İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden ... hakkında cari hesaptan kaynaklanan alaca…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/530 KARAR NO : 2025/1365 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/12/2021 NUMARASI : 2020/546 Esas - 2021/865 Karar DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden ... hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, müvekkili şirketin huzurdaki davaya ve icra takibine konu alacağı, davalı borçlu ile arasındaki cari hesaptan kaynaklandığını, davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediği açıkça ortada olduğunu, işbu sebeplerle davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davalı takip borçlusunun, taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen sevk irsaliyelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye ibrazdan kaçınma ihtimalinin bulunduğunu, bu durumda müvekkili şirketin haklı alacağına kavuşması daha da güçleşecek ve neredeyse imkansız hale geleceğini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına. karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf davalı aleyhine başlattığı icra takibine dayanak olarak cari hesap ekstresi sunduğunu, dava dilekçesinde taraflar arasında mal alım satımı ilişkisi olduğu belirtilmişse de buna ilişkin olarak herhangi bir şekilde sözleşme, fatura, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı vb. sunulmamış yalnızca cari hesap ekstresi sunulduğunu, davacı tarafın bu malların davalıya teslim edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, zira teslimi gerçekleşmeyen bir mala ilişkin fatura düzenlendiği olsa bile teslim edilmeyen mala ilişkin ödeme yapılmayacağının açık olduğunu, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorunda olduğunu, bunlara ilişkin olarak davacı tarafın düzenlendiği faturaları, BA-BS formlarını sunmak, malların davalıya teslim edildiğini ispatlamak durumunda olduğunu, zira malların davalıya teslim edilmediği halde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmasının davalıdan beklenemeyeceğini, bununla birlikte davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından alacaktan düşülmediği ve gerek icra takibine gerekse davaya konu meblağ ortaya çıktığını, ancak davalının böyle bir borcu olmadığı tarafların ticari defterleri ile BA-BS formları üzerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, davacının davasının ve tüm taleplerinin reddi ile 6100 sayılı HMK mad. 330, 332 vd. kapsamında yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonunda, TMK'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190 maddesinde; 'İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.' şeklinde belirtilerek devamında 200. maddede, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 201. maddesinde, 202. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanmıştır. Somut olayda; her ne kadar davacı tarafın ticari defterlerinde dava konusu faturalar işlenmiş olsa da söz konusu faturalarda teslim alan kısmının imzalanmadığı ve dolayısıyla dava konusu malların davalı tarafa teslim edildiğinin ispat edilemediği ayrıca davalı tarafın BA-BS sunmak zorunda olmadığı ve davacı tarafın davalı taraftan fatura alacağının ispat edilemediği anlaşılmıştır. Şu halde, davacının fatura alacağının varlığını yemin delilinden başka bir delille ispat imkânı kalmamıştır. Mahkememizce davacı vekiline yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin teklifine bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerle sübuta ermeyen davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemesinde her iki tarafın da ticari defterlerinde davacı şirketin alacağının tespit edildiğini, e-arşiv fatura olarak düzenlenen faturalara konu malların tesliminin ispat edilemediğine dair tespitlerin tamamının yersiz olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, düzenlenen faturalara muhatap tarafından süresi içerisinde itiraz edilmemesinin de satış sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin yerine getirildiğini gösterdiğini, yerel mahkemenin eksik inceleme sonucu hüküm kurduğunu, bu nedenle işbu kararın hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satımdan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının iddiasının ispatlanmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile "35.549,22 TL cari hesap" borcu nedeniyle 35.549,22 TL asıl alacak, 4.040,68 TK işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.589,90 TL alacağın tahsili istemiyle 19.06.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur. Davacının lehine delil olma vasfına sahip ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takibe konu alacağın 27.06.2019-31.07.2019 tarihleri arasındaki cari hesaba konu davacı tarafından düzenlenen e-arşiv faturalarına dayandığı, söz konusu faturaların üzerinde ''irsaliye yerine geçer'' ibaresinin bulunduğu, faturada teslim alan muhatabın isim ve imzasının bulunmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 35.549,22 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın 2020 yılı ticari defterlerinin incelendiği, 2018-2019 yılında işletme defterine tabi olduğu, davaya konu edilen alacağın 2019 yılına dayandığı, işletme defteri mükelleflerinin BA-BS bildirimine tabi olmadığtespit edilmiştir.Salt fatura yada e-fatura düzenlenmesi ve elektronik ortama muhatabına iletilen e- faturada irsaliye yerine geçer ibaresinin bulunması fatura içeriği malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından düzenlenen e-faturalar dosya sunulmuş ise de, teslim alana ilişkin herhangi bir isim ve/veya imza bulunmamaktadır.Somut olayda her ne kadar Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmışsa da, öncelikle tarafların ticari defter kayıtlarının değerlendirilmesi gerekir.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddeye göre ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekir.HMK'nın 222/3.maddesine göre ticarî defter kayıtlarını HMK 222/2.maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ( HMK'nın 222/3.maddesinde yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.)Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan malların davalıya teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanılmıştır. Mahkemece davacının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından 2019 yılına ait ticarî defterler ibraz edilmemiştir. Ancak, Mahkemece defter incelemesi için kurulan ara kararlar davalıya tebliğ edilmemiş olduğu gibi, Mahkemenin ara kararında ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3.maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçlar usulünce de ihtar edilmemiştir. Davalı tarafça mazeretsiz olarak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde davacı tarafın kayıtlarına göre karar verilmesi mümkün olup, Mahkemece, davalıya 220/3.ve 222/3 maddesindeki ibraz etmenin sonuçları da hatırlatılacak şekilde ihtarlar yapılarak 2019 yılına ait ticari defterlerinin ibrazı istenerek üzerinde mali müşavir aracılığıyla inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Her ne kadar davacı vekili BA-BS formları istenmeden karar verdiğini beyan etmişse de, Mahkemece tarafların BA ve BS formlarını dosyaya getirtilmiş olması karşısında davacının bu husustaki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025