11. Hukuk Dairesi 2022/6642 E. , 2024/3857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1461 Esas, 2022/989 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/232 E., 2020/76 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kar
**11. Hukuk Dairesi 2022/6642 E. , 2024/3857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1461 Esas, 2022/989 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/232 E., 2020/76 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekiller tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Et Gıda Üretim Tic. ve Paz. Ltd. Şti.’nin en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... Et’in lisans sahibi sıfatıyla müvekkiline ait markaları Türkiye genelinde çok ciddi bir şekilde kullandığını, Madrid anlaşması doğrultusunda dünyanın birçok ülkesinde de tescilli olduğunu, müvekkili ile ... Et’in “...” ibareli markanın değerini artırmak için her türlü yatırımı yaptığını ve sektörün lider firmalarından olduğunu, 2 nci sınıfta tescilli “...” ibareli birçok marka üzerinde hak sahibi bulunduğunu, davalı şirketin “bağ ... (arapça şekil)" anlamına gelen marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuruda müvekkilinin hak sahibi olduğu markların asli unsurunu oluşturan "... " ibaresinin yer aldığı, bu durumun iltibasa neden olacağını, söz konusu markanın müvekkilinin seri markasıymış gibi algılanacağını, davalı yanın 29 uncu sınıf kapsamındaki ürünler bakımından tescil ettirilmek istediği markasının müvekkili markası ile ilişkilendirileceğini, davalının dava konusu başvurusu Arapça harflerle yapılmış olsa da okunuş itibari ile müvekkiline ait “...” ibareli markalarla karıştırılacağını, market raflarında ve promosyon dergilerinde Arapça harflerle yazılmayacağını, ürünlerin Türkiye’de satılacağı için telaffuzunun Türkçe olacağını, tüketici nezdinde “BAĞ ...” olarak telaffuz edileceğini hatta “BAĞ” kelimesi tali nitelikte olduğundan sadece “...” olarak da telaffuz edilmesinin de kuvvetli muhtemel bulunduğunu dolayısıyla tanınmışlıktan ve söz konusu mallara duyulan güvenden yararlanılacağını, haksız kazanç elde edileceğini ileri sürerek 2018-M-3532 sayılı YİDK Kararının iptaline, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket adına tescilli 2015/33362 sayılı “ana ... siyah zeytin” ibareli markasının bulunduğunu, 20.12.2016 tarihinde yapılan 2016/107830 sayılı “bağ ... (arapça şekil)” ibareli marka başvurusunda da herhangi bir değişikliğin olmadığını, sadece Arapça olarak tescil ettirilmek istendiğini, müvekkili şirketin iç piyasadan ziyade Irak’la gıda (zeytin, peynir, tereyağ) ticareti yapan bir firma olduğunu, bu nedenle Türkçe “...” markasının yanı sıra Arapça “... ” markasını da tescil ettirmek istediğini, dava konusu başvurunun Arapça harflerle yazılmış olması sebebiyle davacı tarafın markalarından görsel olarak bariz bir şekilde ayırt edici ve farklı bulunduğunu, markaların bütünü itibariyle dikkate alındığında karıştırılacak ölçüde benzer markalar olmadıklarını, 29 uncu sınıfta yer alan “...” ibaresini içeren birçok markanın bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir 2.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016/107830 sayılı dava konusu başvuru ile davacının "..." esas unsurlu markalarının benzer bulunduğu, davalı markasının kapsadığı 29 uncu sınıftaki mallar bakımından markaların emtia listelerinin aynı tür mallardan oluştuğu, dolayısıyla da markalar arasında bu mallar bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesini birinci fıkrası anlamında “karıştırılma ihtimali” ve tescil engeli bulunduğu, dava konusu ibare üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davalı şirketin önceki tarihli "ana ..." ibareli markasının" dava konusu başvuru tarihi itibariyle uzun süre kullanım şartı gerçekleşmediğinden müktesep hak teşkil etmeyeceği, ... ibareli davacı markasının “işlenmiş et ve et ürünleri” sektöründe tanınmış marka olduğu, markanın tanınmışlığının somut olayda iltibası arttırdığı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kartarının iptaline, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu markanın münhasıran Arapça harfler kullanılarak oluşturulduğunu, davacı markalarının ise Türkçe harflerden ibaret bulunduğunu, markaların işitsel ve görsel olarak farklı olduklarını, davacı markalarının tanınmışlığının ispatamadığını, buna rağmen markanın hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin tanınmış kabul edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili markası ile davacı markaları arasında benzerlik olmadığını, müvekkilinin tescilli "bağ ..." ve "ana ..." ibareli markaları bulunduğunu, müvekkili markasının Arapça olmasının ayırt edicilik sağladığını, davalı kurum nezdinde tescilli birçok "..." ibareli markanın bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının murisine ait ve murisinden intikal eden markalara dayalı olarak açtığı iş bu davada 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 702 nci maddesinin son fıkrası gereğince aktif dava ehliyetinin olduğu, dava konusu 2016/107830 sayılı başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 29 uncu sınıf malların tamamı yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, Arapça harfler kullanılarak oluşturulan dava konusu ibarenin "Bağ ..." anlamına geldiği, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvuruda yer alan "Bağ" ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar dava konusu başvurunun Arapça harflerle oluşturulmasının başvuruyu davacı markalarından farklılaştırıldığı savunulmuşsa da ülkemizde yaşayan ve Arapça bilen ciddi bir nüfusun bulunması, bu nedenle pazarlama süreçlerinde Arapça sözcüklere yer verilmesi ve ortalama tüketicinin Arap harflerine aşina bulunması karşısında bu savunmaya itibar edilemeyeceği, ayrıca mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında gıda yüksek mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda açıklandığı üzere davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalarının 29 uncu sınıf "işlenmiş et ve et ürünlerinde" tanınmış olduğu, bu durumun da taraf markaları arasındaki iltibası arttırdığı, diğer taraftan davalı şirket yararına müktesep hak koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu markanın münhasıran Arapça harfler kullanılarak oluşturulduğunu, davacı markalarının ise Türkçe harflerden ibaret bulunduğunu, markaların işitsel ve görsel olarak farklı olduklarını, davacı markalarının tanınmışlığını ispatlayamadığını, buna rağmen markanın hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin tanınmış kabul edildiğini ileri sürerek kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı markası ile davacı markaları arasında benzerlik olmadığını, müvekkilinin tescilli "bağ ..." ve "ana ..." ibareli markaları bulunduğunu, davalı markasının Arapça olmasının ayırt edicilik sağladığını, davalı kurum nezdinde tescilli birçok "..." ibareli markanın bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itiraza mesnet markanın ayniyet derecede benzerinin Arap alfabesi ile yazılmasının ayırt edicilik sağlayıp sağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi. 3. Dairemizin 09.01.2024 tarih, 2022/4078 E. ve 2024/65 K. sayılı ilamı. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Türkiyede Türkçe harflerle oluşturulan ve tescil edilen bir markanın aynısının başka alfabe ile yazılmasının ayırt edicilik sağladığı kabul edilemeyeceğine göre somut olayda Türkçe harflerle yazılan ve Türkçe olan “..." ibaresinin aynısının veya benzerinin Arapça harflerle yazılması ilgili tüketici nezdinde farklı marka algısı oluşturacağı sonucuna varılamaz. Zira alfabe farklılığı nedeniyle görünüş farklı olsa da okunduğunda anlamsal ve sescil bakımdan ayniyet derecesinde benzerlik olduğu görülmektedir. Aksi düşünce tescilli kelime markalarının farklı alfabelerle yazılmak suretiyle alınmasının yolunu açar ki bunun kabul edilmesi markaların korunması ilkesini sulandırır. Dolayısıyla Anayasada güvence altına alınan Mülkiyet Hakkını zedeler. Hal böyle olmasına göre yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetli değilse de sonuç itibariyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sair nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalılar vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, sayın Çoğunluğun, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının gerekçesini değiştirerek, düzelterek Onama görüşüne katılmıyorum.