11. Hukuk Dairesi 2014/6289 E. , 2014/11199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2013 tarih ve 2013/401-2013/470 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler
**11. Hukuk Dairesi 2014/6289 E. , 2014/11199 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2013 tarih ve 2013/401-2013/470 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1974 yılından bu yana kendilerine ait tesislerde .... unvanı altında faaliyetlerine devam ettiğini,davalının ise .... unvanı ile 2005 tarihinde kurulduğu ve iştigal alanının ana sözleşmede belirlendiğini, .... ve .... adlı web sitelerininde sahibi olduğunu, TTK'nın 54 vd. maddelerinin aldatıcı hareket ve iyi niyet kurallarına aykırı surette iktisadi rekabetin her türlü istirmarının haksız rekabet oluşturacağını düzenlediğini, dolayısıyla başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının kullanımının da suistimal oluşturduğunu, 40 yıldır kullandıkları.... unvanının davalı tarafça kullanılıp tüm tanıtım broşürlerinde, ilan ve faturalarında, web sitesinde bu unvanı kullanmasının karışıklığıa sebebiyet verdiğini, sektör haksız faydalanmaya yol açtığını, sağlamlık ve kalite kavramlarına zarar verdiğini iddia ederek rekabetin önlenmesine ve web sitelerinin tanıtım ve reklamların kapatılıp son verilmesi ile uğranılan manevi zarara ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tescilli ticaret unvanının kullanılmasının haksız rekabet oluşturmadığını, unvanın çekirdek kısmını oluşturan "As Civata" ibaresinin şirket ortaklarının adlarinin baş harfinden oluşturularak üretimini yaptıkları civata kelimesinin birleşimi ile meydana geldiğini, çok uzun süre bu unvan ile aynı sektörde faaliyet gösterilirken sessiz kalındığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının önceki tescilden doğan üstün hakkı bulunsa dahi, ticaret sicillerinin aleni olduğu, tarafların İstanbul'da uzun yıllardan beri aynı konuda faaliyet göstermeleri nedeni ile, davacının davalıdan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davalının ticaret unvanının tescilinden itibaren 8 yıl sonra silinmesi talebinin MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu, uzun bir süre sessiz kalmanın, zımmi bir icazet anlamına geldiği uzun bir süre geçtikten sonra böyle bir dava açılmasının hakkın kötüye kullanımını oluşturduğu, davacı tarafça davalının ticaret unvanını kullanma dışında haksız rekabet oluşturabilecek başkaca eylemlerine dayanılmadığı, şirketlerin faaliyet konuları ile ilgili web sitesi kurmaları ve tescilli unvanlarını, bu sitede kullanmalarının, bu unvan ile fatura kesmelerinin ve broşür bastırmalarının yaptıkları işin doğal sonucu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davada terkin talebi bulunmamasına rağmen karar gerekçesinde terkin talebi varmış gibi değerlendirme yapılmasının sonuca etkisinin bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davada, manevi tazminat istemi yanında ayrıca haksız rekabetin önlenmesi isteminde de bulunulmuştur. Bu şekilde davacının davalıya karşı olan birden fazla istemini aynı dava dilekçesinde ileri sürerek istemesi mümkün olup, buna objektif dava birleşmesi denilmektedir. Davacı tarafça, aynı dava dilekçesinde hem haksız rekabetin önlenmesi hem de manevi tazminat istemlerinde bulunmuş olup, esasen her biri ayrı bir dava konusunu oluşturan bu istemlerle ilgili olarak verilen kararların herbirinin ayrı vekalet ücretini gerektirmesine rağmen hangi talebe ilişkin olduğu açıkça belirtilmeksizin tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm bölümünün 5. fıkrasına "reddedilen haksız rekabetin önlenmesi talebi yönünden davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.