T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/162 - Karar No:2026/336 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/162 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2019/438 E-2023/620 K ASIL VE KARŞI DAVA KONUSU : İtirazın İptali - Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/162 - Karar No:2026/336 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/162 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2019/438 E-2023/620 K ASIL VE KARŞI DAVA KONUSU : İtirazın İptali - Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin asıl, alacak istemine ilişkin karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında 16.05.2017 tarihli "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşmeye konu işler devam ettiği sırada 22.03.2018 tarihli Zeyilname-1 ve 26.10.2018 tarihli Zeyilname-2’nin imzalanarak sözleşmenin bu zeyilnamelerle tadil edildiğini, sözleşme uyarınca günlük yapılan sondaj işlemlerinin 18.05.2019 tarihinde sona erdirildiğini, davalı şirketin sözleşme kapsamında ödemesi gereken ücreti ödememesi üzerine alacağı tahsil amacı ile müvekkilince 31.05.2019 tarihinde Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/7825 sayılı dosyası ile 1.995.983,43 TL üzerinden iflas yolu ile adi takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkili şirket tarafından 17.06.2019 tarihinde iflas yolu ile başlatılan takibin İİK.43/2 maddesinin verdiği hakka dayalı olarak haciz yoluna çevrildiğini ve yeni ödeme emri gönderildiğini, borçlu şirketin itirazı üzerine takibin tekrar durdurulduğunu, müvekkilinin bununla birlikte 19.06.2019 tarihinde Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2016/8798 sayılı dosyası ile 1.350.490,27 TL alacak üzerinden haciz yolu ile takip başlatıldığını, anılan bu takibin de itiraz üzerine durdurulduğunu, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/7825 sayılı dosyası ile başlatılan takibe dayanak 8 adet fatura bulunduğunu, bu faturaların e-fatura yolu ile davalı yana tebliğ edildiğini, faturalara süresi içinde itiraz edilmediğini ve davalının defterlerine işlendiğini, 31.05.2019 tarihinde icra takibinin başlatılması ile davalı şirketin 7 adet iade faturası düzenleyerek e-fatura yolu ile müvekkiline gönderdiğini, 09.05.2019 tarihli 1.431.611,92.TL tutarındaki bir faturaya ise ne itiraz edildiğini ne de iade faturası düzenlendiğini, belirtilen bu faturanın olduğu gibi kabul edildiğini, davalı şirket tarafından süresi geçtikten sonra gönderilen iade faturalarının süresi içinde Ankara 58. Noterliğinin 03.06.2019 tarih 21156 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya iade edildiğini, davalı şirketin ise iade faturalarını 21.06.2019 tarih 11141 yevmiye nolu ihtarnamesi ile tekrar müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin de 02.07.2019 tarih 15928 yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade faturalarını kabul etmediğini ve kayıtlara almayacağını bildirdiğini, 2019/7825 sayılı icra takibine konu 3 faturanın( 05.04.2019 tarihli 97.119,26 TL tutarlı Mart 2019 Sondaj Hizmeti Fiyat Farkı faturası, 05.04.2019 tarihli 20.597,02 TL tutarlı Ara Demobilizasyon Fiyat Farkı faturası, 09.05.2019 tarihli 186.109,54 TL tutarlı Nisan 2019 Sondaj Hizmeti Fiyat Farkı faturası) fiyat farkı faturası olduğu, taraflar arasındaki sözleşmedeki fiyatlar ABD Doları bazında belirlenmişken, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karar uyarınca, tarafların Zeyilname No.2'yi düzenleyerek sözleşmedeki ABD Doları bazında belirlenmiş fiyatları TL'ye çevirmiş olduklarını, yine, Zeyilmame No.2'nin 3 nolu maddesi ile zeyilnamenin imza tarihinden başlamak üzere, ilk 12 ayda işin yapımına ilişkin fiyatlarda aylık %2 artış uygulanmasını kararlaştırdıklarını, söz konusu bu 3 faturanın davalı şirket tarafından itiraz görmeyerek, defterlerine işlendiğini ve bu faturaların Zevilname No.2'nin 3 nolu maddesi uvarınca tanzim edilmis faturalar olduklarını, 2019/7825 sayılı icra takibine konu olan 4 faturanın ... AŞ.’nin faktöring yansıma faturaları (04.02.2019 tarih 69.980,72 TL tutarlı, 25.02.2019 tarih 58.875,97 TL tutarlı, 09.04.2019 tarih 31.369,34 TL tutarlı, 09.04.2019 tarih 100.319,66 TL tutarlı )olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.03. maddesine göre, tüm faturaların ödemelerinin faturanın tebliğini müteakip 8 gün içinde müvekkili şirketin banka hesabına yapılması gerektiğini, ancak, davalı şirketin, içinde bulunduğu ekonomik zorluklar sebebiyle, müvekkiline sözleşmede öngörülen 8 gün içinde ödeme yapamadığını, müvekkili şirkete Faktoring şirketine kırdırılmak üzere uzun vadeli çeklerle ödeme yapmaya çalıştığını, bu kapsamda taraflar arasındaki mutabakat doğrultusunda, müvekkil şirketin de davalıdan aldığı çekleri Faktoring şirketine kırdırdığını ve bu sebeple Faktoring şirketine ödemek zorunda kaldığı tutarları davalı şirkete fatura ile yansıtmış olduğunu, davalı şirketin, müvekkilince 31.05.2019 tarihinde icra takibi başlatılıncaya kadar müvekkil şirketin bu şekilde tanzim ettiği tüm faktoring yansıtma faturalarını itirazsız kabul ederek defterlerine işlemiş ve ödemiş olduğunu, müvekkili tarafından 01.04.2019 -30.04.2019 tarihleri arasında yapmış olduğu günlük sondaj işlemlerine ilişkin 09.05.2019 tarihli 1.431.611,92 TL tutarlı işletme faturasının tanzim edildiğini, bu faturanın sözleşmenin 9.02. maddesine uygun olarak, davalı şirketin Operatör Temsilcisi tarafından imzalanan Günlük Sondaj Raporları ve Günlük Hakedişlere dayalı olarak tanzim edildiğini, nitekim, anılan faturaya davalı şirket tarafından itiraz edilmemiş, iade faturası düzenlenmemiş ve davalı şirket defterlerine kaydedilmiş olduğunu, takibe dayanak belirtilen faturaların tamamının müvekkilince sözleşme ve zeyilnamelere dayalı olarak tanzim edildiğini ve sözkonusu takibe dayanak 8 adet faturanın davalı şirkete e-fatura olarak tebliğ edildiğini ve davalı şirket tarafından sekiz günlük yasal sürede itiraz edilmemiş ve davalı şirketin defterlerine işlenmiş olduğunu, dolayısıyla davalının icra takibine itirazının hukuki dayanağının bulunmadığını ve itirazının iptali gerektiğini, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/8798 sayılı dosyası ile başlatılan takipte ise takibe dayanak 5 adet faturanın bulunduğunu, bu faturaların e-fatura yolu ile davalı yana tebliğ edildiğini, 2 faturanın (31.05.2019 tarihli 271.370,50TL tutarlı sondaj kulesi demobilizasyon ücreti faturası, 31.05.2019 tarihli 40.705,58 TL tutarlı sondaj kulesi demobilizasyon ücreti hizmet farkı faturası )davalı şirkete 31.05.2019 tarihinde e-fatura olarak tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 8 günlük süre geçtikten sonra, 12.06.2019 tarihinde iade faturası düzenlenmiş olduğunu, davalının 3 faturaya ( 22.05.2019 tarihli 132.109,63TL tutarlı ... yansıtma faturası, 10.06.2019 tarihli 788.090,92 TL tutarlı ... işletme ücreti faturası,10.06.2019 tarihli 118.213,64 TL tutarlı Mayıs 