TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2024 NUMARASI : 2023/282 Esas 2024/93 Karar DAVA : Fesih-tasfiye DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2025 Taraflar arasındaki fesih istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/533 Esas - 2025/1037 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/533 KARAR NO : 2025/1037 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2024 NUMARASI : 2023/282 Esas 2024/93 Karar DAVA : Fesih-tasfiye DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2025 Taraflar arasındaki fesih istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... tarafından 1999 yılında kurulduğunu, 2019 tarihinde ...'ın vefatı ile şirket paylarının mirasçıları arasında 15000 adet payın eşi ..., 9000'er adet payın oğulları ..., ..., ... ile kızları ... ve ... adına kayıtlı bulunduğunu, şirketin bir takım taşınır ve taşınmaz mal varlıkları olup herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, şirketin taşınmaz mal varlıklarından bir kısmının şirket ortağı ...'ın büyük hissedar olarak kendi yönetiminde bulunan ... İnş. Tic. ve San. A.Ş kredilerine teminat olarak çeşitli bankalar lehine ipotek verildiğini, 08/08/2020 tarihinde ... miras ortaklığı toplantısı gerçekleştirildiğini ve ... İnş. Ltd.Şti adına kayıtlı bulunan ve üzerinde ipotek bulunmayan taşınmazların mirasçılarına hisseleri oranında devri konusunda anlaşma sağlandığını, bu tarihten sonra ipoteksiz malların mirasçılara devri konusunda bir adım atılmasının mümkün olmadığını, 19/02/2022 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında şirket adına kayıtlı ipotek bulunmayan taşınmazların ihale yöntemi ile satılması hususunda ihale komisyonu kurulması kararı alındığını, buna rağmen şirkete kayıtlı serbest taşınmazlarında ... şubesinde 25/05/2022 tarihinde 50.000.000,00 TL değerinde ipotek tesis edildiğini, ... A.Ş'nin %5, ... Ltd.Şti'nin %95 pay sahibi olduğu ... parseldeki triblex meskenin satışının yapıldığını, ... ve ...'ın şirket müdürü olarak seçildiğini ve ...'ın 08/11/2021 tarihli devir sözleşmesi ile paylarını eşit hisseler ile ... ve ...'a bağış yolu ile devrettiği yolunda karar alınmasına rağmen , ... tarafından Eskişehir ATM 2022/586 esas sayılı dosyası ile irade sakatlığı nedeniyle hisse devrinin iptali talebinde bulunduğunu, devir işlemini tescil eden noteride savcılığa şikayet ettiğini, genel kurul sonrası ortaklardan ...'nın şirketin tasfiyesi talepli dosyasına davacıların feri müdahil olduğunu, şirketin devamının davacının ailevi ilişkilerine zarar verdiğini, şirket adına kayıtlı taşınmazların taraflar arasında paylaşılması yönünde kararlar alınmış olmasına rağmen ...'ın kontrolü kaybetmeme tek söz sahibi olma isteği sebebiyle alınan kararların gerçekleşmesinin mümkün bulunmadığını, şirketin devamının davacının annesi ve kardeşleri ile sorunlar yaşamasına neden olduğunu, şirketin devam eden bir faaliyetinin bulunmadığını, kar dağıtımı yapılmamakta olduğunu, şirketin bir kısım taşınmaz mallarının ... A.Ş'nin kredileri için ipotek verildiğini, şirketin mali durumu ve üstlendiği risklerin belirsiz olup davacının bu konuda bilgi almasının da engellendiğini, ortakların birbirine karşı sadakat ve bağlılık görevlerini yerine getirmediklerini, şirket faaliyet konularında rekabet yasağına aykırı hareket ettiklerini, gerek 2020 tarihli toplantı, gerek 2022 tarihinde yapılan toplantıda tüm ortakların şirketin tasfiyesi iradesini ortaya koyduğunu ancak bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, Ankara 13 ATM 2022/187 esas sayılı dosyasına sunulan davalı şirket mizanında ... A.Ş'ne 10.191.905,27 TL borçlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen yaklaşık 4 sonra yapılan bilirkişi incelemesinde borç tutarının 24.258.533,01 TL olarak gösterildiğini, davalının sunduğu 30/09/022 tarihli ayrıntılı bilançoda ise bu tutarın 43.693.426,33 TL'ye yükseltiğinin görüldüğünü, her geçen gün davalı şirketin dava dışı şirkete borçlandırıldığının yazılı delillerle sübuta erdiğini, davalı şirket müdürlerinin süreklilik arzedecek şekilde davalı şirketi borçlandırdığını ve şirketin tüm mal varlığını ilgililerin hakim ortağı bulundukların dava dışı ... A.