(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/690 E. , 2013/14479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık , resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağ
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/690 E. , 2013/14479 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık , resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Somut olayda; sanığın, katılan ...’le kestane alışverişi nedeni ile ticari ilişkiye girdiği, sanığın almış olduğu mala karşılık katılana Halk Bankası ... Şubesi’ne ait 16.000 TL.bedelli 8214966 seri nolu bir adet çek verdiği,katılanın teyit için Halk Bankası ... Şubesi’ne götürdüğü çekten banka görevlilerinin şüphelenmesi sonucu çek hesabı sahibi olan .... yetkililerini aradığı ve şirketin böyle bir çekinin olmadığının söylenmesi üzerine sanıkla buluşması sırasında kolluk tarafından yakalanan sanığın üzerinde 11 adet daha çek bulunduğu,katılan ...’a verdiği de dahil olmak üzere 12 adet çekin Polis kriminal labaratuvarı raporuna göre 10 adet çekin üzerindeki yazıların ve cirantalara ait imzalarının sanığın eli ürünü olduğunun,2 adet çekin ise imza ile yazılarının sanık eli ürünü olmadığının belirlendiği, çeklerin üzerindeki sahteciliğin iğfal kabiliyetine sahip bulunduğunun tespit edildiği, sanığın değişik bankalara ait, keşide tarihleri farklı sahte çekleri düzenlediğinin anlaşıldığı, Katılan ...’in ise 04.01.2007 tarihli savcılık ve 09.07.2008 tarihli mahkeme ifadesinde suça konu çekin sanığın çalıştığı firmaya kestane satması üzerine kendisine verildiğini belirtmiş olması, sanığın ise savunmasında katılan ...'e verdiği suça konu çekin önceden doğmuş bir borç ilişkisine istinaden verildiğinin belirtilmemesi karşısında tebliğnamenin 1 nolu bozma isteyen düşüncesi ile sanık üzerinde ele geçirilen çeklerin sahte olduğu ... Polis Kriminal Laboratuvarı raporu sonucu anlaşıldığından sanığın sahte resmi belge düzenlemek eyleminin müteselsilen gerçekleştiğinin kabulü ile tebliğnamenin 2 no'lu bozma isteyen düşüncelerine iştirak edilmemiştir, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; a)Sanığın hükümlerde tekerrüre esas alınan adli sicil kaydındaki mahkumiyetlerinin 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan olması ve 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinde öngörülen yaptırımın, idari yaptırıma dönüşmesi nedeniyle, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulama olanağının ortadan kalkmış bulunması zorunluluğu, b)Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hükmedilen adli para cezasının, paraya çevrilmesi sırasında uygulanan 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından "TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına" ilişkin bölümlerin çıkartılması ve hükmün ilgili bölümüne, “bir günü” ibaresinden önce gelmek üzere “bu cezanın 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesi gereğince ” ibaresinin yazılmasısuretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,01/10/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.