11. Hukuk Dairesi 2009/2549 E. , 2010/8545 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2008/204-2008/596 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm…
**11. Hukuk Dairesi 2009/2549 E. , 2010/8545 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2008/204-2008/596 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 16.000 payına sahip ortağı olduğunu, davalılardan ...'ın sahip olduğu 24.000 paydan 2 payını diğer davalı eşi ...'a 10.03.2008 tarihinde devrettiğini, ancak devrin TTK.'nun 520. maddesi uyarınca müvekkilinin onayı alınmadığı için yasaya aykırı olduğunu, edinilmiş mallara katılma rejimi sona ermediğinden, payın karı koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince devir edilemeyeceğini ileri sürerek, 2 payın devrine ilişkin davalı şirketin 10.03.2008 tarihli kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkili ...Tektaş'ın kendi payından 2 adedini noterde düzenlenen 10.03.2008 tarihli sözleşme ile davalı eşine devrettiğini, şirket müdürlüğünün 10.03.2008 tarihli karar ile devir sözleşmesine muvafakat ettiğini, davalılar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi bulunduğunu, devrin TTK. 521/1. maddeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, şirketin davalıların evlilik birliğinin devamı sırasında 2006 yılında kurulduğu, davalılar ...ile Olcay arasında noterde düzenlenen 10.03.2008 tarihli “ Karı Koca Mallarının İdaresine ait Hükümler Gereğince Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi“ ile ...’e ait paylardan 4 payın edinilmiş mallarda sınırlı mal ortaklığı kapsamında olduğu kabul edilerek 2 payın ...’ a ivazsız olarak devredildiği, devir işleminin pay defterine işlendiği, TTK.’nun 521/1. maddesi gereğince bir payın karı–koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için diğer ortakların muvafakatine gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı limited şirket ortağı bulunan davalılar arasındaki pay devrinin yasaya uygun olmadığından bahisle iptali isteminden ibarettir. Limited şirketlerde pay devri usulü TTK'nun 520. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan hükümde "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır…. Payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmez." denilmektedir. Madde metninden de anlaşılacağına göre, ancak, birbirini takip eden üç işlemin yapılması halinde pay devri yasaya uygun şekilde gerçekleşmiş olur. Hal böyle olmakla birlikte, TTK’nun 521/1. maddesinde zorunlu nitelikteki bu işlemlere bir istisna getirilmiş, bir payın miras yoluyla yahut karıkoca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için, ortakların onayına gerek olmadığı düzenlenmiştir. Hemen söylemek gerekir ki, yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda, TTK’nun 521. maddesinde belirtilen şekliyle “karıkoca mallarının idaresi” adı altında bir fasıl bulunmamaktadır. 743 sayılı (eski) Türk Medeni Kanunu’nda ise altıncı babın bu başlığı taşımakta olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda ise dördüncü bölümde “eşler arasındaki mal rejimi” başlığıyla aynı konuların düzenlemekte bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı gerçek kişiler arasındaki evlilik tarihi 1999 ise de, 4721 sayılı Yasa’nın Yürürlük ve Uygulamasına Dair Kanun’un 10. maddesi hükmü uyarınca, davalı ...Tektaş’ın 4721 sayılı Yasa’nın 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 2006 yılında kurulan davalı şirkete kurucu ortak sıfatıyla sermaye koyduğu ve pay sahibi olduğu dosya kapsamıyla anlaşıldığından, davacı ...’in şirketteki paylarının 4721 sayılı Yasa’nın 218 vd. maddeleri uyarınca davalılar arasında devam etmekte bulunan evlilik birliği ve mal rejimi bakımından “edinilmiş mal” niteliğinde bulunduğu kuşkusuz olup, esasen bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı karı-koca arasında cari bulunan edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde davalı ...tarafından edinilen limited şirket paylarından bir kısmının, evlilik birliği devam ederken, bir diğer deyimle, mal rejimi sona ermeksizin, diğer davalı ...’a devredilmiş olmasının, davalı şirket ve davalılar dışında kalan diğer şirket ortak ve/veya ortaklarına karşı bir hüküm ifade edip etmeyeceği konusunda toplanmaktadır. 4721 sayılı Yasa’nın 218-241. maddelerinde düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi, yasal mal rejimi niteliğinde olup, söz konusu mal rejiminde eşlerden herhangi biri tarafından edinilen malın maliki yine o eş olup, 4721 sayılı Yasa’nın 223. maddesinde de gösterildiği üzere, malı edinen eşin, o mal üzerindeki tasarruf hakkı yasal sınırlar içerisinde sınırlandırılmamıştır. Diğer eşin, ancak mal rejiminin sona ermesi hallerinde, tasfiye anındaki duruma göre, edinilmiş malın maliki olan eşten katılma payını istemesi olanaklıdır. Bir başka söyleyişle, eşler arasındaki mal rejimi devam ettiği sürece, “katılan” eşin, edinilen mala ilişkin katılma payını diğer eşten talep etmesi mümkün değildir (bkz. Yargıtay 2.H.D.’nin 31.10.2006 tarih ve 13383-14624 sayılı kararı ve benzeri kararlar). Bu itibarla, somut olayda olduğu gibi eşler arasında, davalı ...’ın, diğer davalı ...’in maliki olduğu limited şirket paylarından bir kısmı yahut tamamı üzerindeki katılma alacağının ancak, 4721 sayılı Yasa’nın 225. maddesinde belirtilen sona erme hallerinde ve yine aynı yasanın 228 vd. maddelerinde belirtilen haller çerçevesinde talep edilebilmesi olanaklı iken, yasal mal rejimi içerisinde davalı ...tarafından edinilen şirket paylarının davalı karı-koca tarafından “berveçhi peşin tasfiye”sine yönelinmesi, eşler arasında ancak ileriye matuf olarak sonuç doğuracak nitelikte olup, üçüncü kişiler ve bu arada davacı ortak ve şirket bakımından hüküm ifade etmez. Esasen, TTK’nun 521. maddesindeki “karı-koca mallarının idaresi” sözlerinden de anlaşılması gereken, mal rejiminin sona ermesi ve buna bağlı olarak tasfiye nedeniyle ortaya çıkabilecek pay iktisaplarının, tıpkı payın miras suretiyle intikali ve/veya iktisabı gibi pay sahipliğinin iradi haller dışında sona ermesi hallerine münhasır olarak algılanması gerektiği ve ancak bu haller bakımından TTK’nun 520. maddesinde belirtilen zorunlu işlemler silsilesine bir istisna teşkil ettiğidir. Aksinin kabulü, maddenin konuluş amacına ve limited şirketlerdeki pay devirlerinin, şirkete ve diğer ortaklara karşı hüküm ifade etmesine ilişkin istisnai hallerin, şirket ve devir dışında kalan ortakların aleyhine ve büyük ölçüde genişletilmesine yol açacak niteliktedir ki, yasakoyucunun bu durumu arzuladığı söylenemez. Şu halde, davanın yukarıda yapılan hukuksal değerlendirmeler ışığında ele alınarak TTK’nun 520. maddesine uygun düşmeyen pay devrine ilişkin iş ve işlemlerin iptaline hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi cihetine gidilmiş olması yerinde olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının davacı lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.