T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/731 Esas KARAR NO : 2026/44 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2017/606 Esas - 2022/567 Karar TARİHİ: 22/06/2022 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/731 Esas KARAR NO : 2026/44 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2017/606 Esas - 2022/567 Karar TARİHİ: 22/06/2022 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı şirketin %25 ortağı olduğunu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2016/584 Esas sayılı dosyası ile ortaklıktan çıkarma davasının ikame edildiğini, davalının şirketin ortağı olduktan sonra ve hisse oranının artmasını takiben kasasından aşırı derecede harcamalar yaptığını, şahsına ait borçlarını ve kredi kartı borçlarını sürekli şirkete ödettiğini ve paralar aldığını, kendisinin aldığı paraların bir kısmını 12.08.2015 tarihli genel kurulda beyan ederek zapta geçirttiğini, davalı yanın haksız saldırısı neticesinde taraflar arasında gerginlik oluştuğunu, davalı yanın hakaretleri neticesinde 2016/417 Esas sayılı kamu davasının açıldığını, daha sonra davalı yana Kadıköy 15. Noterliğinin 02.02.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek üzerinde avans olarak görünen 1.742.683,23-TL bedelin ve yine şirket hesabından davalının şahsi kredi kartına yapılan 81.697,02-TL borçlarını ödemesini talep ettiklerini, davalı yanın İstanbul 29. Noterliği'nin 05.02.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile şirkete borcu olmadığını, alacağının bulunduğunu beyan ettiğini, yine İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün ... nolu icra takibine geçildiğini, davalı yanın 03.03.2016 tarihinde vekili vasıtası ile icra takibine itiraz ettiğini, davalı yanın şirket uhdesinde şirket alacağı yanın diğer ortaklar üzerinden virman edilen başka borçlarının da mevcut olduğunu, davalı yanın itirazlarının haksız olduğunu, tarafların banka hesaplarının karşılaştırıldığında ortaya çıkacağı üzere şirket hesabından davalının hesabına ödemeler yapıldığının sabit olduğunu, beyan edip davalarının kabulünü, 1.824.380,25-TL alacaklarının 05.02.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı tarafın dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/06/2022 tarihli, 2017/606 Esas - 2022/567 Karar sayılı kararında;"...Dava, davacı şirket tarafından ortağı olan davalıya avans olarak verilen ve yine şirket hesabından davalının kredi kartına yapılan borç ödemelerinin toplamının ödenmesi için başlatılan alacak talebidir. Dosya içerisine davalı ortağın davacı şirkete borcu olup olmadığına ilişkin 14/01/2020 tarihli bilirkişi raporu alınmış, itiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden 11/06/2020 tarihli ek rapor alınmıştır. Yapılan yargılama sonucu; davacı tarafa ait ticari defterler inceleme konusu yapılmış ve davacı şirket tarafından ibraz edilen 2011-2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerin TTK'nun 64 ve 66 maddeleri ile VUK'nun 220 ile 226. Maddelerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu ve davacı şirket lehine delil vasfında olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından uyuşmazlık yılları olarak 29/09/2011 yılından 31/12/2015 yılına kadar davalı ile ilgili kısımlar inceleme konusu yapılmış ve bu tarih itibariyle davacı şirket tarafından davalıya 1.824.380,25 TL borç bakiyesi verildiği tespit edilmiştir. Yine davacı şirket tarafından bahse konu borçların ödenmesi için Kadıköy 15. Noterliğinin 02/02/2016 tarihli ihtarnamesi gönderilerek şirket hesaplarından davalıya verilen 1.742.683,23 TL avans ödemesi ile 81.697,02 TL şirket kredi kartından belgelendirilen miktarın ödenmesi için gönderilen ihtarname uyarınca 3 günlük mehil verilmiş ve ihtarname davalıya 04/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarnameye rağmen davalı tarafından şirkete, ticari defter ve kayıtlar uyarınca mevcut olan borçların ödenmediği tespit edilmiştir. Davalı taraf her ne kadar hem cevap dilekçesinde hem de sözlü beyanlarında asıl kendisinin şirketten alacaklı olduğunu, şirket borçları nedeniyle hem evinin hem arabasının ipotekli olduğunu, kendilerinin kayıtlar dışında harici para transferleri nedeniyle bir borcu olmak bir yana alacaklı olduğunu belirtmiş ise de miktar itibariyle mahkememiz tarafından bahse konu alacağın kesin delillerle ispatlanması gerektiği, buna ilişkin 2011 ile 2015 yıllarındaki usulüne uygun olarak tutulan ve davacı şirket lehine delil oluşturulan ticari defter ve kayıtlarının aksinin davalı tarafından da ispat edilemediği anlaşılmakla bilirkişi teknik heyeti uyarınca yapılan incelemeleriyle açılan davanın kabulü ile, temerrüt tarihi olarak da Kadıköy 15. Noterliğinin 02/02/2016 tarihli ihtarnamesinin davalıya 04/02/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 3 günlük mehil verildiği ve faiz başlangıcı olarak da mehilinde sonundan itibaren 08/02/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile 1.824.380,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Açılan davanın KABULÜ İLE;1.824.380,25 TL'nin temerrüt tarihi olan 08.02.