T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1942 - 2025/2293 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1942 KARAR NO : 2025/2293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2021/92 E. - 2022/372 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1942 - 2025/2293 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1942 KARAR NO : 2025/2293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2021/92 E. - 2022/372 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2022 tarih ve 2021/92 E. - 2022/372 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2019/104660 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna itirazda bulunduklarını, ancak itirazlarının reddolunduğunu, müvekkilinin 1984 yılında dondurma sektörüne giriş yaptığını ve kurulduğundan beri “...” markaları ile faaliyet gösterdiğini, uzun yıllardır bu marka ile faaliyet gösteren müvekkili markalarının tanınır hale geldiğini, davalı markasının, müvekkili markaları ile karışıklığa yol açacak kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın, müvekkili markaları ile harf dizilimsel ve işitsel olarak çok benzer olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının birbiri ile örtüştüğünü, davalı firmaya ait ... markasının tesciline izin verilmesi halinde, davalı tarafın 30. Sınıf kapsamında bu ibareyi dondurma emtiası üzerinde ibare kullanabileceğini ve 43. Sınıf kapsamında dondurma ürünlerinin sağlanması hizmetinde de yine bu ibare ile faaliyet gösterebileceğini, tüketicinin dava konusu markayı da müvekkili tarafından oluşturulmuş bir marka gibi algılayabileceğini, müvekkili markasının T/00085 sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kaydı bulunduğunu, yine mahkemelerce verilmiş kararlarda da müvekkili markalarının tanınırlığının kabul edildiğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-464 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/104660 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin 2011 yılından beri “...” markası altında tamamen doğal dondurmalar ürettiğini, ... kelimesinin “...” ağacından türetilmiş bir sözcük olduğunu, yine kaymakçı göçmen ... ...’dan da esinlenme olduğunu, müvekkilinin 2011 yılından beri aktif kullandığı markasını tescil ettirmesinin açıklayıcı bir tescil başvurusundan ibaret olduğunu, müvekkilinin 2011/66535 sayısı ile tescilli markasının zaten bulunduğunu, dolayısıyla bu markanın müvekkilin müktesep hak sağlayacağını, müvekkilinin dava konusu başvuru ile bir seri marka algısı yaratmak istediğini, davacını tüm taleplerinin haksız olduğunu, müvekkilinin önceden beri kullanımlarını gösterir çok sayıda delili dosyaya ibraz ettiklerini, müvekkili markalarının ... başta olmak üzere pek çok noktada satışa konu edildiğini, taraf markaları arasında hiçbir şekilde benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının bir bütün olduğunu, özel olarak hazırlanmış bir figüratif dizaynının bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili markasının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, taraf markalarının bu haliyle karışıklık yaşamalarının mümkün olmadığını, müvekkili markalarının da yıllara sair kullanımları sonucunda tüketici nezdinde belli bir bilinirlik elde ettiğini, müvekkili ürünlerinin doğası gereği yüksek fiyatlara satılan ürünler olduğunu, davacı yanın kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine sürekli dava ikame ettiğini, davacının müvekkilinin 2011 yılından beri gerçekleştirdiği kullanımlarından haberdar olduğunu, taraflar arasında İstanbul Anadolu 1. FSHHM’de görülen ve 2011/66535 sayılı müvekkili markasına yönelik açılmış bir iptal davasının daha bulunduğunu, müvekkili markasını taşıyan dondurmaların 2018 yılında en iyi 10 dondurmacı arasında 1. Seçildiğini, müvekkilinin markalarının yıllardır kullanmakta olduğunu, taraflar arasında görülen İstanbul 1. FSHHM’nin 2021/122E sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda da müvekkili kullanımlarının, davacı ... markalarından doğan haklara tecavüz teşkil etmediği, markaların benzer olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait davaya konu markanın “... ...” ibaresi olduğu, bu doğrultuda anılan unsurun siyah zemin üzerine, büyük puntoyla ve beyaz renkle yazılmış “...” kelimesinden oluştuğu, bu unsurun altında oldukça küçük puntoyla yazılmış “...” ibaresinin yer aldığı, markada başkaca bir şekil yahut renk unsuru da bulunmaması karşısında “...” ibaresinin bir bütün olarak esaslı unsur olduğu, bu durumda davalı markası ile davacı markası arasında arasında görsel benzerlik bulunmadığı, davacıya ait markaların “...” sesleriyle okunacağı, davalıya ait markanın ise “...” biçiminde telaffuz edileceği, markaların bitiş seslerinin farklı olduğu, markanın son sesinde bulunan “s” sesinin sürekli sessiz harflerden olması da göz önüne alındığında telaffuzda ön planda bulunduğu, bu durumda taraf markaları arasında işitsel benzerlik bulunmadığı, davalı markasının kavramsal karşılığının bulunmaması karşısında markaların kavramsal olarak benzer olmadıkları, neticeten davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dosyasına sunulan uzman görüşünün irdelenmediğini, davaya konu 2019/104660 no ile tescilli “...” ibareli markanın tesciline izin verilmesi halinde markaların tüketici nezdinde karıştırılacağını ve müvekkile ait marka hakkının zarar göreceğini, müvekkiline ait ... markasının, davalı yana ait ... ibaresinin kullanıldığı dondurma emtiasında tanınmış bir marka olduğu ve bu itibarla müvekkilimizin SMK tanınmış marka hükümlerine dayanabileceğinin tespit edildiğini, müvekkiline ait marka tanınmış marka statüsünde olup SMK 6/5 kapsamında geniş korumadan yararlanmakta ise de bu hususun ... ile ... markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından irdelenmediğini, oysa ... ile ... markalarının çok benzer olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin markaları ile iltibas halinde olan, itiraza konu markanın başvuru sahibi tarafından kullanılması durumunda, müvekkilinin markalarının itibarının zarar göreceğini, ayırt ediciliğinin zedeleneceğini ve başvuru sahibinin haksız bir kazanç elde edeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, dava-nın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı davalının “şekil + ... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların farklı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, her iki marka arasında yanılgı yaşayamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.