Ş'ne ve üçüncü şahıslara aktarılarak davalı şirketin içinin boşaltılmakta olduğunu, sadece kira geliri olan ve herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve dava tarihine kadar sürekli kar eden davalı şirketin bu gün itibari ile zararının ve borçlarının artmasının başka türlü izahının mümkün olmadığını belirterek davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi bu talep yerinde görülmez ise davacıların hissesinin gerçek karşılığı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket üzerine kayıtlı çok sayıda taşınmaz bulunduğu bilgisi doğru olmakla her ne kadar ...'ın vefatından sonra inşaat faaliyetlerine kısa bir süre ara verilmiş olsa da kira gelirleri elde edilmeye devam edildiğini, şirket yetkililerinin 19/02/2022 tarihli genel kurulda değişmesi ile birlikte şirketin inşaat faaliyetlerine yeniden devam edilmesinin kararlaştırıldığını, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların büyük kısmının ...'ın yetkili olduğu dönemde ... İnş. Tic. ve San.A.Ş adına kayıtlı iken kendisinin bilgi ve tasarrufu ile taşınmazların davalı şirketin mülkiyetine geçirildiğini, taşınmazların devri sonrasında ... A.Ş adına teminat ihtiyacının hasıl olması nedeniyle devredilen taşınmazların bir kısmının banka kredilerinde ... A.Ş lehine teminat olarak gösterildiğini, yapılan bu işlemlerde müteveffanın imzasının bulunduğunu, güncel tapu kayıtları celbedildiğinde hali hazırda kullanılan krediye istinaden şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerinde kredi bulunmadığının görüleceğini, davalı şirketin tek hissedarı olan ... vefat ettikten sonra miras ortaklığı ile mirasçılara payların devrolunmasından bu yana şirket ortakları arasında uzlaşı görüşmelerinin devam ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla haklı sebebin oluştuğu kabul edilse dahi şirketin faaliyetlerine devamının sağlanması asıl olup tasfiyesi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların mirastan kaynaklanan haklarını ihlal edecek nitelikte bir tasarruf işlemi bulunmadığı gibi mirasçı ve şirket ortağı sıfatı ile hali hazırda şirket bünyesindeki haklarının korunmakta olduğunu, şirkette kar payı dağıtımı yapılmadığı gerekçesiyle şirketin tasfiyesinin istenmesinin iyi niyeti yansıtmadığını, davalı şirket üzerine kayıtlı taşınmazların alt yapı çalışmaları da dahil olmak üzere uzunca süredir tüm masrafların ... İnş. A.Ş'nin finansmanlığında devam ettiğini, ... A.Ş'nin kredisini bahse konu taşınmazlar ipotek gösterilmiş ise de davalı şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, bahse konu ipoteklerin kaldırılmış olduğunu, davacılar tarafından yapılmış herhangi bir bilgi edinme başvurusu bulunmadığını, 19/02/2022 tarihli olağan üstü genel kurulunda ... miras ortaklığı toplantısı belgesinde 7 numaralı karar ile dava şirket adına kayıtlı olan ve üzerinde ipotek bulunmayan taşınmazların satılarak ortaklarına hisseleri oranında paylaştırılması sorumluluğunun yerine getirilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ayın tarihli genel kurulda şirketin tasfiye edilmesi konusunun 2021 yılı genel kurulunda değerlendirilmesine karar verildiğini, kararlara davacının muhalefet şerhi bulunmadığını belirterek davacıların şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin reddine, şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacıların şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin ana faaliyet konusuna ilişkin hiç bir faaliyet ve gelirinin bulunmadığı, tek gelirinin şirket aktifinde kayıtlı taşınmazların kira gelirinden ibaret olduğu, ana faaliyeti ile ilgili herhangi bir geliri olmamakla birlikte 844.949,38 