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından taraflarınca gösterilen deliller değerlendirilmeden eksik inceleme yapılarak ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, davalı ile davacı şirketin diğer ortakları arasında husumet bulunduğunu, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında diğer ortakların davacı şirketteki usulsüz işlemlerinin ve şirketi hortumladıklarının ortaya çıktığını, davacı aleyhine bir çok icra takibi başlatılmasına rağmen diğer ortaklar aleyhine başlatılmadığını, bilirkişi raporunun Mahkemece oluşturulan ara karara göre hazırlanmadığını, davalı tarafından harcandığı iddia edilen ücretlerin bir kısmının şirketin nam ve yararına harcanmış olduğunu, buna ilişkin olarak bulunan bütün makbuz ve defter örneklerini mahkemeye ibra ettiklerini, ancak yerel mahkemenin bu hususta hiçbir inceleme yapmadığını, söz konusu defter ve makbuzların tamamının üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda sonuç ve kısımların tamamının müvekkilin bağımsız denetimciden almış olduğu rapora ilişkin olduğunu, esasında bu raporun şirket içi işleyişin nasıl olduğu, davacı şirket ve diğer ortakların nasıl birlikte hareket ettikleri ve hem müvekkili hem de şirketin geleceğini nasıl tehlikeye attıklarını gösterdiğini, kanunen kabul edilmeyen faturaların işlenmemesi gerektiğini, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanuna göre, gider kabul edilen ve gider kabul edilmeyen harcamaların düzenlendiğini, gider kabul edilmeyen harcamaların işlenmemesi gerektiğini, davacı şirket tarafından gider olarak gösterilen harcamaların da yasaya aykırı bir şekilde kayıt altına alındığını, davacı aleyhine borç olarak çıkarılan miktarların, müvekkil tarafından yapılan harcamalar olup olmadığı, şirket harcaması olup olmadığı, davalı müvekkile avans ödemesi mi kar payı ödemesi mi yapılıp yapılmadığı, hangi dönemlerle ilişkili harcamalardan sorumlu tutulduğu hususları netleştirilmeden rapor oluşturulduğunu, 12/08/2015 tarihinde yalpan 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında verilen 6. No’lu karar gereğince yönetim kurulu üyelerine aylık 15.000,00 TL bedel ödenmesine oy birliğiyle karar verildiğini, bilirkişiler tarafından ilgili rapor tanzim edilirken davalının 7 senelik yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklı alacağın mahsup edilmediğini, davacının uzun bir süredir şirket yönetiminden bizzat ortaklar tarafından uzaklaştırılmış olduğunu, davalının taşınmazının ve aracının davacı şirketin kredi borcu için ipotek verildiğini ve bu borcun şirket tarafından ödenmediğini, davacı şirket tarafından avans olarak ödendiği iddia edilen ve ilk derece mahkemesi kararında da avans olarak anılan ödemeye dair avans ödemesi yapılabilmesi için gereken şartların sağlandığını ve şirket genel kurulunca kar payı avansı dağıtımına ilişkin alınan kararın dosyaya sunulmadığını, davacı şirket tarafından müvekkile avans ödemesi yapıldığı iddia edilmekle birlikte şirketin avans ödemesi yapabilmesi için gerekli genel kurul kararı alınmadan şirket tarafından müvekkile böyle bir ödeme yapılabilmesinin söz konusu olamayacağını, bu yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirketin ortağı olan davalıdan cari hesap alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı şirket tarafından davalı şirket ortağına avans olarak ödenen paraların kendi şahsi borçları için harcandığı ve şirket tarafından kendisine tahsil edilen kredi kartının şahsi harcamaları için kullanıldığı iddiasıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili talep etmiştir. Davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamış ve davacı iddiaları inkar edilmiş sayılmıştır. Yargılama aşamasında davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçelerinde ise yukarıda belirtilen istinaf sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin ve davalı tarafından harcandığı iddia edilen ücretlerin bir kısmının şirketin nam ve yararına harcanmış olduğu beyan edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve davalı tarafından dava dışı ortaklar aleyhine yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma sonrası İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/19 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, raporlarda davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile banka kayıtlarının incelendiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirket tarafından davalıya yapılan, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda şirket tarafından tüm ortaklara ve diğer ortaklar tarafından davalıya yapılan ödemelerin, masraf kalemlerinin, ortaklar tarafından yapılan harcamaların kalem kalem ayrıntılı olarak