11. Hukuk Dairesi 2022/3751 E. , 2023/7744 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1617 Esas, 2022/405 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/14 E., 2020/57 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama …
**11. Hukuk Dairesi 2022/3751 E. , 2023/7744 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1617 Esas, 2022/405 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/14 E., 2020/57 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ''HI-PRO'' markasının sahibi olduğunu, davalının ise 6 yıl sonra ''Polisan Hi-Pro Sprey Boya+şekil'' markasını tescil ettirdiğini, emtiaların aynı olduğunu, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, markayı tescilden farklı şekilde kullandığını iddia ile davalı adına tescilli bu markanın hükümsüzlüğünü, tescilden farklı kullanım nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten dolayı 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalının üretiminin durdurulmasını, piyasaya sürülen ürünler nedeniyle ref kararı verilmesini, verilecek kararın gazetede ilanını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacı tarafın dayandığı markayı kullanmadığını, bu nedenle markadan dolayı haklarını yitirdiğini, marka hakkına tecavüzün ve iltibasın söz konusu olmadığını, markaların bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, her iki taraf markaları arasındaki ayırt edici unsurun "Hi-Pro" ibaresi olduğu; 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı tarafın "Polisan Hi-Pro Sprey Boya" olarak tescil edilen markasında davacı adına tescilli olan "HI-PRO" ibaresini ön plana çıkarmak suretiyle ürünlerinde kullandığı, davalının markasını tescil edildiği haliyle kullanmadığı, bu durumun davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile meni ve refi davasının kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/98255 tescil sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının 2012/98255 tescil sayılı markasını tescil olduğu biçimden farklı olarak sprey boya ve vernik ürünlerinde, davacının HI-PRO ibareli markasını kendi markasında öne çıkarmak suretiyle kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının tespit olunan bu tecavüz ve haksız rekabete konu kullanımlarının men ve refine, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 418.948,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kesinleşen Mahkeme kararının masrafları davalıdan alınarak tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilan edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada, iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alındığı; her iki bilirkişi heyeti de hem hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ve hem de davalının fiillerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu tespit ettiğini, mahkeme de gerekçeli kararında bu esaslara yer vererek davanın kabulüne karar vermesi yönüyle karar yerinde olduğunu; istinaf nedenlerinin, kararda yer alan maddi ve manevi tazminat miktarına ve davacının yatırdığı teminatın iadesinin kararın kesinleşmesine bırakılmasına ilişkin olduğunu beyan ederek; maddi tazminat yönünden ve manevi tazminat yönünden eksikliklerin giderilerek, davacının uzman görüşü ile kanıtlamış olduğu yoksun kalınan kazanç da dikkate alınarak ve ticari defterlerini ibrazdan imtina edilmiş olması ve HMK 222/V çerçevesinde yeniden maddi tazminat hesabının yapılması ve kararda yer alan manevi tazminat talebinin fahiş olmaması ve davacının uğradığı manevi zarar dikkate alınarak yeniden değerlendirilerek davacı talebi gibi manevi tazminata hükmedilmesi ve teminatın iadesine karar verilmesi talepleri yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceği, bilirkişi raporları, herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın ilgili markaların iltibas teşkil ettiği ve markaların birliktelik algısına yol açma riski taşıdığı kanısına varıldığı, bu hususta, dosyaya sunulan uzman görüşünde belirtilen hiçbir unsurun aksi bilirkişilerce ispatlanamamış olduğu, bilirkişilerin ilgili uzman görüşünü yok sayarak ve hiçbir şekilde değerlendirmeyerek aksi kanaat oluşturması hukuka aykırı olduğu, 2012-2018 yılları arasında tüm satış ciroları toplamı dahi reklam harcamalarına yılda 3.000.000,00 TL bütçe ayıran müvekkil şirket var iken bu tutarı geçmeyen davacı şirketin markasına sözde tecavüz edildiğine dair içerisinde olması hayal ürünü olduğu, mahkemeye sunulan delil listesinde ticari defter deliline dayanmadığı delile sonradan dayanabilmesi mümkün olmadığını beyan ederek; tehiri icra taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: maddi tazminat yönünden; mahkemece sadece müvekkilinin ticari defterlerini ve Sarten Ambalajdan gelen kutu sayısını esas alarak yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, dosyaya sundukları uzman görüşü ile yoksun kalınan kazanç hesabının yapıldığını ve bu tutar ile bilirkişi raporundaki tutar arasında büyük fark bulunduğunu, hesaplamanın davalının ticari defterleri incelenmeden yapıldığını, mahkemece davalının defterlerinin yerinde incelenmesine yönelik taleplerinin reddedildiği, hesap alanından uzman Ankara ve İstanbul FSHHM'den rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000,00 TL ye hükmedilmesinin adil olmadığını, teminatın iadesinin kararın kesinleşmesinden sonraya bırakılmasının hatalı olduğunu, zira marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluştuğunun kanıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; satışı yapılmayan hatta üretiminin yapıldığı dahi kanıtlanmayan davacının farazi ürünleri esas alınarak müvekkile bu şekilde dava yönlendirilmesinin haksız elde etmeye yönelik olduğunu, davacıya ait ürün görselinin dahi bulunmadığını, bu nedenle davacı ürününün bilirkişiler tarafından incelenmeden karar varıldığını, ürünün kayıtlı olduğu sınıflar dikkate alınarak Koçtaş, Tekzen gibi yapı marketlerinden davacının iddia konusu ürününün satışının yapılıp yapılmadığının sorulması istenilmesine rağmen bu talebin mahkemece yerine getirilmediğini, davacının ürünlerinin yapı marketlerinde hatta online satış sitelerinde dahi bulunmadığını, mahkemeden boya sektöründe uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğine dair itirazlarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunun aksine davacı markasının ayırt edici gücünün zayıf olduğu, markaların ve hizmetlerin birbirinden farklı olduğunu, ''POLİSAN'' ve ''SPREY BOYA'' ibarelerinin davacı markasında yer almadığını, davacının boya sektöründe aktif olmadığını hatta ürünlerinin boya sektörüne dahil olmadığını, davacının ürünlerinin Türkiye'de pazar payı olmadığı gibi piyasada bulunan bir emtianın da olmadığını, uzman görüşü ile bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, davacının tüm satış ciroları toplamının dahi müvekkil şirketin marka bilinirliğini korumak için ayırdığı bütçeyi geçemediğini, tecavüz teşkil edecek eylemlerde bulunmadığını, müvekkilin markasını 2012 yılında tescil ettirdiği ve bu tarihten itibaren tescilli markasını iyi niyetli ve hukuka uygun bir şekilde kullandığını, hukuka aykırılık ve zarar bulunmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın mahkemeye ibraz ettiği delil listesinde ticari defter deliline dayanmadığı bu nedenle mahkemece verilen kararın usule aykırı olduğunu, hükümsüzlük davaları ve buna bağlı maddi ve manevi alacak istemlerinin tescil tarihinden itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, markasının 2012 yılından beri kullandığını, 07.02.2020 tarihindeki ıslahla arttırılan tutarın zaman aşımına uğradığını, ayrıca faizin dava tarihinden itibaren değil ıslah tarihinden itibaren verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.