2019 Sondaj Hizmeti Fiyat Farkı faturası) ise süresi içinde itiraz ettiğini ve iade faturası düzenlendiğini, davalı şirket tarafından gönderilen iade faturalarının müvekkilince kabul edilmeyerek süresi içinde Ankara 58. Noterliğinin 03.06.2019 tarih 21156 yevmiye nolu ve 18.06.2019 tarih 22292 yevmiye nolu ihtarnameleri ile davalı şirkete iade edildiğini, anılan takibe konu iki faturanın fiyat farkı faturası olduğunu ve Zeyilmame No.2'nin 3 nolu maddesi uyarınca tanzim edildiğini, bir faturanın faktöring yansıtma faturası olduğunu, bir faturanın işletme faturası olduğunu, bir faturanın da demobilizasyon ücreti olduğunu ve sözleşmenin 8.01. maddesi (50.000,00-ABD Doları) ile Zeyilname No.2 ile belirlenen TL'ye çevirme kuru (4,5995-TL) dikkate alınarak, davalı şirketin Operatör Temsilcisi tarafından imzalanan bilete dayalı olarak tanzim edildiğini, davalının işbu takibe itirazının da hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek davalının Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/7825 ve 2019/8798 sayılı dosyalarına vaki itirazlarının ayrı ayrı iptali ile takiplerin devamına, takip konusu alacakların %20’sinden az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Taraflar arasında 2+3 Opsiyonel Kuyu İçin Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi akdedildiğini, davacı şirketin yüklendiği işi sözleşme ve eki protokollere uygun olarak yapmadığını, eksik ve ayıplı olarak yaptığını, davacı firmanın gerekli yeterliliğe sahip olmaması nedeni ile sondaj kuyusu açılırken uygun çekme kapasitesiyle kuyuda çalışmaması nedeni ile takım sıkışması adı verilen olayın gerçekleştiğini, işin aksamaması amacıyla kusur tamamiyle davacıda olmasına rağmen Zeyilname-2’nin imzalanarak müvekkilinin takım sıkışmasında zararın yarısını karşılamayı kabul ettiğini, müvekkilinin 17.04.2019 tarihinde meydana gelen ve davacı tarafın ağır kusuru, hatalı malzeme kullanımı nedeniyle oluşmuş olan takım sıkışması nedeniyle, telafisi imkansız maddi zarara uğradığını, ayrıca sözleşme konusu işin, taahhüde uygun şekilde yerine getirilmediğini, bu nedenle sözleşme konusu kuyunun kapandığını ve işi tamamlama olanağının kalmadığını, bu hususun Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/20 D. İş dosyası ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile de sabit olduğunu ve bilirkişi raporunda da davacı firmanın maksimum çekme yükünün 180 ton olmasına rağmen; sondaj makinasının 160 ton ile çekildiği ve bu durumun takım sıkışmasına sebep olduğunun açıkça belirtildiğini, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin uğradığı zararın tesbit edilerek davanın kabul edilmesi halinde kabul edilecek bedel üzerinden müvekkili lehine hükmedilecek bedelin takas ve mahsup edilmesini talep ettiklerini, davacının takibe konu edilen faturaların yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğine dair iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarına göre, fatura konusu işin kabul edilebilir yeterlilikte iş sahibine tesliminin kanıtlanması halinde fatura konusu işin yapıldığının kabul edildiğini, davacının kendi ağır kusuru ile kuyunun kapanmasına sebep olduğunu ve işin ifasını imkansız hale getirdiğini, müvekkilini çok büyük zarara uğrattığını, davacı şirket tarafından, davaya konu AP64 kuyusu için yürütülen sondaj operasyonu sırasında takım sıkışması sorunu ile karşılaşılmış ve davacı tarafından yer altına indirilen bir kısım malzeme ve ekipman yani sondaj dizisinin çıkarılamadığını, davaya konu olan faturaların kesildiği takım sıkışmasının yaşandığı AP-64 kuyusu yer altından yönlendirilerek kazılmış bir yönlü kuyu olduğunu, davacı şirket personelinin son metrajlarda ‘’reaming’’ yöntemi (yeni matkap çapının kuyu mevcut çapına alıştırılması ve kuyunun tıraşlanması ) ile inmesi gerekirken bu pratik yöntemi uygulamadığını, takım sıkışma emareleri görüldükten sonra bu yöntemi uygulamaya kalkmışsa da hem sürenin artık çok geç olması hem de ‘’reaming’’ prosedürünü yanlış uygulaması nedeniyle takım sıkışmasına kendi ağır kusuru, bilgisizliği nedeniyle sebebiyet vermiş olduğunu, davacı tarafından beyan edilen sondaj kulesi envanterinde, Kule kapasitesinin 180 ton olduğu belirtilmiş ancak takım sıkışması esnasında sondaj kulesinin maksimum 158 ton çekme gerçekleştirdiği görülmüş ve bu gerçeğin sondaj raporlarında davacı tarafından da belirtilmiş olduğunu, davacı tarafından taahhüt edilen sondaj kulesi kapasitesine takım sıkışmasından kaynaklı kurtarma çalışmaları sırasında hiçbir zaman ulaşılamadığını, dolayısı ile yaşanılan bu problemde, müvekkilinin kusuru bulunmadığı gibi, davacının kendi kusuru ve yaptığı işte yetkin olmaması nedeniyle hem müvekkilini zarara uğratmış hem de kusuru nedeniyle talep dahi edemeyeceği bedeli müvekkilinden haksız olarak tahsil etmeye çalıştığını, sözleşmenin 4.2 ve 4/7-a bendinde açıkça belirtildiği üzere, yüklenici ve/veya yüklenici personelinin ağır ihmal ve kusuru sonucu kuyunun operasyon yapılamayacak kadar zarar görmesi halinde sorumlu olacağı açıkça belirtilmiş; kusur davacı yüklenici firma tarafından da kabul edilmiş olup, bu hususun 17.04.2019 tarihli tutanakla imza altına alındığını, davacı tarafından, tüm bu hususlara ilişkin müvekkil firmaya sözleşmenin 3.09 maddesi uyarınca gerekli bildirimleri yapılmamış ve müvekkilin yazılı talimatı olmaksızın müvekkilin zararına olacak şekilde ağır kusurlu hareket etiğini, sözleşmenin 4.2 ve 4/7-a bendinde açıkça belirtildiği üzere yüklenici ve/veya yüklenici personelinin ağır ihmal ve kusuru sonucu kuyunun operasyon yapılamayacak kadar zarar görmesi halinde sorumlu olacağı açıkça belirtilmiş; kusur yüklenici davacı firma tarafından da kabul edilmiş olup, bu hususun tutanaklar ve raporlarla imza altına alındığını, davacı tarafından, taahhüt edilen işe başlanmasına karşın, sözleşme ve ekli protokolleri ile ayrıntıları belirlenen işlerin, eksik, ayıplı yapıldığını davacının sözleşmenin 3.9 maddesinde operasyon sırasında karşılaştığı engel ve zorlukları derhal müvekkil şirkete bildirmeyi taahhüt etmiş ; ayrıca sözleşmenin 3.8. maddesi gereğince günlük sondaj raporlarını yazılı olarak iletmekle yükümlü olduğu halde sorumluluğunu yerine getirmediğini, sözleşmenin 2. maddesinin 2.paragrafında, yüklenici firmanın ekipmanlarının imkan ve kabiliyetinin yetersizliğinin operatör olan müvekkil firmaya yazılı olarak derhal bildirilmesi gerekirken, yüklenicinin bu sorumluluğunu yerine getirmemiş; 180 ton kapasiteli sondaj kulesi ile 162 tondan daha fazla çekilememiş olmasından dolayı kurtarma operasyonunun yetersiz şartlar altında gerçekleştirmiş olduğunu, bu bağlamda yüklenicinin sözleşmenin 3.01 maddesinde öngörülen ve sondaj kulesinin kule envanterinde belirtilen çekme kapasitesi, giriş gücü gibi mekanik değerleri sözleşmede öngörüldüğü gibi sağlamayarak, basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve sözleşme şartlarına aykırı hareket ederek müvekkilin