TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2021 NUMARASI : 2017/325 Esas 2021/157 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2017 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1401 Esas 2026/277 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1401 KARAR NO : 2026/277 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2021 NUMARASI : 2017/325 Esas 2021/157 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2017 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/alacaklı ... Tarafından müvekkili şirket aleyhine Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4899 numaralı dosyası üzerinden borçlu sıfatı ile asıl alacağı 650.000,00 TL olan ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ...'un müvekkili şirketin ortağı olup şirket adresini ...’un ikamet ettiği eski evi olduğunu, ödeme emrinin öncelikle bu adrese gönderildiği, TK 35. maddeye göre tebligat yapıldığı, müvekkili şirket takipten haberdar olamadığı için süresi içerisinde takibe itiraz edilemediğini, tapudaki haciz şerhinden davaya konu icra takibinin öğrenildiğini, müvekkili şirketin şirket ortağı olan davalı ...’a 650.000,00 TL borcu olmadığını, davalı tarafın iş bu takibi kötü niyetli olarak başlattığını iddia ederek müvekkili şirketin Ankara 27. İcra Müdürlüğü' nün 2017/4899 E sayılı dosyasına borcu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması nedeni ile %20' den az olmamak üzere haksız takip tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin halen ortağı olduğunu, davacı şirketin diğer ortağı olan ...'in yetkilerini kötüye kullanarak davacı şirket adına tescilli olan... Parsel’deki 3 ve 9 nolu bağımsız bölümler, ... Parsel’deki on olu dükkan 4 nolu dublesk bağımsız bölümleri 3. kişilere sattığını, satım bedellerini şirkete ödemeyerek davacı şirketi zarara uğrattığını, müvekkilnin davacı şirketin TC. ... şubesinde kayıtlı bulunan 64*** *** **** nolu hesabına muhtelif tarihlerde, muhtelif miktarlarla toplamda 656,429.75 TL yatırdığını, davacı şirkettin müvekkilinin parasını ödemediğini müvekkilinin davacı şirketten 650.000 TL alacaklı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı tarafından davacı şirket aleyhine Ankara 27.İcra Müdürlüğünün 2017/4899 sayılı dosyasında 650.000,00.-TL asıl alacak ve 961,54-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 650.961,64.-TL tahsili için icra takibi başlatılmışsa da, bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davalı tarafın ortağı olduğu davacı şirketten 749,79 TL alacağının bulunduğu, 649.250,21 TL asıl alacak tutarının ve işlemiş faiz tutarının haksız olarak talep edildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının27.İcra Müdürlüğünün 2017/4899 sayılı takip dosyasında davalıya 649.250,21 TL asıl alacak ile 961,64 TL işlemiş faiz alacak tutarları yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine , koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatının talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, raporda cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerin kimler tarafından yapıldığının tespit edilmediğini, davalının eşi ...'ın şirketi temsilen vekaleten hareket ettiğini ve davacı şirket adına Akyurt ve Alanya'da bulunan gayrimenkullerin inşaatını bizzat kendisinin yaptığını, şirket hesabından ...'a ödenen paraların hepsinin bu iki inşaatın yapımında harcandığını, buna ilişkin sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/442 Esas sayılı dosyasında açtıkları şirketin feshi davasında alınan 07/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda şirkette yapılan tüm hukuksuzlukların gün yüzüne çıktığını, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığını, davalıya kar payı verilmemesi için hukuksuzluklar yapıldığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirket ortağı tarafından şirkete karşı başlatılmış ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ticaret sicil kayıtları, Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4899 Esas sayılı dosyası, banka kayıtları, banka hesap ekstreleri, tapu kayıtları, nüfus kayıtları, ödeme dekontları vs deliller dosya arasında mevcuttur. Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4899 Esas numaralı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı şirket aleyhine "650.000,00 TL asıl alacak (tarih:01/03/2017)" açıklamasıyla 650.000,00.-TL asıl alacak ve 961,54-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 650.961,64.-TL üzerinden takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür. 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2013-2017 yılları arası detay mizanları, muavin defter ve belgelerinin, ... Bankası Pursaklar Şubesinin ekstresinin incelenmesinde; davalı ...'un eşi ... ... tarafından 2013-2017 arası 77.772,75 TL yatırıldığı, karşılığında 654.300,00 TL bankadan para çekildiği, diğer taraftan davalı ... tarafından 2013-2017 yılları arası bankaya yatırılan tutarın 74.670,00 TL olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 749,79 TL tutarında şirketten alacaklı olduğu bildirilmiştir. 27/01/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; bankadan gelen müzekkere cevaplarının kök rapordaki tespitlerle bire bir örtüştüğü, davalı taraf ...'un 749,79.-TL tutarında (2017 Yılı Detay Mizan) davacı şirketten alacaklı olduğu, ... Bankası Pursaklar Şubesi ekstresinin incelenmesinde; davalı ...'un eşi ... ... tarafından 2013-2017 arası 77.772,75.-TL para yatırdığı karşılığında 654.300,00.-TL bankadan para çekildiği, davalı ... tarafından bankaya yatan tutarın (2013-2017 Yılları arası) 74.670,00.- TL olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre ise, davalı tarafın 749,79.