TL satılan hizmet maliyeti 246.646,04 TL personel ücret borcu yanında ağırlığı ... İnş. AŞ. olmak üzere toplam 38.743.602,31 TL ilişkili kişilere borçlarının bulunduğu bu borçların hangi ilişki veya faaliyetten kaynaklandığına dair dayanak belge bulunmadığı gibi şirketin 2008 ile 2022 tarihleri arasındaki geçmiş yıllar zararları toplamı olan 9.449.765,81 TL'nin 8.671.248,63 TL'sinin 2022 yılına ait olduğu, davalı şirketin ortaklara kar payı dağıtımı yapmadığı halde aynı zamanda şirket yetkilisi olan ortaklardan ...'a ve ...'a kar payı EFT açıklaması ile ödeme yapıldığı sonrasında bu tutarların ortaklardan alacaklar hesabına aktarıldığı, şirket kayıtlarında ortaklardan ... ve ... şirkete borçlu iken davacılar ve diğer şirket ortaklarının şirketten alacaklı olduklarının bilirkişilerce tespit edildiği, öte yandan ortaklardan ...'na ve davacı ...'a kar payına mahsuben açıklaması ile davalı şirket tarafından ödemede bulunulduğu anlaşılmakla kar payı dağıtımı yapmayan davalı şirketin kar payı avansı açısından da ortaklar arasında eşit işlem ilkesine aykırı davranılmış olduğu, ayrıca davalı şirketin 2021 yılı ve 2022 yılına ilişkin genel kurul toplantılarını yapmaması, 05/05/2023 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısının ise şirket faaliyetlerine yönelik gündem maddesi bulunmaksızın hisse devrinin onayına ilişkin yapılması karşısında ana faaliyet konusuna ilişkin gayri faal olan davalı şirketin kuruluş amacına uluşmasının artık imkansız hale geldiği kanaatine varıldığı, davacı ... tarafından davalı şirket yetkilileri hakkında güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan şikayete dayalı Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/2775 nolu soruşturma dosyası, davacı ... tarafından davalı şirket yetkilileri hakkında yönetici sorumluluğuna dayalı şirket zararının tahsiline ilişkin açılmış olan Ankara 10 ATM 2023/223 esas sayılı dava da nazara alınarak şirketin mevcut haliyle devam etmesinin ortaklardan beklenemeyecek hale gelmiş bulunması nedeniyle TTK 636/3 maddesinde ön görülen haklı sebebin gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil numarası ile kayıtlı davalı ... İnşaat Taahhüt Turizm Tic. ve San. Ltd Şti'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nın atanmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava dosyasında yapılan yargılama neticesinde; 636/3 maddesinde ön görülen haklı sebebin gerçekleştiğinden bahisle, aynı maddede düzenlenen şirketin devamına yönelik çözümler değerlendirilmeden, usul ve yasaya aykırı olarak, şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiğini, davacıların , şirkette %15 hisse sahibi olup, şirketin %70'ine sahip şirket ortaklarının şirketin devamını istediklerini, TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca, alternatif çözümlerin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, şirketin feshinin son çare olduğunu, Ayrıca, gerekçeli kararda her ne kadar, şirketin hiçbir ana faaliyeti ve geliri bulunmadığı, kuruluş amacına ulaşılmasının imkansız hale geldiği kanaatine varıldığı belirtilmişse de, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, şirketin kuruluş amacı ve ana faaliyetlerinin arasında, '' Aktifine taşınmaz almak veya stoğunda taşınmaz bulundurmak, her türlü işletmeyi işletmek, almak, kiraya vermek, satmak, gayrimenkullerin kendi nam ve hesabına, kendi nam ve başkası hesabına, alımı - satımı, kiraya vermesi, başkasının nam ve hesabına ipotek tesisi veya teminat olarak gösterilmesi, her türlü ayni tasarrufta bulunması, kefil olmak, sahip olduğu gayrimenkullerini ipotek etmek'' şeklinde maddeler yer aldığını, yine hem gerekçeli kararda hem de bilirkişi raporlarında, şirketin kuruluş amaçları arasında olan kira geliri elde ettiğinin belirtildiğini, Mahkeme, gerekçeli kararında, hiçbir faaliyet ve geliri bulunmadığı yazsa da, taşınmazların kiraya verilmesi, şirket amacı kapsamında olup bu