zarara uğramasına yol açtığını, buna rağmen, davacının kusurlarını kabul etmemekte ve uğranılan zararı gidermediği gibi, müvekkile fatura keserek ifa etmediği işin ücretini talep ettiğini, müvekkilin uğramış olduğu zarar neticesinde öncelikle davacı firmaya üstlendiği işleri sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ve müvekkilin uğradığı zararı gidermesi için ihtarnameler çekilerek faturaların sözleşme konusu iş sözleşmeye ve şartnameye uygun ifa edilmemesi nedeniyle iade edildiğine ve ödenmeyeceğine ilişkin 21.06.2019 tarih, 11141 sayılı ve 25.06.2019 tarih, 11559 sayılı cevabi ihtarlarla davacının defalarca ikaz edildiğini, bunun üzerine, Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/20 D. İş dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişi raporunda da davacı firmanın maksimum çekme yükünün 180 ton olmasına rağmen; sondaj makinasının 160 ton ile çekildiği ve buna rağmen takım sıkışmasına sebep oldukları açıkça belirtildiğini, açıklanan nedenlerle davacı firmanın hakedişleri onaylanmamış olup sözleşme gereğince hakediş onaylanmadan fatura düzenlenemeyeceği davacı firma tarafından açıkça bilindiği ve kabul edildiği halde, onaylanmamış hakedişe rağmen fatura düzenleyip, müvekkil şirketin kabul etmesini ve ödemesini beklemesinin ticari teamüle de açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeplerle, davacı firmanın itirazın iptali davasına konu olan ve müvekkile kesilmiş faturaların kabul edilmeyip iade edildiğini, müvekkilinin davacının kötü ve kusurlu ifası gereği ödemezlik def’i gereği davacıya hiçbir borcu bulunmamakta, halihazırda davacının, müvekkiline borçlu bulunduğunu belirterek davacının açmış olduğu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davacının alacağı olduğu kanaatine varılır ise, her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dosyadan alınacak olan bilirkişi raporu ile beyanları doğrultusunda müvekkilin uğradığı zararların da tespitinin yapılarak, kabul edilecek alacak bedeli yönünden takas ve mahsup talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiş, karşı dava dilekçesinde ise; karşı davalının yüklendiği işi sözleşmeye uygun yapmadığını, eksik ve ayıplı olarak yaptığını, gerekli yeterliliğe sahip olmaması nedeni ile takım sıkışması adı verilen olayın gerçekleştiğini, bu nedenle sondaj kuyusunun kapatıldığını ve işin tamamlanma olanağının kalmadığını, takım sıkışması öncesinde ve sonrasında yanlış yöntemin uygulandığını, gerekli bildirimleri yapmadan ve yazılı onay almadan ağır kusurlu hareket ettiğini ve zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilin uğradığı zarar nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL'nin işleyecek ticari avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.10.2019 tarihli dilekçesiyle zarar kalemlerini açıklayarak; üretim kaybı için 2.500,00 TL, takım sıkışması nedeniyle kuyudan çıkarılamayan malzeme için 2.500,00TL, kuyunun kapanması, yönlü sondaj maliyeti nedeniyle 2.500,00TL, işin yürütülmesi için 3.kişilerle anlaşılan zorunlu tadilat bedelinin 2.500,00TL olduğunu belirtmiştir. Davacı/karşı davalı vekili: Karşı tarafın 17.04.2019 tarihli olaya ilişkin olarak icra takibine kadar müvekkiline ihtar ve bildirimde bulunulmadığını, Nisan 2019 dönemine ilişkin tüm sondaj raporlarını itirazi kayıtsız imzalandığını, bu döneme ilişkin müvekkilinin faturasını kabul ettiğini, faturayı iade bile etmediğini, 2019/20 D.iş sayılı tespit raporunu kabul etmediklerini, davalı talimatlarıyla hareket edildiğini, davacının kendi kendine 162 tonun üzerine çıkma gibi bir insiyatifinin olmadığını belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Asıl davanın, taraflar arasında akdedilen "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi", "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi Zeyilname No. 1" ve "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi Zeyilname No. 2" uyarınca davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında yükümlülükleri yerine getirdiğinden bahisle davalı iş sahibince bakiye işletme ücreti, fiyat farkı ve faktoring yansıtma bedellerinin ödenmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili için girişilen takiplere vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine, karşı davanın ise, taraflar arasında akdedilen "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi" ve "Zeyilname No.1 ve Zeyilname No.2" uyarınca yüklenicinin sözleşme kapsamında yükümlülüklerini eksik ve ayıplı olarak yaptığı iddiası ile sondaj kuyusunun kapanmasına ve telafisi imkansız zarara uğradıklarından bahisle tazminat istemine ilişkin olduğu, ... Taah. İnş. ve San. A.Ş. (Operatör) ile ... Sondaj Müt. ve Tic. A.Ş. (Yüklenici) arasında 16.05.2017 tarihli "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi" başlıklı bir akit yapılmış olup, bu sözleşmenin konusunun "sözleşme kapsamında operatörün, teknik taleplerine uygun olarak yükleniciden sondaj kulesi, yüklenici malzemelerinin kullanılması suretiyle ve yüklenici personeli aracılığıyla 2 kesin kuyu ve 3 opsiyonel kuyu operasyonu yapım işi" olduğu, bu anlamda davanın yanları arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin “eser sözleşmesi” olduğu, yine tarafların işin bedelini "İşin Bedeli" başlıklı 8. maddesinin 8.01 bendinde "Mobilizasyon, Demobilizasyon ve Ara Mobilizasyon ile Demobilizasyon Ücreti" 8.02 bendinde ise "Operasyon Ücreti" birim fiyat esasına göre kararlaştırdıkları, davada, davacı/karşı davalının taraflar arasında akdedilen sözleşme ve zeyilnameler uyarınca üstlenilen işler yerine getirilmesine karşın davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için Ankara 6. İcra Müdürlüğü 2019/7825 ve 2019/8798 sayılı dosyaları üzerinden başlatılan takibe karşın davalının itirazı ile takiplerin durduğunu belirterek itirazların iptali ile takiplerin devamına, takip konusu alacakların %20’sinden az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ettiği, davalı/karşı davacının ise, karşı davalı tarafın yüklendiği işi sözleşme ve eki protokollere uygun yapmadığını, eksik, hatalı ve ayıplı olarak yaptığını, gerekli yeterliliğe sahip olmaması nedeni ile takım sıkışması adı verilen olayın gerçekleştiğini, bu nedenle sondaj kuyusunun kapatıldığını ve işin tamamlanma olanağının kalmadığını, bu durumun Nazilli 1. Sulh Mahkemesinin 2019/20 Değişik İş sayılı dosyası ile yapılan keşif incelemesiyle sabit hale geldiğini, takım sıkışması öncesinde ve sonrasında yanlış yöntemin uygulandığını, gerekli bildirimleri yapmadan ve yazılı onay almadan ağır kusurlu hareket ettiğini ve zarara uğradıklarını belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiği, asıl davada takip konusu yapılan faturaların sözleşme kapsamında iş bedeli, fiyat farkı alacağı ve faktoring komisyon bedeli yansıtma alacağı olduğu, asıl dava bakımından yapılan değerlendirmede;taraflar arasındaki "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi"nin "Yüklenicinin Sorumlulukları ve Çalışma Esasları" başlıklı 3. maddesinin 3.08 alt başlığında "Günlük Sondaj Raporları ve Günlük Hakedişler" konusunda düzenleme yapılmış olup bu maddenin uyuşmazlık ile ilgili bölümü "Günlük Sondaj Raporları ve Günlük Hakedişler operatör temsilcisi tarafından imzalanmış olmak kaydıyla üzerine düşülen itirazi kayıt notları ile beraber tarafları bağlayıcıdır ve kesin delil niteliği haizdir. Bu kapsamda, taraflar yüklenici tarafından yapılan işlerin münhasıran operatör temsilcisi tarafından imzalanmış olmak kaydıyla üzerine düşülen itirazi kayıt notları ile beraber günlük sondaj raporları ve günlük hakedişlerle ispat edilmesini kabul etmişlerdir. Günlük sondaj raporları ve günlük hakedişlerin imzalandığı tarihten sonra verilen hizmetlerin farklı, eksik veya fazla olduğu iddiası ile yapılacak itirazlar dikkate alınmayacaktır. Sözleşme kapsamında kazılacak olan ilk kesin kuyunun sondajı süresince her 10 (on) gün sonunda, operatör temsilcisi tarafından imzalanmış olmak kaydıyla üzerine düşülen itirazi kayıt notları ile beraber günlük sondaj raporları ve günlük hakedişler baz alınarak 10(on) günlük ikinci kesin kuyu ve opsiyonel kuyularda ise her takvim ayı sonunda aylık hizmetler fatura edilecektir." şeklinde olduğu, davacının her iki takip dayanağı faturalardan 09.05.2019 tarihli KDV dahil 1.431.611,92.TL tutarındaki “... Kule İşletme Ücreti (1-30.04.2019)” şeklindeki fatura ile 10.06.2019 tarihli KDV dahil 788.090,92TL tutarındaki “... Kule İşletme Ücreti (1-18.05.2019)” şeklindeki faturalara ilişkin olarak sözkonusu faturaların ilgili olduğu döneme ilişkin olarak taraf şantiye yetkilileri tarafından düzenlenerek imzalanan Günlük Hakediş Raporları bilirkişi raporuna da alınmış olup az yukarıda yer verilen sözleşme hükmü nazara alındığında itirazsız imzalanan Günlük Sondaj Raporlarının her iki tarafı bağlayacağından, fatura içeriğindeki işlerin ifa edildiğinin kabulü gerektiği, öte yandan 09.05.2019 tarihli 1.431.611,92.TL tutarındaki fatura davalı şirket defterine işlenmiş olup bu faturaya yönelik her hangi bir itiraz ileri sürülmediği gibi iade faturası da düzenlenmemiş olduğu hususunun da bilirkişi incelemesinde de belirlenmiş olduğu, taraflar arasında 26.10.2018 tarihinde akdedilen "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi Zeyilname No. 2" ile taraflar arasında akdedilmiş olan "Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi"nin bazı hükümlerinin değiştirildiğinin anlaşıldığı, Zeyilname No. 2'nin 1. maddesi "Sözleşmenin “8.02. Operasyon ücreti, 8.04. Tamirat Ücreti, 8.05. Mücbir Sebep Ücreti” maddelerindeki ücretlerin Zeyilname No.1 ile güncellenmiş USD para birimi cinsi tutarları, 12 Eylül 2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına dair 85 nolu Karar gereğince, 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle taraflar arasında mutabık kalınan işbu Zeyilname No.2 ile yeniden düzenlenerek, sözleşmenin TL’ye çevrileceği kur oranı 4.5995 olarak karşılıklı anlaşmaya varılmış olduğu, sözleşmenin 8.02.Ekiple Bekleme Ücreti” maddesinde yazılı olan “Ekiple bekleme ücreti, operasyon ücretinin %85 (yüzde seksenbeş) karşılığı olarak 7.225 (yedibinikiyüzyirmibeş) USD’dir.” olarak yazılı olan cümle, işbu Zeyilname No.2 ile, “Ekiple bekleme ücreti, Operasyon ücretinin %50 (yüzde elli) karşılığı olarak 21.272,68.-TL (yirmibirbin ikiyüzyetmişiki türk lirası altmışsekiz kuruş)’dir.” olarak değiştirilmiştir." şeklinde olduğu, özellikle takibe konu faturalardan bir kısmında alacak dayanağı olarak Zeyilname No. 2 ile akdedilen 3. maddesi ise "İşbu Zeyilname No.2’nin imza tarihinde başlamak üzere ilk 12 ay; işin yapımına ilişkin fiyatlarda aylık %2 TL artış uygulanacaktır. 12 ay sonunda fiyat artışı konusu taraflarca karşılıklı olarak değerlendirilerek yeni bir anlaşmaya varılacaktır. 12 ay sonunda karşılıklı mutakabat sağlanamazsa taraflar hiçbir cezai şart veya tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshedebilecektir" hükmünü içerdiği, anılan hükümler nazara alınarak dava konusu yapılan takiplerin dayanağı faturalardaki alacak kalemlerinden olan "Hizmet Fiyat Farkı" faturaları yönünden yapılan değerlendirmede ise, hükme esas alınan 12.04.2022 tarihli kök rapor ve yine bu raporun eki niteliğindeki raporda da yer verildiği üzere Zeyilname No. 2'nin 3. maddesi hükmü uyarınca "işin yapımına ilişkin" fiyatlarda % 2 oranında artış uygulanabileceğinin kararlaştırıldığının anlaşıldığı, bu bakımdan hizmet fiyat farkı faturalarına dayalı alacak talebinin sözleşme hükmüne uygun olduğunun değerlendirildiği, alınan bilirkişi raporunda, "hizmet fiyat farkı" faturalarından olan icra takibine konu 31.05.2019 tarihli KDV dahil 40.705,58TL tutarındaki faturanın sözleşme ve sözleşme eki 2 Nolu Zeyilname hükümlerine uygun olmadığı, diğer faturaların taraflar arasında kurulu sözleşme ve eki Zeyilnamelere uygun olarak düzenlendiğinin bildirildiği, taraflar arasında kurulu sözleşmenin İşin Bedeli başlıklı 8.01. maddesinde; Mobilizasyon/demobilizasyon işlerinin, tüm işçilik, kamp, ekip, sondaj kulesinin çamur ekipmanlarıyla beraber yüklenmesi, nakliyesi ve indirilmesiyle ilgili masrafları kapsayacağı, mobilizasyon işinin, yükleniciye ait sözleşme sunulan “Sondaj Kulesi Envanteri” nde belirtilen sondaj kulesi, muadili veya üstü sondaj kulesinin, yüklenici tesislerinden ya da projesi tamamlanmış olan başka firmaya ait alandan, operatörün lokasyonuna, demobilizasyon işi de yükleniciye ait sondaj kulesi, muadili veya üstü bir kulenin operatör lokasyonundan, yüklenici tesislerine ya da projesi yeni başlayacak olan başka firma alanına nakliyesini kapsayacağının düzenlendiği, yine sözleşmenin Faturalar ve Ödemeler başlıklı 9.01. maddesinin üçüncü bendinde; Demobilizasyon ücretinin, yüklenicinin demobilizasyonu tamamladığını operatöre yazılı olarak bildirmesini müteakip 5 gün içerisinde faturalandırılarak ödeneceğinin düzenlendiği, bu anlamda bilirkişi raporunda her ne kadar 31.05.2019 tarihli 40.705,58TL tutarındaki faturanın işin yapımına ilişkin olmayan diğer ücretlere ilişkin olduğu, bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki zeyilnamelere uygun olmadığı belirtilmiş ise de; taraf yetkilileri tarafından 18/05/2019 tarihinde düzenlenen İş Sonlandırma Tutanağında, AP/64 lokasyonunda faaliyet gösteren Hercules Kule Operatör Şirkete ait 16570 Lt motorin ve elektrik sayaçlarında gösterilen T:102.605 kwh T1: 45.586 kwh T2: 21.335 kwh T3: 35.684 kwh değerleriyle 18/05/2019 tarihinde 07:00'de serbest bırakıldığının belirtildiği ve Mayıs 2019 ayında demobilizasyon işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, davacı şirket, 2 nolu zeyilname ile tespit edilmiş kur üzerinden değerleme yaparak, ayrıca 2 nolu zeyilnameye dayanılarak birbiri ile ilişkili olarak 31/05/2019 tarih ve ANA 2019 ...62 nolu KDV dahil 271.370,50.-TL tutarlı "Sondaj Kulesi Demobilizasyon Ücreti" açıklamalı ve 31/05/2019 tarih ve ANA2019...63 nolu KDV dahil 40.705,58.