7. Hukuk Dairesi 2013/2889 E. , 2013/10517 K. "" Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraf vekillerince süresi içinde temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istemiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebep…
**7. Hukuk Dairesi 2013/2889 E. , 2013/10517 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraf vekillerince süresi içinde temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istemiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı vekili, davacının 02.02.1998-24.05.2010 tarihleri arasında davalı şirkete bağlı üç bölgenin müdürü olarak çalıştığını, iş akdinin gerçek dışı ve soyut iddialar üzerine haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerin kullandırılmadığını, fakat kullanılmış gibi imza attırıldığını, buna rağmen kullanılmayan ve imza atılmayan 74 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunu, milli bayramlarda çalışıldığını, dini bayramlarda ise bir gün tatil yapıldığını kalan günlerde çalışmaya devam edildiğini, buna dair herhangi bir ücretin ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, çalıştığı sırada çalışan bayan personele karşı lafla tacizde bulunması sebebiyle iş akdinin sona erdirildiğini, bayan çalışanın işten ayrılmak istemesi sebebiyle konunun açığa çıktığını, konunun genel müdür ve insan kaynakları birimine intikal ettiğini, yapılan araştırmayla olayların tespit edildiğini, savunmasının istendiğini fakat herhangi bir savunmada bulunmadığını, davacının çalışanlara karşı farklı muamelelerde bulunduğunu, 16.05.2010 tarihinde işe geç gelen 5 kişiden 3'ü hakkında tutanak tuttururken diğer ikisi hakkında işlem yaptırmadığını, puantaj kayıtlarının değiştirilmesine göz yumduğunu, bir kısım alacaklarının zaman aşımına uğradığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, iş akdinin feshi sırasında 44 günlük izin hakkının bulunduğunu, buna dair ücretin mayıs 2010 maaşı içerisinde kendisine ödendiğini, bu sebeple yıllık ücretli izin alacak hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.