yönle gelir elde edildiğinin sabit olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirket ortakları tarafından açılan davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan SMMM Bilirkişisi ... ve Ticaret ve İcra-İflas Mevzuatından Doğan Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan 28/06/2022 tarihli kök ve 02/02/2023 tarihli ek raporda özetle; fesih ve tasfiye istemi yönünden takdirin mahkemeye ait olacağını, şirket menfaatleri ile davacı azınlık paydaş menfaatleri buluşturularak duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak çıkmaya izin verilmesi düşünülür ise, ayrılma akçesinin hesaplanabilmesi için şirket üzerindeki -01.01.2021 - 31.12.2021 Tarihleri Arası Mizan 'da görülen ve yukarıda aktarılan- menkul ve gayrimenkul mal varlığının rayiç değerlerinin tespiti gerekeceği görüşünün bildirildiği görülmüştür Dosya kapsamında yer alan SMMM Bilirkişisi ... ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... tarafından tanzim olunan 05/09/2023 tarihli kök özetle; somut olayda şirketin feshi için yeterli haklı sebebin varlığının saptanamadığını, eğer mahkemece davacıların annesinin davalı şirketteki paylarını davalı şirketin yönetiminde yer alan iki oğluna bağışladığı şeklinde yapılan pay devrinin geçersizliğinin ileri sürülmüş olmasının, kardeş olan pay sahipleri arasında bir huzursuzluğa ve anlaşmazlığa yol açtığı, bunun da davacıların söz konusu şirkette pay sahibi olarak dahi bulunma arzusunu ortadan kaldırdığı kanaatindeyse, bu durumda söz konusu pay bağış işlemine ilişkin geçersizlik iddiasının, davacıların şirketten çıkması için haklı sebep olarak nitelenebileceği şeklinde bir değerlendirme yapılabileceğini, davacının ileri sürdüğü diğer haklı sebep iddialarının, önce gerekli çözüm yolları tüketilmiş olmadığından TTK 636.3’deki şartı sağlamadığı, aynı heyetten alınan 22/12/2023 tarihli ek raporda ise, itiraz dilekçesinde yer verilen yeni bilgiler ışığında , “bu adil davranmamanın, ortakların birlikte çalışmasını olanaksız kılan zehirli bir atmosferin ifadesi” haline geldiği ve itiraz dilekçesinde yer verilen yeni bilgiler ışığında haklı sebebin gerçekleştiği görüşünü bildirdikleri görülmüştür. Davacı ... ve ... tarafından davalı şirketin haklı nedenlerle feshi mümkün olmaması halinde davacıların hissesinin gerçek karşılığı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi talepli eldeki davanın açıldığı, mahkemece bilirkişi kök ve ek raporları esas alınmak suretiyle haklı nedenin gerçekleştiğinden bahisle yukarıda yazılı gerekçe ile davalı şirketin feshine karar verildiği, davalı şirket vekilince ise , mahkemece alternatif çözüm yolları değerlendirilmeksizin mahkemece şirketin feshine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu bildirilerek istinafa gelindiği görülmüştür. Dosya istinaf aşamasında iken davacı ... tarafından açılan davadan feragat edildiğine ilişkin 15/11/2024 tarihli beyan dilekçesinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicil kaydı incelendiğinde; şirketin kurucu ortağı ...'ın 2019 tarihinde vefatı sonrasında şirket paylarının (60.000 adet hissenin) mirasçılarına geçtiği, Ankara 24. Noterliği'nin 24/05/2023 tarih, 10019 sayılı tasdikli 05/05/2023 tarihli genel kurul kararı ile şirket ortaklarından ...'nın 9.000 adet payını ...'a devrettiği, 05/05/2023 sonrası şirket mevcut hissedarlık durumunun 16.500 adet hissenin ..., 9.000 adet hissenin ... 25.500 adet hissenin ..., 9.000 adet hissenin ... adına tescilli olmasına ve dava tarihi itibariyle dava açan davacıların 9.000'er adet olmak üzere toplam 18.000 payı temsil etmesine rağmen, İstinaf incelemesi sırasında UYAP sistemi üzerinden temin edilen 08/07/2025 tarih, 11367 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi örneği incelendiğinde; Ankara 24. Noterliği'nin 04/07/2025 tarih, 13771 sayı ile tasdik edilen 28/06/2025 tarihli genel kurul kararıyla davacı ...'