11. Hukuk Dairesi 2024/1782 E. , 2025/354 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1943 Esas, 2023/1717 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/176 E., 2021/335 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten v…
**11. Hukuk Dairesi 2024/1782 E. , 2025/354 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1943 Esas, 2023/1717 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/176 E., 2021/335 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2019/01314 sayısı ile gerçekleştirdiği tasarım başvurusuna davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı itirazının kabulüne karar verildiğini, davalı şirket tarafından itiraza mesnet dokümanlar olarak 07.12.2018 ve 30.07.2018 tarihli ... isimli kişiye ait Instagram sayfası ile yine anılan kişinin ürünü olduğu belirtilen kıyafeti sunan ... isimli kişilerin Instagram sayfalarının sunulduğunu, halbuki ilgili dokümanların hoşgörü süresi içerisinde kalan dokümanlar olarak değerlendirilmeleri gerektiğini, müvekkili tasarımının ilk kamuya sunumundan 52 gün sonra kamuya sunulan bir tasarım olduğunu, müvekkilinin ilk tasarımını Mayıs 2018’de çizdiğini, bu çizimi davalı şirkete gönderdiğini, üçüncü kişilerin hak sahibi tarafından piyasaya sürülen tasarımları taklit etmesinin, orijinal tasarımın yeniliğini ortadan kaldırmayacağını, kurum tarafından bu husustaki hiçbir itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkili tasarımının harcı alem bir tasarım olarak kabul edilemeyeceğini, davalının müvekkilinin yarattığı tasarımları sattığını, kiraladığını ve hatta kendi gelinliğini dahi müvekkilinden seçtiğini, davalının kötü niyetli bulunduğunu, müvekkilinin ünlü bir tasarımcı olduğunu, tüm tasarımlarını kendisinin geliştirdiğini, “davet çok elbisem yok” isimli sitenin davalıya ait olduğunu, davalının bu sitede müvekkili tasarımlarını sattığını, bunun üzerine müvekkilinin davalı aleyhine hem suç duyurusunda bulunduğunu, hem de İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/66 E. sayısı ile bir dava ikame ettiğini, davalı tarafından dosyaya sunulan instagram hesaplarının müvekkili tasarımının yeniliğini veya ayırt ediciliğini ortadan kaldırmaya elverişli olmadığını, ayrıca ilgili delillerin de yönetmelik hükümleri gereğince dikkate dahi alınmaması gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020/T-27 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurusuna konu tasarımın harcıalem bir tasarım olduğunu, tasarımının aynısının birçok tanınmış moda firması tarafından kamuya ve piyasaya tarihli görseller ile sunulduğunu, nitekim bu belgelere dayalı olarak ileri sürdükleri itirazların kabul edildiğini, davacıya ait tasarım başvurusunun, itiraza dayanak gösterilen ... tasarımı ile birebir aynı olduğunu, tasarımlar arasında küçük ayrıntılarda dahi farklılık bulunmadığını, moda sektöründe piyasaya sürülecek olan ürünlerin 1 yıl önceden görücüye çıkartıldığını, bu durumun tüm dünyada bu şekilde olduğunu, davacı her ne kadar kendi tasarımını 08.06.2018'de sosyal medya hesapları aracılığıyla kamuya sunduğunu ve dayanak gösterilen paylaşımların kendi paylaşımından 52 gün sonra olduğunu iddia etse de ...’ye ait görselin 2018 ...’a ait bulunduğunu ve 2017 yılında piyasaya sunulduğunu, dolayısıyla zaten davacının iddia ettiği gibi bir hoşgörü süresinin de olmayacağını, davacının tasarladığı ürünün bir gelinlik olduğunu, seçenek özgürlüğünün bulunmadığından bahsedilemeyeceğini, günümüzde gelinlik beyaz olmalıdır algısının dahi ortadan kalktığını, dava konusu tasarımın renginden yırtmaç modeline, eteğinde yer alan fırfırlardan askı yapısına kadar ve hatta ürünün sunuluş biçimi dahil olmak üzere önceki tasarımların aynısı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu tasarım başvurusu ile redde mesnet alınan görsellerin birebir