-TL tutarlı, "Sondaj Kulesi Demobilizasyon Hizmet Farkı" açıklamalı iki adet fatura düzenlemiş olduğu, mahkemece yapılan değerlendirmede, birbiri ile ilişkili bu iki faturanın da taraflar arasında kurulu sözleşmenin 8.01 ve 9.01. maddelerine istinaden ve bu maddelere uygun olarak düzenlenmiş olduğu ve işin yapımına ilişkin olduğunun değerlendirildiği, takibe konu edilen faturalardan "Faktoring Hizmet Bedeli ve Faktoring Komisyonu" içerikli faturalar yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda ikili bir değerlendirme yapılmış olup taraflar arasında bu hususta bir teamül oluştuğunun kabulü halinde fatura bedellerinin tamamından davalının sorumlu kabul edilebilecekken, aksi değerlendirmede ise ancak sözleşme hükümleri uyarınca fatura tutarının ödenmesi gereken tarihe göre keşide edilen çekteki keşide tarihine kadar uygulanacak faiz tutarından sorumlu olacağı sonucuna varıldığı, sözleşmenin” Faturalar ve Ödemeler “başlıklı 9. maddesinde "9.01. Mobilizasyon, Ara Mobilizasyon ve Demobilizasyon Ödemeleri Operatör sözleşmenin imzalanmasından itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde 100.000.00.-(yüzbin) USD avans ödemesi yapacak veya karşılığı banka teminat mektubu sağlayacaktır. Yapılan avans ödemesi mobilizasyon ödemesi sonrasında yüklenicinin yapmış olduğu ilk 3(üç) hakedişten eşit taksitler halinde mahsup edilecektir. Mobilizasyon ücreti, yüklenicinin mobilizasyonu tamamladığını operatöre yazılı olarak bildirmesini müteakip 5(beş) gün içerisinde faturalandırılarak ödenecektir. Demobilizasyon ücreti, yüklenicinin demobilizasyonu tamamladığını operatöre yazılı olarak bildirmesini müteakip 5 (beş) gün içerisinde faturalandırılarak ödenecektir.Ara-mobilizasyon ücreti, yüklenicinin ara-mobilizasyonu tamamladığını operatöre yazılı olarak bildirmesini müteakip yapılan ilk hakedişte faturalandırılarak ödenecektir." şeklinde olduğu, Zeyilname No. 2 ile değiştirilen "Ödemeler" başlıklı 9.03 hükmü ise "Mobilizasyon, Ara-Mobilizasyon ve Demobilizasyon ücretlerinin ödemeleri ayrıca düzenlenmiştir. Bunun dışındaki ödemeler için geçerli olmak üzere operatör, ekinde operatör temsilcisi tarafından onaylı günlük sondaj raporu ve günlük imzalanmış hakedişler bulunan tüm faturaları, fatura tebliğ tarihini takip eden 8 (sekiz) gün içinde yüklenici hesabına ödeyecektir. Hakediş faturalarının ödeme tarihi, her halükarda hakedişe konu işin yapıldığı dönemin sonundan itibaren 18 (onsekiz) günü geçmeyecektir. Son ödeme tarihine kadar ödenmeyen fatura tutarlarına yabancı para birimi ise 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre ve Türk Lirası ise Merkez Bankasının uyguladığı Ticari Avans faize işleyecektir." düzenlemesini içerdiği, ilgili sözleşme hükümleri nazara alındığında esasen açıkça keşide edilen faturanın sözleşme hükümleri uyarınca ödenmesi gereken tarihten daha ileri vadeli bir ödeme vasıtası ile ödenmesi halinde, davacının faktoring şirketine ödeyeceği komisyon tutarından davalının sorumlu olacağı yönünde bir hüküm içermediği, ancak alınan bilirkişi raporunda tarafların defter ve kayıtlarında yapılan belirlemelerden, davalı tarafından ödeme amacıyla ileri tarihli keşide edilen çeklerin davacı yanca faktoring şirketine nakde dönüştürülmesi halinde ödenen komisyon bedelinin davalı yana fatura ile yansıtılmış olduğunun anlaşıldığı, bu durumda ise anılan usulün her iki taraf için fiili bir uygulama haline geldiğinin mahkemece kabul edildiği, açıklanan bu durum nedeni ile dava konusu edilen takip dayanağı faturalardan "Faktoring Fatura Yansıtma" içerikli faturalardan ötürü davacının alacağının bulunduğunun kabulü gerektiği, bilirkişi heyetince taraflar arasında teamül haline gelmediğinin değerlendirilmesi ihtimaline göre diğer bir seçenek olarak yapılan hesaplamada taraflar arasındaki yukarıda yer verilen sözleşme hükmüne göre fatura bedelinin ödenmesi gereken tarihten çek keşide tarihine kadar avans faizi uygulanması suretiyle belirlenen faiz alacağı talep edilebileceği yönündeki ihtimal, hem az yukarıda yer verilen taraflar arasında fiili uygulama halinde geldiği gerekçesi hem de itirazın iptali davasının takip ile sıkı sıkıya bağlı olması ve takip dayanağı fatura içeriğinde yer verilen alacağın "Faktoring Fatura Yansıtma" alacağı olduğu, bundan farklı bir alacak olan sözleşme hükmü uyarınca hesaplanan avans faizine hükmedilemeyeceği gerekçesi ile bilirkişi raporundaki sözkonusu hesaplamanın mahkemece kabul edilmemiş olduğu, açıklanan nedenlerle asıl davada davacı şirketin; Ankara 6. İcra Dairesi'nin 2019/7825 sayılı dosya ile takip konusu edilen faturalar nedeniyle takip tarihi itibariyle 1.995.983,43TL, Ankara 6. İcra Dairesi'nin 2019/8798 sayılı dosya ile takip konusu edilen faturalar nedeniyle takip tarihi itibariyle 1.350.490,27TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, karşı davanın değerlendirilmesinde; karşı davada uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, işin ifasına ilişkin yöntem ve operasyonda inisiyatifin sözleşme hükümlerine göre kime ait olduğu/olması gerektiği noktalarında toplandığı, taraflar arasında kurulu sözleşmenin Kapsam başlıklı 2. maddesinde, “Sözleşme kapsamında Operatör, Operatör'ün teknik taleplerine uygun olarak Yüklenici'den Sondaj Kulesi, Yüklenici Malzemeleri kullanılması suretiyle ve Yüklenici Personeli aracılığıyla, 2 Kesin Kuyu ve 3 Opsiyonel Kuyu Operasyon'u yapmasını talep etmektedir..” şeklinde; Operatörün Talimatlarına Uyulması başlıklı 3.04. maddesinde, “Yüklenici, sondaj uygulamaları, kuyu kontrolü, iş emniyeti ve güvenliği talimatları dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere, operatörün sözleşme hükümlerinde belirtilen işlerin yapılmasına yönelik talimatlarının tümüne uyacağını kabul, beyan ve taahhüt etmektedir,” şeklinde; Yüklenicinin Operasyonlara İlişkin Garantisi başlıklı 3.05. maddesinin 2. ve 3.paragrafında “Yüklenicinin bu anlamdaki yegane sorumluluğu, mobilizasyonu gerçekleştirmek, sondaj kulesinin, yüklenici malzemelerinin ve yüklenici personelinin sözleşmede belirtilen şartlarda ve sözleşmede belirlenen özelliklere uygun şekilde çalışır ve/veya operasyona hazır bulunmasını sağlamak ve bunları çalıştırmak sureti ile sözleşme koşulları uyarınca operasyonu uygulamaktır. Kuyu operasyonlarının tahmin edilemez durumlarından dolayı, yükleniçi kapsamında vereceği hizmetlere ilişkin olarak, işbu maddede belirtilenler dışında, tamamlanma süresi, başarılı netice, verimlilik, üretim veya amaca uygunluk gibi başka hiçbir garanti sunmadığını taraflar kabul ve beyan eder.” şeklinde; Sondaj Sırasındaki Zorluklar başlıklı 3.09. maddesinde “Sondajın veya diğer kuyu operasyonlarının operatör talimatları doğrultusunda ilerlemesini engelleyen herhangi bir engel veya zorluğun ortaya çıkması halinde yüklenici devam etmekte olan işi durdurarak operatör temsilcisine durumu derhal haber