dökümünün yapıldığı, şirket tarafından davalıya banka havalesi olarak gönderilen toplam tutarın 1.742.683.23 TL olduğunun, davalıya tahsis edilen şirket kredi kartı ile yapılan harcamalara ilişkin tutarın 81.697,02 TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Şirket tarafından gönderilen paranın banka havalesi ile gönderildiği banka kayıtları ile sabit olup, esasında davalı vekili beyan dilekçelerinde ve davalı asilin duruşmada vermiş olduğu beyanlarında paranın gönderildiğini kabul etmiş olup, bu husus ihtilaf konusu değildir. Davalı, davacının gönderdiği paranın avans ödemesi olarak gönderildiğinin ispat edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalı vekili bizzat kendi beyan ve istinaf dilekçelerinde gönderilen paranın bir kısmının şirket nam ve yararına harcandığını beyan etmekle, davalı asilin 22/06/2022 tarihli duruşmadaki "2011 yılından beri şirket ortağıyım, 2011 yılından 2022 yılına kadar şirketten ben hiç para almadım, aldığım paralar tamamen sahadaki işçilere, rüşvet olarak başka yerlere verildi, benim aldığım paralar örneğin Köy tüzel kişiliğine cami için yol için vermem için gönderilen paralardır daha sonra bana gönderilen paraların karşılığında ki evrakların ancak 3/1'ini alabildim, benim bir borcum yoktur, benim 4,5 trilyonluk evim ve 1,5 trilyonluk arabam şirket adına ipoteklidir." şeklinde beyanı gözetildiği şirketten para alındığını ve bu paranın işçilere ve rüşvet olarak verildiği savunması karşısında paraların kendine alacaklı olduğu savunması karşılığında değil, avans olarak verildiğini kabul ettiği ve davalının davacıdan alacaklı olduğu yazılı olarak ispat edilemediği de gözetildiğinde davalıya ödenen paranın avans ödemesi olarak verildiği ispat edilmiştir. Ayrıca genel kurul tarafından karın dağıtılmasına karar verilmesi ile kar payı kararlaştırılan miktar şirkete karşı alacak hakkına dönüşeceğinden ve davacı şirket tarafından kar payı dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadığından ödenen paranın kar payı avansı olması da mümkün değildir. Davacı vekili, şirket tarafından davalıya gönderilen paranın bir kısmının ve kredi kartı harcamalarının şirket nam ve hesabına harcandığını ve buna ilişkin sunulan makbuz ve belgelerin incelenmediğini ileri sürmüş ise de, bilirkişi raporlarında şirketin tüm ortaklar tarafından belgeli ve belgesiz yapılan harcamalarını ticari defterlere tek tek kaydettiğinin tespit edildiği, söz konusu kayıtlar ve dosyaya sunulan harcama belgeleri Dairemizce de incelendiğinde yeme, içme, otel, giyim, araç....vs gibi şahsi harcamalara ilişkin olduğunun görüldüğü, şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında söz konusu harcamaların ne şekilde şirketin nam ve hesabına yapıldığı hususunda illiyet bağının kurulamadığı, para makbuzları ile verilen paraların hangi sebeple verildiğinin anlaşılamadığı, davalı vekili tarafından da somut bir şekilde her bir harcamanın hangi sebeple şirketin nam ve hesabına olduğunun açıklanmadığı, somutlaştırılmadığı ve aksine delil sunulmadığı, davalı vekili tarafından sunulan ortakların talebi üzerine şirket kayıtlarında yapılan denetim sonucunda düzenlenen raporda da davalının şahsi harcamaları ve kendi evi için yaptırdığı bakım onarım harcamalarına ait faturaların şirket gideri ve proje maliyeti olarak gösterildiğinin de belirlendiği anlaşıldığından söz konusu istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/19 esas ve 2019/296 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olması sebebiyle diğer ortak olan sanıkların tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan beraatlerine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla bu kararın, davacı şirketin diğer ortaklar aleyhine icra takibi başlatmamasının ve davalıya bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmamasının da iş bu davanın sonucuna bir etkisi bulunmayıp, davalı bu hususlarda yasanın ön gördüğü ve diğer ortakların sorumluluğuna ilişkin yasal yollara başvuru hakkını kullanmakta serbesttir. Davalının taşınmazının ve aracının davacı şirketin kredi borcu için ipotek verilmesi ve bu borcun şirket tarafından ödenmemesi de bu borcun davalı tarafından ödenmediği aşamada davalıyı alacaklı konuma getirmemektedir. Davalı 7 senelik yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklı huzur hakkı alacağının dava konusu alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı tarafından ileri sürülen bu husus takas def'i olup, takas def'inin de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından söz konusu takas def'inin dikkate alınması ve huzur alacağı hakkının bu davada değerlendirilmesi mümkün olmayıp, davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 124.623,41 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 31.155,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 93.467,56 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.