T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1392 Esas KARAR NO: 2026/470 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/217 Esas - 2023/449 Karar TARİH: 12/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1392 Esas KARAR NO: 2026/470 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/217 Esas - 2023/449 Karar TARİH: 12/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğunu, davacının davalıdan 164.205,24.-TL bakiye cari hesap alacağı olduğunu, cari hesaba konu faturaların davalı tarafından kayıt altına alındığının BA-BS mutabakat formları ile sabit olduğunu, davacının 05/02/2020 tarihinden beri ödeme yapmadığını, ödeme için çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, cari hesaba konu faturalarda bahsi geçen malların döviz endeksli satışı yapılan mallar olduğunu, bu nedenle ödeme yapılmamasının davalıyı daha büyük zarara uğrattığını, bakiye borç için davalıya defalarca mail gönderildiğini, ihtarın da sonuçsuz kalması üzerine davalı aleyhine dava konusu takibin başlatıldığını, davalının soyut itirazlar ile takibi durdurduğunu, davalının icra dosyasına sunduğu itiraz sebeplerini değiştirmesi ve genişletmesine muvafakat etmediklerini ileri sürerek, mncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, sonuç olarak davalının takibe itirazının iptali ile inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, tarafların cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davalının kendi defterlerine göre davacıya 164.205,24-TL borcunun bulunmadığını, sadece fatura bedellerinin bir tarafın defterlerinde kayıtlı olmasının borcun varlığını göstermeyeceğini, teslimin de ispatı gerektiğini, davalı tarafça teslime ilişkin itiraz yapıldığını, e-imzalı şekilde yapılan arabuluculuk başvurularının yeterli müzakere ortamını taşımadığından ve arabuluculuğun amacı ile uyuşmadığından geçerli olmadığını, davacının hesap mutabakatı yapıldığında dair iddialarını kabul etmediklerini, dava konusu edilen alacağın icra dosyasına ihtiyati haciz tehdidi ile ihtirazi kayıt ile 29/09/2020 tarihinde ödendiğini, itirazın iptali davası için bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunarak, davanın usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini ve davacının kötü niyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/06/2023 tarih ve 2022/217 Esas - 2023/449 Karar sayılı kararında; dava konusu takip dosyasında; davacının davalı aleyhine toplam 165.750,92-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalı itirazı üzerine takibin durduğu, resen görevlendirilen Mali Müşavir ..... tarafından hazırlanan 07/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Dava dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye ait olmak üzere; Davaya konu asıl alacak yönünden; davacı tarafından talep edilen alacak tutarının takip tarihi öncesinde davalı tarafından ......... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına 29.09.2020 tarihinde teminat olarak yatırıldığı, bu tutarın davacı taraf hesaplarına geçtiğine dair bir belge olmadığından davacının davalı şirketten asıl alacak tutarı olan 164.205,51.-TL alacaklı olacağı, ........ İcra Dairesi ...... E. Sayılı dosyasına 29.09.2020 tarihinde teminat olarak yatırılan teminat bedelinin huzurdaki dava ve takip tarihi öncesinde davacı hesaplarına geçmiş olması durumunda davacının davalıdan alacaklı olamayacağı, Ancak, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı müdafaaları ıde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı,..." kanaatinin bildirildiği, bilirkişi raporunun dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğu, davacının talebi dikkate alındığında takibin 164.205,54.TL üzerinden devamı yönünde karar verildiği, ayrıca davalının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının ......İcra Müdürlüğü'nün ....esas sayılı takibine yaptığı itirazın 164.205,54-TLyönünden iptaline, takibin bu alacak yönünden kaldığı yerden devamına, alacağın %20'si oranında 32.841,10TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kendi defterlerinde davacıya 112.254,07-TL borçlu göründüğünü, takipte talep edilen tutar kadar borçlu olunmadığı gibi, depolarının kullanılması nedeniyle davacıdan ayrıca kira alacağının bulunduğunu, davacının teslim olgusunu ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenle iade faturayı kabul etmeyerek haksız bir borç doğmasını sağlamaya çalıştığını, bilirkişinin taraflar arasındaki tutar farkına ilişkin olarak usulüne uygun tutulmuş defterlerinde davacı tarafa gönderilen iade faturalarını tespit etriğini; ancak sonucun davacı lehine takdir edildiğini, mal teslimine ilişkin bir mutabakat olmadığı gibi iade faturasının dikkate alınmama sebebinin raporda belirtilmediğini, mahkemece davalının kabul ettiği 112.254,07-TL yönünden inkar tazminatına hükmedilmemesi, bu tutarı aşan kısım üzerinden inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, zira uyuşmazlığın iade faturalarının davacı defterlerine kayıtlı olmamasından çıktığını, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tehiri icra taleplerinin kabulüne, talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece icra dosyası, tarafların 2020,2021,2022 yıllarına ait BA-BS formları celbedilerek, taraf defterleri ile dosya üzerine mali bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda taraf defterleri arasındaki farkın davalı tarafından davacıya düzenlenen 18/09/2020 tarihli ...... numaralı 38.361,98-TL tutarlı iade faturası ile 25/09/2020 tarihli.... numaralı 13.589,47-TL tutarlı iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, bs-bs formlarının uyumsuz olduğu, davacının kendi defterlerine göre davalıdan 164.205,54-TL alacaklı, davalının kendi defterlerine göre davacıya 112.254,07-TL borçlu göründüğü kanaatinin bildirildiği, mahkemece davacı defterlerindeki kayıtlar esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık mezkur iki adet iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davalının davacı tarafından kendisine gönderilen iki adet aynı tutarlı satış faturasını önce defterlerine kaydettiği, sekiz günlük yasal süre içerisinde bu iki adet satış faturasına karşılık, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iki adet iade faturasını düzenlediği davalı kayıtlarından anlaşılmaktadır. Öte yandan; davacının dava dilekçesi ekinde, davalı tarafından 2020 yılında yapılan ödemeleri gösterir tüm dekontların, davalının davacıya 2020 yılında kestiği satış faturalarının ve yine davacının davalıya 2020 yılında kestiği iade faturalarının örneklerini dosyaya sunduğu anlaşılmıştır. Bu faturaların arasında davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve taraf defterleri arasındaki farkı oluşturan iki adet iade faturası da bulunmaktadır. Tarafların 2020 yılı ba-bs karşılaştırmaları incelendiğinde, davalının davacıya 6 adet belge karşılığı KDV hariç toplam 103.626,00-TL tutarında satış faturası kestiğini beyan ettiği, davacının aynı sayıda belge karşılığı ve aynı tutarda alış beyanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu ve tamamı davalı tarafından düzenlenmiş dokuz adet satış ve iade faturasından üçünün 5.000,00-TL altında olmaları nedeniyle vergi dairesine bildirilme zorunluluğu bulunmayan faturalar oldukları, aralarında uyuşmazlık konusu iki adet iade faturasının da bulunduğu kalan altı adet faturanın ise, tutarları itibariyle vergi dairesine bildirimlerinin zorunlu olduğu, ancak vergi dairesine bildirilen KDV hariç tutar ile bu altı adet faturanın KDV hariç toplamları arasında uyumsuzluk bulunduğu, bu durumda mahkemece davacı vekiline, davacı tarafından 2020 yılında davalıdan alış olarak vergi dairesine bildirilen altı adet faturanın hangileri olduğunu açıklaması ve birer örneğini dosyaya sunması, yine dava dilekçesi ekinde uyuşmazlık konusu iki adet iade faturasının davacıya tebliğ edilmemiş ise, ne şekilde davacı uhdesinde bulunduğunu, ayrıca bu iki adet iade faturasının karşılığını teşkil ettiği satış faturalarına konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediklerini, edilmiş iseler iade faturaları ile birlikte davacıya iade edilip edilmediklerini açıklamak için, sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, akabinde davacı itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının iade faturalarına yönelik itirazları karşılanmaksızın, eksik tahkikat ile hüküm tesisi yerinde görülmemiş, davalı yanın istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../06/2023 tarih ve 2022/.... Esas ve 2023/.....Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.