T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/59 - 2026/27 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/59 KARAR NO : 2026/27 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2022/492 E. - 2023/346 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/59 - 2026/27 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/59 KARAR NO : 2026/27 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2022/492 E. - 2023/346 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2023 tarih ve 2022/492 E. - 2023/346 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin mobilya imalat ve satış sektöründe faaliyet gösteren özellikle Ankara’da ve Türkiye’de tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin 2021/142378 sayılı “...” ibareli 20 ve 35.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin 11.10.2021 tarihli marka başvurusunun, davalı şahsın 2018/63644 sayılı "..." ibareli markasına dayalı itirazı üzerine kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara itirazının YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa mobilya sektöründe “...” ve “...” ibarelerinin jenerik haline geldiğini, müvekkilinin markasının gerek şekil gerek ek ibarelerle son derece özgün ve ayırt ediciliği yüksek şekilde oluşturduğunu, “...” ibaresinin tek bir marka sahibinin tekeline bırakılamayacağını, her iki markanın birbirinden son derece farklı oluşturulduğunu, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, itiraz sahibinin Bodrum'da müvekkilinin ise Ankara'da faaliyet göstermesinin de benzerlik dolayısıyla karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, ayrıca müvekkilinin 2016/33516 sayılı “...” ibareli markasının 13.04.2016 tarihinde, davalının redde mesnet markasının ise 06.07.2018 tarihinde tescil edildiğini ileri sürerek, davalı şahsın marka seçiminin tesadüfi olmadığını, müvekkilinin sahibi bulunduğu “...” markasından esinlendiğini ileri sürerek, 27.09.2022 tarih ve 2022-M15008 sayılı YİDK kararının iptali ile markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili, "..." ibareli marka ile davacı tarafa ait "... ..." ibareli markada esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, ayrıca davacı tarafın logosunun da kendi markasının logosuna oldukça benzediğini, tüketicilerin iki markayı birbirine karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, markaların tüketicide aynı algıyı ve izlenimi uyandırdığını, dava konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "Şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davalının "Şekil+..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasının asli ve belirleyici unsurlarının "..." ve "... ..." olduğu, başvuru markasının reddedildiği mal ve hizmetler ile davalı markasının kapsamındakilerin aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı mallar/hizmetler olduğu, SMK 6/1 maddesindeki iltibas/karıştırılma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mobilya sektöründe "..." ve "..." ibarelerine jenerik olarak pek çok farklı markada yer verildiğini, müvekkilinin markasına şekil unsuru ve ek ibarelerle ayırt edicilik kazandırıldığını, ilgili tüketici kitlesi nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili şirketin sahibi ve kurucu ortağı ...'nın 2016/33516 sayılı "..." ibareli markanın da sahibi olduğunu, bu markayı davacı şirkete devrettiğini, bu markanın redde mesnet alınan 2018/63644 sayılı markadan önceki tarihli olduğunu, 2016/33516 sayılı markanın başvuru tarihinin 13/04/2016, tescil tarihinin 22/11/2016 olduğunu, redde mesnet markanın ise 06.07.2018 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli markalarının birden fazla şubede kullanıldığını, tanınan bir marka olduğunu, davalının da bu durumu bildiğini, "..." ibaresinin jenerik hale geldiğini, dava konusu başvuruda da bu ibarenin tali unsur konumunda bulunduğunu, ürün içeriğini vurguladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve tescil istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "...+şekil" ibareli marka tescil başvurusu ile davalının "... ...+şekil" ibareli markaları arasında, başvuru markasının kapsamından çıkarılan ve uyuşmazlık konusu olan 20.sınıf mallar ve 35.sınıfın 5.alt sınıfındaki mağazacılık hizmetleri yönünden, markaların asli unsurlarını oluşturan "..." ibarelerinin ortaklığından kaynaklanan benzerlik ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının önceki tarihli "..." ibareli markasının mevcut olmadığı , İngilizce "ağaç ev" anlamına gelen "..." ibaresinin başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenebilirse de, dava konusu markada yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlanmadığı gibi başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının da renk ve şekil unsurları ile bir bütün olarak davalı markasına yanaştığı, mahkemece bu doğrultuda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.