11. Hukuk Dairesi 2019/5158 E. , 2020/1659 K. MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/06/2018 tarih ve 2015/253 E- 2018/372 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/10/2019 tarih ve 2018/1571 E- 2019/1123 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili t…
**11. Hukuk Dairesi 2019/5158 E. , 2020/1659 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/06/2018 tarih ve 2015/253 E- 2018/372 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/10/2019 tarih ve 2018/1571 E- 2019/1123 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin yatırılan paranın geri alınabileceği, karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantileri ile mevzuata aykırı olarak Kombassan Holdings S.A. 1929 Hisse Senedi Sertifikası adlı bir belge karşılığında müvekkilinden 16.351,34 EURO (32.000 DM) aldığını, belirtilen belge dışında herhangi bir hisse senedinin teslim edilmediğini, yatırılan paranın defalarca istenilmesine rağmen müvekkilinin oyalanarak parasının iade edilmediğini, SPK’nın 27/11/2006 tarihli denetleme raporunda davalı şirketin Kombassan Holdings S.A.’nın para toplama faaliyetinde kullanıldığının ve paraların Kombassan Grubu şirketlerine kredi olarak aktarıldığının ayrıntılı olarak gösterildiğini, davalı şirketin SPK’ya sunduğu listelerden müvekkilinden 511 EURO ve 15.182 EURO tahsilat yapıldığının belli olduğunu, davalının Bankalar Kanunu, SPK mevzuatı, 6762 sayılı TTK, 818 sayılı BK ve TCK hükümlerini ihlal ettiğini ileri sürerek müvekkili ile davalılar arasında 6762 sayılı TTK, 818 sayılı BK ve SPK hükümlerine aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 16.361, 34 EURO (32.000 DM)’nun tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının LG Stuttgart Mahkemesinde 12 O 402/10 numaralı dosya ile açtığı davanın reddedilmesi üzerine OLG Stuttgart 5 U 89/11 numarası ile temyize başvurduğunu, mahkemede açılan iş bu davanın konusunun ve taraflarının LG Stuttgart Mahkemesindeki dava ile aynı olduğunu, LG ve OLG Stuttgart Mahkemelerinde verilen kararların Türkiye’de tenfizi yoluna gideceklerini, tenfiz kararı verilmesi halinde iş bu davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerekeceğini, bu nedenle açılacak tenfiz davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yabancı mahkemede açılan davanın 2010 yılında açılmış olması sebebiyle iş bu davanın zamanaşımı sebebi ile de reddi gerektiğini, davacı ile Kombassan Holding S.A. 1929 isimli şirket arasında Lüksemburg yasalarına göre ortaklık ilişkisi kurulduğunu, davacı ile şirket arasında alacak-borç ilişkisi bulunmadığını, ayrıca Kombassan Holdings S.A. 1929 isimli şirketin yedinde Borsa İstanbul’da kotasyonu ve alınıp satılması mümkün olan 1.254.126 adet değeri 11-12 Milyon TL olan Kombassan Holding A.Ş. hissesi bulunması sebebiyle Kombassan Holdings S.A. 1929 isimli şirketin yerine müvekkili şirketten tüzel kişilik perdesinin aralanarak alacak iddiasında bulunulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından kesin hüküm olarak ileri sürülen karardaki davacı ile davalının aynı konumda taraf oldukları, her iki davanın davacının davalıya yüksek oranda kar payı dağıtılacağı ve yapılan sermaye yatırımlarının geri ödemesinin üç ay içerisinde gerçekleştirileceği taahhüt edilen ve istendiği halde ödenmediği belirtilen alacak istemine ilişkin olduğu, bu şekilde Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.05.2011 tarih 12 O 401/10 kesinleşmiş kararının kesin hüküm vasıflarına sahip olduğu, her ne kadar dava açıldığı tarihte henüz tanınmamış bir karar söz konusu ise de, MÖHUK 59. maddesi gereğince yabancı ilamların kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceği nazara alındığında, davacı tarafından işbu dava açılmadan önce aynı konuda aynı sebeplere dayanılarak davalıya karşı dava açıldığı ve yabancı mahkemece davanın reddine karar verildiği gerekçeleriyle davanın HMK 114/1.i delaleti ile aynı yasanın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.