ın 9.000 adet payını ...'a devrettiği, yine ...'ın 9.000 adet payını ...'a devretmesi sonucu şirketin son ortaklık yapısının 43.500 adet payın ..., 7.500 adet payın ..., 9.000 adet payın ... adına tescilli olduğu ve yine 28/06/2030 tarihine kadar şirketi münferiden temsile yetkili seçildiği ve bu haliyle şirketin feshini talep eden davacının 9.000 adet payı temsil ettiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve'' pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması '' şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Bu bağlamda somut olay ve davalı şirketin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; her ne kadar 60.000 adet paydan 18.000 adet payı temsil eden davacılar tarafından şirketin feshi talepli dava açılmış ise de, davacı ...'ın davasından feragat etmesi ve istinaf aşamasında diğer ortak ...'ın şirketin faaliyetlerine devam etmesini istediğine yönelik 06/08/2025 tarihli beyan dilekçesi dikkate alındığında , şirketin feshini talep eden davacının 9.000 adet payı temsil ettiği, geri kalan 51.000 adet payı temsil eden ortakların şirketin faaliyetlerine devam etme iradesinin bulunduğu, ayrıca şirketin ana sözleşmesindeki amaçlarından birinin kira geliri elde etmek olduğu hal böyle olunca mahkemece şirketin ana faaliyet konusuna ilişkin hiçbir faaliyet ve gelirinin bulunmadığına yönelik gerekçesinde isabet olmadığı görülmüştür. Mahkemece, şirket ortakları arasında çekişme bulunduğu, şirketin zarar halinde ve iş yapamaz durumda bulunduğu, 6762 sayılı TTK'nın 549/4. maddesindeki haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğu ve bu durumun meydana gelmesinde davacı ortağın diğer ortağa oranla daha az kusurlu olduğu yönünde yapılan değerlendirmeden sonra şirketin yaşatılmasının asıl amaç olduğu da gözetilerek şirketin ekonomik olarak faaliyetine devam etmesinin ortaklar, çalışanlar ve alacaklılar menfaati dengesinde yararları bulunup bulunmadığı yönünde alınacak ek rapordan sonra şirketin ayakta tutulup tutulmayacağının ekonomik gerekçeleriyle ortaya koyulması gerekir. İlk derece mahkemesince şirketin sadece kiralama faaliyetinde bulunmasının amacına ulaşamayacağına dair gerekçe de yeterli gerekçe değildir. Şirketin şu anki pay sahibi ve mal varlığına göre alternatif çözüm arayışına girip herhangi bir değerlendirme yapılmadan doğrudan fesih kararı verilmesi TTK 636 Maddesi amacına uygun değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince şirketin faaliyetlerine devamının ortaklar, çalışanlar ve alacaklıların yönünden değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede de ortaklık yapısı , mal varlığı ve taşınmazlar kira gelirlerinin de gözetilerek bir sonuca varılmalıdır. Alternatif çözüm yöntemleri değerlendirilerek bir karar verilmesi; şayet dava pay sahibinin payının gerçek değerinin ödenmesi taraflar için kabul edilebilir en uygun çözüm olarak kabul edilirse bu kez şirketi 51.000 adet payını temsil eden ortakların iradesin şirketin faaliyetinin devam etmesi yönünde olması karşısında, 6103 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereği 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesinin de somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunduğu da gözönüne alınarak, mahkemece fesih yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme hükmedilmesi gerekirken, TTK'nın 636/3. maddesinde öngörülen diğer seçenekler değerlendirilmeksizin yazılı şekilde şirketin feshine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 19/06/2015 tarih, 2014/18653 E 2015/8544 K ve 09/11/2015 tarih, 2015/4748 E 2015/11693 K sayılı ilamları) . Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler uyarınca bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2024 tarih 2023/282 Esas 2024/93 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafça yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/10/2025 Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi -