Hukuk Genel Kurulu 2000/21-1609 E., 2000/1699 K. Hukuk Genel Kurulu 2000/21-1609 E., 2000/1699 K. - EK DAVA ZAMANAŞIMI - KISMİ DAVA - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 133 ] "" Taraflar arasındaki "maddi-manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3.İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.4.2000 gün ve 2000/261 E-299 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi…
Hukuk Genel Kurulu 2000/21-1609 E., 2000/1699 K. **Hukuk Genel Kurulu 2000/21-1609 E., 2000/1699 K.** **- EK DAVA ZAMANAŞIMI - KISMİ DAVA - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT**- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 133 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki "maddi-manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3.İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.4.2000 gün ve 2000/261 E-299 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 11.7.2000 gün ve 2000/4536-5588 sayılı ilamiyle; (...Dava, nitelikçe iş kazası sonucu uğranılan beden gücü kaybı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Zararlandırıcı sigorta olayı sonucu davacının %46,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, olayda davalının %60 oranında kusurlu olduğu, zararlandırıcı olayın 1.12.1985 tarihinde meydana geldiği, işbu davanın ise, 3.3.2000 tarihinde açıldığı, yöntemince zamanaşımı definde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, Ankara 3.İş Mahkemesine, davacı tarafından açılan 1995/1061 sayılı davanın kısmi eda davası niteliğinde mi yoksa "olumlu tesbit" davası niteliğinde mi, giderek, anılan davanın Borçlar Kanununun 133/2.maddesi gereğince zamanaşımını Ankara 3.İş Mahkemesine açılan 2000/261 esasında kayıtlı iş bu dava yönünden de kesip kesmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Gerçekten, olumlu tesbit davasının zamanaşımını keseceği hem öğretide, hem de yerleşik Yargıtay kararlarında kabul edildiği tartışmasızdır. Öte yandan, olumlu tesbit davasının ise; alacaklı tarafından açılan ve hukuki münasebetin varlığının saptanmasına yönelik olduğu "eda" istemini içermediği söz götürmez. Somut olayda; davacının Ankara 3.İş Mahkemesine açmış olduğu 1995/1061 sayılı davanın ikinci kısmi eda davası niteliğinde olduğu, olumlu tesbit davası niteliğinde olmadığı, kesinleşen karar içeriğinden anlaşılmaktadır. Bundan başka, kısmı davalarda; Mahkeme, görevi gereğince davacının işverenden isteyebileceği tazminat miktarının tavanını belirlemekle yükümlü olduğu tartışmasızdır. Bütün bunlardan başka, kısmi davada, ayrıca tazminatın miktarının belirlenmesini istemek ve bu belirlemeye yönelik istemi, olumlu tesbit davası olarak nitelemek "eda davası" açmak imkanı varken tesbit davası açılamaz" yolundaki kamu düzeni ile ilgili ilkeye aykırı olacağı açıktır. Hal böyle olunca, davacının açmış olduğu ve kesinleşen davalar "kısmı dava" niteliğinde olup "olumlu tesbit" davası niteliğinde olmadığından 2000/261 sayılı dava yönünden, zamanaşımını kesmeyeceği, açık-seçiktir. Başka bir anlatımla, kısmı davalarda zamanaşımı, yalnızca dava edilen kısım için kesilir, ve dava dışı bırakılan kısım için zamanaşımı işlemeye devam eder. Ek davanın zamanaşımı süresinde açılması gerekir. Oysa, ek davanın Borçlar Kanununun 125.maddesinin öngördüğü 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra açıldığı ortadadır.