7. Hukuk Dairesi 2013/2855 E. , 2013/11886 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 305 parsel sayılı 826,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu …
**7. Hukuk Dairesi 2013/2855 E. , 2013/11886 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 305 parsel sayılı 826,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak ve davalı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 101 ada 305 parsel sayılı taşınmazın davacının tutunduğu 18.09.1968 tarih 99 ve 07.02.1963 tarih 36 sayılı tapu kayıtları kapsamında kalmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki ; davacının tutunduğu 18.09.1968 tarih 99 ve 07.02.1963 tarih 36 sayılı tapu kayıtlarının uygulaması tek yerel bilirkişiyle yapıldığından yerel bilirkişinin tapu kayıtlarının uygulamasına dair beyanları denetlenememiş, bundan ayrı olarak davacının dayanağı 18.09.1968 tarih 99 tapu kaydının idari yoldan oluşturulan krokisi ve kroki de harita kenar uzunlukları bulunmasına rağmen tapu kaydının dayanağı kroki uzman fen bilirkişi tarafından uygulanarak krokinin kapsadığı alan belirlenmediği gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Öte yandan iade kararı üzerine örneği getirtilen mahkemenin 2007/144 Esas sayılı dava dosyasında davacı Hazine aynı tapu kayıtlarına dayanmış, mahkemece bu dosya için yapılan 10.08.2011 tarihli keşifte eldeki dosyada dinlenilen yerel bilirkişi ... dinlenilmiş, yerel bilirkişi 2007/144 Esas sayılı dosyada 18.09.1968 tarih 99 sayılı tapu kaydının batı yönündeki ... yerini 292 parsel sayılı taşınmaz olarak tarif etmesine rağmen eldeki dosyada 101 ada 304 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, ... yerini 292 parsel sayılı taşınmaz olarak tarif etmesine rağmen eldeki dosyada 293 ve 294 parsel olarak tarif etmiş, aynı zamanda eldeki dosyada tapu kaydının batı sınırında yol olmadığını bildirmesine rağmen 2007/144 Esas sayılı dosyada yapılan keşif sırasında batı sınırında bulunan yolun 288 ve 292 parsel sayılı taşınmazlar içinden geçen yol olarak bildirmiş olup birbirine yakın tarihlerde aynı hakim tarafından yapılan keşifler ve bu keşiflerde uygulanan aynı tapu kaydının yönlerine dair aynı yerel bilirkişinin birbiri ile farklı beyanları arasındaki çelişki üzerinde durulmamış,söz konusu çelişki usulüne uygun olarak giderilmemiştir. Kaldı ki mahkemece zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturmada yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 18.09.1968 tarih 99 ve 07.02.1963 tarih 36 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davacının tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı özellikle dayanak tapu kaydının dayanağı haritasında ki kenar uzunlukları da mevcut bulunduğuna göre haritası esas alınıp kapsam belirlenmeli, taşınmazın tutunulan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde yeterli ve usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tutanak bilirkişileri dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile ortak miras bırakanın ve varsa dava dışı diğer mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gerektiğinde aynı davacı tarafından açılan ve aynı tapu kayıtlarına dayandığı dava dosyalarının tapu kayıtlarının sağlıklı bir şekilde yerine uygulanması, gereği gibi değerlendirme yapılması ve birbiri ile çelişkili karar çıkmasının önüne geçilmesi amacıyla dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği mahkemece düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,25.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi .