11. Hukuk Dairesi 2023/5047 E. , 2024/6897 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/157 Esas, 2023/1000 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/220 E., 2022/790 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5047 E. , 2024/6897 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/157 Esas, 2023/1000 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/220 E., 2022/790 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 2017 yılında ticaret yapmaya başladıklarını, davalının İnci Deri ve ... Tanca firmalarından aldığı çekleri taraflarına verdiğini, 2019 yılında İnci Deri Firmasının ödemelerini tatil etmesi nedeniyle hem hakkında iflas davası açtıklarını, hem de icra takiplerine başladıklarını, çeklerde davalının da ciranta olması sebebiyle icra takiplerinde davalının da borçlu gösterildiğini, davalının ricası üzerine haciz işlemlerinin yapılmadığını, çok bunaldıkları bir dönemde davalı tarafın bir protokol yapmayı teklif ettiğini, protokolü iyi niyetle imzaladıklarını, bu arada davalı ile ticarete devam ettiklerini, 2020 yılı sonunda ticaretlerinin bittiğini, davalı tarafın yeni bir protokol yapmayı teklif ettiğini, bunu kabul etmedikleri için haklarında davalar açmaya başladığını, yapılan protokolün tam bir sömürü aracı olduğunu, davalının taraflarından aldığı mallara karşılık çürük çek ve senetleri verdiğini, ödeme yapmadığını, aldatma ile kendisini ibra ettirdiğini, protokoldeki edimler arasında aşırı bir nispetsizlik olduğunu, gabinle malul protokolle bağlı olmadıklarının tespitine ve edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında derdest davaların mevcut olduğunu, açmış oldukları menfi tespit davalarında davalı tarafından savunma olarak dava konusu protokolün gabin ile malul olduğunun ileri sürüldüğünü, o davalarda bu iddia bir ön sorun olarak inceleneceğinden bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, taraflar arasında pazarlamacılık/komisyonculuk ilişkisinin olduğunu ve bu hususun yazılı delille kayıt altına alındığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı taraf ile davalı şirket arasında Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/375 E., Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/665 E., Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/312 E., İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/218 E. sayılı dosyalarının mevcut olduğu, celp edilip incelenen dosyalardaki davaya konu dayanağın taraflarca imzalanan protokol olduğu anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesine göre "davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartı olduğu, davacı tarafından protokolün gabin ile malul olduğu iddiası yukarıda incelemesi yapılan dosyalar ile derdest bulunan mahkememizin 2021/665 Esas sayılı dosyalarında ileri sürüldüğü anlaşılmakla işbu davanın açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılarak davanın hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu protokole dayanılarak bu davanın davalısı tarafından, bu davacının davacısına karşı açılmış menfi tespit davasının bulunduğu ve davalı tarafça cevap dilekçesi ile protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü, gabin nedeniyle sözleşmenin geçersizliği iddiası dava olarak ileri sürülebileceği gibi, açılmış bir davada cevap olarak da ileri sürülebileceği, açılmış menfi tespit davasında Mahkemece protokolün geçerli olup olmadığının tespiti mahiyetinde gabin iddiasının da inceleneceği ve buna göre bir karar verileceği, her ne kadar somut dava ile davacı edimler arası eşitsizliğin giderilmesini de talep etmiş ise de; TBK'nın 28 inci maddesi uyarınca gabin nedeniyle hem sözleşmenin geçersizliğinin tespitinin, hem de edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesinin talep edilemeyeceği, dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının protokolle bağlı kalmayı değil, protokolün geçersiz sayılmasını talep ettiğinin anlaşıldığı, bu minvalde daha önce açılmış bir davada ileri sürülmüş geçersizlik iddiası yönünden yeniden dava açılmasında hukuki yararın olmadığı ve Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında imzalanan protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle geçersizliğin tespiti ve edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesi talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.