verecektir. Yüklenici bu arada geçecek süre içerisinde engel veya zorluğu ortadan kaldırmak için operatör temsilcisinin yazılı talimatlarını uygulayacaktır.” şeklinde; Kuyuya Gelecek Zararlar başlıklı 4.02. maddesinde, “Yüklenicinin veya yüklenici personelinin, temsilcilerinin ya da alt-yüklenicilerinin ağır ihmal ve/veya kastı sonucu meydana gelenler hariç olmak üzere, kuyunun kaybolması (kuyunun operasyon yapılamayacak şekilde zarar görmesi) ya da zarar görmesi halinde operatör, kuyu içindeki muhafaza borusu da dahil olmak üzere, kuyunun bu kayıp veya zararından tek başına sorumlu olacaktır.” şeklinde; Kontrol Maliyeti başlıklı 4.06. maddesinde, “Operatör, yüklenicinin ağır kusurlu davranışından kaynaklanmamak kaydıyla, kontrolden çıkmış herhangi bir kuyunun kontrolünü yeniden ele almak için yapılacak olan masraflardan sorumlu olacak ve yüklenicinin kendisinin, temsilcilerinin, çalışanlarının veya alt-yüklenicilerinin uğrayacağı zararları da tazmin edecektir.” şeklinde; Yer Altı Hasarı başlıklı 4.07. maddesi, “Sondaj kulesinde yapılan operasyonların tamamı operatör temsilcisinin nezaretinde ve operasyon temsilcisinin yazılı talimatı ile yapılmaktadır.” şeklinde düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, yukarıya alınan sözleşme maddelerinden anlaşılacağı üzere, taraflar arasında kurulu sözleşme, operatörün (davalının) teknik taleplerine uygun olarak, yüklenicinin (davacı) Sondaj Kulesi, Yüklenici Malzemelerinin kullanılması suretiyle ve Yüklenici Personeli aracılığıyla, 2 Kesin Kuyu ve 3 Opsiyonel Kuyu Operasyonu yapılması olduğu, sözleşmenin bu maddesi ile yapılacak iş ve işlemlere ilişkin bütün karar alma, talimat verme ve uygulama yetkisinin operatöre yani davalı tarafa ait olduğunun değerlendirildiği, davalı-karşı davacının raporlara itirazı kayıt koymadan imzalamasının kusura ve hukuki sorumluluğa bir etkisinin olup olmadığına yönelik hususta mahkemece yapılan değerlendirmede; taraflar arasında kurulu sözleşmenin Günlük Sondaj Raporları ve Günlük Hakedişler başlıklı 3.08. maddesinin son paragrafında “Günlük Sondaj Raporları ve Günlük Hakedişler operatör temsilcisi tarafından imzalanmış olmak kaydıyla üzerine düşülen itirazi kayıt notları ile beraber tarafları bağlayıcıdır ve kesin delil niteliği haizdir. Bu kapsamda, taraflar yüklenici tarafından yapılan işlerin münhasıran operatör temsilcisi tarafından imzalanmış olmak kaydıyla üzerine düşülen itirazi kayıt notları ile beraber günlük sondaj raporları ve günlük hakedişlerle ispat edilmesini kabul etmişlerdir. Günlük sondaj raporları ve günlük hakedişlerin imzalandığı tarihten sonra verilen hizmetlerin farklı, eksik veya fazla olduğu iddiası ile yapılacak itirazlar dikkate alınmayacaktır.” şeklinde düzenleme yapılmış olup; itirazsız imzalanan Günlük Sondaj Raporlarının tarafları bağlayıcı olduğunu, mahkemece alınan her iki kök ve ek bilirkişi incelemelerinde; günlük sondaj raporlarında fiilen yapılan operasyonların raporlanmış olduğu, 17.04.2019 ile 17.05.2019 tarihleri arasında sıkışan takımın kurtarılması maksadıyla değişik tarihlerde 20 ila 160 ton arası değişik tonaj uygulandığı, tatbik edilen tonaja bağlı olarak değişik sürelerde takımın stres altında bekletildiğinin bildirildiği, dosya kapsamında yapılan incelemede operatör davalı- karşı davacı tarafından, davacı şirket yetkililerine 162 tona kadar çekme talimatı verildiğine bir belgeye rastlanılmadığı, bu kapsamda operatör tarafından verilmiş olmasına rağmen yerine getirilmeyen veya yanlış yerine getirilen bir talimat dosya içeriğinde bulunmamakta olup, sondajda kullanılan sondaj makinasının özelliklerinin işe başlamadan davalı-karşı davacı tarafından biliniyor olduğu, sözleşmenin makine ve ekipmanın davacı-karşı davalı tarafından işyerine getirilip kurulduğu, çalıştırıldığı anlaşıldığından ve yapılan bütün operasyonların operatörün talimatı ile ve kontrolü altında yapıldığı ve itirazsız şekilde yapılan operasyonların günlük sondaj raporlarına aktarıldığı tespit edilmiş olduğundan, davacı-karşı davalının kusuru bulunmadığı, yüklenici firma olan davacının, operatör firma olan davalı tarafından iletilen talimatlar doğrultusunda sondaj operasyonunu gerçekleştirdiği anlaşıldığı, bu anlamda her iki bilirkişi incelemesinde yapılan teknik değerlendirmeye göre de meydana gelen zarardan davacı-karşı davalının kusurunun bulunmadığının değerlendirildiği, tüm açıklamalar çerçevesinde asıl davanın kabulü ve birleşen davanın reddi yönünde değerlendirme yapıldığı, asıl davada, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmediği, likit olduğu anlaşıldığından davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, Ankara 6. İcra Dairesinin 2019/7825 takip sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının iptali ile, davalı yönünden takibin 1.995.983,43TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, hüküm altına alınan alacak tutarı olan 1.995.983,43TL'nin % 20 oranında hesaplanan 399.196,68TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Ankara 6. İcra Dairesinin 2019/8798 takip sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının iptali ile davalı yönünden takibin 1.350.490,27TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, hüküm altına alınan alacak tutarı olan 1.350.490,27TL'nin % 20 oranında hesaplanan 270.098,05TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar vermiştir. Davalı- karşı davacı ... ...AŞ. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu olan icra takiplerine konu faturalar 13 adet olup, itirazın iptali istenilen işbu faturalardan kaynaklı olarak edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin açıkça ortaya konulamadığını, itirazın iptaline konu olan faturalar için müvekkilinin tanzim etmiş olduğu iade faturalarının karşı tarafa tebliğ edildiğini, davacı/ karşı davalı tarafından tekrar gönderilmesi üzerine Ankara 13.. Noterliğinin 21.06.2019 tarih, 11141 ve Ankara 13. Noterliğinin 29.06.2019 sayılı 11559 sayılı ihtarnameler ile tekrar karşı tarafa gönderildiğini, ayrıca dosyada mübrez olan ihtarnamelerde iade edilen takip konusu faturalar ve bundan sonra kesilecek hiçbir faturanın müvekkilinin ticari defterlerine ve muhasebe kayıtlarına işlenmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, sırf faturanın düzenlenmiş olması ve bahsi geçen faturaya itiraz edilmemiş olmasının başlı başına faturaya konu işin yapıldığını ispatlamaya yeterli olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Yargıtay kararlarına göre, fatura konusu işin kabul edilebilir yeterlilikte iş sahibine tesliminin kanıtlanması halinde fatura konusu işin yapıldığının kabul edildiğini, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, itirazın iptaline konu takiplerin faturaları zeyilnamelere göre düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin olarak da hiçbir inceleme ve tespit yapılmadığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanan Gün Bazında Sondaj