6. Ceza Dairesi 2023/15276 E. , 2024/8095 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2205 E., 2022/2152 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Cez
**6. Ceza Dairesi 2023/15276 E. , 2024/8095 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2205 E., 2022/2152 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede; 1. Sanık Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Mahkumiyete İlişkin Hüküm Yönünden Temyiz Talebi Nedeniyle Yapılan İncelemede; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Mahkumiyete İlişkin Hüküm Yönünden Temyiz Talebi Nedeniyle Yapılan İncelemede; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, Olay günü gece 02.00 sıralarında olan olay esnasında şikâyetçilerin alkollü, olay yerinin karanlık olduğu, iki şikâyetçinin beyanına göre, olayı gerçekleştiren kişinin burnuna kadar maskeli olduğu ve olaydan bir gün sonra fotoğraf albümünden başka şahsı suç işleyen kişi olarak teşhis ettikleri, şikayetçi Berke'nin üç gün sonra teşhis ettiği şahsın olayı gerçekleştiren şahsa benzediğini ancak emin olamadığını beyan ettiği, sanığın mahkemece incelenen HTS kayıtlarına göre sinyal veren baz istasyonunun suç mahalli olmayıp sanığın ikamet v.b. mahaller olduğu, sanığın HTS kayıtlarını teyit eder mahiyette olay günü arkadaşı Harika ile birlikte olduğunu savunduğu, şikayetçilerden Berke'nin, mahkeme huzurundaki beyanında olay yerinin karanlık olduğunu, maskeli olması nedeniyle olayı gerçekleştiren kişiyi teşhisinin mümkün olmadığını, teşhis günü psikolojik baskı uygulandığından teşhiste bulunduklarını beyan ettiği tespit edilmiştir. Şikâyetçilerin beyanında sanığın tespitine neden olan olayın dava konusu bu olaya ilişkin ifadelerin tamamlanmasından sonra ilk soruşturmada görevli olması nedeniyle soruşturma aşamasında teşhis tutanaklarında imzası olan kolluk görevlisi .....'dan mağdur tarafın ailesinin zengin olduğu hususunda sanığı bilgilendirmesi sonucu, olayı öğrenen sanık ile tanık.....'nın mağdurun ailesinden kurgu içine girip para almak isterken yakalanması ve o suçtan dolayı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/406 Esas, 2019/152 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan mahkum olduğu, sanığın mahkum olduğu dosyadan dolayı kimliğinin teşhisinden sonra şikayetçilerin sanığı teşhis ettikleri anlaşılmış olup, sanığın savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, olay günü olay yerinde olup olaya karıştığına ilişkin şikayetçilerin soyut beyanı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın nitelikli yağma suçundan beraati yerine ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesine, bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.