58. maddeleri gereğince yargılanıp cezalandırılması için kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 12/06/2014 tarihinde TCK'nın 106/1-2. cümle ve 62 maddeleri uyarınca neticeten 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/12442 E.-2017/8835 K. sayılı ve 22/03/2017 tarihli kararıyla hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılamada sanığın ve katılanın dinlendiği, bozma ilamına uyulduğu, 05/07/2017 tarihinde TCK'nın 106/1, 62, 52/1-2 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hüküm fıkrasında sonuç olarak verilen 1.500,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün 5271 Sayılı CMK'nun 272/3-a maddesi uyarınca kesin olduğunun belirtildiği, hükmün sanığın huzurunda katılanın ise yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın sanık ve katılana 17/07/2017 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, hükmün 05/07/2017 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/6-250 E.-2015/409 K. sayılı ve 17.11.2015 tarihli kararında açıklanan hususlar nazara alındığında, her ne kadar sanık hakkında TCK'nın 106/1. maddesi uyarınca doğrudan adli para cezası tercih edilmiş ise de, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi nedeniyle hükme karşı olağan kanun yolunun açık olmasına karşın, hüküm fıkrasında kesin olduğu belirtilmek suretiyle, huzurunda karar verilen sanık ve karar tebliğ edilen katılan yanıltılmıştır. Her ne kadar gerekçeli karar sanık ve katılana tebliğ edilmiş ise de, tebligatlarda hükme karşı olağan kanun yolunun açık olduğunun, başvuru şekil ve yönteminin belirtilmediği anlaşılmış, açıklanan bu nedenlerle, hükmün yöntemince kesinleştirildiğinden bahsedilemeyeceği için bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Adalet Bakanlığınının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 2-Dosyanın, hükme karşı kanun yolunun açık olduğunun, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanık ve katılana bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi gerçekleştirilerek, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını temin için mahkemesine iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.