Sözleşmesinde öngörülen alacak kalemlerinin günlük fiyatları, dosyada mübrez olan Zeyilname .2 ile TL 'ye çevrilmiş olup kur oranının sabitlendiğini, ayrıca sözleşme gereği taraflar arasında kur farkı alınmasına ilişkin taraflar arasında herhangi bir anlaşma da bulunmadığını, Türk Parasını Koruma Kanunu kapsamında yayınlanan 06.10.2018 tarihli tebliğ uyarınca, taraflar arasındaki Gün Bazında Sondaj Sözleşmesi'nde yer alan iş kalemlerinin bedellerinin TL'ye çevrildiğini ve taraflar arasında kurun sabitlendiğini, dolayısıyla yabancı para cinsinden yapılan anlaşma ve sözleşmelerde kurun Türk Lirası'na çevrilmesi söz konusu tebliğin gereği olup, işbu dava ile itirazın iptali istenen icra takiplerine konu olan faturaların dayanağını oluşturan sözleşmede bu tebliğ kapsamında Türk Lirası'na çevrilmesi gereken bir sözleşme olduğunu, ve dava konusu olan faturaların tümünün 01.12.2018 tarihli Zeyilname No:2 sonrası düzenlenmiş olup bu anlamda söz konusu faturaların Zeyilname No:2'ye göre düzenlenip düzenlenmediği yönünde net bir tespit bulunmadığını, Zeyilname No :2 ile artık TL cinsinden belirlenen iş ve işlem bedelleri için kesilecek olan faturalarda kur farkının uygulanamayacağının tartışmasız olduğunu, fatura hesaplaması konusunda artık yeni bir zeyilname ile kurun sabitlenerek TL bazında birim fiyatların göz önünde bulundurulması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca da, kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiğini, kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığının önemli olmadığını, taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan zeyilname uyarınca da, söz konusu alacak kalemlerinin fiyatlarının tümü TL olarak ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davacı- karşı davalının kusurlu ifası nedeniyle hiçbir şekilde ara mobilizasyon ve demobilizasyon ücreti alacağının bulunmadığını, mahkeme kararında, takip konusu mobilizasyon ve demobilizasyon ücreti faturaları yönünden hesaplamaların doğru kabul edilmesi ve sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği yönündeki gerekçesine katılmadıklarını, çünkü karşı tarafın kendi kusuru ile takım sıkışmasına sebebiyet vermiş olup takım sıkışmasından sonra da, takımı kurtarmak için istenen ağırlıkta çekilmediğini, karşı tarafça gerekli dikkat ve özenle takım çekilmiş olsaydı takımın kurtulabilecek olduğunu, bu sebeple de; halihazırda bir kuyu kalmadığını ve tüm malzemelerin yer altında kaldığını, bu anlamda, ara mobilizasyon ve demobilizasyon ücretinden de bahsedilemeyecek olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için ara mobilizasyon ve demobilizasyon ücretine hak kazanıldığı varsayılsa dahi, bu işlemler tek seferli işlemler olup fiyat farkı uygulanmasının da hatalı olduğunu, tarafların Zeyilname No :2 ile ana sözleşmedeki kuru 4.559 olarak sabitlediklerini, zeyilname uyarınca ana sözleşmedeki tüm kalemlerin kurunun 4.559 olarak sabitlendiğini ve işin yapımına ilişkin zeyilnamede yazılı kalemlerin de TL cinsinden yeniden düzenlenerek bunlar için aylık % 2 artış öngörüldüğünü, bu anlamda, kabul etmemekle birlikte eğer bir ara mobilizasyon ve demobilizasyon ücreti hesaplaması yapılacak ise, fiyat farkı eklemeksizin sadece sabitlenen 4.559 kur oranından sözleşme ve zeyilnamedeki kriterler çerçevesinde hesaplanmasının gündeme gelebileceğini, davacının sondaj hizmetini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, müvekkili firmanın 17.04.2019 tarihinde meydana gelen ve davacı tarafın ağır kusuru, hatalı malzeme kullanımı nedeniyle oluşmuş olan takım sıkışması nedeniyle, telafisi imkansız maddi zarara uğradığını, ayrıca sözleşme konusu işin, taahhüte uygun şekilde yerine getirilmediğini, davacı- karşı davalı tarafından, müvekkili firmaya sözleşmenin 3.09 maddesi uyarınca gerekli bildirimlerin yapılmadığını ve müvekkilinin yazılı talimatı olmaksızın müvekkilinin zararına olacak şekilde ağır kusurlu hareket edildiğini, sözleşmenin 4.2 ve 4/7-a bendinde açıkça belirtildiği üzere yüklenici ve/veya yüklenici personelinin ağır ihmal ve kusuru sonucu kuyunun operasyon yapılamayacak kadar zarar görmesi halinde sorumlu olacağının açıkça belirtildiğini ve kusur yüklenici davacı firma tarafından da kabul edilmiş olup, bu hususun 17.04.2019 tarihli tutanakla imza altına alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönde dosyada bir tespit olmadığı görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, ayrıca hükme esas bilirkişi raporunda "yüklenicinin operatörün talimatları doğrultusunda çalıştığı anlaşılmaktadır" tespitine de katılmadıklarını, rapordaki tespitin aksine takımın sıkıştığı dönemde, davacı/karşı davalının, müvekkilinin hangi talimatı ile çalıştığına dair dosyada yazılı bir delil olmadığını, davacı- karşı davalı şirket tarafından, taahhüt edilen işe başlanmasına karşın, sözleşme ve ekli protokolleri ile ayrıntıları belirlenen işlerin müvekkilinin talimatına uyulmadan, eksik, ayıplı ve hatalı olarak yapıldığını, davacı- karşı davalı yüklenici firmanın uzmanlığına dayalı olarak müvekkili firma ile sözleşme yapmış olup yine sözleşmenin 3.9 maddesinde operasyon sırasında karşılaştığı engel ve zorlukları derhal müvekkili şirkete bildirmeyi taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 3.8. maddesi gereğince günlük sondaj raporlarını yazılı olarak iletmekle yükümlü olduğu halde sorumluluğunu yerine getirmediğini, yine sözleşmenin 2.maddesinde yüklenici firmanın ekipmanlarının imkan ve kabiliyetinin yetersizliğinin operatör olan müvekkili firmaya yazılı olarak derhal bildirilmesi gerekirken, yüklenici firmanın bu sorumluluğunu yerine getirmediğini, 180 ton kapasiteli sondaj kulesi ile 162 tondan daha fazla çekilememiş olmasından dolayı kurtarma operasyonunun yetersiz şartlar altında gerçekleştirdiğini, daha önce de bahsi geçen kelly, fırdöndü, makara ve kanca ağırlıkları da bu tonajın üstüne eklendiğinde 175-180 tonluk bir çekme işlemine tabi tutulabilme imkanına sahip olunduğunun görüldüğünü, ancak davacı- karşı davalı tarafından beyan edilen sondaj kulesi envanterinde, kule kapasitesinin 180 ton olduğunun belirtildiği, ancak takım sıkışması esnasında sondaj kulesinin maksimum 158 ton çekme gerçekleştirdiğinin görüldüğü ve bu gerçeğin sondaj raporlarında davacı/karşı davalı tarafından da belirtildiğini, bu hesaplamalara bağlı olarak hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar için doğru olamayacağını ki, uygulamalarda zaman zaman çok küçük çekme kapasitesi artışlarında sıkışmanın giderilebildiğine rastlandığını, ayrıca karşın çekme kapasitesinin sahada test edilmesinin olanaksız olduğu, bunun için sıkışma gibi bir hareketsizlik senaryosunun oluşturulabilmesi gerektiğinin de önceki beyanlarında belirtildiğini, ağırlık saatinde maksimum çekme kapasitesinin ölçülebilmesi için kule motorlarının sondaj halatı vasıtasıyla çektiği makaranın yerinden oynamaması, bu işlem için sabitlenmesi gerektiğini, iş başlangıcında yapılan kontrollerde hareketsizlik söz konusu olmadığından çekme kapasitesinin ölçülemeyeceği, dolayısıyla iş başlangıcının onaylanmasının maksimum çekme kapasitesinin onaylanması anlamına gelemeyeceğini, yargılama evresinde alınmış olan son 25.