aynı olduğu, bu bağlamda ek ve teknik bir incelemenin varlığını gerektirmediği, ilgili sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara konu görsellerin, dava konusu tasarımın, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde, normal şartlarda, yenilik ve ayırt ediciliğini ortadan kaldırıcı bir doküman olarak değerlendirilmesinin mümkün görüldüğü, davacının 27.02.2019 tarihinde tasarım tescil başvurusuna konu ettiği gelinlik modelini 08.06.2018 tarihinde kamuya sunduğu, ilgili tarihin on iki aylık hoşgörü süresi içerisinde kaldığı, davacının 08.06.2018 tarihli paylaşımından daha önceki tarihli herhangi bir kamuya sunumu belgeleyen delilinin yer almadığı, başka bir ifadeyle davacının gerçek hak sahipliği iddiasını çürüten bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, davalı yanın moda sektöründe kreasyonların bir sonraki sezon için hazırlandığı, bu nedenle bir yıl öncesinden kamuya sunumların gerçekleştiği, dava konusu gelinlik tasarımının 2019 yılı kreasyonunda olması nedeniyle 2018 yılında kamuya sunulduğunun kabulü gerekeceği savunmalarına ilişkin olarak ise ilgili sektörde bu tür bir teamül olduğu kabulünde dahi, davacının da ilk paylaşımının Haziran 2018’e ait olması nedeniyle daha önceki tarihli bir delil dosyaya sunulmadığı sürece farazi olarak bu yönde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, bu çerçevede dosya kapsamına davalı yanca mesnet olarak sunulan sosyal medya paylaşımlarının 30.07.2018 tarihli olduğu, bu paylaşımların davacı yanın ilk paylaşımından sonraki tarihli üçüncü kişi paylaşımları bulunduğu, 30.07.2018 tarihli ve yine sonraki tarihlerde aynı görseli içerir paylaşımların, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, her ne kadar davacı tarafın tasarım başvuru dosyasında, başvurunun ilânına yapılan itiraz üzerine sunulan karşı görüş dilekçesinde 08.06.2018 tarihli sosyal medya paylaşımına ilişkin görsele yer verilmemişse de, bu görsele ilişkin açıklamalara yer verildiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 68. maddesi uyarınca gerekli görülen hallerde başvuru sahibinin görüşünün Kurum tarafından talep edilebileceğini, tasarım işlem dosyasında yazılı açıklama ile belirtilen söz konusu sosyal medya paylaşımına ilişkin olarak davalı Kurumun, davacı tasarım başvuru sahibinden aynı yasa hükmü uyarınca bu yazılı açıklamaya mesnet görsel dokümanları talep etmesi gerekirken bu şekilde bir değerlendirme yapılmaksızın davaya konu YİDK kararının oluşturulduğu, SMK'nın 68. maddesi nazara alınarak bilirkişi kök raporunda görseli belirtilen davacıya ait 08.06.2018 tarihli sosyal medya görselinin aynı Kanun'un 57/2 hükmü uyarınca hoşgörü süresine mesnet bir paylaşım olduğu, bu paylaşımın eldeki davada delil niteliğini haiz bulunduğu, bu nedenle davacının ilk olarak bu tasarım başvurusunun 08.06.2018 tarihinde sosyal medya hesabından paylaşarak kamuya sunduğu, redde mesnet dokümanların bu tarihten sonraki tarihe ilişkin olduğu, davacının 08.06.2018 tarihinden itibaren 12 ay içinde davaya konu tasarım başvurusunda bulunduğu tespit edildiği, SMK'nın 57/2 hükmü uyarınca dava konusu tasarım başvurusunun, gerek redde mesnet gösterilen dokümanlar, gerekse davacının önceki tarihli olan 08.06.2018 tarihli sosyal medya paylaşımına ilişkin görsel karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, dava konusu tasarımın, davacı yanca gerçekleştirilen başvurudan ve yine davacı yanın ilk kamuya sunum tarihinden daha evvelki bir tarihte kamuya sunulduğuna dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı gibi anılan tasarımın yeniliğini ortadan kaldırır düzeyde bir dokümana da yine rastlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020/T-27 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 22.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.