11. Hukuk Dairesi 2011/8774 E. , 2012/14670 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/03/2011 tarih ve 2008/441-2011/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2011/8774 E. , 2012/14670 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/03/2011 tarih ve 2008/441-2011/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, tarafların davacı şirketin ortağı olduklarını, davalının ana sözleşme ile ilk 10 yıl için müdür olarak atandığını ve ana sözleşmenin sermayenin 2/3'ünü temsil eden ortakların kararları ile değiştirilebileceğinin hüküm altına alındığını, ortakların anlaşamaması nedeniyle 22.03.2008 tarihinde fiilen ayrılma sözleşmesinin imzalandığını, davalının taahhüt ettiği halde hisselerini davacıya devretmediği gibi görevini kötüye kullanarak muvazaalı borçlar oluşturmaya başladığını, davalının tarafların kardeşi ... Küçükçavuş'a 18.01.2008 tanzim tarihli 182.000 TL bedelli bonoyu şirket adına imzalayarak verdiğini, şirkete bu bono nedeniyle ödeme emri tebliğ edildiğini, işçi olan ... Küçükçavuş ile şirket arasında bir mal ve hizmet alışverişinin söz konusu olmadığını, senedin muvazaalı olarak düzenlendiğini, davalının şirketi telafisi imkansız zararlara sokma ihtimalinin bulunduğunu, davacı ortakların paylarının ana sözleşmede belirtilen nisaba ulaşmadığını ileri sürerek, TTK'nın 161. maddesi uyarınca davalının müdürlük sıfatının hükmen nez olunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin şirket müdürlük yetkisini kötüye kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 182.000 TL'lik bononun şirket defter ve kayıtlarında borç olarak yer aldığı ancak ........'a yönelik açılan menfi tespit davasında temel ilişkinin ispatlanamaması nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bononun davalının yetkili olduğu dönemde muvazaalı olarak düzenlendiği, bu şartlar altında davacı şirket ve ortakların davalı yöneticiye güvenlerinin kalmadığı, TTK'nın 161. maddesinde belirtilen haklı sebebin ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.