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçelerinde de, davacının çalıştırmış olduğu kuyuların hemen yanında aynı lokasyonda müvekkilinin uzun süredir çalıştırdığı AP-64/A kuyusunda sondaj faaliyetleri esnasında bugüne kadar herhangi bir sorun oluşmadığını, sahada kazılan tüm kuyularda benzer jeolojik birim kesildiğini, geçmişte kazılmış kuyu verileri ve diğer jeolojik çalışmalardan elde edilen bilgilere göre; sondaj öncesinde hangi jeolojik birimin hangi metrede kesileceğinin yaklaşık olarak öngörüldüğünü, sondaj operasyonu öncesinde jeolojik arama raporu hazırlanarak çalışılan firmalar ile paylaşıldığını, bununla birlikte sondaj esnasında kulede 24 saat jeoloji mühendisi bulunmakta, sondajda görev alan bütün birimlere anlık olarak hangi jeolojik birimin kazılmakta olduğunun bilgisini sağladığını, bu anlamda, davacı/karşı davalının arama tablosu ile de bildiği çalışma sahası için dosyaya sundukları rapor uyarınca; davacının tüm kuyulardaki jeolojik nedenleri bildiğini ve işin gecikmesinin kendi kusurundan ve hatalı çalışmasından kaynaklandığını açıkça ortaya koyduğunu, davacı- karşı davalı şirket tarafından, davaya konu AP-64 kuyusu için yürütülen sondaj operasyonu sırasında takım sıkışması sorunu ile karşılaşıldığını ve davacı şirket tarafından yer altına indirilen bir kısım malzeme ve ekipman yani sondaj dizisinin çıkarılamadığını, davaya konu olan faturaların kesildiği takım sıkışmasının yaşandığı AP-64 kuyusu yer altından yönlendirilerek kazılmış bir yönlü kuyu olduğunu, sondaj pratikleri gereğince, yönlü kuyularda matkap değişimi sonrası kuyunun dibine yaklaştıkça sıkışma risklerinin arttığını, bunun bilincinde olması gerekenin davacı şirket personelinin son metrajlarda ‘’reaming’’ yöntemi ile inmesi gerekirken bu pratik yöntemi uygulamadığını, takım sıkışma emareleri görüldükten sonra bu yöntemi uygulamaya kalkmışsa da hem sürenin artık çok geç olması hem de ‘’reaming’’ prosedürünü yanlış uygulaması nedeniyle takım sıkışmasına kendi ağır kusuru, bilgisizliği nedeniyle sebebiyet verdiğini, davacı tarafından taahhüt edilen sondaj kulesi kapasitesine takım sıkışmasından kaynaklı kurtarma çalışmaları sırasında hiçbir zaman ulaşılamadığını, dolayısı ile yaşanılan bu problemde, müvekkili firmanın kusuru bulunmadığı gibi, davacı firmanın kendi kusuru ve yaptığı işte yetkin olmamasını ortaya koyduğunu, kaldı ki sondaj faaliyeti içerisinde yönlü sondajın olduğu düşünüldüğünde, kuyu başında operasyonu fiili olarak yöneten sondörün, işin takibinde ekstra özen ve dikkat ile süreci ve işin hızını takip etmesi gerekmekte olup bu konuda adım adım operatör ile diyalog halinde olması ve oluşabilecek her türlü durumu operatöre bildirme zorunluluğu bulunmakta iken bu hususların hiçbirisine dikkat edilmediğini, AP-64 kuyusunda hem takım sıkışmasına hem de kurtarma operasyonlarından olumlu sonuç alınamamasının sebebinin personelin kalifikasyonunun yetersiz olması olduğunu, bundan mütevellit uğranılan zararın da davacı/karşı davalının sorumluluğunda olduğunu, ayrıca sondaj esnasında çıkış sonrası matkabın tam çapta (çapı değiştirilmeden) inilmesi, oturma / sıkışmaya sebep olan etkenlerden olduğunu, dolayısıyla bu hususların da davacı/karşı davalının sorumluluğunda olduğunu, bu bağlamda yüklenici firmanın sözleşmenin 3.01 maddesinde öngörülen ve sondaj kulesinin kule envanterinde belirtilen çekme kapasitesi, giriş gücü gibi mekanik değerleri sözleşmede öngörüldüğü gibi sağlamayarak sözleşme şartlarına aykırı hareket ederek müvekkilinin zarara uğramasına yol açtığını, davacı tarafından, tüm bu hususlara ilişkin müvekkiline sözleşmenin 3.09 maddesi uyarınca gerekli bildirimlerinin yapılmadığını ve müvekkilinin yazılı talimatı olmaksızın müvekkilinin zararına olacak şekilde ağır kusurlu hareket edildiğini, müvekkili tarafından Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/20 D. İş dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, dosyada bulunan keşif incelemesi ve bilirkişi raporunda da davacının maksimum çekme yükünün 180 ton olmasına rağmen; sondaj makinasının 160 ton ile çekildiği ve buna rağmen takım sıkışmasına sebep olduklarının açıkça belirtildiğini, davacı şirketin operasyonu yürütmekte iken gerekli dikkat ve özeni göstermediği gibi, olayın yaşanmasında ağır kusuruyla, kuyuyu kullanılamaz hale getirdiğini ve içeride malzeme kaybı yaşandığını ve kendi kusuruyla ifa etmediği, üstelik ifasının imkansız hale geldiği işe ilişkin davacının kendi hatalı ve ağır kusurlu davranışı nedeniyle kuyunun kapandığını ve işi tamamlama olanağı kalmadığını, tüm bunların üzerine müvekkili şirketin bir kusuru varmış gibi faturalar keserek, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinden alacak talebinde bulunduğunu, bu itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, yargılama evresinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, davacının ağır kusurlu ve ayıplı hizmeti ile müvekkilini telafisi imkansız zarara uğratmış olup; müvekkilinin davacının kötü ve kusurlu ifası gereği ödemezlik def’i gereği davacı/karşı davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, mahkeme kararında % 20 icra inkar tazminatı hesaplaması yapılmasının da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ortada likit alacak olmayıp bilirkişi marifetiyle incelenen yargılamayı gerektirir alacağın söz konusu olduğunu, dolayısıyla davacının % 20 icra inkar tazminatı talebinin de usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacak talebinin varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; mahkeme tarafından 1 kök 1 ek rapor alınarak dava konusu alacağın tespit edilmeye çalışıldığını, böyle bir durumda da likit bir alacaktan bahsedilemeyecek olup % 20 icra inkar tazminatının gündeme gelemeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, varlığı yargılamayı gerektiren ve bilirkişi marifetiyle tespit edilecek olan alacaklar likit alacak olmayıp bu anlamda, likit olmayan alacaklar yönünden yargılama yapılan itirazın iptali davası neticesinde icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, itirazın iptali, karşı dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı- karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 228.597,62TL istinaf karar harcından peşin alınan 57.150,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 171.447,62 TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince karşı dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 67,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 664,50 TL harcın karşı davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı- karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır