11. Hukuk Dairesi 2010/4162 E. , 2011/15118 K. MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2009 tarih ve 2008/107-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşm…
**11. Hukuk Dairesi 2010/4162 E. , 2011/15118 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2009 tarih ve 2008/107-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin "SOLE" ibareli ticaret markasını "zeytinyağı, ayçiçeği yağı, soya yağı, mısırözü yağı ve nebati yağ" emtiasında kullanmak üzere 11.06.1996 tarihinde, "şekil+SOLE Ayçiçeği Yağı" ibareli ticaret markasını ise "ayçiçeği yağı" emtiasında kullanmak için tescil ettirdiğini, davalının ise ‘Yeni SOLİ" ibareli markasının yenilebilir sıvı ve katı yağlar, margarinler, tereyağlarını kapsar şekilde 04, 29, 30 ncu sınıflarda tescilini sağladığını, davacı ile aynı eşya sınıfında tescil ettirdiği bu markası ile tescilsiz olarak kullandığı "SOLİ" ibareli markasının karışıklığa neden olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini, görsel ve sözel benzerliğin tüketiciyi yanıltıcı nitelikte bulunduğunu ileri sürerek, davalının markasını tescil ettirmesinin ve ürünlerinde "YENİSOLİ" ve/veya "SOLİ" sözcüğünü kullanmasının müvekkili markası aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve men’ine, hükümsüzlüğü ile iptaline, haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulması ve önlenmesine, bu markayı taşıyan ürünlerin üretimi, ithali, ihracının durdurulmasına ve bu kararın üçüncü kişilere şamil olmasına, toplatılmasına, el konulmasına, "YENİSOLİ" ve "SOLİ" sözcüğünü ihtiva eden her türlü yağ, margarin ve benzeri ürünler üzerinden bu kelimenin silinmesine, mümkün olmadığı takdirde imhasına ve masrafın davalıdan alınmasına, ambalaj, etiket ve kalıpların imhasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 5 milyar TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin markasını tescile dayalı olarak kullandığını, davalının başvuruya rağmen bir itirazının olmadığını, karışıklık iddiasının yerinde bulunmadığını, dava tarihi itibariyle "SOLİ" markalı imalatı ve satışının olmadığını, haksız rekabetin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada davanın takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile HUMK'nun 409/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece davacı vekili Av....'ın vekillikten istifasına dair dosya arasında bir evraka rastlanmadığı belirtilerek adı geçen avukata çıkarılan davetiyelere rağmen bozma sonrası açılan duruşmaya mazeretsiz olarak gelmediği gerekçesi ile, dava dosyası önce işlemden kaldırılmış, akabinde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Halbuki mahkemece bozma sonrası çıkarılan tebligalar davacı vekili Av. ...'ın vekillikten çekildiği gerekçesi ile bila tebliğ iade edildiği gibi, anılan avukatın da aralarında bulunduğu davacı vekillerinin 14.03.2008 tarihli dilekçeleriyle davacının vekilliğinden istifa ettiklerini bildirdikleri ve keyfiyetin mahkemece davacı asil BİM A.Ş.'ne tebliğe çıkarıldığı temyiz dilekçesine ekli dilekçe ve tebligat fotokopisinden anlaşılmış olmakla artık vekillikten çekilmesinin mahkemeye bildirilmediğinden söz edilemez. Bu durumda, mahkemece 14.08.2008 tarihinden sonra tüm tebligatların ve bu arada bozma kararının davacı asile çıkarılması gerekirken istifa eden vekile çıkarılması, tebligat yapılamamasına karşın davacının davasını takipsiz bıraktığı gerekçesiyle davanın önce işlemden kaldırılması, sonuçta ise açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.