-TL tutarında davacı şirketten alacaklı olduğu, davacı şirketin ödenmemiş sermayesinin 112.550,00 TL olduğu, davalı ...'un ödenmemiş sermaye tutarının 3.750,00 TL olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamından, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, davacı şirket aleyhine 650.000,00 TL asıl alacak, 961,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 650.961,64 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, takip konusu alacağa dayanak herhangi bir belgenin gösterilmediği ve açıklamanın yapılmadığı, davalı yanca yargılama sırasında söz konusu takibin davacı şirket hesabına toplam 656.429,79 TL para yatırdığını, yatırılan bu paraların şirket tarafından kendisine ödenmediğinden başlatıldığının beyan edildiği anlaşılmakta olup davalının anılan açıklama ve beyanları karşısında alacağın şirket ve ortağı arasında ödünç para ilişkisinden kaynaklandığı iddiasına dayandığı, bununla birlikte davalı yanca şirket hesabına söz konusu miktarın borç (ödünç) olarak yatırıldığına dair somut bir delil sunulmadığı, davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişiler ve Dairemizce yapılan incelemede davalının davacı şirket banka hesabına 09/05/2014 tarihinde "... sermaye parası" açıklamasıyla 44.000,00 TL, 08/04/2014 tarihinde "... yatan" açıklamasıyla 30.000,00 TL ve 18/03/2016 tarihinde "..." açıklamasıyla 670,00 TL para yatırdığı, 44.000,00 TL'ye ilişkin açıklamadan da anlaşıldığı üzere söz konusu miktarın davalının davacı şirkete olan sermaye koyma borcu nedeniyle ödendiği, 30.000,00 TL ve 670,00 TL'ye ilişkin açıklamalarda davalının davacı şirkete olan borcu vs nedeniyle yatırıldığına dair bir ibare bulunmadığından söz konusu miktarların davalının savunmasını doğrular nitelikte olduğu, böylelikle davalının davacı şirkete yatırdığı toplam 30.670,00 TL'nin davalı alacağı olarak kabul edilmesi gerektiği, mahkemece şirket kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalının davacı şirketten 749,79 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu miktarın tespitinde Dairemizce getirtilen ortaklar borç cari hesap defter kayıtlarına göre (331 kod) davalı tarafından davacı şirket banka hesabına yatırılan 670,00 TL dikkate alınmış iken 30.000,00 TL'lik miktarın dikkate alınmadığı, sonuç olarak davalının davacı şirketten toplam 30.749,79 TL alacaklı olduğu, söz konusu miktardan bilirkişi raporu ile tespit edilen davalının davacı şirkete 3.750,00 TL sermaye koyma borcunun mahsubu ile sonuç itibari ile davalının davacı şirketten 26.999,79 TL alacağının bulunduğu, bu miktar yönünden takip yapmakta haklı iken aşan 623.000,21 TL yönünden davacının davalıya borcunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, davacının, ortağı olduğu şirkete verdiği ödünç parayı ilk kez davaya dayanak takiple birlikte davalı şirketten istediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanun'un 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesine göre; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise, ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 392. maddesinde yer alan; ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılması gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir. Muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir. Emsal Yargıtay kararları uyarınca da alacaklının ödünç verdiği şeye yönelik dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağının anlaşılması ve muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmayacağının anlaşılması gerekmektedir. Bu konuya ilişkin güncel Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/248 Esas ve 2024/1217 Karar sayılı ilamında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.1975 tarihli ve 1973/409 E., 1975/242 K. sayılı ilamında da ;" 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesi, takip ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 392 nci maddesi gereğince; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Yine madde gerekçesinde bu husus; "...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesinde kullanılan “altı hafta içinde geri verilmek lâzımdır.” şeklindeki ibare, geri verme borcunun ödünç verenin ilk isteminden başlayarak altı hafta sonra muaccel olacağı göz önünde tutularak, Tasarıda “altı hafta geçmedikçe, ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklinde düzeltilmiştir..." hususlarına değinilerek konuya açıklık getirildiği görülmektedir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi kararlarında anılan hükmün ortağın şirketten ödünç alacağında da uygulanacağı kabul etmiştir.(26/05/2021 2020/2126 Esas 2021/4429 Karar, 02/05/2024 gün ve 2023/973 Esas 2024/3493 Karar sayılı),(25/09/2025 gün 2024/6624 Esas 2024/5672 Kararı) Bu durumda ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı anlaşılmakta ise de davacı yanca bu hususlara yönelik istinaf itirazı ileri sürülmediğinden istinafa gelenin sıfatına göre bu durum kaldırma nedeni yapılmamıştır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan mahkeme hükmünün yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2021 tarih ve 2017/325 Esas 2021/157 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 2-Ankara 27.İcra Müdürlüğünün 2017/4899 sayılı takip dosyasında davacının 623.000,21 TL asıl alacak ile 921,69 TL işlemiş faiz alacak tutarları yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine, 4-Alınması gerekli 44.350,28 TL harçtan peşin alınan 11.100,38 TL'nin ve 3.254,81 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 29.995,09 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan 11.100,38 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 199,70 TL tebligat, ve posta gideri olmak üzere toplam 831,10 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 796,58 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-AAÜT uyarınca belirlenen 38.906,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-AAÜT uyarınca belirlenen 3.244,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından masraf yapılmadığından hükmedilmesine yer olmadığına, 10-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, C)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 11.087,57-TL harcın talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının kararın niteliğine göre takdiren davalı üzerinde bırakılmasına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 177,00 TL tebligat, ve posta giderinin kabul ve ret oranına göre 169,65 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/03/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...