TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2023 NUMARASI : 2022/791 Esas 2023/365 Karar DAVA : Limited Şirket Hisse Devri KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2026 Taraflar arasındaki limited şirket hisse devri istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hü…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1363 Esas 2026/430 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1363 KARAR NO : 2026/430 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2023 NUMARASI : 2022/791 Esas 2023/365 Karar DAVA : Limited Şirket Hisse Devri KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2026 Taraflar arasındaki limited şirket hisse devri istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile aralarında 17/02/2021 tarihinde protokol akdedildiğini, buna göre, davalı şirket ... Akaryakıt ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin % 25'lik hissenin devri hususunda anlaşma sağlandığını, ancak davalı tarafından hisse devrinin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle taraflar arasında yapılan pay devri taahhüdü içeren sözleşme uyarınca payın devrini talep ettiklerini belirterek davalı şirketin davalı ... adına kayıtlı 750 adet payın kendilerine devir ve tescilini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, davanın davalı şirkete yöneltilmesine olanak olmadığını, husumet yönünden itiraz ettiklerini, eksik harcın ikmalinin gerektiğini, müvekkilinin protokolden haberdar olmadığını, hisse devrine dair TTK'da öngörülen şekil şartının da gerçekleşmediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderlerinin vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ile davalı ... arasında, davalı ... tarafından davalı şirkete ait 750 adet payın davacı adına devir vaadini içeren 17/02/2021 tarihli adi yazılı bir sözleşme imzalandığı ileri sürülerek eldeki dava ikame edilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi bağlamında şekil şartına uygun olmayan adi yazılı sözleşmeye dayalı hisse devrinin talep edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında, 17/02/2021 tarihli Protokol imzalandığını, tarafların Protokolu, noterden tasdik ettirmek üzere anlaşmış olmalarına rağmen bir türlü gerçekleştiremediklerini, iş bu Protokolün içeriği ile tarafların imzaları hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, davacının Ankara 69. Noterliğinin 27/10/2022 tarih 32162 yevmiye nolu ihtarname ile hissenin devrini talep etmiş olmasına rağmen olumlu cevap alamadığını, protokolün uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle noterden tasdikinin zorunlu olmadığını, bu nedenle mahkemenin “ şekil şartı yerine gelmediğinden” gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin dayanaksız olduğunu bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; adi yazılı limited şirket pay devri vaadi sözleşmesinden kaynaklanan, davalı şirkete ait davalı ... adına kayıtlı %25 pay karşılığı 750 adet payın davacı adına tescili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; UYAP sistemi üzerinden temin edilen 02/03/2021 tarih 10278 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 83. sayfası ve 14/06/2024 tarih, 1107 sayılı TSG'nin 677. sayfası incelendiğinde; dava konusu şirketin ortaklarının 1800 adet pay ile ..., 1200 pay ile ... olduğu, şirket ortaklarından ...'ın 1800 adet payını ...'ye devri ile şirketin ... adına kayıtlı 3000 adet pay ile tek ortaklı limited şirket olduğu görülmüştür. Dosya kapsamında dava dilekçesi ekinde yer alan ''Protokol '' başlıklı belge ; ''... AKARYAKIT VE İNŞAAT SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Adı ile Ankara Ticaret Sicil Memurluğuna ... Mersis numarası ile kayıtlı olan şirketteki yüzde 40 hisse oranının tamamı her ne kadar ... (TC.N...) adına resmiyette gözükse de, Şirkette ... tüm hisse oranının %25'ine sahiptir. ...'ın sahip olduğu %25 hisse ... adına kayıtlı hissenin içinde yer almaktadır. Bu sözleşmeye göre ... şirkette %15 ,... %25 hisse sahibidir. ... ve ...'ın hisselerinin toplamı şirket hisselerinin toplamında yüzde 40 hissedir. Yukarıdaki açıklama sözkonusu şirket pay adedine göre açıklaması şu şekilde taraflarca kabul edilmiştir. Şirketin toplam pay adedi 3.000 Resmiyette ... adına gözüken pay adedi 1.200 Yukarıda açıklamaya göre işbu sözleşmeye göre belirlene pay adedi ... 450 pay adedine sahiptir. ... 750 adedine sahiptir. Resmiyette ... adına gözüken hisse ... tarafından tarafından talep edildiği taktirde hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın yukarıda bahsi geçen yüzde 25 hisse (750 pay adedi) resmi olarak ...'a ya da talep ettiği üçüncü kişiye talepten itibaren üç iş günü içinde devredilecektir. Talep olduğu halde devir yapılmadığı taktirde 3.000,000 (üçmilyon) TL ... tarafından ...'a cezai şart ödeneceği taraflarca kabul edilmiştir. İşbu protokolden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir. İşbu protokol taraflarca okunarak imza altına alınarak kabul edilmiştir. " şeklinde taraflar arasında düzenlenmiştir. Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan protokol gereği davalının, diğer davalı şirketteki %40 payının %25'lik kısmının davacıya devredilmesi konusunda protokol/sözleşme imzalandığını, buna rağmen davalının sözleşmedeki imzaların noterden tasdikine yanaşmadığını beyan ederek davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespiti ile payın tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça şekil şartına uygun olmayan adi yazılı sözleşmeye dayalı hisse devrinin talep edilemeyeceğinin savunulduğu, Mahkemece yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere, “ şekil şartı yerine gelmediğinden” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmüştür. Davacı tarafın istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın, limited şirket pay devrinin geçerli olup olmadığı, davacının ihtilafa konu payların adına tescilini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı görülmüştür. Limited şirketlerde ortak sıfatı aslen veya devren kazanılır. Kuruluşta ve sermaye artırımında, birleşme ve tür değiştirmede edinilen pay aslen kazanılmıştır. Devren kazanma ise genel olarak payın pay devir sözleşmesi ile devralınmasıdır. Limited şirketlerde ortaklık payı kanunen devredilebilirlik niteliği taşımakla birlikte anonim şirketlerin aksine payın devri zorlaştırılmıştır. Bunun temel sebebi ise limited şirketlerin kanun koyucu tarafından orta ve küçük işletmeler için iç ilişkide şahıs şirketi özelliği gösteren ve daha ziyade birbirini tanıyan kişilerle kurulan bir şirket türü olarak tasarlanmış olmasıdır. Limited şirketlerde pay devri somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin yazılış şekli itibariyle emredici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Burada öngörülen şekil devir sözleşmesi bakımından bir geçerlilik şartıdır. Limited şirketlerde pay devrinin ilk şartı 6102 sayılı TTK'nun 595/ (1) maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde;'' Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.'' hükmünü haizdir. Buna göre limited şirketler pay devrine ilişkin tasarruf işlemi, payı devretme ve devralma iradelerini açıkça ifade eden ve yazılı şekilde yapılması ve imzaları noter tarafından tasdik edilmesi gereken ortaklık payının devri sözleşmesi ile yapılır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup emredici niteliktedir. (Şeklin emredici olduğuna yapılan vurgu için bkz.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2021 tarih, 2020/1895 E- 2021/1873 K, 10/06/2020 tarih, 2019/4355 E- 2020/2784 K, 04/11/2019 tarih, 2018/5788 E- 2019/6746 K sayılı ilamları) 6098 sayılı TBK'nun 12 maddesi uyarınca ; Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Somut olayda; her ne kadar davacı tarafından tarafların Protokolu, noterden tasdik ettirmek üzere anlaşmış olmalarına rağmen bir türlü gerçekleştiremediklerini, iş bu Protokolün içeriği ile tarafların imzaları hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının Ankara 69. Noterliğinin 27/10/2022 tarih 32162 yevmiye nolu ihtarname ile hissenin devrini talep etmiş olmasına rağmen olumlu cevap alamadığını, protokolün uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle noterden tasdikinin zorunlu olmadığı iddia edilmiş ise de, Davaya konu işlemin tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde limited şirket hisselerinin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasına göre, pay devrine ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmadıkça ve imzalar noterce tasdik edilmedikçe kanunun aradığı emredici şekilde gerçekleşmiş bir pay devrinden söz edilemeyeceği, Türk Ticaret Kanunu'nun Limited Şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerini düzenleyen 595/1. maddesindeki düzenlemesine göre; limited şirketlerde pay devrine ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 12/2. maddesine göre de; kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şekli olup öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağından davacı tarafça dayanılan bila tarihli "limited şirket hisse devir sözleşmesi"nde tarafların imzaları noterlikçe onanmadığından sözleşmenin geçersiz olacağı, Taraflar arasında düzenlenmiş olan protokoldeki imza davalıya ait ise de , protokolün ancak devir vaadi olarak değerlendirilebileceği, vaat sözleşmelerinin asıl sözleşmenin şekil şartına tabi olacağı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09/12/2019 tarih, 2019/1321 E- 2019/8002 K, 17/01/2017 tarih, 2015/12266 E- 2017/296 K sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu, yani hisse devrini içeren anlaşmanın adi yazılı şekilde yapıldığı, noterden imzaların onaylanmadığı, 6102 sayılı TTK’nun 595. m. uyarınca getirilen şekil şartına uyulmadığı, bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğu, yasanın aradığı geçerlilik şartına uyulmadığı için anlaşmanın geçersiz olduğu, bu nedenle davacının geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, somut olayda devre ilişkin sözleşme adi yazılı olup, taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesindeki şartlara uygun, imzaları noterce onanmış bir esas pay devrine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı ve 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen hisse devir sözleşmesinin TBK'nun 12/2 maddesi uyarınca geçersiz olduğundan ortada geçerli bir hisse devri sözleşmesi olmadığı , bu bağlamda hisse devrinin geçerli olması için kanunun aradığı emredici şekil şartının somut olayda gerçekleşmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...